algi-nedir

ÖZ

Bu yayın, Mersin Halkı’nın Suriyeli Sığınmacılara Dair Suç ve Suçluluk Algısı tez araştırmasının kavramlarından olan “Algı”nın açıklanmasını kapsar. Yayın içerisinde Algı, Algının Yönetilmesi ve Algının Tasnifi açıklanmıştır. Özellikle sosyal psikoloji alanında kullanılan algının sosyoloji içerisinde ele alınabileceğine de değinilmiştir. Tez konusu bağlamında ise “kriminal Suriyeli kimliğinin” yaratılmasında algı oluşumu ele alınmıştır.

ALGI

Araştırmanın bir başka kavramı da “algı”dır. Algı kavramı daha çok sosyal psikoloji literatüründe görülse de, sosyoloji gibi diğer sosyal bilimler literatüründe de görülen ve kullanılan bir kavramdır. Diğer toplumsal gerçekliklerde olduğu gibi “algı” da insanlığın var oluşundan bu yana vazgeçilmez bir gerçekliktir. Çünkü algı, insanevladının dünyayı anlamlandırma aracıdır. İnsanlar algılama sayesinde hem nesnel gerçeklikleri kavrar hem de diğer insanlarla olan ilişkilerini belirler. İnsanlarla olan ilişkileri kavramak açısından algı, sosyolojik yaklaşım içerisinde önemli bir yere sahiptir.

En kısa tanımıyla algı, nesnel dünyayı duyular yoluyla öznel bilince aktarma işlemidir. Bir anlamda gerçekliğe giden süreçtir (Saydam, 2005: 38). Algı, duyu organlarımız tarafından alınan gerçek duyusal verilerin örgütlenerek yorumlanması işlemidir (Pustu, 2014: 310). TDK’a göre algı, bireyin çevresinde yer alan gerçek uyaranların bilincine varma, idrak etme ve anlamlandırma sürecidir. Algı, kişisel ve bireyseldir (Bijoor, 2003: 2).

Tanımlamalardan anlaşılacağı üzere algı, genellikle duyu organlarımız aracılığıyla nesnel gerçekliği anlamlandırma sürecidir. Bu algılama süreci, Max Weber’in sosyolojik perspektifine uygun bir tanımlamadır. Weber’e göre sosyoloji, toplumsal eylemi yorumlayıcı tarzda anlamaya ve böylece onun yönünü ve sonuçlarını nedensel olarak açıklamaya çalışan bir bilimdir (Beeghley, Turner ve Powers, 2009: 213). Tabii ki Weber’in sosyoloji perspektifi bu anlamda birebir örtüşmüyor ama üç önemli kavramın algılama sürecinde de rol oynadığını görüyoruz: “Yorumlayıcı, anlayıcı ve açıklayıcı”. Bu bağlamda algılama, nesnel gerçekliğin yorumlanması ile anlamlanan ve sonuç olarak da açıklanan bir süreçtir. Dolayısıyla algılama süreci öznel bir deneyimdir. Yani kişisel ve bireyseldir.

Algıların anlamlandırma sürecinde bireyin değerleri, inançları, kültürü, grup normları ve ritüellerinin etkisi de devreye girmektedir. Bu nedenle algılar çoğu zaman beklenti, ihtiyaç ve daha önceden kimliğimize kodlanmış enformasyonlardan etkilenmektedir (Fisher, 1997: 24-25; Pustu, 2014: 313; Karabulut, 2014: 117-118). Bu noktada kültürün, değerin, inancın ve toplumun beklentilerin algılama sürecine dâhil olması, gerçekliğin aktör tarafından duyu organları ile kavranmadığına işaret edebilmektedir. Ya da gerçekliğin manipüle edilebilirliği söz konusudur. Özellikle de bilişim çağı dediğimiz hayatta, bireylerin sanal gerçekliğin ağında geziniyor olmaları, algılama sürecinin manipüle edilebilir olmasına olanak tanımaktadır. Günümüzde toplumları yakından ilgilendiren ya da toplumun bir kısmı için alarm konusu olan mesele veya meselelerin sosyal medyada takip edilmesi ve hızla gündem olması bireyler açısından tasarruflu bir gerçeklik kavrayışıdır. Tasarrufludur, çünkü bireyler herhangi bir olay ya da alarm meselesi haline getirdiği bir konuyu, algılama sürecinin tüm seanslarından geçmeden bir gerçeklik inşa edebiliyor.

Algılama süreci aynı zamanda bir yönetme işidir. Kastedilen, algının manipüle edilebilirliği, yönlendirilebilirliği ve kontrol edilebilirliğidir. Ancak algının bu boyutu askeri ve siyasi bir yönetim işidir. Araştırmanın konusu ekseninde algılama yönteminin iki temel unsuru, bu araştırmanın seyri açısından önemlidir. Algılama yönetiminin birinci unsuru, bir şeyin doğru olmadığına yönelik olarak “aldatma ve kandırma” taktiğidir. İkinci unsur, doğrulama projeksiyonudur. Burada “kesin ve doğru bilgiler karşısında muhalif ve yanlış düşünceler” vardır (Richelson, 2003: 2). Bu araştırmanın konusuyla ilgili literatüre bakıldığında, algının yaratılmasında birçok etken söz konusudur. Bunlar arasından en önemlileri siyasi aktörler ve medyadır. Siyasi aktörler, toplumun bir kesimini temsil etmesi ve bireyleri yönlendirebilme açısından önemli bir faktördür. Medya ise hem kitle iletişim araçları sayesinde hem de medya temsilcileri sayesinde toplumda bazı insanları etkileyebilmekte ve yönlendirebilmektedir. Dolayısıyla hem siyasi söylemler hem de medya temsilleri, araştırmanın konusu bağlamında, GK altındaki Suriyeli sığınmacılara yönelik algının yaratılması sürecinde etkilidir. Bu durum, aldatma ve kandırma şeklinde olabileceği gibi, muhalif ve yanlış bilgi üretmekle de sağlanabilir.

Algılar iç ve dış ya da deneysel ve zihinsel olmak üzere iki şekilde tasnif edilebilir. Bireyin, dışında var olanları beş duyu organı ile elde edebilmesine dış algı ya da deneysel algı denir. İç algılar ise birey, var olan gerçekliği duyu organları aracılığıyla elde edemediğinde, altıncı his de diyebileceğimiz, sezgi ve öngörüye dayalı algılama sürecine aynı zamanda zihinsel algılama da denir (Türk, 2014: 14; Stupak, 2000: 253).  Kesinlikle unutulmaması gereken, davranış biçimlerini akıl ve mantıktan çok duyguların yönettiğidir (Saydam, 2005: 89). Bu noktadan bakıldığında, dış algılar bireyler açısından en güvenilir gerçekliği kavrama biçimidir. İç algılama biçimi ise temellerin sağlam olmadığı bir gerçeklik kavrayışıdır. Ve bu algılama biçimi, birincil kişi olarak deneyimlenmeyen faktörlerin de işleme koyulduğu bir süreçtir. Örneğin bireyler açısından alarm meselesi olan bir konuya dair duyum, söylenti, hikâye ve teyitsiz haberlerin bu algılama sürecinde bir girdi sağlaması, birey açısından algılama sürecinin kontrol edilebilirliğini zayıflatır. Dünyayı şöyle ya da böyle algılamamız, duyularımızla gerçekte algıladığımız nesneler kadar “hafıza, söylenti ve fantezilerin” de bir ürünüdür (Özer, 2014: 184). Bu noktadan bakıldığında, sosyal ve zihinsel gerçekliği anlamlandıran ve biçimlendiren, ön yargı ve kalıp yargıların da algılama sürecinde bir girdi sağladığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla algının daha iyi anlaşılabilmesi açısından bu iki kavramın da açıklanması önemlidir.

Kaynakça

  • ÖZER, M. A. (2012). Bir Modern Yönetim Tekniği Olarak Algılama Yönetimi ve İç Güvenlik Hizmetleri, Karadeniz Araştırmaları, (33).
  • ÖZER, M. A. (2014). Siyasal İletişimin Etkinliğinde Algılama Yönetiminin Rolü, HAK-İŞ Uluslararası Emek ve Toplum Dergisi, 3(7).

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz