frankfurt-okulu

Frankfurt Okulu, Almanya’da kurulmuştur. Eleştirel kuram adıyla anılır. Batıda ilk defa bir üniversite içerisinde Marksizmle alakalı kurulan okuldur, bu okul tarzında marksizm ile doğrudan alakalı başka bir okul da yoktur. Daha çok işçi sınıfının entelektüel arşivini oluşturmak için kurulmuştur. Amacı Marksist çalışmalar yürütmektedir. Sendikal, parti, yeraltı örgütleri çalışılmaktadır. Marksizmi entelektüel olarak incelemek isterler.

Frankfurt Okulu’nda dört dönem görülür. Bu dönemler;

İlk dönem: kuruluş dönemidir, daha çok marksizmi entelektüel olarak işçi sınıfının çalışmalarına destek sağlamak, işçi sınıfının arşivinin oluşmasını sağlamaktır.

İkinci dönem: asıl ilgileneceğimiz dönemi. Horkheimer okulun başına geçtiği dönem (1929). Daha akademiktir. Teori, altyapıdan üstyapıya dönüşüm geçirir. Diğer isimler: herbert marcuse, theodor adorno

Üçüncü dönem: hitlerin okulu kapatması dönemi, sürgün dönemi. 1941e kadar sürer. Bu dönemde enstitü amerikaya göç eder orada Kolombiya üniversitesinde araştırmalarına devam ederler.

Son dönem: 1953te tekrar almanyaya dönerler. Horkheimer tekrar rektör olur. 1960lara kadar sürer. Adorno son başkandır. Kapanış dönemidir.

Kuramın Habermas’ta kendini gösterdiğini görebiliriz. Jürgen Habermas ise Adorno’nun asistanıdır.

Frankfurt Okulunu Meydana Getiren Gelenekler

Hegelci-Marksçı Gelenek:

Olgun Marx’ın eseri Kapital’i tartışılmaz eser olmaktan çıkararak, Marx’ın bütün eserlerinin tartışılabilir hale geldiğini söyler. Marx’ın etkilendiği Hegel, Feuerbach, aydınlanma, Antik Yunan’a kadar uzanan eleştiriler yapmakta bu gelenekten etkilenirler. Hegel’e dönmek, onu anlamak, incelemek, yazmak. Ekim devrimi ve onun getirdiği açmazları, Avrupa solunu ve yeni arayışları ele almak. Proletaryayı yeniden incelemek, pratikten tekrar teoriye dönmektir. Marksizmi akademik olarak ortaya çıkarmak. Felsefeyi, özellikle Marx’ın bütün yazılarını yeniden değerlendirmek üzerinde durur. Avrupa solu daha önceden Marx’ın sadece siyasi, ekonomik yazılarına önem vermiştir, felsefi yazılarını görmezden gelmiştir. Eğer Marx’ı tümüyle inceleyecekseniz erken dönem yazıları, felsefi yazıları falan hepsi birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle Horkheimer döneminde Avrupa solunun durumu incelenir.

Hermeneutik Gelenek:

Bir metni anlamanın ve onu yorumlayabilmenin koşulu ne? O dönemi göz önüne alarak metni anlamaya çalışmak. Marx’ı ve kendilerinden önce yazılmış olan felsefi metinleri ve oradan yola çıkarak aydınlanmayı da aşarak, antik yunana kadar uzanan, moderniteyi meydana getiren şeyleri okumaya çalışırlar. Artık sadece metin okumak önemli değildir. Olayın kendisi de bir metindir. Mesela romanın ilk köle ayaklanmasını nasıl okursunuz? Hermeneutikçi yaklaşımdır. Sosyolojide buna yorumlama denir. Weber’in sosyolojisinde anlayıcı sosyolojidir. Sosyolojik olguyu, olayı bir metin olarak okumak ve yorumlamak anlamına gelir. Sosyologlar sosyolojik problemleri analiz etmek için hermeneutik okuma içerisine girerler. Eleştirdikleri en önemli problem pozitivizmdir. Marx’ın pozitif bir şekilde okunması demek basit determinist çözümlemesiyle Marx’ın eşitlenmesi demektir. Bu şekildeki bir okuma solun yeni bir sol faşizminin oluşmasına sebep olur. Hermeneutik okuma çalışmalarının temelini oluşturur. Her şeyi kökeninden alarak yeniden okurlar, analiz ederler. Marx’ı, Hegel’i, Avrupa felsefesini, aydınlanma düşüncesini, moderniteyi, Antik Yunan’a kadar inerek anlamaya, yorumlamaya çalışırlar.

Freudçu Psikanalitik Gelenek:

Marx ile Freud’u birlikte değerlendirmeye çalışmışlardır. Onları karşılaştırmak ya da birlikte değerlendirmektir. İkisinin ilişkisi bilinçaltıdır. Freud bunu birey bazında yapar. Okul toplumsal analizin temeline bu geleneği koyar. Faşizmi oluşturan bilinçaltına yönelirler. Otoriter kişilik nasıl oluşur? Marx ile Freud burada birleşir. Marx derindeki güç yani burjuva toplumunun yapısı üzerinde yoğunlaşır. Freud ise aynı toplumdaki cinsel töre ve bireydeki libidoya yoğunlaşır. Franfurt Okulu ikisini birleştirmeye çalışır. Marx’taki ekonomik yabancılaşma ile Freud’daki içgüdülerin bastırılması birbirine benzer. Marx’ta toplumsal tarihsel özne vardır, Freud’da biyolojik bir özne vardır. Marx’taki toplum aşamaları Freud’daki birey aşamalarına denk gelir.

Eleştirel Gelenek:

Kritisizm (Kant)dan etkilenir. Kant (saf aklın eleştirisi) akıl eleştirisi üzerine felsefesini temellendirir. Kant’a göre felsefe akılla yapılır. Önce bu araç olan aklı eleştirmek gerekir. Engels’e göre kant metafizik devresini kapatmıştır. Kant’tan önce felsefe tamamen metafizikle uğraşmıştır. Felsefe 3 büyük eleştiri çağı geçirmiştir: Sofistlerle başlayan aydınlanmaya kadar geçen süreç, 17.yyda John Locke (liberal felsefe) ile başlayan Comte ile başlayan süreç, Marx’la başlayan dönem.

Bu 4 gelenek temas ettiğinde temalarda önemli değişim geçirilir: Marx’ı kapital öncesiyle değerlendirmek, Freudçu psikanalitik tema, üstyapı analizleri (sanat, iletişim, estetik), iletişim-dil analizleri, teknoloji eleştirisi.

Ayrıntılı Yayın: FRANKFURT OKULU

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz