1. Ana Sayfa
  2. Kitap-Film Analizi
  3. Hans Frayer – Sanayi Çağı Kitabı

Hans Frayer – Sanayi Çağı Kitabı

hans frayer sanayi cagi kitabi

Hans Frayer’in kaleme aldığı Sanayi Çağı kitabı bu yüzyıl içindeki değişiklikleri fark etmek isteyenlerin aradığı bir kitap. Sanayi çağı kitap özeti yaparak bu değişimleri ve analizleri sizlerle paylaşmak istedim. Sizlerde bu kitaptan faydalanmak isterseniz kitap formatında kitapçılardan alabilirsiniz. Ayrıca durumu olmayanlar; Google’da Sanayi Çağı Hans Frayer Pdf araması yapabilirler. Dilerseniz, kitap özetine geçelim.

Hans Frayer – Sanayi Çağı Kitap Özeti

Sanayi çağının başlangıcı olarak 19. yüzyılı ön plana çıkarıyor Freyer. Dünya tarihinin hiçbir çağında, üzerinde yaşadığımız yerkürenin tablosu 19. yüzyılda olduğu kadar değişmemiştir ona göre. Hans Frayer için sanayi devriminin genel felsefesi bu dönemdeki rolü insanın arzu, istek ve ihtiyaçlarından doğmuştur ve insan aynı zamanda kendine bazı erkler koymaya başlamıştır. Bu erklere ulaşmak ve belirli bir yaşam tarzına gelmek için bazı aletlere ihtiyaç duymaya başlamıştır fakat daha sonrasında çok para kazanmak, Dünyaya hükmetmek hayatı ve insanları kontrol altına almak için bir amaç uğruna gelen bir sürecin başıdır. Ayrıca; nerede kömür damarı varsa, nerede petrol çıkması mümkünse kısaca nerede enerji ve dönüşüm işlenebilecek durumda ise burası dünya siyaseti ve ekonomik politikasını üzerinde doğrudan etki ettiği bir konum haline gelir ve sanayi devrimi tamamen bu jeopolojik yapıya dayanır. İnsan hayatının tamamıyla değiştiği, dünyadaki tüm sistemleri alt üst etmiş, sınırlı ve kendine yeten yaşam alanları yerine; büyük, geniş çaplı küresel bağlantı sistemi kurulmuş ve eğitimi baştan sona kadar değiştirmiş bir çağdır. İnsanların arzularına tamamıyla hitap eden ve ‘yapmak istediğim her şeyi yapabilirim’ gibi bir düşüncenin temele alınması ile başlayan bir değişim ve dönüşüm dönemidir.

Çeşitli dönemlere ayrılmış sanayi çağının her dönemi ihtiyaç ve güçlü olma arzusuyla ortaya çıkmış ayrı dönemlerdir. Birinci döneminde dokuma sanayisi olarak ele alınan sanayi çağı teknik alandaki en önemli icatları başlatan bir ateşi yakmıştır. Daha sonra demir çelik, ulaştırma ve kimya çağı olarak devam eden bir süreçtir sanayi devrimi. Ayrıca eğitim, bu dönemler için olmazsa olmaz nitelik taşımaktadır. Çünkü yapılan her eylem, edinilen her yeni bilgi doğru ellerde ve akıllı beyinlerde işlenilmesi ve daha ileriye gitmek için eğitilmesi gerekiyordu. Sanayi devrimi öyle bir hayata entegre edildi ki insanlar tarafından bir anda sosyal statü ve kimlikler değişti. Zenginler daha zengin olmaya başladı ki asıl amacın önüne geçmeye ve yarar değil para hırsı bürümüş bir sınıf olgunlaştı. İşçi sınıfı gibi yeni bir sınıf tabakası ortaya çıktı ve orta tabaka arada bir sıkışmışlık hissetmeye başladı. Bu değişimle birlikte insanlar daha iyi ve kaliteli yaşama sahip olabilmek için bir yarış ve seferberlik haline girdiler çünkü edinilen her yeni bilgi aynı zamanda para ve sosyal statüde yükselme anlamına geliyordu. Kaliteli insan ve eleman açığı ortaya çıkmaya başlayınca nitelikli ve işini bilen elemanlar için yeni bir pazar alanı doğmuş oldu.

Önerilen Yazı
Germinal Kitabının Özeti/Analizi

Özellikle Freyer’in ikinci sanayi dalgası olarak nitelendirdiği makine devrimi her yönüyle kendisinden sonra gelen dönemleri de önemli ölçüde etkileyecekti. Şöyle ki, artık bu dönemle birlikte makine yapmak gibi bir üretim sistemi de kendine sanayi çağı içerisinde yer buluyordu. Güçlü ve dayanıklı çelik ile sanayi alanındaki yeniliklerin yanında günlük yaşamda kullanılan çatal kaşığa değin önemli bir değişim hamlesi de ortaya çıkıyordu. Bu ihtiyaçlar kendilerini işi bilen elemanlara sahip olunması gerektiği gerçeğini ortaya çıkardı. Eğitimle açığı kapatabilecek ve öğrenirken kendini geliştirebilecek işçi sınıfı ihtiyacı doğdu. Çünkü bilgilerin birileri tarafından aktarılması ve yönlendirilmesi gerekiyordu.

Dönemin ilk senelerinde küçük sanatlardan gelen insanlar nitelikli işçileri, köylerden gelenlerde bilgisiz ve niteliksiz işçileri ortaya çıkardı. Sanayi şehirlerine daha iyi şartlarda yaşamak amacıyla insanlar göç etmeye başladılar değişen ve gelişen teknoloji ile beraber oluşan girişimci sınıfı daha fazla insan gücüne ve emeğine ihtiyaç duyduğu için bu göç hareketinin en büyük destekçisi oldu. Bu durum bir süre devam etse de işçi sınıfının günlük çalışma saatlerinin fazlalığı ve işçilerin git gide oluşan kötü çalışma şartları onların ve nesillerinin devamı olan çocuklarının, belirli bir konuma gelmeleri için yapılması gerekenin kendini geliştirmiş birey olmaktan geçtiğini gördüler. Fabrikalarda ve sanayi bölgelerinde nitelikli işçilerle birlikte iyi yetişmiş mühendisler, teknikerler… Vb. kişiler bu kötü şartlarda çalışan insanların çocukları için iş imkânı bulma konusunda bir yola itti. Ayrıca bu o insanlar için bir isteklendirme verici birleştirici güç olmaya başladı. Çünkü daha güzel yaşam şartlarına sahip olmak her zaman insanlar için cazip güç haline gelmiştir ki zaten sanayi devriminin başlama noktalarından birisi de budur. Böylece sistem içerisinde nitelikli okullara ve öğretmenlere ihtiyaç duyulmaya başlandı.

Aynı dönem içerisinde de insanlık sosyoloji denilen bir bilimle tanışmaya başladı ve bu bilim, sanayi hareketinin kurumsal bir öz bilinci olarak ortaya çıkmıştır ve bu toplum bilimi, sanayi toplumunun olduğu her yerde doğmaya başlamıştır. Hans Frayer ‘ödevimiz, bütün soyutluğa ve eğilmezliğe rağmen bu sisteme insanı bir anlam kazandırmaktır’ derken hem sosyoloji hem de bu dönem içerisindeki eğitim faktörüne ne kadar önem verdiğini gösteriyordu. Sosyoloji bilim olarak bir insandan pratik işler gösteren, isteyen, tavır takınan, karar veren etkin bir insan olmasını bekler aynı zamanda sanayi devrimi ve sonrasında gelişen yenidünya; bütün insanlıktan bunları beklemeyi daha ileriye gitmek ve yapılmayanı yapmak, arzuların sınırlarını zorlamak, düşünen ve gelişen insan tipi istemeye başlamıştır. 19.yy sanayi devri ile beraber bilim ve eğitim çağ atlamaya başladı. Bu gelişen ve yenilenen düzen içerisinde okullar, liseler, üniversiteler kayıtsız kalamazdı. Değiştiler, yenilendiler son dönem teknikleri en iyi eğitimleri vermeye başladılar birbirlerini tetikleyip ülkeleri, milletleri için üretmeye başladılar. Ürettikçe daha da büyük olmaya devam ettiler ve bilimle birlikte gelişen milletler eğitime ve yeni dönem tekniklerine ayak uyduramayan toplumları kendileri için işçi sınıfı durumuna soktular. Daima ileri gittiler ve bunları eğitimin, bilginin olanakları sayesinde başardılar. İnsanlık değişti ve teknoloji gelişti.

Gelişen teknoloji; dünyanın sınırlarını, imkânsızın imkânlarını aşmaya, bilinmezin kapısını sonuna kadar açmaya başladı. Bilgili ve gelişen insan tipini bir bedende vücut bulmasını sağlamak için insanlar bir yarış haline girdiler kazanan bilim, teknik ve yöntemler olurken kaybedenler doğa, dünya, insanlık, yaşam… Olmaya başladı. İnsan yenilendikçe kendini kaybetti. Frayer’in kitabı, düşünceleri ve sanayi devriminin karanlık yüzünden gördüğüm kadarıyla Hubert Reeves de görmüş olacak ki ‘Doğayla savaş halindeyiz. Eğer kazanırsak, kaybedeceğiz.’ derken bu olguları ve yenidünya düzeninin yanılmışlıklarını söylemek ve bizlere mesaj vermek istemiştir.

⇒Yazar: Ufuk Koçak – Kırıkkale Üniversitesi (PDR)

Yorum Yap

Yorum yap