Kesişimsellik Teorisi Nedir? Üç Kesişimsellik Türü

İnsan yaşamındaki görünmeyen grupların hak mağduriyetlerini dile getirme çalışması olarak kesişimselliğin tanımı yapılmaya çalışılmıştır.

kesisimsellik teorisi

Kesişimsellik teorisi, özellikle 1990’lı yıllardan itibaren III. Dalga feminizm hareketi ile gündeme gelmiş bir kavramdır. Feminizm ve kesişimsellik kavramları görünümleri itibari ile her ne kadar modernist bir duruşa sahip olsa da inceledikleri konular itibari ile tarih kadar eskidir denilebilir.

Kabaca feminizim hareketini tanımlayacak olursak 16. Yy ile başlayan aydınlanma dönemi ve sonrasında ortaya çıkan eşitlik ve adalet sloganları ile ihtilal sonrasında uygulanmaya başlayan bu kavramların, kadınları kapsamadığı fark edilince kadınların temel haklarını elde etmek için sahaya çıkması ile başlamıştır. Ancak tarihin farklı dönemleri incelendiğinde geniş kapsamlı olarak kadınların erkeklere göre birçok konuda geride bırakıldığı 2. Sınıf insan statüsü ile muamele gördüğü aşikardır bu sebeple kavramlarımız güncel olsa da ötekileşme durumu çok eskidir. Bu tarihsel serüven içerisinde kesişimsellik bize kadınların sadece bir konuda değil bir çok konuda hak kaybına uğradığını ifade eder. Cranshaw 1989’da kesişimsellik kavramını   yol metaforu ile şöyle açıklar:

‘’Azınık grubundan bir kadın, şehrin ana geçiş yolunda dolaşırken ortaya çıkmaktadır. ’Irkçılığın yolu’ ana otoyoldur. Bu yolla kesişen yollardan biri sömürgeciliğin yolu, bir diğeri ise ataerkilliğin yolu olabilir…Yolda dolaşan bu kadın baskının sadece bir biçimi ile değil, her biçimi ile uğraşmak zorundadır. Baskı biçimleri yol adlarıyla da birleşerek ikili, üçlü, çok boyutlu ve çok katmanlı baskı örüntüleri oluşturmaktadır.(Crenshaw,2001,aktaran:Yuval-Davis2006:196).’’

Kesişimsellik bu anlamda ırk, cinsiyet, ekonomik ve coğrafi durum, gibi farklı konuların nasıl kesişerek birbirlerini nasıl ve hangi yollarla kurduğu üzerine odaklanmıştır. Crenshaw kesişimselliği üç ana başlık altında inceler:

1)Yapısal kesişimsellik: Irk ve cinsiyet temelli siyahi kadınların aile içi şiddet,tecavüz gibi olaylara beyaz ırktan kadınlara nispeten  niteliksel olarak daha fazla maruz kaldığını ifade eder.

2)Siyasi kesişimsellik: ırkçılık ve kadın hakları gibi söylemlerin paradoksal olarak aslında aradaki uçurumu daha fazla artırarak siyah kadına yönelik şiddeti beslediğini anlatır.

3)Temsili Kesişimsellik: Popüler kültür siyahi kadının nasıl duracağı konusunda temsili tanımlama çalışmaları yaparken paradoksal olarak  aslında siyahi kadınların özlerini kaybedeceğini bunun da farklı bir mağduriyet oluşturacağını  anlatır.

Bu alt başlıklarla birlikte Prins kesişimselliği iki ana akım olarak irdeler, kesişimselliğin tarihi seyrini doğru kavrayabilmemiz için bu sınıflamaya yer vermemiz gerekir:

1)Sistematik kesişimsellik: Özellikle ABD temelli olan bu kesişimsellik türü her ne kadar kadınların gasp edilen haklarına işaret etmek istese de  öznelerin(siyahi kadın) gerçeğini yansıtamamaktadır. Çünkü bu anlayışa göre özneler içinde yer aldıkları toplumun kanısına göre durumlara ve olaylara maruz kalmaktadır. Bireyler bu durumları değiştirmek ve ya dönüştürmek için bir etkide bulunamamaktadırlar.

2)Yapısal Kesişimsellik: Crenshaw’ın kadınların tarihini ve tecrübelerini tek bir gerçeklik ve bütünlük halindeymiş gibi ele almasına tepki olarak doğmuştur. Sadece kadınların değil aynı zamanda dezavantajlı grupların da kendi içinde farklı yaşanmışlıkları olduğu ve bu grupların da kendi içinde incelenmesi gerektiğini savunan görüştür. İngiltere Temelli olan bu yaklaşım ise kesişimsellik anlayışına ve amaçlarına daha uygun görünmektedir çünkü özneler burada sadece pasif konumda değil aynı zamanda reaksiyon gösteren bireylerdir. Yani kişiler sadece maruz kalan yetkisiz bireyler değil dönüşümü ve değişimi sağlayan aktörlerdir.

Kesişimselliğin tarihi özellikle siyahi kadınların hakları şeklinde baskın bir şekilde ortaya çıkmış olsa da günümüzde dezavantajlı grupları da kapsayan ve onların haklarını da koruyan bir geniş yelpaze şeklini almıştır. Kesişimsellik bize bireyin hem dezavantajlı bir kesişimde bulunabileceğini hem de avantajlar kesişiminde bulunabileceğini gösterir mesleki olarak iktidar olan grupta yer alan bir bireyin farklı alanlarda ezilen gruplarda olabileceğini fark edebilmemizi sağlar. Yapılan sosyal çalışmalarda kesişimsel konumda bulunan yaşlılar, çocuklar, ekonomik özgürlüğü olmayan erkekler, engelliler, az gelişmiş ve ya kırsal alanda bulunan gençler, uluslar arası göçmenler gibi insan gruplarının özgürleşmesine, güçlenmesine ve insan haklarına kavuşmasına çalışılmaktadır.

KAYNAKÇA:

  • Afyanoğlu,M:F.(2020).Sosyal çalışmada kesişimsellik.Toplum ve sosyal hizmet,31(2),699-725.
  • Avcil,Ceren.e-Şarkiyat ilmi araştırmalar dergisi,Aralık -2020 cilt :12 Sayı:4(1290-1312)

Yorum Yap

Yorum yap