1. Ana Sayfa
  2. Kitap-Film Analizi
  3. Modern ve Geleneksel Yapının Çatışması: Doğduğun Ev Kaderindir Filmi

Modern ve Geleneksel Yapının Çatışması: Doğduğun Ev Kaderindir Filmi

"Doğduğun Ev Kaderindir" filmini söylem analizi ile film içerisindeki söylemleri cinsiyet önyargıları ve toplumsal cinsiyet perspektifleri ile yorumlamaya ve sosyolojik olarak açıklamaya çalıştım. Yorumlarınızı bekliyorum, iyi okumalar.

1

GİRİŞ:

Tv8 kanalının “ Doğduğun Ev Kaderindir” dizisinin kadına şiddet ve toplumsal cinsiyet konularını içeren bölümleri seçip söylem analizi teknik ile  yorumlayacağım. Dizi, gerçek yaşanmış olayları yansıtmaktadır.  Analiz öncesinde bazı kelimeleri tanımlamak ve açıklamak faydalı olacaktır.  Açıklayacağım  kelimeler; cinsel kimlik, cinsiyet önyargıları ve ayrımcılık, cinsiyet rolleri, toplumsal cinsiyet, kadına şiddet olgusu, şiddet türleri , toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık  ve cinsiyete dayalı işbölümü  olacaktır.  Cinsel kimlik ile başlarsak; Cinsel kimlik, bireyin biyolojik açıdan belli bir cinsten olduğuna ilişkin bilgisine ve ayrıca aynı kategoride olmak üzere diğer insanların cinsiyetlerini tanıma yeteneğine işaret eder. Önyargı, genellikle, bir topluluğun üyelerinin. bir başka topluluğun üyelerine karşı sahip oldukları olumsuz inanç ve düşüncelerle ilgilidir. Önyargı;  gerçekliği sınanmamış, daha çok kişinin düşünceleri ve tutumlarıyla gerçekleşen stereotipleşmiş kalıp yargılardır.  Örneğin toplumumuzdaki bazı kesimlerle ve özellikle de kadınlarla ilgili önyargılar böyledir; saçı uzun diye veya kadına karşı eli sopasız diye başlayan sözler hep bir oranda genelleşmiş önyargıları dile getirir. Cinsiyet önyargıları ise; kadın ve erkeğin toplumda kabul görülen davranış ve tutumlarını ifade eder. Örnek vermek gerekirse; ebeveynler , erkek çocuğunu araba ile oynarken gördüklerinden ötürü mutlu  olurlar çünkü toplumun erkek rol ya da  eril rolden istedikleri tam da budur. Erkek gibi büyümektir. Fakat erkek çocuk , oyuncak bebek ile oynadığını gördükleri zaman hoşnut olmazlar ve erkek çocuğa arabayı göstererek “ sen erkeksin. Araba ile oynamalısın. Oyuncak bebekler ile kız çocukları oynar” uyarısı yaparak araba oynaması gerektiğini söylerler.  Toplumsal cinsiyet tanımlamasında Simone de Beauvoir’ın ünlü sözünden yardım alabiliriz. “ Kadın  Doğulmaz , Kadın Olunur”.  Böylece cinsiyetin başımıza gelenlerle bir ilişkisi olduğunu,  sadece  kadın ya da erkek doğmanın kadın olmak ve erkek olmakla ile ilişkisi olmadığını düşünebiliriz. Ataerkil zihniyette kadınlar; şefkatli, sevecen, anlayışlı, sakin özellikleri ile anılırlar fakat erkekler ise; savaşçı, sinirli ya da öfkeli, baskın ( dominant), kararlı özellikleri ile toplumsallaştırırlar. Toplumsallaşma  kavramını üstünkörü  açıklarsak; ataerkil  toplumda kadın ve erkeğin nasıl davranışlar sergilemesi gerektiğini, kadın ve erkeklerin hangi konularda özgür ya da özgür olmadıklarını daha küçükken eğitim ve ailelerinden aldıkları eğitimler ile öğrenmekte ve içselleştirmektedir.  Daha karmaşık bir kelimeye; kadına şiddet olgusunu tanımlayacağız. Kadına şiddet olgusunu tanımlamak toplumdan topluma farklılık göstermektedir. Kadına şiddet her toplumda görülen evrensel toplumsal sorundur.  Şiddet zamana ve topluma göre değişen küresel düzeyde bir olgudur. Şiddetin temelinde yatan saldırganlık dürtüsü toplumsallaşma süreci içinde öğrenilebilmektedir. Kendini çok farklı biçimlerde gösterebilen şiddet olgusu; gerek bireysel gerekse toplumsal boyutta sık sık karşılaşabileceğimiz bir olgudur.  Ataerkil toplumda toplumsallaşma faktörünü açıkladığımızda; kadınlar; şefkatli ve sevecen fakat erkek; sinirli ve kararlı özelliklerde olduğu için, kadının bir sorunu olduğunda sakin bir şekilde erkeğe anlatırken, erkekler sorunu olduğunda karşı tarafa anlatmak yerine öfke ve siniri kullanmaktadır. Toplum dinamikleri erkek ve kadınların davranışlarını biçimlendirmektedir.  