Endüstri Devrimi Sonrasında Meydana Gelen Toplumsal Değişmeler

Endüstri Devrimi Sonrasında Meydana Gelen Toplumsal Değişmeler
0

1.Endüstri Devrimi

İnsanlık tarihinden beri toplumlar hemen hiçbir zaman istikrarlı, sabit durumda kalmamıştır. Toplumlar; sürekli değişen, gelişen ve yeni olan her şeye ayak uyduran yapıda olmuşlardır. Bu değişim ve gelişmeleri de sağlayan; yenilikler, devrimler, düşünce sistemleri gibi daha birçok olgu, ideoloji ve olaylar insanlık tarihinde her zaman olan şeylerdir. Bu unsurlar sayesinde tarih boyunca toplumlarda pek çok değişimler veya gelişmeler meydana gelmiştir. Bu değişiklik ve gelişmelerin en köklü ve büyük olanlarından biri 18. yüzyılda başlayan ve iki yüzyıl içinde dünyanın tarımla uğraşan nüfusunu radikal biçimde azaltarak insanı, artan ölçüde hizmet ve mamul mal üreticisi haline getiren Endüstri Devrimidir[1]. Günümüzde hala bu dönemin özellikleriyle yaşamaktayız. Bu devrimin gelişmeleri hala devam etmektedir. Endüstri devrimi bilimsel teknolojiye atılan ilk adımdır.

Endüstri devrimi; 18. Yüzyılın ikinci yarısında İngiltere’de başlamıştır. Makineleşmenin başlaması ve buharlı yeni icatların bulunması gibi sanayi için gerekli güç kaynaklarının keşfedilmesi endüstri devriminin ya da diğer ad ile sanayi devriminin başlangıcı olarak kabul edilir. Yeni ve insan gücünden daha etkili güç kaynakları keşfedilince, insan gücüne olan ihtiyaç hızla azalmaya, makineleşme ise hızla artmaya başlamıştır. Öncesinde insan ve hayvan gücüne dayalı üretim biçimi artık makine ve teknolojinin kullanımına bağlanmıştır. Böylece günümüzde de devam ettiği gibi toplumlar Yaklaşık 250 yıldır endüstriyel üretim ve endüstriyel yaşam biçimiyle yaşamaktadırlar. Endüstri ihtilali kesinlikle insanlığın tarihi içerisinde atladığı en büyük çağ değişimidir.

Küçük bir buhar makinesinin üretilmesi ile başlayan endüstrileşme süreci neredeyse tüm dünyada köklü değişimlere sebep olmuştur. Zaten sosyoloji biliminin doğuşu da köklü değişimlerin yaşandığı bu döneme denk gelmesi tesadüf değildir. Eski dönemde çalışan sınıfın, düzenin işleyişinde kendi rol ve payının tam olarak bilincine varması söz konusu değilken veya ataerkil bir anlam dünyasında bu durumu kabullenmişken; 19. yüzyılda işçi sınıfı, sistemin işleyebilmesi için kendi rolünün önem taşıdığını açık bir biçimde fark etmiş veya yine bu ataerkil zihniyetin dışına çıkmıştır[2]. Bu durum da mevcut toplumsal düzenin değişmesine, sosyal değişimlerin yaşanmasına ve çeşitli toplumsal yeniliklere yol açmıştır.  Endüstri ihtilalinin sosyal çalkantılarından sonra bütün düşünürler toplum meselelerine el atmak zorunluluğunu duymuştur, çeşitli ideolojiler böylece doğmuş, dünya iki büyük genel savaşın içinde kendini bulmuştur.

Endüstri ihtilali bir anda olup biten bir şey değildir. Şüphesiz endüstri devrimine giden süreçte de bazı değişimler olmuştur fakat bu gelişmeler sadece endüstri devriminin yaşanmasına temel hazırlamıştır. Asıl değişim endüstri devriminin yaşanmasıyla ve bu devrimin dünyaya yayılmasıyla beraber yaşanmıştır. Endüstri devrimi belirli bir süreç içerisinde gelişmiş ve toplumda büyük değişimler meydana getirmiştir. Hala da yeni yeni değişiklikler meydana getirmektedir. En son gelinen endüstri 4.0 aşaması bunun bir göstergesidir. Her ne kadar endüstri 4.0 için ‘yeni bir devrim’ diyenler olsa da şüphesiz endüstri 4.0 da endüstri devriminin devamıdır. Endüstri 4.0 ile beraber artık makineler de geride bırakılıp robotik bilgisayar bilişim sistemlerine geçiş yapılmaktadır. Yani endüstrileşme ile beraber ortaya çıkan hem endüstriyel hem de teknolojik değişimler ve bu değişimler ile beraber gelen toplumsal değişmeler hız kesmeden ve hatta artarak devam etmektedir.

