İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Kitap-Film Analizi
  3. “Esaretin Bedeli” Filminin, Goffman’nın Damga Kitabı İle Analizi

“Esaretin Bedeli” Filminin, Goffman’nın Damga Kitabı İle Analizi

Damga, toplumsal ilişkilerde karşı karşıya gelen iki bireyin arasında geçen bir tür hikayedir. Ancak bu hikayede ilginç olan şey şudur ki; bugünün normali yarının damgalısına dönüştürülecektir. Erving Goffman'ın yazdığı Damga kitabı, toplumdaki insanların önyargısına dayanmaktadır. Esareti Bedeli filminde ise bu tür önyargıların insanlar tarafından nasıl kalıplaştırıldığı gösterilmektedir.

esaretin-bedeli-damga

DAMGA NEDİR?

Damga terimini ilk kullanan, Yunanlılardır. Onlar, işaret edilen kişinin, kötü olan ne varsa ifşa etmeye yönelik bedensel işaretleri kastetmektedirler. Bu işaretler ya bedene kazınır ya da bedene yakılır ki suçlu olduğunun kanıtı olsun. Sonrasında bu suçlu kişi, kamusal yerlerde, kaçınılması biri durumuna düşmekteydi. Damga hem doğuştan olup hem de sonradan olan bir özelliğe dayanır. Bu özellik vücudundaki bir uzvunun olmaması ve bir ırka mensup olmasıyla açıklanır. Bireyde olmayıp, ona atfedilen bazı özellikler nedeniyle, bireyin iç dünyasında şekillenmeye başlayan duygu karmaşası, ferdin, kendisinden nefret etmesine ve kendisine dönük utanç duygusunun artmasına neden olur. Bu yoğun duygu seli, aynı şiddetle artmaya devam ederse, bireyi intihar teşebbüsüne kadar götürebilir.

Toplumda, bir yabancı karşımızdayken, onun herhangi bir olaya dahil edilmemesi durumunda, diğerlerinden farklı kategori içerisinde bulunması nedeniyle o kişiyi, kötü, zayıf ve farklı bir kişilikle sınıflandırırız. Bu durumda, zihnimizde, sağlıklı ve sıradan biri olma durumundan çıkıp, lekeli, sakat birine indirgemekteyiz. Goffman, bu kitapta, insanların “normal” olarak adlandırdığı bireylerin yanı sıra “normal olmayan” insanların, toplumdaki bozulmuş kimliklere sahip olan bireylere dönük bakışını ele alır. Bireylere atfedilen; çirkin, sarhoş, madde bağımlısı gibi damgalarla onların kullandıkları stratejilere ve yaşamlarını inceler. Bu stratejiler, damgalı bireylerin ya estetik ameliyatlarıyla ya da koyu gözlük takmasıyla saklanılabilir.

Birbirinden farklı üç damga tipinden bahsedecek olursak; ilki, bedenin korkunçlukları; gözle görünür fiziki deformasyonluklar meydana gelmektedir. İkincisi, zayıf irade; ruh bozuklukları, hapis yatmak, alkol bağımlılığı, intihara girişim gibi davranışları ele alır. Son olarak da ırk, ulus gibi etnik damgalar vardır. Bunlar; soy bağıyla aktarılabilir ve ailenin tüm üyelerine bulaşabilir.
Damgalı birey, hem gözden düşürülmüş, itibarsızlaştırılmış hem de gözden düşürülmesi, itibarsızlaştırılması terimleriyle iki perspektiften ele alınır. İtibarsızlaştırılması, hasta olan bireyin, ötekiler gibi akıl sağlığı yerinde olduğunu dile getirir. Bu birey, kendisine ilişkin yanlış söylemlerle gelen bireylere karşı çıkarak, toplumsal kimliğine ilişkin bilgilerini örtbas eder.
Yüzünde, herhangi bir nedenden dolayı şekil bozukluğu bulunan bireyin ailesi, bundan rahatsızlık duymayacaktır ama bir yabancı için bu durum değişebilir. Yabancılar, ilk karşılaşmada karşı tarafa sınırlandırıcı davranış ilişkisi sergilediği görülür. Bir süre sonra bu damgaya sahip olanların “normalleşme” sürecine girdiği görülür. Bazen damga, sahip olan kişi tarafından bilinir. Kişi, bunu herkesten gizliyorsa, bu, “aldatıcı görünüm” adı altında pek fayda sağlamayacak bir durumdur. Örneğin, dilenciler, uyuşturucu bağımlılarının sahip olduğu önemli damgalar vardır. Bu damgalar, kişiyi, kusurunu, polisten saklamak zorunda kalır.

“Literatürde, aldatıcı görünüm sergilemenin doğal döngüsüne ilişkin bazı imalar vardır. Döngü, aldatıcı kişinin hiçbir zaman yaptığından haberdar olmadığı kasıtsız aldatma ile başlayabilir; buradan aldatıcının orta yerde farkına vardığı ve şaşırdığı amaçlı aldatmaya ve buradan da “eğlencesine” aldatmaya; tatil ve seyahat gibi rutinin dışında kalan sosyal çevrelerde aldatmaya çalıştığı ya da hizmet aldığı mekanlardaki rutin faaliyetlerde aldatmaya; son olarak da hayatının bütün alanlarında aldatmaya, yani sırrın sadece bireyin kendisi için bilinir olduğu “ortadan kaybolmaya” kadar gidebilir” (Goffman, 2014: 119-120).
Damgalanmış birey, kendisi gibi olanlarla yakın ilişki içerisinde olsun ya da olmasın, kendisi gibi zavallı bir biçimde onlara atfedilen olumsuz nitelikleri gösterdikleri zaman, yakından gözlediğinde, kimlik kargaşası yaşayabilir. Bu durum onu tiksindirir. Çünkü geleneksel toplumun kültürel değerlerini desteklemektedir. Yani damgalı kişi ne kendi grubunu destekleyebilir ne de ondan vazgeçebilir.
Kısacası damga, önyargılara dayanmaktadır. Önyargıların düzeltilmesi ve aza indirgenmesi için yapılan çalışmalar vardır. Bu çalışmaların içerisine ise, sosyolojik, psikolojik ve damgalamanın biyolojik boyutu girer. Son olarak Goffman’ın dediği gibi ‘daha az değer verme davranışı bu etiketi taşıyan insanların daha az istenebilir ve neredeyse insan gibi idrak edilmemesi’ olarak tanımlanabilir.

Esaretin Bedeli Filminin Özeti

Frank Darabont’un senaryosunu yazdığı ve yönettiği, başrollerinde Tim Robbins ve Morgan Freeman’ın yer aldığı 1994 yapımı Amerikan dram filmidir. Andy Dufresne, Shawsank hapishanesine 1947 yılının başında, karısını ve karısının sevgilisini öldürme suçundan gelmiştir. Mahkûm edilmeden önce Portland bankasının müdür yardımcısıydı. Bu kadar genç olmasına rağmen iyi bir iş adamıydı. Shawsank Hapishanesi’nde dayak, işkence, tecavüz, her türlü durum yaşanmaktaydı. Fakat Andy, yine de hayata bağlı ve iyimserdi. Bu tutumu etrafındakileri de etkilemiştir.
İki yıl boyunca kimseyle bir diyaloğa girme durumunda olmayan Andy, iki yılın sonunda Red diye birine soru sorması üzerine arkadaşlık ilişkisi başlar. Hapishane dışında bir inşaatta çalışma sırasında gardiyanlardan biri para konusunda hayıflanırken, Andy, bankacı olmasıyla ona, yararlı olabilecek birtakım şeyler söyler. İlk başta Andy’i öldürmeye çalışan gardiyan sonra onun dediklerinin mantıklı olduğunu ve gardiyanın muhtaç olması üzerine, Andy, karşılığında iş arkadaşlarına soğuk bira istemektedir. Bu, Shawsank Hapishanesi’nde gelmiş geçmiş en büyük olaydı. Gardiyanlar ve hapishanenin müdürü de dahil olmak üzere, onların fon yardımlarına cevap olmuştur.
Andy, hapishane kütüphanesinde çalışan Brooks’un yanına yardımcı olarak verilir. Hükümetten kütüphaneyi, daha kullanışlı bir hale getirmek için yardım ister. İki yılın sonunda hükümet bu yardım çağrısına cevap verir.
Kendi hücresinden kaçmak için küçük bir keski yardımıyla duvarı delen Andy, on dokuz yılın ardından özgürlüğüne kavuşacaktır. Hapishaneden kaçan Andy, ertesi günü tesadüf eseri duvardaki büyük deliği bulan Müdür Norton, arama çalışmaları yapar. Ne yazık ki Andy, çoktan Meksika’ya doğru yol almıştır. Yıllar sonra ise dostu Red, hapishaneden çıkınca onun yanına gitmiştir.

