1. Ana Sayfa
  2. Kitap-Film Analizi
  3. İktisatın Unuttuğu İnsan Kitap Analizi

İktisatın Unuttuğu İnsan Kitap Analizi

iktisatın unuttugu insan kitap

ÖZ:

İktisat sadece bir bilim değil aynı zamanda hayatın şekillenişinde önemli bir alandır. Ester Biton bu eserde iktisat biliminin diğer bilimlerden ne yönde ayrıldığı, nasıl bir ortak alanları var ve insanın hayatında ne gibi değişimlere olanak sağlar? gibi sorulara cevap olarak oluşturulmuş bir eserdir. Eser 5 ana bölümden oluşur. İktisat’ın psikoloji bilimi ile benzer yönleri sosyal bilim olma niteliğinden bahseder.

ANAHTAR KELİMELER: Rasyonel, İktisat, Psikoloji, Kapitalizm


İktisatın Unuttuğu İnsan / Ester Biton Ruben

Hayatta para, banka, ticaret alanları kalksa da iktisat her şekilde varlığını sürdürür çünkü temeli ‘insan’ olan bir disiplinin ortadan kalkması mümkün değildir. İktisat sadece bir disiplin de olmakla kalmayıp kendisi gibi diğer disiplinleri de etkiler ve kapitalizmin doğuşunda doğrudan bir etkisi bulunur.

İktisat ve psikoloji ilişkisi, burada psikoloji insan davranışlarını incelerken, iktisat ise kapitalist sistem içerisinde insan davranışlarını inceler ortak kökenlere sahiptirler her ikisinin de insan davranışı üzerine odaklanır ancak iki alanda da ele alınışları farkıdır. Biri geleneksel iktisat bilimi yani kendi isteği doğrultusunda hareket eden, zevk ve acının göz önünde bulundurulduğu kişi iken psikolojide bu daha çok psikolojik hazcılık olarak kendini gösterir bu da kişinin acıdan kaçındığı haza ulaşmaya çalışan kişi olarak görülür. İki alan bir noktada birbirini destekler. İktisat bilimi kişinin günlük pratiklerinde ve ya seçimlerinde daha rasyonel davranır, tek bir tipleştirme söz konusudur. Psikoloji ise bu noktada farklı insan tiplemelerinde rasyonel seçim sürecine odaklanır.

Geleneksel iktisatın insan anlayışı daha çok rasyonellik ve bencillik üzerinedir ancak bu kavramların insan bedeni üzerinde sonradan kazanılmadığı doğuştan var olduğudur. Covid 19 sürecinde marketlere yığılması başkalarına kalır mı fikri gözetmeksizin yağmalandı buradaki her birey pandemi sürecinde bencil bir tavır takınıp rasyonel seçimler yapmışlardır. Bernard Mandeville Arılar Masalı adlı eserinde toplumu arı kovanına benzetir bu kovanda sahtekarlık, kibir, lüks düşkünlüğü hakimdir insanlar bu kötü ortamın içerisinde yaşıyorlar ve bu durumdan oldukça memnunlardı bunu mandeville eserinde şu şekilde bahseder:

Her yer ahlaksızlıkla doluydu

Fakat bu, bütünde bir cennet yaratıyordu’

Toplumun refahı ahlaksızlık üzerine kuruluydu toplumun en saygın üyeleri lüks düşkünü, kibir ve sahtekarlıktı bu kişilere karşı özel ilgi vardır. Bu özellikler iktisadi olarak tüketim ve istihdamı artırıyorlardı. Böyle bir toplumda dürüstlük ve erdemi beklemek o toplumun huzurunu bozmak olarak düşünülüyordu kendi hayatlarındaki bu düzeni ‘erdem’ olarak görürdü.

Psikolojinin insan anlayışı gelişen psikoloji çerçevesinde bilim olarak kabul edilme çabası içerisindeydi. Bunu gözlemlenebilir davranışları izlemek ile mümkündü. İlk dönemlerde insanı saat türü makinelerin işleyişine benzetildi daha sonra saatin yerini bilgisayar aldı. İnsanların ‘mekanik ruh ’kavramı ile tanımladığı doğuşunda bir bilim olma çabasında insan kavramının ne tür farklı şekilde ele alındığı gösterilmek istenmiştir. İktisat’ın unuttuğu duygular; empati ve diğerkamlılık. Rasyonalitenin ön planda olduğu, bencillik üzerine kurduğumuz ilişkilerde empati ve digerkamlılık duygularını unutmuş durumdayız. Bu duygular her durumda karşılıklı ilişkiler sonucunda belli olmaktadır.

Kapitalizmin körüklediği duygular, modern yaşamda pek çok kez rastladığımız, alışık olduğumuz duygulardır. Kapitalist üretim sürecinde insanlar ben duygusunu ön plana koyar ve empatik davranışları hep bir adıma geride alıkoyar çünkü hayatta kalmak kişiler için her şeyden önemlidir. Kapitalizmin hayatımızda duygularımızdaki korku ve kaygı, bencillik, güvensizlik, hırs, öfke, huzursuzluk gibi duyguları daha keskin bir şekilde ayrım yapar. Bu duygular sadece bireysel kalmayıp sosyalizasyon ile birlikte kendini daha da belli eder örneğin güvensizlik hissi ile aynı işyerinde çalışan iki asistanın yakın arkadaş olması ve arkadaşının kendisinden daha fazla çalışıyor kaygısına düşerek ona karşı bir güvensizlik duygusu oluşur. Psikolojik yönü de fazla kaygı; panik bozukluğa, aşırı bencillik; narsisizm, güvensizlik; paronaya, hırs, öfke ve huzursuzluk gibi duygular da depresyon gibi ciddi rahatsızlıklara sebebiyet verir ve kişi normal hayatında iletişim, etkileşim gibi birçok sosyal sorunla karşı karşıya kalır. Kapitalizm ile hayatımıza giren esneklik bir iş hayatında da kendini, gösterir. Kapitalist toplum öncesinde kişiler işlere girdiğinde bağlılık ve süreklilik söz konusuydu kapitalist toplum denilen yapıda kişiler ilişkiler esneklik olduğu yerde kalıcılık gözlenir oldu bu da demek oluyor ki kişiler değişimde bir iş yerinden ayrılıp başka bir iş yerine gittiğinde o işi yapmasını gerekli kılar, ortama adapte olabilmelidir. Günümüzdeki yansıması Artan seçenek koşulları da iş yerinde çalışma koşullarında beğenilmeme durum karşısında kolayca işten çıkma, gibi durumda ortaya çıkar kişiler önünde birçok seçenekten hangisini seçeceğini bilemezler. kapitalizm öncesi toplumlarda az seçeneklerin verdiği bir endişe hakimken simdi seçenek bolluğu kişileri kaygıya, mutsuzluk ve tatminsizliğe sürüklemiş durumdadır. De Botton böyle bir dünyada endişe olma halinin bir histeri belirtisi değil, ekonomik ortamın gerçek tehditleriyle mücadele ederken gösterilen doğal bir tepki olarak görmemiz gerektiğini söyler. Yani modern toplumda kapitalist yaşamı içselleştirdiğimiz kadar kariyer, başarı, para, sosyal statü, saygınlık için bir mücadeleye girerler.

Kitabın son kısmında da ağır depresyon iş kaygıları sebebiyle şirket bünyesinde meydana gelen toplu intiharlardan bahsedilmiştir ‘Fransız Telekom İntiharları. Günümüzde de birçok intihar olayları iş yerindeki işi kaybetme tehlikesi, çaresizlik, umutsuzluk gibi nedenlerle devam etmektedir. Bu intihar olgusunda kapitalizmin yarattığı insan prototipi daha çok bireyci sosyal hayattan soyutlanmış yalnızlığa makhum eden bir sistemdir. Kitabın son cümlesi aslında tüm kitabın tek bir satırda özetlenmiş halidir. İnsanla makineyi bir tutan zihniyet, insanları hasta ederken insanlığı da bitiriyor.

Yorum Yap

Yorum yap