Lise Öğrencilerinin Sermaye Seviyelerinin Akademik Başarıları Üzerine Etkisinde Okul Tutumunun Arabuluculuk Rolü

Lise Öğrencilerinin Sermaye Seviyelerinin Akademik Başarıları Üzerine Etkisinde Okul Tutumunun Arabuluculuk Rolü
0

ÖZ

Bu çalışma eğitim alanının önemli sorunlarından biri olan fırsat eşitsizliğine yol açan öğrencilerin sahip oldukları sermaye farklılıklarının, akademik başarıya etkisini ve bu etkiye okula ilişkin tutumlarının ne ölçüde arabuluculuk ettiğini analiz etmeyi amaçlamıştır. Pierre Bourdieu eğitim alanının, okul kurumu aracılığıyla eşitsizlikleri yeniden ürettiğinden bahsetmekte ve sermayeler kavramını bu minvalde ele almaktadır. Bourdieu’ya göre sahip olunan sermaye seviyeleri öğrencilerin akademik başarılarını yakından etkiler ve bu durumda düşük sermaye seviyelerine sahip olan öğrencilerin, yüksek sermayelere sahip olan öğrencilere kıyasla başarı oranları azalmaktadır. Yapılan çalışmada Bourdieu’nun bahsedilen bu düşüncelerini temele alarak, sermaye seviyeleri ve akademik başarı arasındaki ilişki ortaya çıkarılmış ve okul tutumunun arabuluculuk rolü ölçülmüştür. Bu ilişkileri keşfetmek için Uşak ilinde bulunan dokuz adet lise içerisinde aktif öğrenim görmekte olan 800 öğrenciyle yüz yüze anket uygulaması yapılarak sermaye seviyeleri, akademik başarıları ve okula ilişkin tutumları ölçülmüştür. Elde edilen bulgular IBM SPSS 25 ve AMOS 24 ile çeşitli analizlere tabi tutulmuştur. Araştırmanın sonucunda; öğrencilerin sahip oldukları sermaye seviyelerinin akademik başarıyı etkilediği ortaya çıkarılmış ve yapılan Mediation analizi ile de okul tutumunun bu ikili arasındaki ilişkiye arabuluculuk ettiği saptanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Sermaye Seviyeleri, Okul Tutumu, Akademik Başarı, Eğitimde Eşitsizlik, Yeniden Üretim

The Mediating Role of School Attitude in the Impact of High School Students’ Capital Levels on Academic Achievement

Abstract

This study aims to analyze the influence of students’ capital differences, which contribute to the significant issue of educational inequality, on academic achievement and to what extent their attitudes towards school mediate this impact. Pierre Bourdieu discusses how educational institutions, through schools, reproduce inequalities, and he conceptualizes capital in this context. According to Bourdieu, the levels of possessed capital closely affect students’ academic achievements, with students having lower capital levels experiencing lower success rates compared to those with higher capital levels. Drawing on Bourdieu’s ideas, this study reveals the relationship between capital levels and academic achievement and measures the mediating role of school attitudes. To explore these relationships, face-to-face surveys were conducted with 800 actively enrolled students in nine high schools in Uşak province. Capital levels, academic achievements, and school attitudes were measured. The collected data were subjected to various analyses using IBM SPSS 25 and AMOS 24. The research findings indicate that students’ capital levels significantly influence academic achievement, and the Mediation analysis reveals that school attitudes play a mediating role in this relationship.

Keywords: Capital Levels, School Attitude, Academic Achievement, Educational Inequality, Reproduction

1.GİRİŞ

Toplumun en önemli kurumlarından biri olan eğitim kurumu, toplumsal düzenin sağlığını koruyacak, bilgili, kültürlü bireyler yetiştirmeyi amaçlar nitekim bu amaç toplumun refahını ve gelişimini yakından etkilemektedir (Çakmak, 2008). Eğitim, bireyleri biçimlendiren ve yönlendiren ve toplumları şekillendiren en önemli dinamiklerden birisidir. Toplumdan ayrı düşünülemeyecek olan eğitim, sosyolojinin de önemli konuları arasında yer almaktadır. Eğitim sisteminde fırsat eşitsizliği, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, bireylerin yeteneklerine ve farklılıklarına odaklanmayarak her bir öğrenciye aynı eğitimi vermek ve onları tek tipleştirmek gibi birçok sorun olduğu hem eğitim bilimleri hem de eğitim sosyolojisi literatüründe yer almaktadır (Cingöz, 2020). Eğitim sistemi, eşitsizliklerin yeniden üretimine katkı sağlayarak, bireyleri tek bir tipoloji ve ideoloji üzerinden aynılaştırarak, toplumda farklılıklara karşı ön yargılı olunmasına yol açar ve beraberinde bir takım toplumsal problemler ortaya çıkarabilme durumundan kaynaklı sosyolojik bir sorun niteliğindedir (Asan, 2012). Aynı zamanda eğitim sistemin eşitsizlikleri yeniden üretimi konusunda, çalışmamızın da temele aldığı sermaye kavramlarına yönelmek doğru olacaktır. Öğrencilerin sahip olduğu sermaye seviyeleri, onların başarılarını, statülerini ve sosyal ilişkilerini etkileyebilmektedir. Araştırmada ele alınan nokta ise sermayelerin akademik başarısına etkisidir. Bireyin akademik başarısını etkileyen birçok etmen bulunmaktadır. Bunların arasında sosyolojik faktörlerde yer almaktadır. Özellikle öğrencilerin ailelerinden devraldığı sosyal, kültürel ve ekonomik sermayelerin, akademik başarıyı etkilediği göz önündedir (Cansız, Özbayanlı & Çolakoğlu, 2018). Bu konuda eğitim sosyolojisi literatüründe çeşitli çalışmalara ve kuramlara rastlanmaktadır.

Sosyolojinin iki ana yaklaşımı olan yapısalcı ve çatışmacı yaklaşımlar eğitim üzerine oldukça durmuşlardır. Yapısalcı yaklaşıma göre sosyalleşme aracı olan eğitim, insanlara sosyal statüler ve çeşitli roller kazandırmaktadır. Diğer yaklaşım olan çatışmacı yaklaşımcılar ise eğitimi toplumda var olan eşitsizlikleri tekrar üreten bir kurum olarak tanımlamaktadır. Çatışmacı yaklaşımcılardan olan Pierre Bourdieu’nun eğitimin okul kurumları aracılığıyla toplumsal eşitsizlikleri yeniden ürettiği konusunda çeşitli söylemleri vardır (Cirit, 2022).  Bu yeniden üretimi sağlayan unsur ise öğrencilerin sahip oldukları sermaye seviyeleridir. Pierre Bourdieu öğrencilerin, ailelerinden miras olarak aldığı ekonomik güç, sahip olunan sosyal ilişkiler ağı ve beraberinde kültürel bilgi birikimi yani ekonomik, sosyal ve kültürel sermaye seviyesi akademik başarıyı oldukça etkilediğini aynı zamanda da toplumsal saygınlık kazandırdığını belirtmektedir (Cingöz & Gür, 2020). Sermaye seviyelerinin akademik başarıya etkisi kaçınılmaz olarak görülmektedir. Şöyle ki yüksek sermaye seviyesine sahip olan öğrenci, ailesinden devraldığı bilişsel yetenekler ve yatkınlar ile akademik başarısını kolaylıkla yükseltebilirken, sermaye seviyesi düşük bir aileden gelen öğrenci için belirtilen özelliklere sahip olmamasından kaynaklı olarak eğitim hayatında çeşitli eşitsizliklere maruz kalabilmekte ve başarısı olumsuz yönde etkilenebilmektedir. Bu konu hakkında literatürde oldukça fazla çalışma bulunmaktadır.

