21. Asır Türkiye’sinde Kitle İnsanına Dair Bir Yazı Denemesi

Bu denemede yazılan her şey, bu çağın en büyük suçunu işlemekle karşı karşıyadır: bilimsel olmamak. Bilimsel bir metoda sahip değilim ve dahası üstünde durmaya çalışacağım konu da alabildiğine irrasyonel: Türkiye’deki Kitle İnsanı.
Bilindiği gibi “Kitle İnsanı”, Jose Ortega Y Gasset ile maruf bir terimdir. O, bu terimi,  yirminci asırda Avrupa’da iktidara gelen sıradan insanı tarif etmek için kullanmıştı. Ben ise, 21. asırda Türkiye’de etkinlik kazanan insan tipi için yine bu terime başvuracağım.
Türkiye, istiklalini kazandığından beri modern olamadıysa da modernizmin  neredeyse bütün belalarıyla yüz yüze gelmiştir. Avrupa’da 19. asır liberalizminin ortaya çıkarıp güçlendirdiği kitle insanı, nasıl ki 20. asırda zafere ulaştıysa, Türkiye’de de Özal ile başlayan liberalizmin görünürlük kazandırdığı kitle insanı 21. asırda güce ulaştı. Politika, sanat ve eskiden eğitimlilerin ifa ettiği bütün büyük uğraşlar sıradan insanın eline geçti veya onun seviyesine indi. Türkiye, yalnızca ekonomik değil kültürel bir bunalımla da boğuşmaktadır, daha doğrusu boğuşmak zorunda kalacaktır. Artık sosyal medya aracılığıyla parlatılan tek düze ve sanatsız şarkılar  müzik zevkimizi, seviyesiz komedi ve aşk filmleri sinema anlayışımızı şekillendiriyor. Kitle insanı, kendi sıradanlığını dayatmadığı bir saha bırakmıyor. Bu sıradanlığın güvenliğini terk etmek istemeyen ama bir yandan da kitle içinde eriyip gitmekten korkan insan biraz ümit verici olsa da onun için de kestirme ve ağrısız çözüm yolları bulmakta gecikmiyor sistem. Farklı görünme isteğiyle batıda çoktan elden düşmüş modalara ilgi duyuyoruz.
Oysa Farklı görünmek isteyen insan, farklı olma hakkını sonsuza kadar kaybeder. Çünkü farklı görünme isteği tabiatı itibariyle sığdır, bize dayatılan moda, sürüden ayrılmadan marjinal olma isteğimizi tatmin eden bir şeydir. Rimbaud, “Nedir ki benim hiçliğim, sizi bekleyen uyuşukluğun yanında?” diyor. Tekniğin kolaylaştırdığı hayatımız, uyuşukluğa her geçen gün daha da alıştırıyor bizi. Artık kimse sahici serüvenlere aldırış etmiyor, sıradanlığın kısırlaştırıcı konfor alanında yaşıyor ve ölüyoruz.
Peki, kimdir Türkiye’de etkinlik kazanan kitle insanı? Eğitimi, düşüncesi veya herhangi bir entelektüel çabası olmadan en ciddi şeyler üzerine söz söyleme ve daha kötüsü sözünü geçirme hakkı bulunan insandır. Politikada görünen yüzüyle orta veya üst sınıf muhafazakar insanken, sanatta görünen yüzüyle daha çok 80 darbesiyle apolitikleşmiş seküler insandır.
Eğer Kültürel Canlılığı sağlayamazsak, kahramanların elinde yükselen Türkiye, sıradan insanın elinde çökecektir!

Tarık ERDEM – İstanbul Üniversitesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
Instagram