Marx’ın Perspektifi Çerçevesinde Günümüzün Değerlendirilmesi

19. yüzyılın düşünürü olan Karl Marx'ın perspektifi günümüze hala daha ışık tutabilen bir konumda mı? Yoksa geçmişin tozlu raflarında kalması gereken bir konumda mıdır?

marx perspektifi degerlendirilmesi

Geçmişten günümüze tüm toplumların tarihi ve sınıf mücadeleleri vardır. Örneğin; özgür ile köle, patrisyen ile pleb, senyör ile serf kısacası üst sınıf  ile alt sınıf mücadelelerini söylemek mümkündür. Dolayısıyla bu mücadele tüm toplumun devrim yapmasıyla ya da mücadele eden sınıfın parçalanıp yok olmasıyla sona ermiştir. Marx’a göre; modern burjuva toplumu, eskilerin sınıf karşıtlığını ortadan kaldırmış değil, sadece yerine yeni sınıflar getirmiştir (Marx, 2018).  Yani bir köle ile işçinin arasındaki fark sadece ismidir. İşçi, modern global dünyanın yeni telaffuzu işçilik adı altında köleliktir. Modern toplumda sınıf ayrımı geçmişte de olduğu gibi ekonomik bağlamda belirlenmektedir. Günümüzde ise bu durum açık bir şeklide kendini göstermektedir. Örneğin; proletaryanın yani alt sınıfın, aylık verilen ücretin adı “asgari” ücret olması başka bir deyişle en düşük ya da en azından diye de tanımlanabilir. İşçi, sınıfın bir sonraki gün işe gelebilmesi ve hayati yaşamını idame ettirebilmesi için verilen ücrettir.  Burjuvazi yani ekonomik üstünlüğü olan ayrıcalıklı sınıf; kırsal kesimlerde olan köylü nüfusu şehirlere bağlı kılarak işçi istihdamını arttırmıştır. Dolayısıyla kırsal kesimle işçi nüfusunu arttırıp mekanizmayı daha hızlı hale getirmek istenmiştir. “İnsanın kendi doğasına yabancılaşması kapitalist toplumun en temel kötülüğüdür” (Marx, 2016;27). Üretim araçlarının, dağınık oluşunu yavaş yavaş kaldıran burjuvazi; metaforik olarak bir çimento gibi birleştirip merkezi sistemi yani “politik merkezileşmeyi” sistemin yollarını oluşturmaya çalışılmaktadır. Modern dünyada, kol emeği daha az ustalık ve güç ister durumda dolayısıyla işçi sınıfı için cinsiyet ve yaş durumu toplumsal geçerliliği artık yoktur. Onun yerine yaşa ve cinsiyete göre şekillenen iş araç-gereçleri vardır. Sanayi ve tarımda makineleşme sonucu işçi kesime daha az ihtiyaç duyulduğundan az işi çok işçiye yaptırarak bir rekabet içine sokulmaktadır. Burjuva sınıfının, varlığının ve egemenliğinin en önemli koşulu sermayedir. “Sermayenin koşulu ise ücretli emektir. Ücretli emek yalnızca işçilerin kendi aralarındaki rekabete dayanır” (Marx, 2018:35). Dolayısıyla işçiye az para vermesi de burjuvazi tarafından muhtemel bir kazançtır. Örneğin, artık günümüzde ileri sanayide yani yapay zekanın artan bir hızla gelişmesi ve üstüne koyarak ilerlemesi işçilerin bütün yaşamsal konumlarını güvensizleştirir vaziyettedir. Nasıl tarımda ve sanayide ustalık azaldıysa artık modern toplumda da iş imkânı giderek azalmaktadır. Burjuvazi, özel mülkiyetin ortadan kaldırılması sonucunda her türlü çalışmanın ve üretimin duracağını devlete ve topluma genel tembelliğin olacağını savunmuşlardır. Görünen, gerçek olsaydı bilime gerek kalmazdı (Marx,2000). Gerçeğe bakıldığında ise burjuva toplumu çoktan çökmüş olurdu çünkü sözü geçen toplumda kimler çalışıyorsa, mülk sahibi olamıyor; kimler mülk sahibiyse de çalışmıyor. Kapital sistem, öyle ki her şeyi metalaştırdığı gibi kadınları da metalaştırmaktadır. Örneğin; burjuvanın, proletarya arasında evliliklerin az olması veya burjuvaların kadınları bir iş aracılığıyla yani ortaklık üzerinden konumlandırılmıştır. “Proleterlerin, zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yoktur. Bir dünya var kazanacakları”(Marx, 2018;57). Marx’ın bu söyleminde günümüzde de geçerliliğini hala daha korumaktadır. Örneğin, bir mayıs işçi bayramlarında, proleterler hala çalışmakta; burjuvaziler ise hala çalışmamaktadır.

Sonuç olarak; Kapitalizmin hayatta kalmak için işçileri sömürmek zorunda olduğunu ve bu sistemde üretim araçlarını elinde tutan sermaye sahipleri her zaman zengin olurken, proleterler daha da yoksullaştığını ve yoksullaşacağını gözlemliyoruz. Karl Marx, işçi toplumun yanında olarak bu muhteşem sosyolojik tahayyülünün bugüne kesinlikle ciddi kavramlar ve perspektifler sunmuştur. Yalnızca bu konuda yanılma payı vardır. Özgür ile köle, senyör ile serf gibi sınıfsal çatışmaların bittiği ve modern toplumda proletarya ile burjuvazi arasındaki çatışma büyük bir ihtimalle son bulmayacaktır. Öyle ki o kadar köklenmiş ve güçlenmiştir ki maalesef bu sınıfsal tabakalaşma yerini komünizme yani herkes için eşit çalışma zorunluluğuna evrilmesinin olmayacağını söylemek mümkündür.

Kaynakça:

  • Emir Aktan, Karl Marx – Frıedrıch Engels Alman İdeolojisi, 1.Baskı, Alter Yayınları.
  • Peren Demirel, Karl Marx, Zincirlerimizden Başka Kaybedecek Neyimiz Var? Aforizmalar. 1.Baskı, Zeplin Kitap.
  • Tanıl Bora, Karl Marx- Frıedrıch Engels Komünist Manifesto, 1.Baskı,  İletişim Yayınları.
Önerilen Yazı
Ulus Baker’in Yöntemi ve Eleştirileri Üzerine

Yorum Yap

Yazar Hakkında

U.Ü Sosyoloji bölümü öğrencisi.

Yorum yap