Türkiye’de yapılan bazı çalışmaların sonuçlarına bakıldığında bahsedilen bu etmenler ile öğrencilerin akademik başarısı arasında ilişki olduğu görülmektedir. Örneğin; MEB tarafından düzenlenen Öğrenci Başarısını Belirleme Sınavı sonuçlarında öğrencilerin sınav başarılarına etki eden faktörler arasında, ebeveynlerin eğitim durumu, ekonomik ve kültürel durumun yer aldığı görülmektedir (Cingöz, 2020). Yapılan bir diğer çalışmada ise lise öğrencilerinin ailelerinin sosyoekonomik konumlarına bakılarak, akademik başarıları ile aralarında ki ilişki incelenmiş ve sermayelerin özellikle kültürel sermayelerin başarı seviyesini yakından etkilediği saptanmıştır (Coşkun & Ünal, 2006). Bir başka çalışmada ise ailelerin eğitim seviyesi, çocuklarının eğitimine olan ilgileri ve şartları sağlayabilme imkanı ile sermaye seviyelerinin yüksek olmasının, öğrencilerin akademik başarısını olumlu yönde etkilediğine ulaşılmıştır (Güney, 2009). Bahsedilenlere benzer birçok çalışmaya ulaşılmış olup, nerdeyse hepsinin sonucunda sermayelerin akademik başarıyı olumlu veya olumsuz yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.

Bu minvalde yapılan çalışma, Bourdieu’nun sermayelerinin akademik başarıya etkisini ölçmeyi hedeflemektedir. Ancak öğrencilerin akademik başarıları ile aileden gelen sermayelerin bazen ters etki yaratabileceğini, yani sermaye seviyeleri düşük olmasına rağmen öğrencinin başarılı olabileceği yönünde varsayımlar ile öğrencilerin okula ilişkin tutumlarının bu konudaki arabulucu rolüne odaklanılarak literatürde yeni bir bakış açısı katmak hedefler arasında yer almaktadır.

2.TEORİK KISIM

  2.1. Sermayeler Kavramı

Sermaye kavramını ilk ortaya atan kişi Karl Marx’tır. Marx, sermayenin ekonomik güce işaret ettiğini belirtir (Palabıyık, 2011). Bourdieu ’ya göre ise, sermaye sadece ekonomik ve burjuva sınıfına ait olan bir durum değil kültürel, sosyal ve simgesel durumları da kapsamaktadır. Ona göre sermaye, toplumun her yerinde, her kesiminde açık veya örtük bir biçimde yer almaktadır. Sermaye, bireylerin toplumsal hayattaki, sınıfsal eşitsizliklerden dolayı gerçekleştirdiği mücadelelerde elinde bulunan bir koz niteliğindedir. Bireylerin sahip oldukları sermayeler, onların tanımlanmasını ve kabul görmesini sağlamaktadır (Dursun, 2018). Bu çerçevede Bourdieu, dört tip sermayeden bahseder bunlar ekonomik, kültürel, sosyal ve sembolik sermayedir.

Marx’tan etkilenerek ortaya attığı ekonomik sermaye, bireylerin sahip oldukları para, işgücü ya da maddi değerleri ifade etmektedir (Palabıyık, 2011). Ekonomik sermaye para, mal sahibi olma gibi durumların göstergesidir. Örneğin, zengin olmak, mülkiyet sahibi olmak, paraya dönüştürülebilen arazi, ev, araba vb. şeyleri elinde bulundurmak ekonomik sermayeye işarettir (Dursun, 2018). Ekonomik sermaye kişiye, statü ve başarı kazandırır. Aynı zamanda ekonomik sermaye, kişilerin eğitim seviyeleri ile yakından ilişki içerisindedir. Ekonomik sermayesi kuvvetli olan bir birey eğitim hayatında, daha iyi olanaklara erişebilir ve kendini geliştirebilecek imkanlara ulaşarak, iyi bir gelecek ve iş sahibi olabilir. Bu durumda bireyin doğrudan sosyal, kültürel aynı zamanda yine ekonomik sermayesine etki edebilir niteliktedir.

Kültürel sermaye, toplumda kabul gören değerler hakkında bilgi sahibi olmaktır. Kültürel sermaye kişilerin doğduğu andan itibaren kazandığı sermaye türüdür aynı zamanda eğitim ve aile başta olmak üzere, yaşamı boyunca bireyin edindiği pratikler bu sermaye türünün içerisinde yer almaktadır (Palabıyık, 2011). Bourdieu kültürel sermayenin üç biçimde bulunduğundan bahsetmektedir; ilk olarak bedenleşmiş kültürel sermaye, yani kültürün beden ve akla kazınarak, sürekli olarak kazanılmış yatkınlıklara dönüşme durumudur Bourdieu buna Habitus adını vermektedir. İkinci biçim ise nesneleşmiş yani kültürün ev, araba, kitaplık gibi nesnelere yansıdığı durumdur; son olarak üçüncü biçimden yani araştırmanın konusu ile yakından alakalı olan, kurumsallaşmış kültürel sermaye durumundan söz eder. Kurumsallaşmış biçim, sahip olunan kültürel sermayenin getirdiği kazanımlar ile akademik yeterliliği belgeleme durumu olup, beraberinde maddi ve sembolik karlara işaret etmektedir (Bourdieu, 2010).  Öğrencilerin kültürel sermaye seviyesinin yüksek olması, toplumda ve eğitim sisteminde kabul gören egemen kültüre hakim olduklarından dolayı akademik başarılarını olumlu yönde etkileyebilir niteliktedir. Kültürel sermaye, hem ekonomik sermaye ile var olabilir, hem de zaman içerisinde bireyin ekonomik sermaye seviyesini arttırabilir.

Sosyal sermaye, herhangi bir gruba üye olarak sahip olunan, bireyin yaşadığı toplum içerisinde statüsü yüksek tanıdıklara ve desteklerini alabileceği güvenilir ilişkiler ağına işaret eder. Aynı zamanda sosyal sermaye, kişinin aidiyet duygusu ile artış gösteren, destek ihtiyacı halinde yararlı olabilecek ve kişilerin karşılıklı ilişkileri sonucu ortaya çıkan bireysel bir kaynaktır (Kaplan & Yardımcıoğlu, 2020). Sosyal sermaye, ilişkiler ağı ile bireylere, işbirliği, iyi iş ve eğitim imkanları gibi avantajlar kazandırarak toplum içinde yer aldıkları konumunu geliştirmelerine ve statülerini arttırmalarına olanak sağlamaktadır.

Sembolik sermaye ise, yukarıda bahsi geçen sermayeler ile yakın ilişki içerisindedir. Sembolik sermaye, her sermayeyi farklı oranlarda içinde barındırır ve belli bir alanda söz sahibi olabilmek için gerekli bir unsur olan soyut bir durumdur. Örneğin eğitim hayatının sonucunda elde edilen diplomalar, antika eserlere sahiplik, koleksiyonculuk vs. gibi durumlar sembolik sermayenin göstergesidir (Suğur & Baran, 2013). Sembolik sermaye, bireylere saygınlık kazandırarak onların farklı alanlarda söz sahibi olmalarını sağlamaktadır.

Bahsedilen tüm bu sermayeler, birbirleri ile yakından ilişkilidir. Sermayeler bireylerin sosyal statüsüne, eğitimine, günlük yaşantısına etki etmektedir. Ancak sermayelerin eşitsiz bir biçimde dağıldığı ve farklılıkların olduğu bir toplumda, ayrımcılık, kayırma ve fırsat eşitsizliği ortaya çıkmaktadır. Bu durumda sermaye seviyeleri yüksek olan bir birey her alanda olduğu gibi eğitim hayatında da sermaye seviyeleri düşük olan bir bireye göre daha avantajlı olacaktır.

