1. Ana Sayfa
  2. Kitap-Film Analizi
  3. Körebe Filminin Sosyolojik Analizi

Körebe Filminin Sosyolojik Analizi

Körebe filmi, sosyolojik perspektif ile analiz edilmiştir. İyi okumalar.

korebe filmi analizi 1

Giriş

Körebe filmi, Ömer Kavur tarafından senaryo ve yönetmenliği üstlenilmiş, dönemin gerçeklerini ve arka yüzünü ortaya koymayı başarmış bir filmdir. Filmin çekildiği dönem 1980’lerde ise özellikle kadın temalı filmlerde ortaya çıkan cinsellik sinemanın yeni konuları arasındadır (Bayburtluoğlu, 2005). Körebe filminde açık bir şekilde cinsellik teması ele alınmasa da boşanmış bir kadının ilişki durumu, yakınlaşmaları vb. durumlar genel konunun dışında oldukça ele alınmıştır.

Filmin genel konusunda Meral, eşinden boşanmış orta yaşlarda bir kadındır. 8 yaşında Elif adında kızı ile birlikte yaşamaktadır. Her gün okula giden Elif, bir gün okula gitmemiştir ve Elif ortadan kaybolmuştur. Eski eşi Halis, Avukatı Turgay beyle birlikte Elif’i bulmaya çalışırlar. Afiş, ilan vb. duyurular yapsalar da Elif’e bir türlü ulaşamamışlardır. Filmin devamında ise Avukat Turgay, belirli ipuçlarını takip ederek Meral’in kızı Elif’e ulaştığı sahne ile son bulmuştur.

Filmin isminden de anlayacağımız üzere “körebe” bu filmde bir metaforik bir anlamda kullanılmıştır. Filmin başlangıcında Elif’in körebe oyunu oynamasından ziyade, filmin devamında gördüğümüz İstanbul’un arka yüzüne olan duyarsızlığımız ifade edilmiştir. Toplumda orta sınıfta yer alan anne Meral’in çocuğunu kaybetmesi üzerine alt sınıf ve diğer getto mahallesi adını verebileceğimiz kenar mahalleleri görmesi de körebe oyunun da gözleri açmanın metaforik bir göstergesidir. Hayatta bazı şeylerin değeri kaybedilince anlaşır ve Meral’in de gözündeki perde kızını kaybetmesi ile körebe oyununun başlangıcı olmuştur.

1980 Sonrası Sosyo-Ekonomik Durumun Orta Sınıf Üzerindeki Marjinalitesi

Körebe filmi 1985 yılında çekilmiş, 12 Eylül 1980 darbesi sonrasındaki korku endüstrisini, gerilimi ve aynı zamanda yaşanan teknolojik gelişmeleri de içerisinde barındıran bir eserdir. Aynı zamanda filmde İstanbul’un orta sınıf ve alt sınıfın yaşadığı mekanlar ve orta sınıfta yaşayan Meral’in hiç görmediği İstanbul’un karanlık arka yüzü de gösterilmektedir.  Elif’i arayan Meral, sokaklarda kimsesiz çocukların tehlikeye açık yaşamlarını görülür.

Bu çocukların ise illegal örgütler tarafından kullanıldığı gösterilmektedir. Bu sahnede Türkiye’nin o dönemde ki sosyo-ekonomik yapısını anlamamıza olanak sağlamıştır. Çırak Haydar karakterinin Meral’e “zafiyet ne demek?” diye sorması aslında orta sınıfın, alt sınıfın sorunlarını, durumlarını bilmediğini vurgulamaktadır. Kitsch, modern nesnenin önemli kategorilerinden biridir (Baudrillard, 2020). Orta sınıfın modernliğinin kopyalanmış halini Haydar karakterinin evindeki yırtık Ferdi Tayfur posterinde görmekteyiz. Bu durum alt sınıf konumuna, orta sınıf karakterini ya da sözde modernliğini yansıtma çabasıdır.

Bir diğer marjinallik göstergesi olarak küçük kız Elif’in yaşıtları gibi davranmasının aksine, daha büyük yaşıtlarının sergilediği davranışlar filmde vurgulanmıştır. Örneğin 8 yaşındaki bir kızın tabiri caizse oyun oynaması gereken yaşta kazak örmesi, çay içmesi, yemeğini kendi hazırlaması ve evde tek başına annesini beklemesi, döneminde etkisiyle çocukların da çocukluğa yabancılaştığını göstermektedir.

