Modern Zamanlar Film Analizi

Modern Zamanlar Film Analizi
0

Özet

Modern Zamanlar, 1930’lu yıllarda ABD’deki Büyük Buhranın yaşandığı dönemde çekilmiştir. Dönemin şartlarını çok iyi yansıtan sessiz filmde birçok çarpıcı tema işlenmiş, sistem eleştirisi yapılmış ve toplumda derin etkilerini gördüğümüz olgular ele alınmıştır. Ele alınan bu yazıda, Modern Zamanlar filmi yoksulluk, işsizlik, dönemin şartları, mahremiyet, fordizm, modernizm, kapitalizm, gözetim toplumu, panoptikon ve yabancılaşma kavramları çerçevesinde analiz edilecektir.

Giriş

Filmin başlangıcında gösterilen koyun sürüsü ve ardından gelen mavi yakalı işçilerin gösterimiyle film hakkında başlangıçta bile bir fikir edinmek mümkündür. 1930’lu yıllarda ABD’de yaşanan büyük buhranın da etkisiyle işsizlik ve yoksulluk hat safhada yaşanmıştır. Mavi yakalı işçilerin ağırlıkta olduğu dönemde fordist üretim biçimi kullanılarak işçiler, fabrikalarda seri üretim ve bant sistemi ile çalışmaktaydılar. Teknik anlamda Fordizm; sanayi üretiminin büyük oranda kitlesel üretim olarak gerçekleştirildiği, idari işler ile kol kuvvetine dayalı işlerin Taylorist bir ayrımla belirlendiği, iş bölümünün ve iş tanımlarının katı bir şekilde yapıldığı, ürün standartlaştırmasının verimliliği arttırdığı ve artan talebin bu standartlaşmayı hızlandırdığı bir üretim biçimidir (Eraydın, 1992, s.15). Ford, Whitney ve Taylor’dan yararlanmıştır. Seri üretimi ilk kez Whitney (silah sanayiinde) kullanmıştır. Henry Ford ise seri üretimi araba sektöründe kullanan ilk isimdir. Taylor’un “bilimsel yönetim” yaklaşımına göre; işçilerin yaptıkları işin parçalara ayrılarak ayrıntılı olarak incelenmesi, kaydedilmesi ve bu işin yapılması için en basit ve en uygun yolun bulunmasıyla çok büyük verimlilik artışları sağlanacaktır. Ford, Taylor’un hareket ve zaman etütleri içeren bilimsel yönetim yaklaşımını uygulamaya koymuştur (Saklı, 2007, s.3). Ford’u Taylor’dan ayıran özellik ise sistem kurgusudur. “Kitle üretiminin kitle tüketimine dönüşeceğini düşünmüştür ve emeğin yönetimi ve denetimi için yeni politikalar, yeni bir psikoloji ve kısaca yeni bir tür rasyonel, modernist, popülist demokratik toplum oluşturacağını düşünmüştür. Bu yüzden işçilerin hayatlarına da müdahale edilmektedir.” (Harvey, 1991, ss. 125-126.)

Gramsci tarafından getirilen Fordizm tanımı ise şöyledir: Kapitalist medeniyette yeni bir dönemi başlatan, planlı ekonomiye geçişe damgasını vuran, yalnızca üretimi değil bireyi de planlayan, yeni bir işçi ve insan tipi yaratmak için hayatının en mahrem alanlarını işgal eden ve bir montaj hattı ile sınırlı kalmayan yaklaşımdır (Kumar, 1995, s. 68.) Filmde de görüldüğü üzere Fordizm, sadece üretim biçimiyle ilgili bir kavram değildir. Üretimde bant sistemini ve seri üretimi getirmesiyle birlikte insan ilişkilerini de tekdüzeleştiren, yeni bir insan tipi yaratmaya çalışan, insanları tek bir güç ile hakimiyet altına almaya çalışan bir sistemdir. Bunların yaşanması ile birlikte yabancılaşma, gözetleme, mahremiyetin çöküşü kavramları karşımıza çıkmaktadır. Marx’ın yabancılaşma kavramında da en genel ifade ile işçinin kendi yaptığı ürüne yabancılaşması belirtiliyordu. Aslında bu kavramın bu kadar dar bir anlamı olmadığını görmekteyiz. Eski sistemde bir ürün üreten işçi onun bütün aşamalarına hakimken ve bir saygınlığı varken, sanayileşme ile birlikte ürünün tek bir aşamasını görmekte ve ürünün tamamına şahit olmamakta hatta bazen ne üretildiği hakkında bilgisi olmamaktadır. Bu durum işçinin saygınlığını yok ettiği gibi el becerisini de köreltmekte ve seri üretimdeki hızla birlikte uzuvları da zarar görmektedir. Genel çapta bakıldığında ise kendini dinlemeye-düşünmeye bile fırsat bulamayan işçi; becerisine, kendine, ailesine, çevresine yabancılaşmaktadır. Psikolojik olarak kötü etkilenilen bu süreçte bireyin kendine yabancılaşması diğer süreçleri de beraberinde getirmektedir. Bu duruma açlık, yoksulluk ve toplumda artan işsizlik de eklenince işçi işini bırakmamak için ağır koşullarda çalışmayı kabullenmekte ve itaatkar bir yapıya bürünmektedir. Ayrıca bu itaat etme düşüncesinin yaygınlığıyla birlikte o dönem sendikaların oluşumu da zayıftır.
Modernizmin etkilerini filmde yoğun bir şekilde görmekteyiz. Toplumsal denetimin kontrol edilmesi, kapitalizmin etkisiyle rekabetçi emek ve ürün piyasaları bağlamında sermaye birikimi, endüstriyalizmle birlikte doğanın dönüştürülmesi, insanların kentlere göç ederek yeni bir yaşam biçimine evrilmesi, birçok gözetim faaliyeti ile insana hakimiyet kurulması (ör. fabrikada patronun görüntülü kontrolü), mahremiyetin yok edilmesi (ör. lavaboda dahi patronun, çalışanları görüntü sistemi ile kontrol etmesi) ve insanın yaşam tarzına müdahale ile belli standartlara mecbur bırakılması durumunu ve bunların bireyin üzerinde bıraktığı etkileri filmde çapıcı örneklerle görmekteyiz.

Filmde ideolojilere karşı tutumu da açık bir şekilde görmekteyiz. Sistemi bozacak tüm başkaldırılara olumsuz bir tutum sergilenmektedir. O dönemin fabrikalarının da gizil işlevi bunu sürdürmektir. İnsanların farklılaşmasına olanak sağlamadan hep aynı işi yaptırarak insanların körelmesini ve hayata karşı bakışlarını da sistem yanlısı tek bir bakış açısına indirgemeleri sağlanmıştır.
Son olarak filmdeki kent merkezlerini zaman ve mekan kavramları üzerinden inceleyerek yazımızı sonlandıralım. Sanayileşme ile birlikte taşradan kent merkezlerine yoğun bir göç yaşanmıştır. Bu merkeze sıkışma ile birlikte insanlar birbirleri ile etkileşim içerisinde olmak durumunda kalmışlardır. Herkes aynı saatlerde evden çıkıp işe gittiği için ve aynı saatlerde geri döndükleri için, işyerlerindeki her bir iş planlı programlı olduğu için zaman kavramı bu dönemle birlikte insanların yaşamında daha büyük bir önem kazanmıştır. Bu yüzden kent meydanlarında, iş yerlerinde, lokantalarda, hatta ibadet yerlerinde dahi saat görmek mümkündür. Ayrıca insanlar kentlerin hızlı yaşam tarzına ve kaos ortamına alışmak durumunda kalmışlardır. Bunların hiç kuşkusuz psikolojik etkileri de vardır. Filmde Şarlo’nun sinir krizi geçirmesi ve sinir hastalığı tedavisi görmesi buna güzel bir örnektir.

Sonuç

Modern Zamanlar, 1936’da Fordist üretim biçiminin uygulandığı, Büyük Buhran’dan sonraki toplumsal süreçleri iyi bir şekilde yansıtan sessiz bir filmdir. Kitle üretimini amaçlayan, sermayede sabitliği savunan bu üretim biçiminde esnekliğin olmaması, çalışma koşullarının zorluğu, ihtiyaca yönelik değişime gidilememesi, sıkı otoriterlik, iş güvenliğinin olmaması, insanları köreltmesi ve yaşam tarzlarını da kötü etkilemesi gibi nedenler Fordist üretim biçiminin sonunu getirmiştir. Filmde de çok çarpıcı bir şekilde o dönemde öne çıkan yoksulluk, işsizlik, açlık gibi temalar ele alınmıştır. Makro açıdan bakıldığında ise modernizm, kapitalizm, gözetim toplumu, fordizm, mahremiyet ve yabancılaşma kavramları üzerinden analizler içermektedir.

Kaynakça

  • Eraydın, Ayda, Post-Fordizm ve Değişen Mekansal İncelikler, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Yayınları, Kasım 1992, s. 15.
  • Harvey, David, The Condition of Postmodernity, Blackwell, Massachusetts, 1991, ss. 125-126.
  • Kumar, Krishan, Sanayi Sonrası Toplumdan Post-modern Topluma; Çağdaş Dünyanın Yeni Kuramları, (Çev. Mehmet Küçük), Dost Kitabevi Yayınları, Ankara, 1995.
  • Saklı, Ali Rıza, Kapitalist Gelişim Sürecinde Fordizm ve Post-Fordizm, Ankara, 1991, s. 3.

Yazar Hakkında

Merhabalar, ben Sümeyye Kaya. Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Yüksek Lisans öğrencisiyim. Merak ile başlayan serüvenime uzmanlaşarak devam etmek istiyorum. İnsanlığa ve ülkeme faydalı katkılar sunmak dileğiyle...

Yorum yap