2.1.1. Sermaye Farklılıkları ve Eğitim Hayatı

Sermaye farklılıkları, toplumsal eşitsizliklere neden olan etmenlerdendir. Bireylerin farklı imkanlara ve statülere sahip olmalarına neden olan sermaye farklılıkları, eğitim alanında da çeşitli eşitsizliklere yol açmaktadır. Aynı zamanda eğitim alanı, kişilerin sermayelerini güçlendiren ve farklılıklara yol açan bir yerdir. Her bir sermaye hem kişinin eğitim hayatını etkilemekte hem de eğitim hayatı kişilerin sermayelerini yükseltebilir niteliktedir. Güçlü sermayelere sahip bireyler, toplumun her alanında olduğu gibi eğitim alanında da iyi avantajlara sahip olurlar. Aynı şekilde iyi bir eğitim devamında iyi bir iş imkânı getirerek, kişilerin sermayelerini daha çok yükseltmelerine neden olmaktadır. Bu durumda dezavantajlı olan gruplar, eğitim hayatında eşitsizliklere maruz kalabilmektedirler. Bu konu geçmişten beri birçok araştırmanın konusu ve düşünürlerin tartıştığı önemli bir sorundur. Bu kapsamda araştırmamızda temelde Bourdieu’nun düşünceleri ile yola çıkılmıştır.

Pierre Bourdieu, eğitim kurumunun, toplumda var olan tahakküm ilişkilerini ve eşitsizlikleri yeniden üretmek için eşsiz bir araç olduğundan söz etmektedir (Cirit, 2022). Bu eşitsizliklerin sadece ekonomik sermayeden kaynaklı bir durum olduğundan bahsetmez, aynı zamanda eşitsizliklerin yeniden üretimine, kültürel, sosyal ve simgesel sermaye seviyelerinin de katkı sağladığını belirtir. Bourdieu‘ya göre eğitim sistemi ve okul kurumu, sermaye tiplerini besler ve toplumda egemen olan sınıfın avantajına olacak şekilde bireyleri konumlandırarak, sınıfsal yapının yeniden üretimine katkı sağlamaktadır (Özsöz, 2014).  Bir diğer yandan, yüksek sermayeye sahip bireylerin avantajına olan bu durum, düşük sermaye seviyelerine sahip olanların sürekli olarak bir eşitsizliğe maruz kalmalarına yol açacak niteliktedir.

Bourdieu, egemen sınıfın dışında kalan ve sermaye seviyelerinin düşük olduğu kesimin, okulda başarısızlığa uğradığı ve böylece eşitsizliklerin tekrardan üretildiğini belirtmektedir (Cirit, 2022). Ona göre okul, egemen olanın sermayelerini kabul eder ve geride kalanların sermayelerini yok sayarak, toplumdaki egemen kültürü, ideolojiyi yaymak için önemli bir kurumdur. Egemen sınıfın dışında kalan bu bireyler, hâkim olan kültüre sahip olmadıkları, ekonomik gelirlerinin düşük olması nedeni ile eşit erişim sağlayamadığı ve benzeri sermaye eksikliğinden dolayı akademik başarısızlığa uğramaktadır (Tezcan, 2005). Sermaye seviyeleri yüksek bireyler ise hem eğitime erişim açısından hem de egemen kültüre hâkim olduklarından dolayı, sermaye seviyeleri düşük olan bireylere göre akademik başarıları yüksek olmakla beraber, eğitim sistemi ve okul aracılığıyla konumunu korumakta ve yükseltebilmektedir (İnce, 2018). Dolayısıyla sermaye farklılıkları eğitim alanında ve devamında eşitsizliklere yol açmaktadır.

Bourdieu’nun  bahsettiği şekilde, sermaye farklılıkları bireylerin eğitim hayatını yakından etkilemektedir. Bu etki yüksek sermayeye sahip olan bireyleri olumlu yönde etkilerken, sermaye seviyeleri düşük olan bireyler için olumsuz etki yaratmakta ve toplumdaki konumunu kötü etkilemektedir. Eğitimde eşitsizliğe neden olan sermaye farklılıkları, aynı zamanda bireylerin başarılarını yakından etkilemektedir. Özellikle ekonomik ve kültürel sermayesi yüksek olan bir öğrenci, oldukça iyi imkanlara ulaşarak başarılarını arttırabiliyorken, bu durum alt seviyedeki öğrencilerin aleyhine işleyerek akademik başarılarını olumsuz etkilemektedir. Öğrencilerin sahip oldukları sermayelerin, akademik başarıyı olumlu veya olumsuz etkilediği daha önce yapılan çalışmalar ışığında söylenebilmektedir

Pierre Bourdieu, okulların toplumsal ve kültürel eşitsizlikleri kuşaktan kuşağa aktardığını belirtmektedir.  Eşitsizlik sürecinin yeniden üretilmesinde, habitus ve sermayeler kavramlarını temeline yerleştiren Bourdieu, okulun toplumda egemen grubun sermayelerini kabul ettiğini ve yardımcı grubun yani işçi sınıflarının sermayelerini yok sayarak, bu sınıftan gelen öğrencilerin başarı seviyeleri düşmesine ve toplumsal eşitsizlikler yeniden üretilmesine yol açtığının belirtir (Tezcan, 2005).  Bourdieu’nun ortaya attığı, toplumda eşitsizlikleri yeniden üretimine katkı sağlayan sermayeler esas alındığında; aynı zamanda da okulların başarıyı belirleme konusunda zayıf olduğu, sınav sisteminin giderek karmaşık bir hal aldığı düşünüldüğünde, bahsedilen sermayelere sahip olan bazı aile çocuklarının akademik başarısının yüksek ve toplumsal yaşamda daha avantajlı olduğu ortaya çıkmaktadır (Yücel vd., 2013). Bourdieu sermayelerin tek tek akademik başarıyı şekillendirdiğini belirtmektedir.

Bireylerin sahip olduğu maddi güce işaret eden ekonomik sermaye, birçok alanda olduğu gibi eğitim alanında da kişilerin başarısını şekillendirebilmektedir. Örneğin, Ekonomik sermayesi yüksek olan aileler eğitim görmekte olan çocuklarının başarısını arttırmak için gerekli materyalleri, dershane ve özel ders gibi imkanları rahatlıkla karşılayabilirken, ekonomik sermayesi düşük olan ailelerden gelen öğrenciler ise okulun onlara sağladığı imkanlar ile sınırlı kalmaktadır. Böylelikle ekonomik gücü elinde bulunduran öğrencilere göre akademik başarısı daha düşük bir seviyededir (Çiftçi & Çağlar, 2014). Böylelikle öğrencilere ailelerinden miras kalan ekonomik sermaye, akademik başarıya doğrudan veya dolaylı yoldan etki ettiği göz önündedir.

Bourdieu, kültürel sermaye ile farklılıkları açıklamaya çalışır ve akademik performanslarındaki ekonomik eşitsizlikler ile açıklanamayacak farklılıkları ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. (Kaplan ve Yardımcıoğlu, 2020). Bourdieu’ya göre eğitim, kültürel sermayeyi beslemektedir ve egemen kültüre sahip sınıfın lehine olacak şekilde öğrenciler arasında ayrışmalara neden olan bir kurumdur (Özsöz, 2014). Ona göre egemen kültüre sahip olmayan kesim okulda akademik başarısızlığa uğrar ve böylece sınıfsal eşitsizlikler yeniden üretilir (Cirit, 2022).   Örneğin orta veya üst sınıfa mensup ve sermaye seviyeleri yüksek olan bir ailede büyüyen çocuğun daha iyi küçüklükten itibaren okulların esas aldığı egemen kültüre hâkim olduğundan, diğer kesimlere göre daha iyi bir eğitim alarak okulda başarılı olmaktadır. Diğer yandan daha düşük sermayelere sahip alt sınıf ya da işçi sınıfı ailesinden gelmekte olan öğrencinin, farklı kültüre sahip olmasından ve ailesinin ona devrettiği kültürel yatkınlıklarından kaynaklı, okulda adaptasyon sorunu yaşamakta ve akademik başarısı düşmektedir (Palabıyık, 2011).  Bu durumda bir kişinin yaşamı boyunca edindiği her şeyi kapsayan kültürel sermayenin, eğitim hayatını ve akademik başarıya en fazla etki eden faktörlerden olduğu söylenebilir.