Körebe Filminde 1980 Sonrası İletişim ve Teknolojinin Gösterimi

Türkiye 1980’den başlayarak uyguladığı politikalarla büyüme ve kalkınma stratejisinde farklı bir yol izlemeye başlamıştır. Önceki dönemlerde izlenen dışa kapalı ithal ikameci politika yerini, dışa açık ihracata dayalı bir büyüme modeline bırakmıştır (Çağan vd.,710). 1980 sonrası değişen politikalar ile birlikte Türkiye’de de bazı gelişmeler ve iletişim çağının başlangıcı olmuştur.

70’li yıllarda evlerinde televizyonu olmayanların televizyonu olanlara misafir olmasının yerini 80’lerde videosu olanlar almıştır. Körebe filminde de, filmin başlangıcında Elif ile Buket’in video izlemek ile birbirilerine nispet yapmaları, dönemin çocuklarında teknolojik gelişimin tesirini görebilmekteyiz. Başlangıçta çocuklar arasında gerçekleşen bu kısa diyalogda bir gösteri toplumun oluşmaya başladığını ifade edebiliriz. Gösteri, günümüzde üretilen nesnelerin kaçınılmaz süsü, sistemin rasyonelliğinin genel açıklaması olarak ve sayıları giderek artan imaj-nesneleri doğrudan doğruya biçimlendiren ileri bir iktisadi sektör olarak güncel toplumun esas üretimidir (Debord, 2020). Buna binaen, 1980 sonrası yapılan bu filmde çocuklar arasında ki gösterişin teknoloji üzerinden yapıldığı bir gösteri bir süs toplumunun ortaya çıktığı da gözler önüne serilmiştir. Elif’i duvarlara asılan afiş ile arayan Meral, olayın güncelliğini yitirmesi üzerine kayıp afişinin üstüne güncel bir afişin asılması ile aslında teknolojik gelişimlerdeki iletişim çağında hep güncel kalınmayacağını ve teknolojinin ne denli ilerlediği bir nebze de olsa kötü yanları izleyiciye geçirilmiştir. Ancak filmin ortalarında bir sonuç vermese de, teknolojik gelişmenin bir ürünü olan resim galerisi sayesinde bir iz bulunmuştur.  

Teknoloji, halihazırda insanın aklında olan belirli amaçlar ve pratiklerle aranan ve geliştiren şey olarak görülebilir. Burada toplumsal ihtiyaçlar, amaç ve davranışlar, teknoloji açısından marjinal değil, merkezi bir önem taşır (Hepp, 2015). Bu yüzden filmin çekildiği 1985 yılında bir karakolda, görevli memurun “ya senin olmayan çocuğu alıp gidersen?” sözünden yola çıkarak, kolluk kuvvetleri gibi önemli bir kurumun nasıl işlevsiz olduğunun göstergesidir. Polisin Elif’e dair bir bilgisinin olmamasını sebebi, günümüze kıyasla teknolojinin daha ileri seviye de olmamasına bağlanabilmektedir.  

Sonuç

12 Eylül Darbesi sonrasında şekillenen tipler ve yaşam biçimi filmde oldukça yer almıştır. Bunun dışında şekillenen fikriyatlar da göze çarpmaktadır. Meral’in yapacaklarına engel olarak kızını görmesi, aslında darbenin etkisiyle insanların çekimser olduğunu göstermektedir. Asıl engelin ve evrenin kendi içimiz olduğu vurgulanmıştır. Buna binaen sadece sanatçının duygu ve düşüncelerinin değil; darbe sonrası toplum bilinci, toplumun kültürü, toplumun psikolojisi, idealleri vb. durumların da ortaya konulduğu görülmektedir.

1980 yılında yaşamamış kişileri, 1980 yılında var olanak toplumsal gerçekliğe inandırıcı nitelikte yapılmış, estetik değil etik bir kaygı güden film ortaya konulmuştur.

KAYNAKÇA

  • Kavur, Ö., (1985), Körebe, Delta Film: İstanbul.
  • Baudrillard, J., (2020), Tüketim Toplumu, (14. Basım), İstanbul: Ayrıntı Yayınları
  • Debord, G., (2020), Gösteri Toplumu, (11. Basım), İstanbul: Ayrıntı Yayınları
  • Hepp, A., (2015), Medyatikleşen Kültürler, Ankara: Dipnot Yayınları
  • Çağan, S., Aydemir, V., Gökdeniz, K., (yıl belirtilmemiş). Türkiye’de 1980 Sonrası Dönemde Uygulanan Bilim ve Teknoloji Politika Belgelerinin Etkinliği Üzerine Bir İnceleme. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 10 (53), 708-717s.
  • Bayburtluoğlu, S. (2005). 1980 Sonrası Türk Sineması ve Yavuz Tuğrul, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi/Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.
Yorum Yap

Yazar Hakkında

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sosyoloji Lisans Öğrencisiyim.

Yorum yap