Sanayi devrimi ile birlikte insanların yaşam biçimleri de değişmiştir. Bu değişiklik daha sonraları şekillenecek olan tüm toplumsal yapıların kodlanmasında önemli bir etki oluşturmuştur. Çünkü sanayi devrimi ile birlikte toplumların gelenekleri, davranış biçimleri ve kuralları tümüyle değişmiştir[3]. Örneğin küçük bir köyde kendi bağ bahçesi ile ilgilenen yedi kişilik bir ailenin bazı üyeleri endüstri devriminin getirdiği fabrikalaşma ve şehirleşme yüzünden köy hayatını bırakarak şehirlere çalışmalara gitmişlerdir. Böylece yeni şehir hayatına adapte olma, iş kolları, çeşitli yeni davranışlar gibi daha birçok yeni toplumsal unsurlar ya ortaya çıkmıştır ya da mevcut olanları çeşitli değişikliklere uğramışlardır.

2.Endüstri Devrimi ve Toplumsal Yapı

Sanayi devriminin gerçekleşmesi pek çok alanda değişim, dönüşüme yol açmıştır. Yaşanan dönüşümlerden ne kadarının sanayi devrimi ile ilgili olduğu tartışılmakla birlikte, devrimin ekonomik, sosyal ve siyasal yönetimsel alanda pek çok etkisinin olduğu kabul görmektedir[4]. Görüldüğü gibi endüstri devrimi pek çok alanda değişiklikler getirmiştir. Tüm yaşanan toplumsal değişimleri bir bütün halinde incelemek olanaksızdır. Bu yüzden toplumsal değişiklikler; toplumun oluşmasında veya daha doğru bir ifadeyle toplumsal yapıyı oluşturan ve toplumun işlemesinde resmen araç sayılan bazı temel kurumlar üzerinden incelenecektir.

Toplum kendi içinde karmaşık bir sistemle meydana gelmiştir. Toplumu; İlişkiler, roller, statüler, toplumsal sınıflar ve kurumlar gibi toplumsal yapı unsurları bir araya gelerek oluşturur. Bu unsurların ne şekilde olacağı ise o toplumun kültürüne göre belirlenir. Yani kültür; toplumsal yapı unsurlarını şekillendirir, toplumsal yapı unsurları da bir araya gelerek toplumu oluşturur. Kültür ile şekillenen toplumun yapısında ki en önemli unsurlar kurumlardır. Çünkü kurumlar toplumsal sistemin işleyişini devam ettiren ve işleten konumundadır. Bir kavram olarak kurum, önemli bir sosyal ihtiyacı karşılamaya yönelik, birbiriyle ilişkili, organize olmuş ve süreklilik arz eden değerler ve kurallardan oluşan bir bütün olarak tanımlanır[5]. Kurumlar toplumsal ilişkileri, rolleri, davranışları başta olmak üzere daha birçok toplumsal yaşam alanlarının düzenlenmesi ile devam ettirilmesini sağlar kurumlar ihtiyaçları gidermeye yönelik oluşan ya da oluşturulmuş olan sistemlerdir. Başlıca kurumlar aile, eğitim, din, ekonomi ve siyaset olarak 5 temel kurum üzerinden incelenebilir. Bunlar sadece başlıca olanlarıdır, bunlar daha da çoğaltılabilir fakat en genel olanları bunlardır. Bu başlıca kurumların bir de alt kurumları vardır mesela aile kurumunda evlilik, üreme ekonomide üretim, tüketim ve eğitimde okul, öğrenim alt kurumlardır. Bu kurumlar toplumsal hayatı düzenleyen ve işleten toplumsal kurumlardır.

Toplumsal yaşamın devamını sağlayan bu kurumlar, endüstri devriminin yaşanmasıyla beraber çok çeşitli ve derin değişimlere uğramışlardır. Toplumsal yaşamın devamını sağlayan en önemli toplumsal yapı unsurları kurumlardır. Bu yüzden kurumlar üzerinde meydana gelen değişimler, bütün toplumsal hayatı etkiler. Bu nedenle de endüstri devrimi ile beraber meydana gelen toplumsal değişmeler ve gelişmeler, ancak toplumu oluşturan toplumsal kurumlar incelenerek anlaşılabileceklerdir. Toplumsal kurumlar çok çeşitli ve çok fazladır bu nedenle de kurumlar yukarıda belirtilen beş temel kurum üzerinden incelenecektir.

2.1 Endüstri Devrimi ve Aile

Aile, biyolojik ilişkiler sonucu insan türünün devamını sağlayan toplumsallaşma sürecinin ilk ortaya çıktığı, karşılıklı ilişkilerin belirli kurallarla kuşaktan kuşağa aktarıldığı biyolojik, psikolojik, ekonomik, toplumsal ve hukuksal yönleri bulunan toplumsal bir kurumdur[6]  Endüstri devrimi öncesinde aile, din kurumu ile beraber neredeyse kutsal olarak görülen, değişmez ve en önemli kurumdu. Buna rağmen ilk değişimler ailede yaşanmıştır. Endüstri devrimi öncesindeki toplum biçimi olan geleneksel tip ailelerde diğer tüm kurumların işlevleri hemen hepsi aile tarafından karşılanırdı. Aileler kendi kendilerine yeten yapılardaydılar. Geleneksel tip ailelerde eğitim ve ekonomi kurumları aile kurumu ile iç içe geçmiş bir durumdaydı. Bu ailelerde modern dünyada tanık olunduğu şekilde bir ekonomi yoktu. Malların üretimi, dağıtımı ve tüketimi aile içinde gerçekleşmekteydi[7]. Aynı şekilde bireysel eğitim olarak da toplumsal kültür enformel bir şekilde çocuğa ailesi tarafından aktarılıyordu. Bu iç içe geçmiş aile yapısı endüstri devrimi ile beraber yüksek oranda ortadan kalkmıştır. Sanayi toplumlarında aile geniş aileden çekirdek aileye dönüşmüş ve iş bölümü uzmanlaşmış, ekonomik faktörler aile dışına çıkmıştır.

Endüstri devrimi sonrasında toplumda genel olarak artık ailenin barınma, giyinme, yiyecek vs. gibi yaşamsal ihtiyaçları ekonomi kurumu ile giderilir. Üretim ve tüketim alanlarında aileler ilişkiler kurarlar. Modern toplumda aileler daha çok tüketime dayalı bir sistemle işlemektedir. Bu, ekonominin büyümesinden ve ekonomideki hizmet sektörünün gelişmelerinden kaynaklanan bir durumdur. Üretimi artık endüstriyel makineler yapmaktadır, tarımda artık teknoloji kullanılmaktadır. Bu değişimler daha da çoğaltılabilir yani aileler geleneksel toplumda kendi ihtiyacını kendisi ve tüm aile üyeleri ile el ele beraber üretip karşılarlardı. Ancak modern toplumda artık aileler ve kişiler neredeyse tüm üretimini ortadan kaldırarak tamamen tüketim dayalı bir sistem üzerinden işlemektedir.

Endüstri devrimi ile beraber kurulan kentler ve mevcut kentlerinde büyümesiyle beraber, köyden kente göçler yaşanmıştır. Kente yapılan göçler nedeniyle aileler yeni işlerde çalışmış ve farklı çevrelerle etkileşim kurmuşlardır. Bu durum endüstri devrimi öncesi egemen olan cemaat tarzı sıcak ve samimi ilişkilerin yerinin cemiyet tipi resmi ilişkilerin almasına neden olmuştur. Resmi ve yazılı kuralların benimsenmesiyle beraber geleneksel düşünceler geride kalmış ve özgür düşüncenin egemen olduğu modern yaşam biçimine geçilmiştir. Bu gelişmeyle beraber, gelişen iş kolları nedeniyle kadınlar da artık çalışmaya başlamışlardır. Kadının iş hayatına girişi; bakılması gereken çocuğun bakımın yapılması, eğitiminin verilmesi ve varsa aile de yaşlı kişilerin bakımına engel çıkarmıştır. Bu engellerin aşılması için de özellikle endüstri devriminden sonra kreşler ve yaşlı bakım evleri, huzur evleri gibi sosyal bakım evleri açılmıştır. Sosyal hizmetler aile yapısının değişmesi nedeniyle yaygınlaşmıştır. Kent yaşamında artık, geleneksel yapıdaki ailelerin yapması gereken sosyal yükümlülüklerin çoğunu oluşturulan bu sosyal hizmet kurum ve kuruluşlar yerine getirmektedir.

Tüm bu gelişmeler karşılığında ailenin mahremiyeti dönüşüme uğramış ve aile gittikçe topluma daha açık bir hale gelerek kurumsallaşmıştır. Bireysel fikirler, özgürlükler ve sorumlulukların tartışılmaya başlanması, kent hayatının arttırdığı stres ailede çözülmeler ve boşanmalar gibi sorunların yaşanmasına sebep oluştur ve hala da olmaktadır[8].

Görüldüğü gibi endüstri devriminden sonra sanayi toplumuna geçişle birlikte ailede çok derin ve etkili ve değişimler, ailenin o zamanki dogmatik yapısına rağmen yine de meydana gelmiştir. Diğer tüm kurumlar da, bilhassa ekonomi ve eğitim kurumları bu değişimlerle beraber birbirlerini etkileyerek değişmelere uğrayıp şekillenmişlerdir.

2.2 Endüstri Devrimi ve Ekonomi

Toplumsal düzenin işleyişinde ekonomi kurumu en önemli kurumlardan birisidir. Endüstri devrimi denildiğinde de genelde hep ekonomik değişimler düşünülmektedir. Oysa ekonomi de diğer kurumlarla etkileşime giren ve o etkileşimle değişime uğrayan kurumlardan, alanlardan biridir. Ekonomi; İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütünü olarak tanımlanır. Endüstri devriminden önce tüm bu etkinlikler aile içinden ya da en fazla köy içerisinden karşılanırdı. Fakat endüstri devriminden sonra yaşanan toplumsal değişmeler, kentleşme ve yeni çalışma alanları ile beraber tüm ekonomik faaliyetler başka alanlardan yani; şehir, fabrika, işletme, günümüzde de dev iş merkezleri tarafından yürütülmeye başlanmıştır. Bu değişimlere paralel bir şekilde 1750’lerden itibaren köylerden şehirlere doğru büyük göç dalgaları meydana gelmeye başlamış ve bu göçler, yeni üretim birimleri olarak ortaya çıkan fabrikalarda çalışacak işçilerin kaynağı olmuştur[9]. Üretimin fabrikalaşması ve yeni endüstriyel ürünlerin meydana çıkmasıyla tüketim artmış ve yeni ihtiyaçlar oluşmuştur. Artan ihtiyaçlar ve bu artan yeni ihtiyaçların da artık zorunlu ihtiyaçlar olması nedeniyle insanlar artık yeni ekonomik kaynaklar bulmaya yönelmiş ve mevcut ekonominin de büyümesine neden olmuşlardır.

Sanayi devrimi ile birlikte sermaye birikimi zorunlu hale gelmiştir. Sermaye birikimi sadece kapitalist toplumlarda değil aynı zamanda bütün sanayi toplumlarının da temel vurgusudur[10]. Bunun nedeni devrimden sonra tarım ve çiftçiliğe dayalı kendin üret-kendin tüket sistemi olmayıp, tamamen tüketime dayalı bir sistem oluştuğu için toplumda artık her kesimden insanlar kendi sermayesini oluşturmaya çalışmışlardır.

Köylerinde ve kasabalarında tarım, hayvancılık ve ticaret ile uğraşan insanlar endüstri devriminden sonra gelişen kentlere göç etmiş ve kurulan büyük fabrikalarda artık işçi olarak çalıştırılmaya başlamışlardır. Böylece; Sanayi Devrimi, özellikle Avrupa’da burjuva sınıfının yapı değiştirmesine ve yeni bir işçi sınıfının doğmasına yol açmıştır. Eski burjuva sınıfına şimdi fabrika sahipleri de katılmıştı. Burjuva sınıfı artık her ülkede en zengin sınıfı oluşturuyordu. Ancak ülkelerin çoğunda orta sınıf pek çok siyasal ve sosyal haklardan mahrumdular[11]. Endüstri devrimi ile beraber normalde endüstri öncesi ekonomik güç ile eğitim seviyesi ile belirlenen toplumsal tabakalaşmanın ölçütü neredeyse sadece ekonomik güç olmaya dayanmıştır. İşçi sınıfı ve zengin sınıfı olarak adlandırılan iki temel sınıfın varlığı, yine endüstri devriminin getirdiği kurumsal toplumsal değişiklikleri nedeniyle temellenememiştir. Ekonomik tabana dayanan eşitsizlik ve adaletsizliklerin olduğu bu ortamda yeni siyasi toplumsal hareketlerin oluşmasına temel hazırlamıştır. Yine endüstri devriminden sonra gelişen eğitim kurumu ile faaliyetleri sayesinde toplumda bir bilinç oluşturmuş ve toplumun ekonomik baskılara karşı çıkmasını sağlamıştır.

2.3 Endüstri Devrimi ve Eğitim

Eğitim, kültürün kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan, kişiye bir dünya görüşü kazandıran, kişinin yeteneklerini geliştirdiği gibi toplumların ihtiyacı olduğu nitelikli insan gücünü yetiştirmede ön planda olan toplumsal bir kurumdur[12]. Eğitim bir toplumun varlığının korunması ve devam ettirilebilmesi için en önemli kurumdur.

Endüstri devrimi öncesi geleneksel toplumlarda eğitim; genellikle çocuğun ebeveynleri, akrabaları, evin yaşlıları ve oyun arkadaşları aracılığıyla kendiliğinden sağlanmakta, eğitimin kaynağı ev ve aileden ayrılmamaktaydı[13]. Geleneksel toplumlarda kişi rasyonel ya da bilimsel bilgileri değil sadece içinde bulunduğu toplumun kültür, değer ve ritüellerini öğrenmekteydi. İşbölümü aile içinde yaş ve cinsiyete göre belirlendiği ve yine aile tarafından aktarıldığı için bireylerin herhangi bir mesleki eğitim alma zorunluluğu yoktu. Eğitim enformel şekilde ve sınırlı düzeydeydi. Endüstri devrimi yaşandıktan sonra eğitimde de köklü değişimler meydana gelmiştir. Bilimselleşme ve Aydınlanmanın etkileri Sanayi Devrimi ile güçlenerek sosyal konum ve toplumsallaşmada gelişmeler yaşanmıştır. Eğitim imtiyaz olmaktan çıkıp artık hak olmuştur[14]. Endüstri devrimi ile beraber artık eğitimde fırsat eşitliği ilkesi eğitimde geçerli olmuştur. Endüstri devrimiyle beraber oluşan modern toplumlarda artan uzmanlaşma ve farklılaşmayla birlikte normalde ailede gerçekleşen eğitim faaliyetleri artık bireylerin toplumsal yaşama ayak uydurması için yetersiz duruma gelmiştir. Bu da yeni eğitim faaliyetlerine ve eğitim kurumunun genel olarak gelişmesine neden olmuştur. Yani geleneksel toplumda ailede karşılanan eğitim-öğretimin neredeyse tamamı endüstri devriminden sonra artık eğitim kurumuna devredilmiştir(sosyalizasyon süreci hariç). Eğitim evrenselleşmiş ve formel bir şekilde eğitim verilmeye başlanmıştır. Günümüz toplumunda çocuğun örgün eğitimini devlet üstlenmiştir. Okula başlama yaşı düşmüş, okullaşma oranı yükselmiştir. Günümüzde mesleki çeşitlilik arttığı ve teknolojik gelişme sürekli olarak devam ettiği için bireyler sürekli olarak öğrenmek zorundalar ve bu yüzden de bireyin yaşamının büyük bir kısmı eğitim kurumlarında geçmektedir. Bireye toplumun kültürel mirasının aktarılması, gelecek rollerine hazırlanması, bireysel ve mesleki beceri kazandırılması eğitim kurumu tarafından birlikte yürütülmektedir[15]. Endüstri devrimi sonrasında devletler tarafından verilen eğitimler daha bilimsel, çağdaş, yenilikçi ve bireyi toplumsal yaşama adapte eden ve bireye kendi ilgi alanı üzerinden mesleki eğitimini verip bu meslek üzerinden gelişmesini sağlayan formel eğitimlerdir.

2.4 Endüstri Devrimi ve Siyaset

Siyaset; polise veya devlete ait etkinlikler biçiminde tanımlanmıştır[16]. Siyaset toplumların oluştuğu ilk günden beri var olmuştur. Toplulukların yönetimleri, ortak bölgesel çıkarlar ve daha birçok politik nedenlerden dolayı siyaset kurumu toplumlarda önemli bir yer tutmaktadır. Siyaset tarih boyunca sürekli olarak değişimlere uğramıştır. Endüstri devrimi nedeniyle toplumsal yaşamda yaşanan değişimler yönetim tarzı olarak da bazı değişikliklere gidilmesine yol açmıştır.

Endüstri devrimi öncesindeki Orta Çağ Avrupa’sının siyasi toplum örgütlenmesi bilindiği gibi feodalizmdir. Feodalizm ise üretimin küçük birimler içerisinde örgütlenmesidir. Bu sadece üretim değil savunmayı da amaçlayan bir örgütlenmedir[17]. Yani toplumlar feodal düzenler halinde kapalı, kendi içinde yaşayan ve diğer topluluklara karşı da sürekli çatışma içerisinde olan bir yapıdaydılar.

Endüstri devrimi yaşandıktan sonra kentlere yığışan nüfusun, feodal düzene sahip olan kırdaki görenek yolu ile öğrenilen ve aktarılan örf ve adetlerin denetimi altında gündelik yaşamını sürdürmesi mümkün değildi[18]. Bu yüzden de yeni bir yönetim anlayışına, yeni bir demokratik düzenin kurulması gerekti. Ancak gelişen endüstriyel fabrikalar, kentlerde oluşan yoğun nüfus yoğun bir işçi sınıfını meydana çıkarmıştı. Avrupa’da Sanayi Devrimi öncesinde de bir işçi sınıfı vardı. Bu sınıf her zaman çoğunlukta ancak bilinçsiz durumda idi. Sanayi Devrimi sonucunda işçi sınıfı bilinçlenmeye başladı. Toplumların hemen hepsinde en kalabalık sınıfını oluşturdu. İşçi sınıfı, yoğunluğuna karşın ekonomik ve siyasal haklardan mahrumdu. Ücretleri düşük, yaşama ve çalışma koşulları çok kötüydü. Çalışma saatleri uzun, fabrikalar havasız ve her türlü sağlık koşullarından uzaktı[19]. Birçok temel haktan mahrum bırakılıp emekleri sömürülen işçi sınıfı yeni toplumsal-siyasal hareketlere yöneldi ve Karl Marks öncülüğünde sosyalizm ve bunun gibi nice görüşler ortaya çıktı. Sanayileşmenin etkisinden uzak kalamayan her toplumda ayaklanmalar, protestolar ve grevler başladı[20]. Bunun yanında artık sendikalar, kuruluşlar ve partiler kurularak işçilerin yanı sıra farklı kesimlerin de etrafında toplandığı siyasi oluşumlar ortaya çıkmıştır.

Endüstri devrimi ile beraber daha yoğun olarak gelişen ulaşım ve haberleşme sistemleri sayesinde ülkeler arasında çeşitli ittifaklar, görüş birlikleri ve kuruluşlar kurulmuştur. NATO, BM, AB gibi birliktelikler hep ortak çıkarlar etrafında kurulan siyasi birliktelik ve ortaklık kuruluşlardır. Ortak çıkarların odak noktası ise endüstriyel üretim ve endüstriyel Pazar arayışları ile ticari büyümelerini sağlayabilmek için bu tür oluşumlarla devletler bir araya gelmektedirler. Endüstri devrimi öncesinde topluluklar sürekli birbiri ile çatışma içindeyken endüstri devriminden sonra toplumlar birbirleri ile daha sıkı ilişkiler kurup kültür alışverişinde bile bulunmuşlardır. Öyle ki günümüzde artık sınırların dahi neredeyse bir önemi kalmamıştır çünkü endüstriyel üretim sayesinde gelişen ulaşım sistemleri ile dünyanın her yeri artık insanların gidip yaşayabileceği bir mekân haline gelmiştir.

Endüstri devrimi sonrasında sadece uluslararası siyaset sisteminde değişimler meydana gelmemiştir. Ülkelerin kendi içerisindeki endüstriyel yaşam biçimine uygun ve rasyonel yönetim biçimleri oluşmuştur. İnsan hakları, çocuk hakları, kadın hakları, işçi hakları gibi pek çok unsur temel haklar olarak kabul edildi ve medenileşme çabasında olan her devlet bu unsurların dikkate alınması gereken faktörler olduğunun bilincine ulaştı[21]. Bu unsurların gelişimini sağlamak için devletler yeni politikalar üretmişlerdir. Günümüzde bu gelişmeyi en çok AB ülkeleri sağlamıştır ki endüstriyel olarak da yine en hızlı gelişimi AB ülkeleri göstermiştir.

Demokrasi, seçim, parti gibi çağdaş siyasi unsurlar hep endüstri devrimin yaşanmasından sonra gelişen ekonomi ve eğitim kurumları ile eşgüdümlü olarak toplumsal hayata girmiştir.

