Ferdinand de Saussure ve Kuramı

Ferdinand de Saussure ve Kuramı
+ - 0

Ferdinand de Saussure, dilbilim çalışmalarında devrim yaratan bir düşünürdür. Dili kendi başına incelenebilen bir varlık olarak tanımladığı için dil çalışmalarını genişletmiştir. Bu nedenle yeni bir dil kuramı üretmiştir. Saussure’ün yapısal yaklaşımına dayanan yeni dil modeli, toplumsal ve kültürel yaşamı kuramsallaştırmaya yönelik bir model haline gelir. Analizleri sayesinde dilbilim çalışmalarında öncü olmuş ve göstergebilim çalışmalarına katkı sağlamıştır. Geçmişine baktığımızda babasının akademisyen olması ve birçok dili ilgi duyarak öğrenmesi hayatını etkilemiştir. Üniversite hayatı boyunca birçok dilbilim dersi almış ve Leipzeig Üniversitesi’nde bu konu üzerinde çalışmıştır.

Dilin doğası üzerine yaptığı çalışma, işaret teorisinin keyfi doğasından ilham aldı. Saussure için dil toplumsal bir olgudur ve bir sözleşme olduğu için üzerinde anlaşmaya varılan göstergenin özü önemsizdir. Ona göre dil, gündelik hayatın kanunlarıyla değil, bilimsel kanunlarla incelenebilen bir varlık olarak kendine yer bulur. Saussure, dilin her zaman belirli bir şekilde organize edildiğini ve dilde sadece farklılıklar olduğunu söyler. Konuşmanın bir insan etkinliği olduğunu iddia ediyor. Ayrıca dil olgusu toplumsaldır. Dil, toplumun tarihi ve sosyal unsurlarıyla bağlantılıdır ve dil, konuşma yoluyla gelişen bir işaretler sistemidir. Düşünceleri ve sesleri birbirine bağlayan sistemi oluşturur. Saussure, satranç oyununu bir temsil olarak kullanır ve dilin farklılaşmış doğasını göstermeye çalışır; Burada canlılığı oluşturan şey, taşların içsel değeri değil, parçalar arasındaki farklı ilişkilerdir. Dili incelerken dil ve sözcük ayrımı, gösterge: gösterilen, gösteren ilişkisi, eşzamanlı ve artzamanlı çözümlemeleri kullanmıştır. Dili kullanan kişinin, dilin ve konuşmanın mutabık kalınan anlamı içinde yer aldığını belirtir. Dili konuşmadan ayırmak, toplumsalı bireyden ayırmaktır, birey bir şekilde dili kullanmaya bağımlıdır. Gösteren, göstergenin algılandığı görüntüdür, örneğin kağıt üzerindeki işaretler vb. buna örnek verilebilir. Gösterilen, göstergenin temsil ettiği zihinsel anlamdır ve aynı dili konuşan ve aynı değerleri paylaşan insanlar için ortaktır. Dil teorisi, anlayabileceğimiz gibi, dilin, her bir işaretin iki parçaya ayrıldığı bir işaret sistemi olduğunu içeriyordu: bir gösteren (anlamlı), bir anlamlı kelime veya ses kalıbı ve bir gösterilen (kavram). İşaret kavramı, sözcük-şey ilişkisinden onun için gerçek ilişkide dilin göreli özerkliğini vurgular. Sausaurre’a göre, dil ile şartlı tahliye arasında bir ayrım vardır. Bu kavramsal çiftler, konuşanlar topluluğu tarafından uygulandığı şekliyle dil ve dil arasındaki ayrımı ortaya koymaktadır. Saussure için dil sosyal bir kurumdur ve bu nedenle dilbilimciye bireyci yaklaşım yetersizdir. Dil her zaman değişir, ancak zamanla gerçekleşen bir süreçtir ve insanların isteği üzerine değildir. Saussure, bireylerin dil tarafından olduğu kadar onu oluşturanlar tarafından da oluşturulduğunu savunur. Yapı, sosyal ve kültürel unsurlardan ayrı olarak var olamaz. Kısaca temel bir ifadeyle dilin göstergeleri ve gösterenleri ve gösterilen organize göstergeleri vardır. Sözcükler, göstergelerin göstereni veya somut biçimidir. Dil, insanların birbirleriyle iletişim kurmasını ve birbirini anlamasını sağladığı için topluma faydalı bir süreç sağlamıştır ve Saussure için göstergelerin etkileşimidir. Sözcükler onun dil kuramında ele alındığında, gösteren belirli bir ses ve yazı iken gösterilen ise o sesin ve metnin zihnimizde canlandırdığı görüntü ile oluşturduğumuz anlamlardır. Saussure’ün yapısalcılıkla önerdiği şey budur. Hatta daha da ileri giderek gösterileni gösterenlere bağlamanın temelinin kültür ve alışkanlıkla gelen ve her topluma göre farklılık gösteren semboller olduğunu ortaya koymuştur. Örneğin, bir gösteren olarak “elma” dediğimizde, Türkçe bilenler doğrudan meyveyi düşünürler, ancak Türkçe sinyallerini bilmeyen biri için bir şey ifade etmez. Anlamlandırılabilmesi için kodunun bilinmesi gerekir, dolayısıyla kendi değerlerine sahip olması gerekir ki bence kesinlikle doğru. Bunlar elbette işaretler oluşturur. Bu nedenle dilin bir göstergeler sistemi olduğunu savunur.

Kaynakça

Lechte, J. (2008). Foucault. In Fifty Key Contemporary Thinkers. New York, USA: Routledge.

Yazar Hakkında

İZÜ PSIR&Sociology

Yorum yap