Kadına  yönelik şiddet,  kadınların toplumsal ve ekonomik vs. bütün haklarının ihlali olarak tanımlanmaktadır. Kadınlar ve erkekler arasındaki eşit olmayan güç ilişkilerinin bir sonucu olarak ortaya çıkan önemli bir sorundur.    Türkiye aile kavramına önem vermektedir. Aile içinde şiddete uğrayan kadınlar ; Türkiye’ de  aile kavramının önemsenmesi ve sürdürebilirliği  açısından tutumları yüzünden kadın aile birliğini bozmamak için susmakta ve kadınlar şiddet gördüklerinde sustukları için kadına şiddet araştırmaların zemini ve araştırma konuları güçleşmektedir.  Kadına yönelik şiddet olgusu, son derece karmaşık ve ele alınması güç bir olgudur. Şiddetin amacı, kadının davranışlarının korkuya dayalı olarak kontrol etmektir. Gerçekte bütün şiddet olaylarında kadın ile erkek arasında erkek lehine bir güç dengesizliği söz konusudur.  Ataerkil toplumda şiddetten daha çok; kadınlar ve kız çocukları etkilenir. Psikolojik, ekonomik, duygusal,  sosyokültürel biçimlerde gerçekleşebilir.  Kadına yönelik şiddet olgusu  türleri açıklamak gerekirse; fiziksel şiddet, sözel ya da psikolojik şiddet,  ekonomik şiddet ve cinsel şiddet olarak gruplandırılabilir. Fiziksel şiddet vurma, bir araçla vücuduna zarar verme, tokat atma, kolunu bükerek acıtmak, tekmeleme, saçını çekme vb. eylemleri içermektedir. Fiziksel şiddet, şiddetin en sık ve görünür biçimidir. Psikolojik şiddet,  kadını küçük görerek, onun bir işi yapamayacağını, beceremeyeceğini belirten ithamlarda bulunma, kişiliğini ve fikirlerini önemsememe, bağırma, lakap takma, davranışlarını sürekli olarak eleştirme, emir yağdırma, surat asma, davranışlarını ve yaptıklarını sürekli olarak kontrol etme, iş hayatında ve sosyal yaşamda kadının karşısına çıkan fırsatlara engel olma gibi pek çok davranış şekilleridir.  Cinsel şiddet, kadına yönelik olarak gerçekleştirilen ve kadının iradesi dışında ilişki kurma, tecavüz, sözlü ve fiili olarak gerçekleştirilen taciz olaylarını kapsamaktadır. Kadına yönelik cinsel şiddet olgusu, özellikle kadın cinselliğinin tabu olduğu, namus, şeref gibi kavramların kadın cinselliği üzerinden tanımlandığı toplumlarda ortaya çıkması güç bir şiddet türü olarak varlığını sürdürmektedir. Kadına yönelik ekonomik şiddet, kadının iradesi dışında onu çalışmaya zorlama ya da çalışmaktan alıkoyma gibi çeşitli eylem biçimlerini kapsamaktadır.  Toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık dendiğinde, ilk aklımıza gelen, kadınların kadın oldukları için uğradıkları ayrımcılıktır. Kadınların evli oldukları ya da bekar , çocuklu olduğu için uygulanan ayrımcılıktır.  Bir başka deyişle kadınlar; erkeklerden farklı özelliklere ve farklı becerilere sahip olsalar bile ayrımcılığa uğramamaları gerektiğini söylemektedir.  Günümüzde kadınlara evli oldukları, çocukları oldukları ya da kadın oldukları için ayrım yapılmaktadır. 20.yy’da  iş hayatında ya  da kadınların fiili olarak yaşadıkları yerlerde , kadına yapılan ayrımcılık örneklerini kolayca verebiliriz. Son olarak cinsiyete bağlı iş bölümü anlatacağım ve bitireceğim. Cinsiyete bağlı iş bölümü; kadınlar ve erkeklerin farklı olduklarını baz alarak farklı işler yapmaları gerektiğini söylerler. Mesela ; kadınların ataerkil toplumda şefkatli ve annelik özelliklerini barındırdığını söylemiştik. Bu özelliklere bakıldığında ; ataerki söylem ile konuştuğumuzu farz edersek; kadınların polis olmasını ataerki toplum onay vermeyecek ve daha şefkatli mesleklere kadınları  yönlendirecektir. Mesela ana okul öğretmenliği ya da   kuaför meslekleri  tavsiye edecekleri meslekler arasında olabilir.

Veri Kaynağı Özeti

Bu bölümde  filmin oyuncularını tanıtmak  istiyorum. Filmin  başrol oyuncuları ; Zeynep  ve Mehdi’ dir. Zeynep iki anne tarafından büyütülmüş kadındır. Sakine tarafından dünyaya gelmiş, maddi zorluklar nedeniyle ikinci annesi Nermin Hanıma bakması için verilmiştir. Sakine; ataerkil  düzende kendine yer edinmeye çalışan, evinde huzursuzluk yaratmamak için kendini susturan ve kızı Zeynep için  ataerkil düzende yer edinmesi için  kendisi gibi davranmasını  söylemektedir. Nermin ise; yurt dışında büyümüş, toplumsal cinsiyet ve toplumsal ayrımcılık konularına  hakim olan ve hakkını savunan kadındır. Kocası Mehdi; ataerkil düzende büyümüş, kendi çevresindeki insanları yönetmeyi bilen , aile ortamında ya da iş ortamında kendi kurallarından çıkmayan ve karşı tarafın çıkmaması için de uğraşan  sinirli, öfkeli ve otoriter kişidir.  Ablası Müjgan; ailesi için hayatından vazgeçen, kendisini 4 duvar eve hapseden, Mehdi’nin kurallarına karşı çıkmayan ve uyulması için çabalayan “ Mehdi’m  ne  eylerse güzel eyler” düşüncesinde olan kişidir.  Kız kardeşi Cemile ise;  aile arasında en ılımlı kişidir. Sakin , güler yüzlü, anlayışlı , film içerisinde ataerkil söylemleri olmayan kişidir.  Fakat Mehdi için yapamayacağı şey yoktur.  Mehdi ve Zeynep’in evlatlık edindiği kızdan bahsedelim. Kibrit, dışarıda yaşamaya mecbur bırakılmış, Mehdi tarafından bulunmuş, tamirhanede çalışmaya başlamış daha sonra ile Mehdi ile Zeynep evlatlık edinmiştir. Kibrit; dışarıda yaşamaya mecbur bırakıldığı için  kendini korumak amacıyla erkeksi davranışlar sergilemektedir. Bu davranışlar zamanla karakterini ve kişilere davranış şeklini  değiştirmiştir.

Verilerin Analizi:  

Veriler,  dizi içerisindeki toplumsal cinsiyet ve cinsiyet ayrımcılığı içeren bölümler oluşturmaktadır. 

 https://www.youtube.com/watch?v=Vu3RQPG-eiA

 bu kısımda ;  Mehdi, Müjgan’ a Burhan’ dan uzak durmasını söylemektedir.  Burhan, Mehdi’nin babası Cemal’i öldüren Veysi’nin oğludur. Cemal ve Veysi düşmanken Veysi’nin oğlu Burhan ile Cemal’in kızı Müjgan ise imkansız bir aşk ile yanmaktadır; Babası öldürüldükten sonra Mehdi Burhan ile Müjgan’ın aşkına izin vermemiş ve aşıkları ayırmıştır. Mehdi, bundan dolayı kavuşmalarını istememiş. Mehdi, Burhan’ ın mahalleye geldiği haberini almıştır ve ailesine Burhan’ dan uzak durmasını , onun kafesinin önünden geçmemelerini , geçseler bile haber verilmesi gerektiğini söylemiştir. Zeynep ;  Burhan’ın suçu olmadığını, Burhan’ ın babasının kendi babasını öldürdüğünü;  Zeynep kendinden örnek vererek; bende ayyaş adamın kızıyım ve bu yaftadan kurtulmak için çok çalıştığını söylemektedir. Dünyanın Mehdi’ nin etrafında dönmediğini, kendi çevrelerin kendilerini geliştirmesine izin vermediğini , bu yaptığı şeyin; koruma  değil  bunun hükmetmek olduğunu söylemektedir.  Burada , ataerkil düzende kendine yer edinen Mehdi’ nin ailesini korumak adına  Burhan ‘ın çevresinde olmaması gerektiğini ve olsalar bile haber verilmesi gerektiğini söylemektedir. Mehdi, bu davranışın  ataerkil erkekliğin vermiş olduğu korumacı görevini üstlenmektedir. Ailesine bir şey olmaması için, ev huzurunu bozmamak için ve en önemlisi babasına ihanet etmemek için uğraşmaktadır.  Kendi çevresinde kişilerin gelişmesine olanak sağlamıyor  daha fazlası kendi nefreti ve kinini  kendi çevresine yaymak için uğraşmaktadır. Toplumsal cinsiyet etrafında  konuşursak; Mehdi  kendini evin erkeği, koruyan ve hükmeden olarak görmektedir. Evde  oturan insanları korumaya çalışmakta ve evde hakimiyetini sürdürmek istemektedir. Ataerkil erkek; kendisinin söylediklerinin tamamının haklı ve uyulması gerektiğini çünkü  bulundukları evde ikamet eden kişilerin çoktan bu kurala uymaları gerektiğini söylemektedir. İkame ettikleri ev, dışarıdan 4 duvarlı, sıcak ev olarak görünebilir fakat içeriden; Mehdi ‘ nin kontrolü altında olan kadınları ve kuralları uyması zorunlu olan kadınları içermektedir.

https://www4.youtube.com/watch?v=j9NZySEW49I

Bu kısımda ; Zeynep geç vakitlere kadar çalışmış ve kendi özel arabası olmadığı için Zeynep’i patronu Barış eve bırakmıştır. Normalde bu kısım Müjgan ile Mehdi’nin kavgası ile başlamaktadır. Müjgan hala Burhan ‘a karşı duygular beslemektedir fakat Mehdi geçmişte yaşanan olaylardan ötürü Müjgan’ a Burhan’ ı unutması gerektiğini söylemektedir. Müjgan , kız kardeşi Cemile’nin evlenip geri geldiğinde eve onu  kabul ettiğini  ve  aslında Cemile ile arasında fark olmadığını , ikisinin de  karşı tarafı sevdiğini söylemektedir. Fakat Mehdi; Burhan’ın kendi babalarını öldürdüğünü , bu evliliğe onayı olmadığını söylemektedir. Müjgan yine karşı gelse de ona sahip çıktığını söyleyerek kendini haklı çıkarmaya çalışmaktadır. Müjgan bu sinirlilikle Zeynep’in dün gece eve geç geldiğini, kendisini eve patronu getirdiğini  abartılı bir şekilde söylemektedir. Mehdi ise ; buna sinirlenmekte ve Zeynep’ e bağırmaktadır.  Zeynep’ e eve geç gelmemesi gerektiğini, işi bittiğinde kendisini aramasını, ulaşamazsa arkadaşını araması gerektiğini  söylemektedir. Patronunun kim olup da onu kendi evinin önüne bırakıp gitmesini sorgulamaktadır.  Türk toplumunun  kadın ve erkek toplumsallaşması farklıdır. Kadın , daha küçükken eve erkekten daha erken gelmeye, akşam olmadan evde olunmaya çalışmaktadır. Fakat erkek, gece yarılarına kadar dışarıda oynar ya da eve gelmez. Aile, erkek adına tahakküm kurmaz fakat kızlara erkenden evde erken olmaya ve kendilerini korumayı öğrenmelerini  daha küçükken öğretmektedirler. Bu olayda Zeynep, iş dolayısı ile eve geç gelmektedir. Annesi , Zeynep’ e eve geç gelmemesi gerektiğini yani Mehdi’ den önce evde olmasını söylemektedir. Bu toplumsallaşma boyutu; kadınların daima evde olmalarını, dış dünyayla belirli saatler uygunluğunda   bulunması gerektiğini ve sosyal çevreden ya da dış çevreden kendisini koruması, ayrıştırması beklenmektedir. Mehdi’ nin burada asıl istediği şey; Zeynep’in dış çevreyle çok alakadar olmaması yani dış çevreden kendisini ayrıştırması beklenmektedir. Kavga esnasında Zeynep’in giyim tarzına da karışmak istemiştir fakat Zeynep kendisinin evlenmeden önce böyle giyindiğini ve kendisini böyle kabul ettiğini söylemekte ve evde ona tahakküm ettiği için değil ona aşık olduğu için bulunduğunu söylemektedir. Erkeklerin kadınlar üzerinde tahakkümü daha çok evlendikten sonra ya da sevgililik aşamasını geçtikten sonra kendini göstermektedir. “ Kadın Bakışından Namusa Atfedilen Anlam Ve Sosyal Kontrol İnşası “ yüksek lisans tezinin bulgularından bahsedersek; ülkemizde  birçok kadınlar; ataerkil erkeklerin kadınlara olan tahakkümünü; erkeklerin kadınları önemsediğini o yüzden kadınları kısıtladıklarını düşünürler.  Zeynep; bu araştırmalardaki bulgulara uymayarak; kendisini böyle kabul etmesini ve en önemlisi ondan kendisini korumasını istememektedir. Cinsiyet rolleri açısından; evli bir kadının eve erken gelmesi gerektiğini ve kocasından önce eve erken gelmesini beklenmektedir.  

Önerilen Yazı
Protestan Ahlakı ve Kapitalizm Ruhu Kitap İncelemesi

https://www.youtube.com/watch?v=hMVRaKHOTvE

Mehdi; Zeynep’in kendisini dinlememesi, kendisine tahakküm kuramaması ve kocası olarak Zeynep’in cinsiyet rollerine aykırı davranmasına karşı ceza vermek için Zeynep’i eve hapis eder. Zeynep, bir müddet Mehdi’ ye yalvarır bir süre sonra Mehdi’ nin bir şey yapmayacağını anladıktan sonra evde keseri alır ve kapının kulpunu kırar ve evden çıkmayı başarır. Aslında kapıyı kırmasını hafife almamak gerekiyor. Zeynep orada. Mehdi’ nin tahakkümünü aldığı evin kapısını kırarak Mehdi’ ye “ Ben sana biat etmeyeceğim,  istediğim zaman tahakkümünü kurduğun evden  giderim” imasında bulunmaktadır.   Burada vurup kırma görmeyebiliriz fakat Mehdi burada Zeynep’ e duygusal  ve ekonomik şiddet uygulamaktadır. İşe gitmesini önlemek ve kendisinin tahakkümümü tanımak için Mehdi, Zeynep’i eve hapseder. İşe gitmesini önlemek, Zeynep’in işe geç kalarak patronu gözünde küçük düşürmek kısaca ekonomik gücünü halt etmek  amacıyla ekonomik özgürlüğünü elinden almak istemektedir. Zeynep’in evi kırması;  kadın olarak  kendisinden beklenen cinsiyet rollerine  , toplumsal cinsiyet açısından kadının güçsüz, sevecen ve kararsız özelliklerine karşı çıkmıştır.   Zeynep’in geçmiş yaşantılarına bakarsak; babası tarafından eve hapsedilmiştir. Babası, okula gitmesini engellemek amacıyla yapmıştır. Mehdi ile babasının amaçları aynı görünmektedir. Zeynep’i sosyal çevre ortamında küçük düşürmek ve Zeynep’in kendilerine tam tahakküm ile uymasını sağlamaktadır.  Burada ise; babası tarafından duygusal şiddet uygulanmış ve Zeynep bu histen Mehdi’ nin  onu eve hapsetmesi ile acı bir şekilde deneyimlemiştir.

https://www.youtube.com/watch?v=kVtg3fMKNnA

Zeynep kapıyı kırdıktan sonra konuşmak için Mehdi’ nin yanına gider. Aralarından tartışma yaşanır. Zeynep sadece işe gitmek istediğini söylemektedir. Mehdi ise;   kendisinin bilmediği işe ve Zeynep’ e ulaşamadığı bir iş olarak tanımlıyor; avukatlığı.  Mehdi Zeynep’in fikirlerine değer vermediğini söylemektedir.  Mehdi, Zeynep’ e “ sana çalışma demedim. Hüseyin abi gibi çalış dedim”  karşılığı vermektedir. “ Eğer ben seni hapsetmek isteseydim karşıma olmazdın “ cümlesini kurmaktadır. Mehdi, “ Yaptıklarımı anlatsam anlayacak mısın ?” karşılığı vermektedir, bu yaptıklarına karşı.  Yaptıklarını sorumluluğunu da üstleniyor.  Notlarım şu şekildedir.  Burada modern ve geleneksel insanın çatışmasını görüyoruz. Mehdi’ nin Zeynep’ e ulaşamamasının nedeni; Zeynep gibi düşünemiyor olması ve Mehdi’ nin Zeynep’in işyerinde olan bilgi yetersizliğidir. Zeynep ve Mehdi’ nin iş yaşamlarına bakarsak; avukatlık bürosu; her mahallede bulunan bir avukatlık bürosu değildir. Dolar bazında maaş verilen ve sonuçta Zeynep’in Mehdi’ den daha fazla maaş aldığı ve Mehdi’ den daha saygın hale getirildiği  iş yeridir. Toplumsal cinsiyet ya da cinsiyet rollerinde , ataerkil toplumda en çok üstüne basılan şey; eşinden daha fazla  maaş alınmaması ve kocasından daha saygın işte çalışmamaktır. Özetle “ Zeynep’in çalıştığı avukatlık bürosu; Mehdi’nin bütün bilgi ve birikimlerini aşan , doğumundan gelişimine kadar öğretilen norm ve kuralların dışında kalan   bürodur.  Yani burada Mehdi; Zeynep’in çalıştığı avukatlık bürosuyla ilgili  olmayan bilgiler ve donanım eksikliği yüzünden dert yanmaktadır. “ Hüseyin abi gibi çalış söylemi yani benim bildiğim, hakim olduğum işte çalış çünkü kendimi yetersiz hissetmeyeyim” demek oluyor. “ Eğer ben seni hapsetmek isteseydim burada karşımda olmazdın” söylemi; isteseydim sen karşımda olacak güce sahip olamazdın yani  kendi gücünün daha fazla olduğunu pekiştirmektedir. “ Yaptıklarımı anlayacak mısın “ söylemi kendini haklı çıkarmaktadır. Zeynep modern , anlayışlı konuşmaktadır fakat Mehdi; geleneksel yapıda ataerkil konuştuğu için karşı tarafın kendini anlamadığını söylemektedir.  Ataerkil toplumun verdiği erkeklik normunun  bunları yapması gerektiğini yani üzerinde tahakküm kurmak istediğini söylemektedir ve bu amaçla eve hapsettiğini söylemeye çalışmaktadır.

SONUÇ

“Doğduğun Ev Kaderindir “ dizisi, toplumsal cinsiyetin ve cinsiyet rollerinin kadın ve erkek tarafları ile nasıl olunması ya da olunmaması gerektiğini göstermektedir. Modern ve geleneksel yapıda doğmuş ve büyümüş kişilerin dış dünyaya farklı baktığını ve iki tarafın sevse bile modern ve geleneksel çatışmanın aşka engel olacağını göstermektedir. Zeynep ile Mehdi’ nin farklı dünyalarda olduğunu ve aşkın, toplumsal kurallardan daha güçsüz olduğunu göstermektedir.   Bu çalışmada  toplumsal cinsiyet perspektifi üzerinden   söylem analizleri yapılmıştır. Çalışmanın  amacı; dizideki Mehdi ve Zeynep’in tartışmalarından toplumsal cinsiyet ve cinsiyet önyargıları konuları ekseninde konuşmak ve açıklamaktır.  Dizide modern ve geleneksel yapıda yetişen kişilerin çatışmaları yaşanmaktadır.

KAYNAKÇA

  • TOPLUMSAL CİNSİYET V E CİNSİYET ROLLERİNİN ALGILANIŞI Celalettin VATANDAŞ*
  • Toplumsal Cinsiyete Dayalı Ayrımcılık Aksu Bora
  • TOPLUMSAL CİNSİYET ROLLERİNE İLİŞKİN TUTUMLARIN CİNSEL TABULARA ETKİSİ THE EFFECT ON SEXUAL TABOOS OF ATTITUDES OF TOWARDS GENDER ROLES Yeşim AKSOY DERYA1 , Sermin TİMUR TAŞHAN2 , Tuba UÇAR1 , Tuba KARAASLAN3 , Özgül AKBAŞ TUNÇ
  • KADIN BAKIŞINDAN NAMUSA ATFEDİLEN ANLAM VE SOSYAL KONTROL İNŞASI ( YÜKSEKLİSANS TEZİ )
Önerilen Yazı
Prekarya: Yeni Tehlikeli Sınıf Analizi
Yorum Yap

Yazar Hakkında

Ege Üniversitesi Sosyoloji bölümü okumaktayım.. Sosyolojik yazılarımı paylaşmak adına Sosyologer platformuna katıldım. Amacım yazarak bilgilerimizi ve eleştirel dünyamızı geliştirmektir. Saygılarımla

Yorum yap