2.5 Endüstri Devrimi ve Din

Din, genellikle doğaüstü, kutsal ve ahlaki ögeler taşıyan; çeşitli ayin, uygulama, değer ve kurumlara sahip inançlar ve ibadetler bütünü olarak tanımlanır bu tanımın yanında dine sosyolojik bir bakış açısı kazandıran Emile Durkheim, “Dini, bir cemaatin meydana gelmesini sağlayan ayin ve inançlar sistemi’’ olarak tanımlamıştır[22]. Yani din toplumsal mana da toplumu ortak bir inanç etrafında toplayıp ortak değerlerin paylaşılmasına vesile olan toplumsal bir kurumdur.

Endüstri devriminden önce özellikle eski tarihlerden beri dinler her zaman toplulukları bir araya getirmiştir. Toplumsal yaşamın tamamı daima dini değer ve inançlara göre belirlenmiştir. Bir toplulukta tüm bireylerin o topluluğun dininin bir üyesi olması beklenirdi. Dinin getirdiği helal-haram kavramları ile ekonomik ilişkiler, günah-sevap kavramları ile de toplumsal ve kültürel değerler belirlenirdi. Endüstri devriminden sonra dini değerler artık aile düzeyine inmiştir ve günümüzde de din artık bireysel bir inanç halini almaktadır. Endüstri devriminden sonra bireyin bir topluluğun üyesi olabilmesi için artık bireyin dinine değil, bireyin eğitim düzeyi ile vereceği verime bakılır. Ekonomik ilişkiler dini değerlere göre değil, çıkarlara göre şekillenir. Geleneksel toplumlarda egemen olan ‘din kardeşliği’ olgusu endüstri devrimi ile beraber değerini yitirmeye başlamış, yerini ticaret ilişkileri ile kurumsal resmi ilişkiler biçimi almaya başlanmıştır. Burada herhangi bir ‘dinsizleşmeden’ bahsedilmemektedir. Sadece geleneksel toplumlarda din, toplumsal birlikteliğin ve paylaşılan değerlerin temel sebebi iken endüstri devrimi sonrası oluşan modern toplumlarda din; bireylere ait, kimseyi ilgilendirmeyen özel bir alan halini almıştır.

Görüldüğü gibi toplumun temel dinamiklerini oluşturan aile, eğitim, ekonomi, siyaset ve din kurumları endüstri devrimi ile beraber yoğun değişimlere uğramışlardır. Bu değişimler bir anda olup bitmiş olmayıp belli bir süreç içerisinde bu değişimler meydana gelmiştir. Ki günümüzde bile gelişen endüstriyel faaliyetler nedeni ile bu alanlardaki değişimler hala devam etmektedir. Toplumsal alanlardaki bu değişmeler toplumdan topluma farklılık gösterebilir. Nitekim henüz endüstri devriminin uğramadığı bazı kabileler de vardır.

Türkiye gelişmekte olan ülkeler grubunda yer almaktadır. Yani Türkiye şuan modern bir toplum olma yolunda ilerliyor. Bu da demek oluyor ki yukarıda bahsi geçen kurumlardaki değişimler şuan Türkiye’de de aktif olarak yaşanmaktadır. Türkiye farklı demografik yapısı, sıkı aile ilişkilerinin olması ve dinine bağlı bir toplum olduğundan dolayı bu kurumsal değişimlerden oldukça zorlanabilir. Fakat gelişen eğitim sistemi, büyüyen ekonomi, ilerleyen demokratik siyasal sistemler, bu değişimleri hem kolaylaştıracaklardır hem de zorunlu tutacaktır. Her toplum bu değişimlere uğramaktadırlar.

DEĞERLENDİRME

18.yy ’da İngiltere’de ortaya çıkan ve başta Avrupa olmak üzere zamanla tüm dünyayı etkisi altına alan endüstri devrimi birçok toplumsal değişmeye sebep olmuştur. Başta endüstri devrimi denildiğinde iktisadi ve ekonomik faaliyetler düşünülmesine rağmen, endüstri devriminin toplumsal mana da birçok etkisi ve getirdiği değişimler olmuştur. Toplumsal değişimlerin anlaşılması için toplumu oluşturan yapıların ayrı ayrı uğradığı değişimlerin incelenmesi gerekir. Aksi halde bir bütün halinde toplumsal değişikliklerin anlaşılması olanaksızdır. Bu nedenle endüstri devriminin getirdiği ve modern toplumun oluşmasını sağlayan değişimler bazı temel toplumsal kurumlar üzerinden incelenmiştir. Endüstri devriminin kurumların yanı sıra toplumsal yapı unsurları olan diğer öğeler üzerinde de şüphesiz kesinlikle etkileri olmuştur. Bu öğeler; roller, statüler, ilişkiler olarak sıralanabilir fakat bu unsurlar da yine temel toplumsal kurumlara ilişkili ve kurumlara göre şekillenmektedir bu yüzden endüstri devriminin kurumlar üzerindeki etkilerinin incelenmesi tercih edilmiştir.

 Atıf Navigasyonu:

  • [1] (Torun, 2003) s. 181.
  • [2] (Sucu, 2009) s. 43.
  • [3] (Aksoy, 2016) s.34.
  • [4] (Aksoy, 2016) s. 34.
  • [5] (TÜRKKAHRAMAN, 2009) s. 27.
  • [6] (Kahraman, 2015) s.214.
  • [7] (Kahraman, 2015) s. 222.
  • [8] (Dirimeşe, 2016) s. 25.
  • [9] (Özkul, 2019) s. 11.
  • [10] (Aksoy, 2016) s. 34.
  • [11] (Wikipedia, 2020) e.t. 14.06.2020.
  • [12] (Kahraman, 2015) s. 214.
  • [13] (Kahraman, 2015) s. 215.
  • [14] (Arslan & Demirağ, 2017) s. 8.
  • [15] (Kahraman, 2015) s. 215.
  • [16] (Bilgi, 2020) e.t: 14.06.2020
  • [17] (Sucu, 2009) s. 28.
  • [18] (Özkul, 2019) s. 166.
  • [19] (wikipedia, wikipedia özgür ansiklopedi, 2020) e.t. 15.06.2020.
  • [20] (Arslan & Demirağ, 2017) s. 10.
  • [21] (Arslan & Demirağ, 2017) s. 13.
  • [22] (wikipedia, wikipedia özgür ansiklopedi, 2020)

KAYNAKÇA

Kitaplar ve süreli yayınlar

  • Aksoy, A. (2016). Geleneksel devletten modern devlete: sanayi devrimi ve kamu yönetimi düşüncesinde değişim. Uluslararası politik araştırmalar dergisi, 31-37.
  • Arslan, Ü., & Demirağ, Y. (2017). Sanayi devrimi: sonuçları ve uluslararası sisteme yansımaları. Başkent üniversitesi, 1-16.
  • Bilgi, T. (2020, 06 14). türkçe bilgi. https://www.turkcebilgi.com/siyaset adresinden alındı
  • Dirimeşe, E. (2016). Aile tanım ve türleri. N. Avcı, & E. Aksoy içinde, Aile sosyolojisi (s. 13-30). İstanbul: lisans.
  • Kahraman, A. B. (2015). Aile Kurumu ve Diğer Toplumsal Kurumlarla İlişkileri. B. Şahin Kütük, & N. Güngör Ergan içinde, Aile sosyolojisi (s. 221-232). Erzurum: Atatürk Üniversitesi Açıköğretim fakültesi yayını.
  • Özkul, M. (2019). Endüstri sosyolojisi . Isparta: Fakülte kitabevi.
  • Sucu, İ. (2009). Sosyolojinin doğuşuna devrimin etkisi: endüstri ve fransız devrimleri. İçtimaiyat Sosyal Bilimler Dergisi, 23-46.
  • Torun, İ. (2003). Endüstri toplumunun oluşumunda etkili olan iktisadi ve sina-i faktörler . C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 181-196.
  • TÜRKKAHRAMAN, M. (2009). TEORİK VE FONKSİYONAL AÇIDAN TOPLUMSAL KURUMLAR VE KURUMLARARASI İLİSKİLER. Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi dergisi, 25-46.

İnternet siteleri

  • wikipedia. (2020, 06 15). wikipedia özgür ansiklopedi. wikipedia: https://tr.wikipedia.org/wiki/Sanayi_Devrimi#:~:text=Sanayi%20Devrimi%20ya%20da%20End%C3%BCstri,daki%20sermaye%20birikimini%20artt%C4%B1rmas%C4%B1na%20denir. adresinden alındı
  • wikipedia. (2020, 06 15). wikipedia özgür ansiklopedi. wikipedia: https://tr.wikipedia.org/wiki/Din adresinden alındı
  • Wikipedia. (2020, 06 14). wikipedia özgür ansiklopedi. wikipedia: https://tr.wikipedia.org/wiki/Sanayi_Devrimi#Sonu%C3%A7lar%C4%B1 adresinden alındı

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir