İbn-i Haldun’un Temel Kavramları ve Devlet Anlayışına Kısa Bir Bakış

İbn Haldun'un sosyolojik perspektifi ile devlet ve umran(medeniyet) hakkında bilgi verilmiştir.

ibni haldun temel kavramlari

Bir önceki yazımda İbn Haldun ve devlet anlayışından kısaca bahsetmiş olduğum için bu yazımda bunlara değinmeden kullanmış olduğu temel kavramlarını ifade etmeye çalışacağım. Bu anlamda Mukkaddime’yi okurken sık sık karşılaştığımız kavramlar:  tebeddül, tahavvül, ihtilaf, intikal, tağayyur, istihale, inkılap gibi değişim, dönüşüm ve yönetim altına alma gibi içeriklere sahip olan kavramlar kullanıldığı görülür ama İbn Haldun’un umranını oluşturduğu ve bir bina gibi yükselttiği esas kavramlar şunlardır;

1) Asabiyet:  Birleşmenin, fedakârlığın, dayanışmanın kaynağıdır. Kolektif his ve dayanışmadan gelen davranış tarzı hakimdir. Araplardaki tabirle asabiyet :’ Ben kardeşime karşıyım, ben ve kardeşim amcaoğluna karşı, ben kardeşim ve amcaoğlu diğerlerine karşıdır’[1] şeklindedir. Asabiyet kavramı sabit değil gelişim ve değişimi barındırır. Nesep, sebep, dini, istina, iltica ve vela olmak üzere asabiyet çeşitleri vardır. Asabiyet nüfus sayısı arttıkça azalır, nüfus sayısı azaldıkça asabiyet artar. Asabiyete en büyük darbeyi vuran iktisadi amillerdir. Ortak yaşam paydasından ayrışmaya ve surlar arkasında güvenli, refah ve konforlu bir hayata geçildikçe insanların birbirine duyacağı ihtiyaç azaldığından asabiyet de azalır. Bu özelliklere baktığımızda bir anlamda mekanik ve organik  toplumun özelliklerinin anlatıldığı söylenebilir.

2) Bedevi- Hadari : Bedevi kelimesinin özel anlamı göçebe olsa da İbn Haldun dah çok iptidai yaşam formunu anlatır. Hadari hayat bedevi hayattan sonra ortaya çıkar, bedevi toplum ile hadari toplumu ayıran temel fark iktisadi amillerdir. Bedeviler ham madde ihraç ederken hadariler işlenmiş ve işçilik isteyen ürünler ortaya koyarlar. Hadariler/Şehir ve kasaba halkı yiyeceklerini tütsüleme, buğuluma gibi özel işlemlerden geçirir eşyalarında ise sanat ve incelik görülür. Bedevi halk hadari halka özenip taklit eder ve onun gibi olmaya çalışır.

3) İktisat: Her türlü içtimai hadise ve bunların gelişmesindeki temel faktördür. Üretilen mal ve hizmet değerinin insan emeğinin değerine eşit olduğunu ifade eder ve işbölümüne önem verir bu anlamda Marx ile özdeşleştirilir. İktisadi şartlar olarak birbirine benzeyen cemiyetlerin ise diğer yönlerden de birbirine benzeyeceğini ifade eder.

4) Umran : Umranın şekli, müddet ve kuvvetini belirleyen çekirdeğini oluşturan asabiyettir. İnsan toplumlarının medeni faaliyetini ve içtimai hayatı ‘Umran’ bunu inceleyen alan ise İlmul Umran(sosyoloji)dır. Başlıca içtimai hadiseler:  din, aile, ekonomi, hukuk, ahlak, siyaset, dil, eğitim, estetik, sanat diğerleri ise toplum yapısına göre değişiklik arz eder. Umranı biraz daha detaylandıracak olursak şöylece oluştuğunu söyleyebiliriz:

  • Coğrafya (Akdeniz Havzası/3. İklim bölgesidir. Ve bu iklim bölgesi sıcaklık-soğukluk bakımından en mutedil bölge olduğundan umranın kurulmasına da en elverişli bölgedir. )
  • İktisadi Şartlar (Geçim yolları değiştikçe toplumlar da farklılaşır.)
  • Bedevi riyaset (Bu aşamada sade bir hayat vardır ve yaşamsal ihtiyaçların karşılanması önemlidir, demokratik yönetim hakimdir- Reislik iknayı gerektirir/düzenli ordu yoktur. Halk aynı zamanda askerdir.)
  • Hadari mülk (Burada devletleşmeden bahseder. Bürokrasi kurumsallaştığı için monarşi hüküm sürer artık halk sadece tebadır. Külfetli bir hayat vardır, asli ihtiyaçların yanında bazı unsurlar da ihtiyaç kavramının içerisine girmiştir. Kültür gelişmiş sanatlar incelmiş ve el emeği değerli hale gelmiştir. Ve gelişmiş umran hadari toplumlarda var olur.)

İbn Halduna göre asabiyetin hedefi ‘mülk/devlettir’. Devlet kurulduktan sonra  üç  nesil boyunca yaşar.(İbn Haldun’un yaşadığı dönemde Tunus’un siyasi istikrarsızlığı düşünüldüğünde bu uzun bir süre bile sayılabilir.) Nesillerden kısaca bahsedecek olursak;

I.Nesil: Cengaver, zorlu hayat şartlarına alışmış ve asabiyetin güçlü olduğu bir nesildir.

II. Nesil: Bedevilikten hadariliğe geçiş neslidir. Bedeviliğin getirdiği karakter kısmen kırılmış ve körelmiştir. İlk nesle yettikleri ve onlarla zaman geçirdikleri için güzel hasletler devam etse de boyun eğme durumu ortaya çıkmıştır

III.Nesil: Bedevilik hiç var olmamış gibi unutulmuş ve asabiyet kaybolmuştur. Refah son haddine ulaşmış ve halk savaşma ve kendi güvenliğini koruma güdüsünü kaybedip bakıma muhtaç çocuklara dönüşmüştür. İktidar devleti korumak için mevalileri ve bahadır savaşçıları çoğaltma yoluna gider. Buradaki 120 yıllık sürenin bitmesi için mülkü isteyen bir hasımın mevcudiyeti şarttır. Yine de şunu da belirtir reform ve inkılaplarla devletin ömrü uzatılabilir.

Bütün bu bilgiler ışığı altında İbn Haldun’da  devletleşme ve bu devletin yıkılışını biraz daha detaylandırıp anlatacak olursak  ‘Tavırlar Nazariyesi’ ne göz atmamızda fayda olacaktır .

1.Tavır : ‘Zafer, galibiyet ve istila’: Vergi toplama, şan kazanma, bölgesini koruma konusunda kavmine örnektir. Kavmi olmadan bir şey yapamayacağından asabiyet kuvvetlidir.

2.Tavır : ‘İstibdat ve İnfirad’ : Aynı nesebi paylaşanları iktidardan uzak tutmak için kendine yeni taraftar/ müttefikler oluşturmaya başlar, devşirme ve azatlılar edinir .Amaç mülke sadece kendisinin sahip olmasıdır.

3.Tavır : ‘Dinlenme ve rahatlık ‘: Artık bol servet ve yaygın bir şöhret elde edilmiştir. Vergiler ve servetle ulu binalar, muazzam sanat eserleri  ve geniş şehirler yapılmaya başlanır. İhsanlarda bulunur, çevresini ve askerlerini müreffeh hale getirir.

4.Tavır: ‘Kanaat ve Barış’ : Yeni nesil öncekileri taklit eder. Kanun i Kadimlere sıkı sıkıya bağlıdırlar.

5.Tavır: ‘ İsraf’: Hükümdar çevresinde toplanan dalkavuklar ve niteliksiz insanlar için servetini heba eder.  Büyük ve önemli işlerin başına bu insanları getirir. Liyakat bakımından buna layık değillerdir halbuki. Baba dostlarını küstürür ve desteklerini çekmelerine sebep olur. Bu ihtiyarlık ve çökmeye kadar sürecek olan hastalık halidir. Ya nesep olarak yakın birisi ya da düşmanlarından biri iktidara talip olana kadar çöküş uzayabilir.

Görüldüğü üzere İbn Haldun umranın oluşumunu ve basamaklarını kritik etmiş. Sürecin nasıl ilerleyeceğini ve bu anlamda yapılması ve yapılmaması gerekenleri de Mukaddime’de anlatmıştır ancak bahis çok uzayacağından bunlara temas edilmeyecektir. İptidai şekilde olsa da bedevilerde de umran olsa bile gelişmiş ve yetkin bir şekilde ‘medeniyet’ anlamında umranın hadarilerde oluşabileceğini ve bunu siyasetle de ilişkilendirerek siyasi otoritenin şart olduğunu siyasi otoritenin zayıflamasıyla umranın da çökeceğini anlatmaktadır.

KAYNAKÇA:

1)Süleyman,ULUDAĞ:’Mukaddime I ve II’

Yorum Yap

Yorum yap