03:34¬ – Andy, işlemediği bir suç yüzünden yargılanmaktadır.
“Eve geldikleri zaman içeri girdiniz ve onları öldürdünüz.”
03:40 – Cinayetin işlendiği o akşamda Andy, suçsuz olduğunu defalarca hâkime söylemesine rağmen, delil eksikliği nedeniyle aynı sorular defalarca sanığa sorulmuştur.
“… Eve dönerken yolda silahımı nehre attım. Bu kısmı gayet açık olarak belirtmiştim zaten.”
03:46 – Andy’nin söylediklerine inanmayan hâkim, anlık sorgularla sanığı telaşlandırarak, işlediği suçu itiraf etmesi için uğraşıyor.
“Ama açık olarak belirtmediğiniz temizlikçi kadın, ertesi sabah eve geldiğinde, karınıza, aşığıyla birlikte 38’lik bir tabancayla kalbura çevirmiş olarak nasıl buldunuz? Bu sizce de garip bir tesadüf değil mi Dufresne yoksa sadece bana mı öyle geliyor?”
06:18 – Hâkimin, Andy hakkında düşündükleri.
“Aslında hiç de gözü dönmüş katil gibi görünmüyorsunuz Bay Dufresne ama size bakmak kanımı donduruyor.”
06:27 – Hâkimin kararı üzerine bakışları donuklaşmış olan Andy’nin hayatı o zaman zarfınca elinden alınmıştır.
“Maine Eyaleti’nin bana verdiği yetkiye dayanarak sizi arka arkaya iki kez ömür boyu hapse mahkûm ediyorum. Her kurbanınız için bir hüküm. Dava sona ermiştir.”
07:02 – Hapishanede başka bir mahkûm, belirli yıllar içerisinde, işlediği suçun pişmanlığını sormak için gardiyan onu bir odaya getirir.
“- Otur. – Dosyanda ömür boyu hapis cezasının 20 yılı doldurduğu yazıyor. – Evet efendim. – Islah olduğuna inanıyor musun? – Evet, kesinlikle efendim, yani ben dersimi aldım. Dürüstçe, tamamen. Değiştiğimi söyleyebilirim. Artık toplum için bir tehlike oluşturmuyorum. Tanrı adına yemin ederim.”
10:57 – Mahkumlar, mahkemede alınan karar dahilinde hapishaneye getiriliyor. Her biri zincirlerle birbirine bağlı bir şekilde otobüsten iniyor. Diğer mahkumlar yeni gelenlere çömez muamelesi yapıyor.
“Hayatım boyunca hiç bu kadar zavallı görünen salağı bir arada görmemiştim. – Hey balık! Buraya gelsene!”
13:56 – Hapishane müdürü, kutsal kitaba olan bağlılığı nedeniyle her gelen yeni mahkûm dizisine bir konuşma yapar.
“Ben iki şeye inanırım. Disiplin ve İncil’e. Burada ikisini de bulacaksınız. Tanrıya tüm kalbinizle güvenin. Yaşamlarınız bana ait. Shawsank’e hoş geldiniz.”
28:02 – İki yılın ardından ilk defa bir mahkumla konuşan Andy, kendisine gerekli olan bir aleti getirtilmesini istemektedir.
“… Eğer adımı söylersen, seninle bir daha iş yapmayız. Ne bir sigara ne de bir sakız alabilirsin, anladın mı? – Anladım. Teşekkürler Bay… – Red. Adım Red. – Neden sana Red diyorlar? – Belki İrlandalı olduğum içindir.”

Sonrasında hapishanede bulunan kız kardeşler, yani homoseksüeller, Andy’nin ilk iki yılını kötü geçirmesine neden olmuştur. Daha sonraları 1949 yılı baharında, eyaletten, bir fabrika çatısının yenilenmesi kararı geliyor. Kurayla, işçi olarak çalışacak kişiler, Andy ve arkadaşları seçiliyor. Hapishanede, bu iş nedeniyle şansının yaver gitmesiyle, sevilen ve sayılan biri haline geliyor, dostluklar kuruyor ve herhangi birinin ona sataşacak cesareti olamıyor.

Hapishaneye gelen yeni mahkumlar arasında Tommy adında bir genç vardı. Küçük yaştan itibaren suç işliyordu. Çünkü hiçbir işte iyi değildi ve bu alanda iyi olmak istiyordu. Andy, bu gençle zaman geçirerek hapishanede bir uğraşı oluyordu. Bir gün Tommy, Red’e, Andy’nin çok zeki biri olduğunu ve cinayet işlemeyecek kadar temiz göründüğünü söyledi. Red, Andy’nin işlediği suçu çocuğa anlatınca, aslında Tommy, geçmiş zamanlardaki hapishanede olan birinin bu suçu işlediğini ve Andy’e atıldığını biliyordu.

01:30:09 – O an olanları Andy ve Red’e anlatmaya başladı.

“Bundan dört yıl önce yine hırsızlıktan bir hapishaneye gönderildim. Araba çalmıştım. Yapılacak en aptalca şeydi. 6 ay sonra yeni bir hücre arkadaşı getirdiler. Adı Elmo Blatch’ti. Çok korkunç biriydi. Öyle biriyle dolaşmak bile istemezsiniz. 602 soygunu vardı. Sayısını kendisinin unuttuğu cinayetler işlemişti… Bir gün şaka arasında ona dedim ki “Elmo başka kimi öldürdün?”, o da bana “bir şehir kulübünde bir iş verildiğini ve bir züppeyi haklamamı istiyorlardı. Bende oradaki zengin piliçlerle yakınlık kurdum. Sonrada bu adamı tanıdım. Bir gece onu izledim. Evine kadar, uyuyordu. Uyandı ve bana bağırmaya başladı, bende onu öldürdüm ve yanındaki güzel pilici de geberttim tabiki. İşin güzel olan tarafı ne biliyor musun, meğerse yanındaki zengin piliç bir bankacıyla evliymiş. Benim yerime onu hapse attılar.””
Andy, duyduklarından sonra bir hızımla Müdür Norton’un yanına gitmiştir. Olup bitenleri anlatmasına rağmen, Müdür Tommy ’nin anlattıklarının birer hikâye olduğunu söyledi. Ertesi günün akşamı ise Tommy’e kumpas kurup genci öldürmüşlerdir.

Filmin sonuna doğru 1966 yılında Andy, hapishaneden kaçtı. Ona ait bulunan tek şey eski bir keski ve bir sabun oldu. Bu keskiyle tünel kazması 600 yıl sürerdi. Ama onun 20 yılını almıştı. Andy, özgürlüğe kavuşmak için, 500 metrelik kanalizasyon borusunun içinde sürünmeye başladı ve artık o, özgürdü.

KAYNAKÇA

GOFFMAN, E. (2014). Damga, Levent Ünsaldı (Çev.). Heretik Yayıncılık, Ankara 2014, s. 119-120.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Merhaba. Ben Burcu Öztürk. Karadeniz Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunuyum. Sosyolojiye dair hem yazı ve makaleler yazarak meslektaşlarımın farklı konularda bakış açılarını geliştirmelerine hem de farklı konularda makaleler okuyarak kendimi genel anlamda geliştirmeye çalışmaktayım.

Yorum Yap