Demografi ve Devrimsel Tarih

demografi ve devrimsel tarih

Demografi, temelleri 17. yüzyılda atılmaya başlanmış olup kavram haline dönüşmesi 18. yüzyıldan sonra gerçekleşen gelişim halindeki bir sosyal bilim disiplinidir. Demografi; nüfusu, nüfusun temel dinamiklerini, alt gruplarını, özelliklerini inceleyen bilim dalıdır. İnceleme alanı,  kimi zaman tüm dünya olduğu gibi kimi zaman bir coğrafya, bir ülke, bir şehir yahut benzeri şekilde sınırları belli olan yerleşimlerdir. Nüfus bilimin kurucusu olarak bu alanda öncü çalışmalara imza atmış olan John Graunt kabul edilmektedir. Tarihin en eski dönemlerinden beri, toplanacak olan vergi ve savaşlarda eli silah tutabilecek erkeklerin belli olması için nüfus sayımı yapılmıştır. Bizim yaşadığımız bölgede ise ilk nüfus sayımı Osmanlı Padişahı 2. Mahmud tarafından yapılmıştır. Ülkelerin yönetimi açısından, insan kaynaklarının bilinmesi gereklidir. Ülkelerin doğum hızı, ölüm hızı gibi nüfus değerleri uygulayacakları politikaları da belirlemektedir. Artışın istenenden yüksek olması durumunda, nüfus ve doğum kontrolü uygulamaları yaygınlaştırılırken; nüfus artış hızı beklenenden yavaş olması durumunda, evlilik ve doğum hızının artması yönünde devletler teşvik politikaları uygulamaktadır. Bu bağlamda demografi, nüfusun büyüklüğünü, hareketliliğini, yapısını, tasnif edilmesini ve özelliklerini ölçmeyi sağlamaktadır. Rakamsal ve istatistiki sonuçlar ortaya çıkartır. Demografinin araştırmalarda odaklandığı 4 temel unsur mevcuttur; göç, evlilik, ölüm ve doğum. Günümüzde savaş, kıtlık gibi sebeplerden dolayı ortaya çıkan mülteci hareketleri de demografinin üzerinde durduğu önemli bir çalışma alanıdır. Ülkelerin yaptığı nüfus sayımlarında, nüfuslarının nitelikleri ortaya çıkar. Nufüs sayımında, büyüklük, cinsiyet, yaş, meslek, gelir, aile tipi, yoğunluk, coğrafyaya dağılımında, yaşadığı bölge, kaba doğum hızı, evlilik ve boşanma oranları, ölümler gibi özellikler tespit edilmiş olur.

Demografik Devrimler: Tarihin farklı dönemlerinde,  çevre koşulları, ölümler, doğumlar vb çeşitli sebeplerden ötürü dünyanın nüfus yapısında değişimler olmuştur. Bu değişimler toplumların özelliklerinde, yaşam tarzlarında, düşün dünyalarında da değişimleri beraberinde getirmiştir. Örneğin sağlık sektörünün gelişmesiyle birlikte; bebek ölüm oranları azalmış, ortalama yaşam süresi uzamıştır. Yahut çekirdek ailenin dağılmasıyla birlikte ailede çeşitli kültürel sorunlar ortaya çıkmış ve bu sorunların çözümü için toplumda yeni organizasyonlara ihtiyaç hasıl olmuştur. Bu ve buna benzer nüfus devrimleriyle ilgilenen Albert Jacquard’a göre, 4 büyük değişim görülmüştür.

Birinci Demografik Devrim:

İlk devrim, insanların ateşi kontrol almasıyla başlar. Yakıcılığı ve yok ediciliği bilinen ateşi belli oranda ehlileştiren insanlar, artık kendi taraflarına çekmişti. Doğadaki çeşitli zorlukların üstesinden gelebilmeleri için, ateş kullanışlı bir araç olmuştur. İnsanoğlu bu sayede hem soğuktan korunmuşlar hem de besinleri pişirerek tüketmeyi öğrenmiştir. Ateşin kaynatıcı özelliği sayesinde, mikropları kırarak daha sağlıklı ve uzun bir ömür sürmeleri sağlanmıştır.

İkinci Demografik Devrim

Buzul çağı ve paleolitik çağın ardından, insanlar avcılık ve toplayıcılığı geliştirerek besin kaynaklarını çoğaltmışlardır. İklim koşullarının iyileşmesi, insanların yaşam alanlarını genişletmiştir. Mızrak ve silah yapımında taşları yontma yöntemi geliştirilmiştir. Bu gelişmeler insanların beslenme alışkanlığını ve kaynak bulmayı olumlu yönde etkilemiştir. Toprağın verimliliğinin artması insanların göç etme zorunluluğunu kısmen azaltmıştır.

Üçüncü Demografik Devrim

Bu devrim insanların tarım faaliyetlerini öğrenmesiyle başlamıştır. Hayvanların ehlileştirilmesi, tarımsal alandaki gelişmeler insanların göç etme ihtiyacını azaltarak, yerleşik hayata geçiş zorunluluğu getirmiştir. Tarım ürünlerinin hasat edilebilir seviyeye gelmesi için belli süre gerekiyor olması, insanların devamlı olarak göç edişinin önüne geçmiştir. Artık ürün gözlenmeye başlanmıştır. İnsanlar, ihtiyaç fazlası ürünü saklamışlardır. Tarım yapabilmek için, insan kaynağına ihtiyaç duyuldu. Bu sebepten tarlada çalışmak üzere nüfus artışı gerekli idi, insanlar daha fazla çocuk dünyaya getirmeye başladı. Tarım toplumunda doğurganlık oranı ve nüfus artış hızı yükseldi. Bu artışlar dünya nüfusunun da artmasını sağlamış oldu.

Dördüncü Demografik Devrim

Bu dönemde sağlık sektörünün gelişimi nüfus artışını beraberinde getirmiştir. Hastalıklar ve ölüm hızındaki düşüşler ortalama yaşam beklentisini yükseltti. İnsanları kitleler halinde kıran salgın hastalıkların çözümü bulunmuş, hasta insanların tedavi edilmelerinde artış gözlemlenmiştir. Sanayileşme ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte yeni hastalıklar ortaya çıkmış(kanser…). Çevre kirliliği ve kimyasallar insan hayatlarında tehditler oluşturmaya başlamıştır. Dünyanın gelmiş olduğu noktada, bebekler belki hastalıklar yüzünden ölmüyor ama savaşlar ve göç yolları onların ölümüne yol açmıştır.

Kaynakça:

  • Danış, D. (?). DEMOGRAFİ: Ders 2:Geçmişten Günümüze Büyük Demografik Değişimler, Galatasaray Üniversitesi, İstanbul.
Önerilen Yazı
Nüfus Politikası Nedir? Türkiye’de Nüfus Politikaları

Yorum Yap

Yorum yap