Bireylerin toplumsal yaşamdaki ilişkiler ağına işaret etmekte olan sosyal sermayenin, akademik başarıya etkisi daha çok okul yapısı ile alakalıdır. Şöyle ki okulda eğer öğretmen, öğrenci ve idarecilerin arlarındaki ilişkilerin ve sosyal etkileşimin güçlü olduğu bir alan öğrenciler için daha verimli olmakla beraber öğrencilerin akademik başarıları olumlu etkilenecektir (İnce, 2018). Aynı zamanda kuvvetli bir ilişkiler ağına sahip olan bireyler, eğitim hayatında olduğu gibi iş hayatında da çeşitli avantajlara sahip olarak, toplumdaki konumunu güçlendirebilmektedirler.

Sonuç olarak sermaye seviyeleri kişilerin eğitim hayatını ve dolayısıyla akademik başarısını yakından etkilemekte, aynı şekilde toplumda var olan eşitsizliklerin yeniden üretimine katkı sağlamaktadır. Eğitime eşit erişim, fırsat eşitlikleri ve iş imkanları açısından sermaye farklılıkları oldukça belirleyici bir rol oynamaktadır. Bu durumda yüksek sermayeye sahip olan gruplar avantaj sağlarken, sermayeleri düşük olanların eğitimi hayatı ve sosyal yaşantısı olumsuz etkilenebilmektedir.

thumbnail
Önerilen Yazı
Kadınların Boşanma Nedenleri ve Boşanma Sonrası Psiko-Sosyal Yaşamları [Lisans Tezi]

2.2. Okula İlişkin Tutumların Rolü

Sermaye seviyelerinin, akademik başarıya etkisi literatürde yer alan çalışmalarda gözler önüne serilmektedir. Sermayeleri yüksek olan öğrencilerin daha çok başarılı oldukları ve diğer öğrencilere kıyasla okulun aktardığı ideolojilere daha kolay uyum sağladıkları söylenebilir. Bu durumda düşük sermaye seviyesine sahip öğrencilerin, akademik başarısının yüksek olması pek mümkün olduğu söylenemez. Fakat bakıldığında, alt kültürden gelen ve düşük ekonomik ve sosyal sermayeye sahip bireylerin başarılı olduklarına rastlanılabilir. Yapılan çalışmada, bu duruma sebep olabilecek ve sermaye seviyeleri ile akademik başarı arasındaki ilişkiye arabuluculuk edebilecek nitelikte olan, öğrencilerin okula ilişkin tutumlarına yönelik bir araştırma yapılmıştır. Okula ilişkin tutumu olumlu olan bir öğrencinin, sermaye seviyeleri düşük olsa da akademik başarısının yüksek olabileceği ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Okula ilişkin tutum, öğrencilerin okulda kendilerini ne kadar iyi veya kötü hissettiklerini ve okul hakkındaki olumlu ya da olumsuz fikirlerini ifade etmektedir (İlhan, 2017). Öğrencilerin okula ilişkin tutumlarında, anne baba, arkadaşları, öğretmenleri önemli rol oynamaktadır (Atik, 2016). Özellikle de ebeveynlerin okula yönelik olumlu tavırları öğrenciyi pozitif yönde etkilemektedir.

Okul tutumunun, öğrencinin başarısı üzerinde yok sayılamayacak bir etkisi söz konusudur. Okula karşı oluşan olumlu duygular, okul ortamına uyum sağlayabilmek, öğretmen ve öğrenci arasında bulunun ilişki ve benzeri durumlar öğrenciyi olumlu yönde etkileyebilmekte ve öğrenme hevesinin artmasını, okula devamlılığın sağlanmasını aynı zamanda not ortalamasını yükseltebilir niteliktedir (Adıgüzel & Karadaş, 2013). Bir diğer yandan olumsuz tutumlar sergileyen öğrencilerin, akademik başarısının ve okul devamlılığının düştüğü yapılan çalışmalarda ortaya çıkmaktadır.

Sonuç olarak yapılan çalışmada bahsedilen sermaye seviyelerinin akademik başarıyı ne ölçüde etkilediğini ortaya çıkarmak ve aralarındaki ilişkide okul tutumunun ne kadar arabulucu olabildiğini ölçmek hedeflenmiştir. Bu noktada yapılan araştırmanın temel amacı, okula ilişkin tutumun sermayeler ve akademik başarı arasındaki arabuluculuk rolünü ortaya çıkarmaktır. Araştırmada, öğrencilerin sahip olduğu sermayeler, Sermaye Seviyeleri Ölçeği (Cirit, 2022), okul tutumları Okula İlişkin Tutum Ölçeği (Adıgüzel, 2012) ile akademik başarıları ise anket formunda son dönem karne not ortalamaları sorularak ölçülmüştür. Sonucunda elde edilen veriler bulgular kısmında yer almaktadır.

3.METEDOLOJİK KISIM

3.1. Araştırmanın Amacı ve Önemi

Araştırmanın konusu bağlamında, çalışmada Pierre Bourdieu’nun, eğitim sisteminin eşitsizlikleri yeniden ürettiği anlayışından yola çıkarak sosyal, ekonomik ve kültürel sermayelerin günümüzdeki eğitim sisteminde eşitsizlikleri yeniden üretip üretmediği hem özel hem de devlet okullarında incelenerek ve karşılaştırılmıştır. Bourdieu’nun bahsettiği eşitsizliğin yeniden üretiminde sermaye seviyesinin akademik başarı üzerindeki etkisinde öğrencilerin okula ilişkin tutumlarının arabuluculuk rolü araştırılmıştır. Eğer bu arabuluculuk etkisi istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde gözlenirse, sermaye eşitsizliklerinin meydana getirdiği bu durumu azaltmak için öğrencilerin okula ilişkin pozitif tutumlarının (değer, güven, sevgi ve uyum) artırılmasının önemini vurgulamak amaçlanmıştır.

Eğitim gerek bireysel açıdan gerekse toplumsal açıdan oldukça önemlidir. Eğitim sosyolojisi literatürüne bakıldığında oldukça çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Genel olarak eğitimde fırsat eşitliği, eğitim ve toplumsal cinsiyet, okul türü farklılaşması, toplumsal sınıflaşma ve eğitim gibi konular görülmektedir. Yapılan çalışma, bu konulardan da esinlenerek Pierre Bourdieu’nun sermaye tiplerinin akademik başarıya etkisine ve bu durumda öğrencilerin okula yönelik olumlu olumsuz tutumlarının ne tür bir rolü olduğunu ortaya çıkarmayı ve arabuluculuk etkisi olup olmadığını saptamayı hedeflemektedir. Bu açıdan çalışmamız, literatürdeki eksiliği tamamlamak adına önemlidir.

thumbnail
Önerilen Yazı
Türkiye’den Almanya’ya Göçün Tarihsel Süreç ve Göç Sosyolojisi Bağlamında İncelenmesi

   3.2. Araştırmanın Yöntemi

Yapılan araştırmada veriler anket yöntemi ile elde edilmiştir. Anketler sonucunda elde edilen veriler SPSS ve AMOS programları ile analiz edilmiştir. Araştırmada yapılan Mediation Analizi temele alınmış ve arka planda yapılan analizlerin sonuçları ile beraber tartışılmıştır.

3.2.1. Araştırma Modeli 

Yapılan araştırma, lise öğrencilerinin sahip oldukları ekonomik, kültürel ve sosyal sermaye seviyelerinin okul başarılarına etkisinde okula karşı tutumlarının arabuluculuk rolünü ölçmeyi hedeflemektedir. Hedef doğrultusunda sermaye seviyelerini (bağımsız değişken) ölçmek için Sermaye Seviyeleri Ölçeği (Cirit,2022), öğrencilerin okula yönelik tutumları (arabulucu değişken), Okula İlişkin Tutum Ölçeği (Adıgüzel,2012) ile ölçülmüştür. Öğrencilerin akademik başarılarını (bağımlı değişken) öğrenmek için anket formunda son döneme ait karne not ortalamaları sorulmuştur ve herhangi bir yanlış cevap verilebilme olanağına karşın müdür veya müdür yardımcısının doğrulaması için öğrencilerin okul numaralarını yazmaları istenmiş fakat öğrenciler çekimser yaklaştıklarından dolayı iptal edilmiştir. Elde edilen veriler bilgisayar ortamında IBM SPSS istatistik ve AMOS programı ile bağımlı ve bağımsız değişken arasındaki ilişkiyi açığa çıkarmak için regresyon analizi ve okula ilişkin tutumun arabulucu rolünü öğrenmek için ise arabuluculuk (mediation) analizi yapılarak ve yorumlanmıştır. Demografik özellikler formunda toplanan bilgiler ise analizlere kontrol değişkenleri olarak yer almaktadır.

Küme Örnekleme yöntemi ile belirlenen liselerdeki sınıflara anket formu elden teslim edilmiş ve geri toplanmıştır.  Anket uygulaması ile çalışmanın bulguları Uşak ilinde öğrenim görmekte olan lise öğrencilerini kapsamaktadır. Literatürde sermayeler ve eğitim ile ilgili birçok araştırma bulunmaktadır. Bu araştırmalar incelenecek ve veri setinden yararlanılmıştır. Araştırmanın temel amacı Pierre Bourdieu’ya dayanarak eğitimde sermaye seviyelerinin avantaj veya dezavantaj yaratma durumunu ortaya çıkarmak ve eğer varsa bu eşitsizlik ortamında öğrencilerin okula ilişkin tutumlarının arabuluculuk rolünü saptamak sonrasında elde edilen bulgular aracılığıyla sonuç ve önerileri ilgili kurumlara sunmaktır.

  3.2.2. Çalışma Örneklemi

Çalışma evrenini Uşak ilinde bulunan özel ve devlet liselerinde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Uşak ilinde bulunan aktif olarak eğitim veren özel ve devlet liselerinin isimleri ve şube sayıları milli eğitim il müdürlüğünden talep edilerek ve bu listeden rasgele olarak 9 lise belirlenmiştir. Bu liselerde bulunan sınıf ve şubeler listelenmiş ve bu listeden her lisenin her sınıfından bir şube küme/sınıf rasgele olarak belirlenmiş olup anket o sınıflara uygulanmıştır. Uşak Üniversitesi etik kurulu izninin yanı sıra Millî Eğitim Bakanlığından araştırma uygulama iznine başvurulmuş ve izin alınmıştır. Bu izinler çerçevesinde 800 adet lise öğrencisine anket uygulaması yapılmıştır. 400 örneklem sayısına ulaşmak için olası risklere karşı katılımcıların sayısı 800 olarak belirlenmiş ve anket içerisinde kontrol soruları eklenerek bu kontrol sorularının varlığı katılımcılara bildirilerek cevapların doğruluk oranının yükseltilmesi amaçlanmıştır.

Anket formunu dolduran katılımcıların %59’nun kız öğrencilerden oluştuğu ve öğrencilerin çoğunluğunun devlet lisesinde öğrenim görmekte olduğu tespit edilmiştir. Sınıf derecesine bakıldığında on birinci sınıfta okumakta olan öğrencilerin fazla olduğu ve katılımcıların son dönemki karne not ortalamasının 81.55 olduğu görülmektedir. Anket uygulamasına katılan öğrencilerin çoğunluğu okul öncesi eğitimi almış, aynı zamanda ortaokul türü olarak devlet okulunda öğrenim görmüşlerdir. Toplam 548 öğrencinin katıldığı araştırmada, genelinin anne ve babasının lise mezunu olduğu ve aylık gelirlerinin ise çoğunluğun 10000 ve üzeri toplam gelire sahip olduğu anket sonucunda saptanmıştır.

3.2.3. Veri Toplama Araçları

               Çalışmamızda nicel araştırma teknikleri kullanılarak veriler toplanmıştır. Küme örneklem yöntemi ile belirlenmiş olan liselerde öğrenim görmekte olan öğrencilere, anket formu yüz yüze uygulanmıştır. Hazırlanmış olan anket formu Demografik Özellikler Formu, devamında ise Sermaye Seviyeleri Ölçeği (Cirit, 2022) ve Okula İlişkin Tutum Ölçeği (Adıgüzel, 2012) olarak 3 aşamadan oluşmaktadır. Sermaye Seviyeleri Ölçeği ekonomik sermaye seviyesi, kültürel sermaye seviyesi ve sosyal sermaye seviyesi ölçeği olmak üzere 3 adet alt ölçekten oluşmaktadır. Aynı şekilde Okula İlişkin Tutum Ölçeği güven, sevgi, değer ve uyum olmak üzere 4 adet alt ölçekten oluşmaktadır. Bunun yanı sıra anket formunda öğrencilerin akademik başarısını öğrenmek için son dönemki karne not ortalamaları sorulmuştur. Kullanılacak olan ölçekler için gerekli izinler ölçek uyarlayıcılarından e-mail üzerinden alınmıştır.

 3.2.4. Araştırmada Kullanılan Ölçeklerin Geçerlilik ve Güvenilirliği

Tablo 1: Ölçeklerin Güvenilirlik Analizi Bulguları

Araştırmada Kullanılan ÖlçeklerCronbach’s Alpha Değerleri
Ekonomik Sermaye Seviyesi Ölçeği,613
Kültürel Sermaye Seviyesi Ölçeği,730
Sosyal Sermaye Seviyesi Ölçeği,736
Okula İlişkin Güven Ölçeği,706
Okula İlişkin Sevgi Ölçeği,803
Okula İlişkin Değer Ölçeği,699
Okula İlişkin Uyum Ölçeği,777

Cronbach’s Alpha değerinin en az kat sayısı .60 olarak kabul edilmektedir. Yani değer ne kadar 1’e yakın olursa o kadar güvenilir ve iç tutarlılığı yüksek kabul edilir. Tabloya bakıldığında değerlerin genelinin (ekonomik sermaye ve değer ölçeği hariç) güvenilirliğinin yüksek olduğu ve geçerli olduğu söylenebilmektedir.

4.BULGULAR

sermaye seviyeleri
sermaye seviyeleri

Yukarıdaki şekilde, bağımlı değişkenimiz olan Sermaye Seviyelerinin, Akademik Başarı üzerine olan direkt etkisi yer almaktadır. Aşağıda yer alan şekilde ise bu ilişkiye aracı değişkenimiz olan okula ilişkin tutumun eklendiğindeki hali yani aracılık modeli yer almaktadır.

yapisal model
yapisal model

 Yapısal Eşitlikçi Model Yöntemi Kullanılarak Yapılan Mediation Analizi

arabylucu
arabylucu
Tablo 2: Arabuluculuk (Mediation) analizi

 

Toplam Etkisi (SS -> AB)Doğrudan Etkisi (SS -> AB)Dolaylı Etkisi (SS -> OT -> AB)
Coefficientp-valueCofficientp-valueH2: SS->OT->ABCofficient p-valueBI(%2.5,%97.5)
3.809.0003.587.000-.222.020-.625 ; -.025

Yukarıda yer alan tabloda, Okul tutumunun (OT) sermaye seviyeleri (SS) ve akademik başarı (AB) arasındaki ilişki üzerindeki rolünü ölçmek için arabuluculuk analizi yapılmıştır. Sonuçlar gösteriyor ki (bk. Table 1) SS’lerinin AB üzerindeki total (toplam) etkisi istatistiksel olarak anlamlıdır (H1: β = 3.809,  p < .001). Arabuluculuk değişkenini eklediğimizde (OT),  SS’nin AB üzerine etkisi zayıfladı fakat istatistiksel olarak hala anlamlıdır (β = 3.587, p < .001).  SS’n AB’ye OT üzerinden dolaylı (indirect) etkisi istatistiksel olarak anlamlıdır (β = -.222, p < .050). Bu sonuçlar gösteriyor ki, SS ve AB arasındaki ilişkide OT kısmi aracılık etkisi vardır.

Elde edilen bulgulara göre, Uşak ilinde öğrenim görmekte olan lise öğrencilerinin, sermaye seviyeleri (Ekonomik, Kültürel, Sosyal) arttıkça akademik başarılarının arttığı tespit edilmiştir. Aynı şekilde öğrencilerin okula yönelik olumlu tutumlara sahip olması durumunda akademik başarılarının artış gördüğü gözlemlenmiştir. Çalışmamızın ana amacı olan okul tutumunun arabuluculuk rolüne bakıldığında ise öğrencilerin okula yönelik olumlu tutumları, sermaye seviyelerinin akademik başarıya etkisini azaltarak kısmi aracılık rolünü üstlenmiştir.

  1. SONUÇ VE TARTIŞMA

               Yapılan çalışma, Pierre Bourdieu’nun bahsettiği sermayeler kavramına dayanarak, farklı sermaye seviyelerine sahip öğrencilerin akademik başarısının bu farklılıktan ne kadar etkilendiğini ölçmeyi hedeflemekle beraber, yaratılan bu eşitsizlik ortamında öğrencilerin sermaye seviyeleri her ne kadar düşük olsa da okula yönelik tutumlarının olumlu olduğunda, akademik başarılarının yüksek olabileceği savını göstermek amaçlanmıştır.

Çalışmanın sonucunda elde edilen, dikkat çeken verilere bakıldığında, öğrencilerin 374’nün (%68,2) devlet, 174’nün (%31,8) ise özel lisede okumakta olduğu, bu öğrencilerinin 226’sının (%41,2) erkek, 322’sinin (%58,8) ise kadın olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin ailelerinin eğitim seviyelerine bakıldığında, annelerin ve babaların genelinin lise mezunu olduğu, okuma yazma bilmeyen kesimin annelerde %3,3’lük kısmı oluştururken, babalarda bu oran %2’ye düştüğü görülmektedir. Gelir durumu ile not ortalaması arasında, çalışmanın arka planında yapılan Korelasyon Analizinin sonucunda ise anlamlı ve pozitif bir yönde ilişki vardır. Bu durumda ailelerinin aylık gelir durumunun yükselmesi, öğrencilerin not ortalamasını olumlu yönde etkilediği söylenebilir niteliktedir. Aynı şekilde okul türü ile not ortalaması arasında anlamlı bir ilişki söz konusu olmakla beraber, okul türünün öğrencilerin başarısını olumlu veyahut olumsuz etkileyebildiğini söylemek doğru olacaktır.

Sermaye seviyelerinin, not ortalaması ile arasındaki ilişkilere bakıldığında ise, öğrencilerin sosyal sermaye seviyeleri ile not ortalamaları arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki saptanmıştır. Bu durumda, okul içerisinde ve dışarısında ilişkiler ağı kuvvetli olan öğrencilerin, not ortalamalarının olumlu yönde etkilendiği söylenebilmektedir. Aynı şekilde kültürel sermaye ile not ortalaması arasındaki ilişkide pozitif ve anlamlı ilişkiye sahip olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin ailelerinden devraldıkları kültürel sermaye seviyelerinin yüksek olması eğitim alanında onların uyumuna, başarasına ve okul sonrasında atılacakları üniversite ve iş hayatını olumlu etkilediği söylenebilirken, yapılan çalışmanın sonucunda kültürel sermayenin akademik başarıyı arttırdığı da görülmektedir. Benzer şekilde ekonomik sermaye seviyesi ve not ortalaması arasındaki ilişkiye bakıldığında, olumlu ve pozitif yönde olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin ebeveynlerinin ekonomik sermayesinin yüksekliği, eğitim alanında yardımcı kaynaklara erişmek, dershane desteği veya özel ders açısından kolaylık ve özel okulda eğitim görebilmesini sağlamak gibi birçok avantajı beraberinde getirmektedir. Bu durumda ekonomik sermaye seviyesinin yüksekliğinin, not ortalamasını da arttırdığı savı doğrulanmıştır. Tüm bu sonuçlara bakıldığında, araştırmanın başında oluşturulan hipotezlerin başında gelen, Pierre Bourdieu’nun da bahsettiği “Sahip olunan sermaye seviyesi arttıkça öğrencilerin akademik başarıları artacaktır.” Savını destekler nitelikte sonuçlara ulaşılmıştır.

Bir diğer konu ise okul türü ile not ortalaması arasındaki anlamlı ve pozitif yönlü ilişkidir. Yine arka planda yapılan analizlerin sonucunda, özel liselerde öğrenim gören öğrencilerin not ortalamasının, devlet liselerinde öğrenim gören öğrencilerin not ortalamasına kıyasla daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu durumun, özel okullarda genellikle maddiyat ve prestij odaklı bir eğitim yürütülmesinden ve öğrencilerin not ortalamasının olduğundan fazla gösterilmesinden kaynaklandığı ve bu olgununda eğitim sisteminde yaşanan fırsat eşitsizliğinin yeniden üretimine katkı sunduğu söylenebilmektedir. Dolayısıyla çalışmanın bir başka hipotezi olan, “Akademik başarı özel okullarda devlet okullarına göre daha fazla olacaktır.” Savı desteklenmiştir. Lise öğrencilerinin okula yönelik tutumlarına bakıldığında, okul türününde bu konuda etkili olduğu görülmektedir. Özel liselerde öğrenim görmekte olan öğrencilerin, okula güven, uyum, sevgi ve değer tutumları, devlet lisesi öğrencilerine göre daha olumludur ve bu durum, öğrencilerin başarısını etkilemekle beraber, özel ve devlet lisesinde öğrenim gören öğrencilerin akademik başarıları arasında fark yaratmaktadır. Bir diğer hipotezimiz olan “Öğrencilerin okula yönelik olumlu tutumları, akademik başarıyı etkileyecektir” savı belli bir ölçüde doğru kabul edilebilir niteliktedir. Bu konuyla alakalı olan bir diğer hipotez ise, “Sermaye seviyelerinin artışı, okula yönelik tutumu olumlu etkilemektedir.” Savıdır. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara bakıldığında, sermaye seviyeleri ile okula ilişkin tutumların arasında anlamlı bir ilişki tespit edilememiş, hipotez desteklenememiştir.

Araştırmanın konusu ve en önemli hipotezi olan “Öğrencilerin okula ilişkin tutumları, sermaye seviyesi ile akademik başarı arasındaki ilişkiye istatistiksel olarak anlamlı arabuluculuk edecektir.” Savı ise yapılan Mediation Analizi sonucunda desteklenmiştir. Şöyle ki, sermaye seviyeleri ile akademik başarı arasında anlamlı ve güçlü bir ilişki varken, yapılan analize arabulucu değişkenimiz olan okul tutumu eklendiğinde, sermaye seviyeleri ve akademik başarı arasında var olan ilişki anlamlılığını sürdürmektedir fakat ilişki yönü negatif olmuş ve bağımlı değişkenin bağımsız değişkene etkisi zayıflamıştır. Bu durumda, öğrencilerin başarısını belirlemede sermaye seviyeleri büyük ölçüde etki etmektedir ancak, öğrencilerin okula yönelik olan tutumlarının da akademik başarıyı olumlu yönde etkileyebileceği söylenebilir niteliktedir.

Pierre Bourdieu, öğrencilerin sermaye seviyelerinin düşük olması halinde, akademik başarısızlığın kaçınılmaz olduğunu ve bu eğitim alanının eşitsizliklerin tekrardan üretimine katkıda bulunduğunu belirtmektedir (Cirit, 2022). Araştırma sonucunda elde ettiğimiz veriler bu düşünceyi destekler niteliktedir. O halde okulların veya eğitim alanının sermaye farklılıklarından dolayı öğrenciler arası birtakım eşitsizlikler ürettiği söylenebilmektedir. Toplumda egemen olan yani yüksek sermayeye sahip kişilerin eğitim alanı gibi birçok alanda avantajlı olması beraberinde düşük sermayeye sahip olanların eşitsizliğe maruz kalma durumunu getirmektedir. Ve bu bireyler, eğitim alanında avantajlı olan bireylere göre, akademik başarıları daha düşüktür (Tezcan, 2005). Pierre Bourdieu’nun bahsettiği şekilde, günümüz eğitim sisteminde sermaye seviyelerinin akademik başarıya etkisi kaçınılmazdır fakat öğrencilerin okula yönelik tutumlarını da gözden kaçırmamak gerekmektedir. Okula yönelik pozitif tutumlar öğrencinin okula uyumunu ve okumaya yönelik hevesini olumlu yönde etkilemektedir (Adıgüzel & Karadaş, 2013). Bu durum öğrencinin akademik başarısını arttırabilmektedir. Aynı şekilde okula karşı olumsuz tutumlara sahip olan öğrencilerin, her ne kadar sermaye seviyeleri yüksek olursa olsun, akademik başarısı olumsuz etkilenmektedir.

Yapılan bu çalışmada, lise öğrencilerin ailelerin devraldıkları ve yaşamları boyunca onları geliştirmek ve yükseltmek için çaba sarfetmek zorunda oldukları sermaye seviyelerinin yüksekliğinin, onların öğrenim başarılarına olumlu veya olumsuz etki etmesi durumunda, yine öğrencilerin okula yönelik tutumlarının, sermaye seviyeleri ve akademik başarı arasındaki ilişkiye ne ölçüde arabuluculuk ettiği konusunu ortaya çıkarmak hedeflenmiştir ve b başarılı olunmuştur. Bir öğrencinin sermaye seviyelerinin yüksekliği her ne kadar akademik başarıyı olumlu etkilese de eğer o öğrencinin okula yönelik tutumları olumsuz yönde ise bu başarısını kötü etkileyebilir niteliktedir. Yine aynı şekilde öğrencilerin ailesinden miras kalan sermaye seviyeleri düşük olsa bile, eğer ki okula yönelik tutumları olumlu olursa öğrencilerin akademik başarısı olumlu yönde etkilenebilmektedir. Bu çalışmada temel olarak ortaya atılan problem, Pierre Bourdieu’nun düşüncelerine dayanarak, sermaye farklılıklarından kaynaklı öğrencilerin başarısız olmasıdır. Ancak literatürde buna dayalı pek çok araştırma yapıldığı gözlemlenmiştir. Bu açıdan araştırmamızı farklı kılan nokta, sermaye seviyelerinin akademik başarıya olan etkisinin, okul tutumunun arabuluculuk etmesiyle düşüş gösterdiğini ortaya çıkartmış olmasıdır.

Sermaye seviyelerinin farklılıklarından ve okul türünden kaynaklı olarak ortaya çıkan bu eşitsizliğin öğrencilerin başarısına yansıması kaçınılmaz bir sonuçtur. Bu durumda yapılması gereken en önemli şey, ailelerin sermaye seviyelerini yükseltmek veya iyileştirmek amacı ile politikalar üretmek ve onlara -eğitimde eşitsizliğin en önemli nedenlerinden biri olan- kültürel sermayelerini arttırmaya yönelik eğitimler verilmesidir. Aynı şekilde çalışmanın ana konusu olan, okul tutumun arabulucu rolü öğrencilerin başarıları için oldukça önemli bir etmendir. Bundan dolayı öğrencilerin okula yönelik tutumlarını en çok etkileyen öğretmenlere, öğrencilere güven, sevgi ve değer gibi tutumları aşılamasına yönelik eğitimler ve seminerler düzenlenmelidir. Bir diğer hususta okul türünün farklılığından kaynaklanan eşitsizliktir. Bunu gidermek için MEB tarafından, denetimler yapılması ve özel okullarda notların belirlenmesini sağlayan sınavların kontrol edilmesi gerekmektedir. Özel liselerden ziyade, kaynaklara erişimi sıkıntılı ve imkanları kısıtlı olan okullara, eğitim kaynakları ve materyalleri bakımından destek verilmeli ve bu okullardaki sermaye seviyesi düşük olmasına rağmen not ortalaması yüksek olan öğrenciler belirlenerek onlara da ayrıca destek verilmelidir. Aynı zamanda okula yönelik olumsuz tavır sergileyen öğrenciler belirlenip, bu olumsuz tavrın sebebinin ortaya çıkarılması ve olumsuz olan tavırlarını olumlu tavırlara dönüştürebilmek için öğretmenlere farkındalık kazandırarak, motivasyon sağlanabilir. Bunlar gibi birçok eğitim politikaları ve iyileştirme çabaları yapıldığında, eğitim alanında sermayelerden kaynaklı üretilen eşitsizliğin tamamen ortadan kalkmasa da gözle görülür derecede azalma göstereceği söylenebilmektedir.

Yapılan çalışmada, lise öğrencilerinin sermaye seviyelerinin akademik başarısına etkisi ve bu ikili arasında olan ilişkide okula ilişkin tutumun arabuluculuk rolü ölçülmüştür. Eğitim alanında üretilen eşitsizlik, toplumsal yapının her kurumunu etkileyebilecek niteliktedir. Bu açıdan eğitim alanında yapılan her bir iyileştirme hem öğrencilerin gelecek kaygısını azaltacak, başarılarını kolaylaştıracak hem de toplumsal yapının sağlığına olacaktır. Bu çalışmanın sonucunda elde edilen veriler, kurumlara eğitimde fırsat eşitliği, sermaye farklılıklarının eşitsizliğe neden olduğu ve bu eşitsizlik ortamında öğrencilerin okul tutumunun önemi hakkında farkındalık yaratabileceği ümit edilmektedir.

KAYNAKÇA

  • Adıgüzel, A., & Karadaş, H. (2013). Ortaöğretim öğrencilerinin okula ilişkin tutumlarının devamsızlık ve okul başarıları arasındaki ilişki. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 10(1), 49-67.
  • Adigüzel, A. OKULA İLİŞKİN TUTUM ÖLÇEĞİNİN GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI. Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, 11(40), 30-45.
  • Alıcı, D. (2013). Okula yönelik tutum ölçeği’nin geliştirilmesi: Güvenirlik ve geçerlik çalışması. Eğitim ve Bilim, 38(168).
  • ARSLAN, A., & BARDAKÇI, S. (2022). Ortaöğretim öğrencilerinin okula yönelik tutumlarının ve başarı amaç yönelimlerinin belirlenmesi. Journal of Computer and Education Research, 10(19), 157-183.
  • Asan, H. T. (2012). Türk Eğitiminde Iktidar-eğitim Ilişkileri ve Insan Yetiştirme Politikalarinin Michel Foucault’un Panoptikon Metaforuna Göre Incelenmesi (1795-1946) (Doctoral Dissertation, Marmara Universitesi (Turkey)).
  • Atik, S. (2016). Akademik başarının yordayıcıları olarak öğretmene güven, okula karşı tutum, okula yabancılaşma ve okul tükenmişliği.
  • Baran, A. G. (2013). Pratik, kültür, sermaye, habitus ve alan teorileriyle Pierre Bourdieu sosyolojisi. S. Suğur & A. Görgün-Baran. Sosyolojide Yakın Dönem Gelişmeler, 1-21.
  • Bourdieu, P. (2010). Sermaye biçimleri. Der. MM Şahin ve AZ Ünal) Sosyal Sermaye. İstanbul: Değişim, 45, 75.
  • Bourdieu, P. (2010). Sermaye biçimleri. Sosyal Sermaye, 45-77.
  • Bourdieu, P., & Passeron, J. C. (2015). Yeniden üretim. A. Sümer, L. Ünsaldı, & Ö. Akkaya, Çev.) Ankara: Heretik Yayınları.
  • CANSIZ, M., ÖZBAYLANL, B., & Çolakoğlu, M. H. (2018). Türkiye’de kültürel sermayenin öğrenim başarısı üzerine etkisi. Journal of Economy Culture and Society, (58), 127-152.
  • Celkan, H. Y. (1989). Eğitim sosyolojisi. Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi.
  • Ci̇ngöz Z, Gür B (2020). Ekonomik, Sosyal Ve Kültürel Statünün Akademik Başarıya Etkisi Pisa 2015 Ve Teog 2017 Sonuçlarının Karşılaştırması. İnsan & Toplum, 10(4), 247 – 287. 10.12658/M05
  • Cingöz, Z. K. (2020). Ekonomik, sosyal ve kültürel statünün akademik başarıya etkisi PISA 2015 ve teog 2017 sonuçlarının karşılaştırması. İnsan ve Toplum, 10(4), 247-288.
  • Cirit, S. (2022). , Bourdieu Sosyolojisi Bağlamında Yüz Yüze/Çevrim İçi Eğitimde Eşitsizliğin Yeniden Üretilmesi: Ankara İli Örneği (Yüksek Lisans Tezi, Munzur Üniversitesi, 1
  • Coşkun, M. K. ve Ünal, B. (2006). Kültürel sermaye, eğitim ve eşitsizliğin yeniden üretimi. Sosyoloji Araştırmaları Dergisi, 9(1), 24-44
  • Çakmak, Ö. (2008). Eğitimin Ekonomiye ve Kalkinmaya Etkisi. Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Dergisi, (11), 33-41.
  • Çetinkaya, b., Gülaçtı, f., & Çiftçi, z. (2019). Lise öğrencilerinin okula ilişkin tutumlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi. Karadeniz sosyal bilimler dergisi, 11(20), 1-14.
  • Çiftçi, C., & Çağlar, A. (2014). Ailelerin sosyo ekonomik özelliklerinin öğrenci başarısı üzerindeki etkisi Fakirlik kader midir?. International Journal of Human Sciences.
  • Dinçer, M. (2003). Eğitimin toplumsal değişme sürecindeki gücü. Ege eğitim dergisi, 3(1).
  • Dursun, O. (2018). Toplumu Pierre Bourdieu İle Düşünmek. Global Media Journal TR Edition, 8(16), 68-123.
  • Ergün, M. (1994). Eğitim sosyolojisi. Ankara: Ocak Yayınları, 5.
  • Güney, A. (2009). İlköğretim okulu öğrencilerinin akademik başarıları ile algılanan aile yapısı arasındaki
  • Günkör, C., & Özdemir, M. Ç. (2017). Sosyal sermaye ve eğitim ilişkisi. Türk Eğitim Bilimleri Dergisi, 15(1), 70-90.
  • İlhan, M. (2017). Öğrencilerin sınıf değerlendirme atmosferine ilişkin algılarının okula yönelik tutumları üzerindeki yordayıcı rolü. Kastamonu Eğitim Dergisi, 25(1), 111-1
  • İnce, C. (2018). Sosyal sermaye ve akademik başarı arasındaki ilişkinin sosyolojik bir analizi: Şanlıurfa’da bir alan araştırması (Doctoral dissertation, Anadolu University (Turkey)).
  • Kaplan, M., & YARDIMCIOĞLU, M. (2020). Alan, Habitus Ve Sermaye Kavramlariyla Pierre Bourdieu. Habitus Toplumbilim Dergisi, (1), 23-37.
  • Karaarslan, G. (2010). Orta öğretim kurumlarında öğrenci başarısını etkileyen faktörlerin istatistiksel analizi (Doctoral dissertation, Fen Bili cingöz, z. K. (2020). Ekonomik, sosyal ve kültürel statünün akademik başarıya etkisi pisa 2015 ve teog 2017 sonuçlarının karşılaştırması. İnsan ve toplum, 10(4), 247-288.mleri enstitüsü).
  • Kaya, h. E., & yıldız, o. (2021). Dezavantajlı gruplarda eğitimin ekonomik sermayeye dönüşümü. Proceedings book, 76.
  •  Murphy, M. (2018). Sosyal Teori ve Eğitim Foucault, Habermas, Bourdieu ve Derrida’yı Anlamak. Eğitim Yayınevi.
  •  Önce, B. (2005). Eğitim, ideoloji ve yeniden üretim kuramı (Master’s thesis, Sakarya Üniversitesi).
  • Özsöz, C. (2014). Pierre Bourdieu: Simgesel şiddet, eğitim, iktidar. Cogito, 76, 290-311..
  • PALABIYIK, A. (2011). Pierre Bourdieu Sosyolojisinde “Habitus”,“Sermaye” ve “Alan” Üzerine1. Liberal düşünce dergisi, (62), 1-21.
  • Tezcan, M. (1997). Eğitim sosyolojisi (Vol. 11). Ankara.
  • Tezcan, M. (2005). Sosyolojik kuramlarda eğitim, sy. 42-43
  • Yanıklar, c. (2010). Kültürel sermaye, eğitim ve toplumsal tabakalaşma: Pierre Bourdieu’nun yeniden üretim kuramına eleştirel bir bakış. Sosyoloji dergisi, (22), 121-138.
  • Yaşar, M. R. (2016). Yoksulluk, akademik başarı ve kültürel sermaye ilişkisi. Kilis 7 Aralık Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 6(11), 202-237.
  • Yıldırım, i. (2021). ‘kültürel sermaye’ bağlamında spor liselerinin akademik başarı durumu. Yüzüncü yıl üniversitesi sosyal bilimler enstitüsü dergisi, (51), 153-184.
  • Yücel, C., Boyacı, A., Demirhan, G., & Karataş, E. (2013). Demirhan Milli Eğitim Örgüt Sisteminde ‘Kayıt Alanı’(Hinterland) Uygulamasının Yönetsel İşlevselliğinin Değerlendirilmesi ve Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Sermaye Açılarından Doğurduğu Problemlerin İncelenmesi. Kuram ve Uygulamada Eğitim Yönetimi, 1(1), 135-151.
thumbnail
Önerilen Yazı
Değişen Toplumda Bireylerin İlişki Kurma Pratikleri: Tinder Örneği

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir