Neoliberal Dönüşümlerinin Türkiye Tarım Politikalarına Etkisi

Neoliberal Dönüşümlerinin Türkiye Tarım Politikalarına Etkisi
0

ÖZET

Küreselleşme olgusu tüm dünyada her alanda kendini hissedilir kılmış ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomisinde etkili olmuştur. Özellikle 1980 sonrası neoliberal dönüşümlerle beraber ülkeler, küresel ve çok uluslu şirketlerden yardım almaya başlamalarıyla ekonomik ve üretim ilişkilerine dış politikaların müdahalesi olmuştur. Neoliberal politikalar, devletleri dışa bağımlı ve küresel sermayeye eklemli olarak bağlanmasını desteklemektedir. Devletin üretimdeki payını en aza indirerek serbestleşme ve tarımdaki üretimin bir piyasa malı olarak metalaşmasını amaçlamaktadır. Ekonomik durum ve gelişme çabaları isteğiyle üretimde yapılan değişiklikler devlet eliyle gerçekleşmiştir. Uygulanmakta olan tarım politikalarının, yapılan anlaşmalar ile değişikliğe uğraması ve devletin daha az etkin olması, özelleştirme durumların yaşanmasının neticesinde uygulanan politikalar zamanla değişim ve dönüşüme uğramıştır.

GİRİŞ

Tarım politikalarında yeterli gıda ve üretimin sürdürülebilirliği için devletin bu yönde müdahale etmesi söz konusudur. Dönemsel olarak ve ekonomik olarak zaman içinde değişim gösteren politikalar için, her dönemin şartlarına uygun olarak var olan toprakların verimli bir şekilde kullanması ve planlanması söz konusu olmuştur. Neoliberal anlayış ile benimsenen kararlar ve değişen durumlar Türkiye açısından farklılıklar yaratmıştır. Çalışmada amaçlanan bu değişim ve dönüşümleri aktarmaktır.

Çalışmanın birinci başlığı altında tarım da uygulanan kararlar ve uygulanan politikalardan bahsedilmiştir.

Çalışmanın ikinci başlığında ise küreleşmenin devamında gündeme gelen neoliberal dönüşümlerin benimsendiği gelişmekte olan ülkelerin bu paradigmada aldığı kararlar doğrultusunda nasıl değişkenlik gösterildiği aktarılmıştır.

Üçüncü başlıkta ise Türkiye’nin Cumhuriyet döneminden itibaren kalkınmak için ekonomide önemli payı olan üretim, tarımsal faaliyetlerin izlenen paradigmaya göre nasıl ilerlediği anlatılmıştır. Aynı zamanda bu izlenen politikalarda devletin müdahalesinin ne kadar olduğu ve devletinin rolünün nasıl olduğundan bahsedilmiştir.

thumbnail
Önerilen Yazı
Neoliberalizm Nedir? Liberalizm ile Neoliberalizm Farkı

 1.TARIM POLİTİKALARINDA YAŞANAN DÖNÜŞÜMLER

“Tarım politikası, toplumun ihtiyaçları ile uyumlu olarak ve kesintisiz halde gıda üretiminin gerçekleşmesini güvence altına almak için, devletin koruma ve destekleme araçlarını kullanarak piyasaya müdahale etmesidir.” (Aydın & Bacaksız, 2020)

İkinci dünya savaşı öncesinde tarımdaki üretim şekli “emek-yoğun” faaliyetler şeklindeydi. Emeğin  alıp satmaya ve dış piyasaya dönük olmadığı bir durum söz konusuydu. “Kapitalist üretim şekli ve sömürü tarzının doğuşu feodal sistemin çözülmesi ve tarım dayanaklı olan birikimden, sanayileşme ile sermaye birikimini sağlamıştır”. (Şahin, 2019) Sanayi devrimi ile beraber üretimin ve piyasanın hareketlenmesi aynı zamanda kimya, demir çelik, petrol, ulaşımda yapılan yenilikler, yeni araçların üretilmesi ile beraber bir değişim ve dönüşümü başlamış bulunmaktadır. Kimyasalların etkisiyle beraber, kimyasal gübre kullanılmış, üründe verimlilik ve artış yaşanmıştır. Tarımda araç kullanımı ise emek için artı destek ve verimlilik açısından artış yaratmıştır.  Ulaşımda ise demiryolu ve deniz taşımacılığı ile ticaret için yeni ağlar ve ilerleme imkanları sunmuştur.

Tarımda yaşanan teknolojik gelişmeler, küresel ve çok uluslu şirketlerin  tarım politikasındaki bakış açılarını değiştimeye itmiştir. “Yeşil devrim” olarak adlandırılan bir dönemde tarımdaki girdilerin geleneksel olarak yapılan tarım için, yöntem ve üretimin yerine bir değişiklik ve alternatif yöntem ve ürünler sunulmuş, aynı zamanda üretimi devam eden ürünlerin verimliliklerini arttırmaya yönelik hedefler geliştirilmiştir. “Diğer bir yandan iletişimde ve ulaşımda yapılan teknolojinin ilerlemesiyle ABD’deki tarım şirketleri tüm dünyadaki tarım zincirlerini kontrol altına almayı başarmışlardır ”. (ÖZKUL, 2021) Tüm bu süreçler içerisinde çok uluslu şirketler mevcut iş planını da değiştirmeyi hedeflemişlerdir. Buradaki amaç üretilen ürünlerin uluslar arası piyasada değeri olan ürünler olmasını sağlamak, geleneksel ürünlerin yerine onların geçmesi sağlamaktır.  Uluslar arası olan kuruluşlar tarafından geliştirilen neoliberal politikalar bu amaçlar için ortaya çıkmış ve araç olarak kullanılmıştır. Gelişmekte olan ülkelere neoliberal politikalar kabul ettirilmiş ve araç olarak anlaşmalar yapılarak kuralları uygulanmıştır. Tarımda gerçekleşen neoliberal politikaların kullanımıyla beraber dış ticaret ve üretimde katkısı doğrudan olarak etkilenmektedir. Geleneksel olan ürünlerin üretimi daha az olurken bu durumda arz açığı ortaya çıkmış ve piyasa ve katma değer değeri yüksek olan ürünlerin ise üretimde hammadde eksiği nedeniyle ithalata dayalı bir üretim söz konusu olmuştur.

2.NEOLİBERAL TARIM POLİTİKALARI

1980 sonrasında sanayileşmiş ve gelişmekte olan ülkeler tarafından neoliberal politikalar kabul edilmeye başlanmıştır. Neoliberal politikalarla kapitalist üretim şekilleri yerleşmeye başlamıştır. “IMF ve Dünya Bankası aracılığıyla IMF stabilizasyon politikaları adı altında uygulama alanı bulan neoliberal politikalar, gelişmekte olan ülkeler açısından bir bakıma kapitalistleştirme süreci olarak tanımlanabilir”.(Şahin, 2019) Gelişmekte olan ülkeleri gerekli fon desteği, finansman ve hammadde destekleri ile dışa bağımlı hale getirmişleridir. Çok uluslu şirketler tarafından “IMF, Dünya Tarım Örgütü (DTÖ), Dünya Bankası” gibi kuruluşlarla çok yönlü kapitalistleşme sürecinde aktif rol üstlenmişlerdir.  Bunlar sermaye odaklı merkezdeki ülkelerin, çevredeki gelişmekte olan ülkelere karşı bağımlılık geliştirdiği ve merkezden onların üretim biçimine müdahale etmesi söz konudur. “Yapılan anlaşmalarla verilen taahhütlerde, üreticiye girdi sağlamak, tarımsal kredi açmak ve tarımsal ürün alımında bulunmak işlevleriyle kurulan tarımsal KİT’lerin özelleştirilmesi, dış ticaretin serbestleşmesi ithalattaki yasakların kaldırılması, devlet müdahalesinin asgariye indirilmesi şartları vardır”. (ÖZKUL, 2021)

Tarımsal ürünlerin serbest ticaret ve piyasada yer almasını sağlayan uluslar arası kuruluşların bir müdahalesi de “yapısal uyum v e istikrar programları” olmuştur. Bu programa dâhil olmak isteyen çevre ülkeler uygulamaya başladığı takdirde avans desteği, tarım ürünlerin ithalatında gerçekleşen vergilerden azalma payı, girdilerdeki sübvansiyonların kaldırılması, devlet müdahalelerin minimumun düzeye indirilmesi ve özelleştirilmenin arttırılması gibi hususları içermektedir. Ülkelerin tarımda uygulanan koruma ve teşvik programlarının yerine bu uygulamaların gelmesini amaçlar.

İlgili Yazı: Neoliberalizm Nedir?

3.TÜRKİYE TARIM POLİTİKLARININ DÖNÜŞÜM SÜREÇLERİ

Cumhuriyet dönemindeki tarım politikaları savaş sonrasında tarıma yönelim ve üretimi arttırma girişimleri başlanmıştır. Tarımsal üretimin ülkemiz için milli gelirde payının büyük olması nedeniyle üretim destekli önemli kararlar alınmıştır. “1925 yılında Aşar vergisinin kaldırılması ve 1926 yılında Medeni Kanunun kabulü ile Türkiye’nin tarım ile ilgili Cumhuriyetin ilk yıllarında önemli politikalarını oluşturmaktadır”. (Mavi, 2020) Medeni kanundan sonra miras aracılığıyla kalan topraklar parçalı hale gelmiş ve daha küçük toprak işletmeleri oluşmuştur. Dönemin koşullarında buğdayın üretimdeki yeri büyük olmuştur.

Devlet ucuz buğday ithaline ve buğdayı üretimde yoğun olarak kullanmıştır. Ancak 1929 ekonomik krizinden olumsuz etkilenen buğday fiyatları devletin Buğday Koruma Kanunu kapsamında buğdayı koruma altına almıştır. Tekrar 2. Dünya savaşında ürün fiyatlarının artmasıyla çiftçi üreticiyi destekleyici adımlar atılmıştır. Bu önemden 1960’lı yıllara kadar fiyatları kontrol ve üretimde artış sağlayıcı düzenlemeler uygulanmaya devam etmiştir. “Tarımsal üretimin zaman içinde artan kesimi tarım satış kooperatifleri, Toprak Mahsulleri Ofisi, Tekel, Şeker Şirketi, ÇAYKUR gibi kuruluşlar aracılığıyla pazarlanmaya başlamış, böylece de hükümetlerin tarımsal faaliyetlere desteklemeleri artış göstermiştir”. (Mavi, 2020)

1980 yılına kadar devlet korumacı ve üretimi destekleyici müdahale edici bir politika izlemiştir. 1980 yılından sonra dünyada yayılan küreselleşme ve liberal ekonomi, özelleştirmeyi ve serbest piyasayı hâkim kılmıştır. Devletin bu dönemdeki teşvikleri özel sektörün gelişmesine yönelik olmuştur. “Bu dönemde tarım sektörünü yönlendiren Yem Fabrikaları, Et Balık Kurumu (EBK), Süt Endüstrisi (SEK), Zirai Donatım (ZDK) ve Gübre Fabrikaları gibi kurumlar özelleştirilmiş üretimin düşmesine neden olmuştur”. (Mavi, 2020)   Özelleştirmeler ve uygulanan politikalar ile hızlı bir şekilde neoliberal politikaların kabulü ve uygulamaları başlamıştır.  Neoliberal politikalar doğrultusunda; devlet destekli olan girdi, hammaddelerin fiyatları serbest piyasa tarafından belirlenmeye başlanmıştır.

IMF ile 1999 yılında Yeniden Yapılandırma Programı ile”

  • Bu programda çiftçilere, üreticilere verilen devlet destekli kredilerin bir bölümünün kaldırılması kararı alınmıştır.
  • Gelir desteğinde yapılan uygulamaların doğrudan olarak yapılması
  • Devlet destekli olan gübrede ve diğer maddelerde olan desteğin artık devlet tarafından verilmemesi
  • Devlet tarafından yönetilen işletmelerin artık devlet kurumu altında değil özelleştirme ile uygulanması ve ürünlerin pazarlanmasındaki devletin rolünün en aza indirilmesi gibi maddeleri içermektedir. “Ürün yerine çiftçinin desteklenerek kırsal kesimdeki gelir seviyesini yükseltmeyi hedefleyen tarım reform paketinin AB Ortak Tarım Politikası ile DTÖ tarım politikalarıyla paralellik göstermesidir”. (ÖZKUL, 2021) Buradaki çiftçinin desteklenmesi durumu üretim yapmasa bile toprak sahibi olan kişilerin “çiftçi kayıt programı” ile belirli orandaki toprak arazisine göre doğrudan destek almasıdır. Bu programda öncelikle arsa sahiplerinin hepsine verilen destekler ile programda çok fazla kayıtlı çiftçinin oluşmasıyla arsa başına 500 dönüm büyüklüğünde olması sınırı getirilmiştir. Bu sınırla beraber daha küçük toprağa sahip olan çiftçilerin ise aldığı destek büyük arsa sahiplerine oranla çok azaldığı için arasındaki gelir desteği farkı büyük bir boyuta ulaşmıştır. 2006-2010 yılını kapsayan AB ile yapılan anlaşmalarla piyasa koşullarını dikkate alma kararları vardır.  “2006 yılında yürürlüğe giren ülkemizdeki ilk tarım kanunu da AB ve DTÖ’ ye verdiğimiz taahhütler doğrultusunda hazırlanmıştır. (ÖZKUL, 2021) Ortak tarımsal uyum programına göre yeni hazırlanan kararlarda destekleme kararına ise son verilmiştir. Bu uygulamalar doğrultusunda bazı verilen desteklerin payı oldukça azalmış ve arz açığı olmuştur. Uluslar arası kuruluşlar tarafından yönlendirilen ürünlere destek sağlanması bazı dengeleri değiştirmiş ve oluşan arz açığı neticesinde enflasyon sorunu ortaya çıkmıştır.

3.1. Türkiye Tarım Politikası ve Neoliberal Dönüşümde Devletin Rolü

Türkiye tarım faaliyetlerinde ve üretimde oldukça verimli topraklara sahiptir. Cumhuriyet sonrasında savaştan çıkmış bir halk ve cepheden kırsala dönüş ile birlikte tarımsal üretime yoğunlaşma durumu ortaya çıkmıştır. Halkın büyük kısmının da kırsalda olması nedeniyle üretimin güçlenmesi ve tarımda ilerleme hedefleri belirlenmiştir. 1945’li yıllara kadar kendi kendine yetebilen, ihracat açığı vermeyen, devlet eliyle destekleme politikaları benimsenmiştir. Devlet bu dönemlerde üretimi korumaya yönelik kanunlarla ve teşviklerle üretimde söz sahibidir. Üretimin geniş pazara girmediği ve ülke içinde yeterli arzın karşılanabildiği dönemler olmuştur. Sonrasında yaşanan ekonomik bozulmalar ile bazı koruma kapsamında olan ürünlerin sayısı düşürülmüştür.

Yaşanan ekonomik durum ve kalkınma hedefleri doğrultusunda liberal ekonomi modeli benimsenmeye başlamış ve özelleştirmeler gerçekleşmiştir. 1980 yılında benimsenen neoliberal politikalar ile hem ekonomik hem üretim açısından büyük dönüşümlerin yaşandığı dönem olarak gözlemlenmiştir. Merkezde olan ülkelerin, çevre ülke kapsamında Türkiye bazı durumlarda merkeze bağlı kararlar almak durumunda kalmıştır. Neoliberal modelde kabul görülen özelleştirmeler, devletin rolünü tarımda dışa bağımlı olarak kabul etmesi, hâkim olan paradigmanın yaptığı anlaşma koşullarına göre uygulamalar yapması devletin hem tarımdaki müdahalesini hem de üretimdeki yapılan değişikliklere karşı bir milli etkeni olmaması kısıtlanmış bir hakimiyet oluşturmuştur. Özelleştirmeler ile piyasadaki malın özel kuruluşlar tarafından belirlenmesi, üretimde fiyatlandırma görevinde devleti neredeyse hiç karışmama noktasında saf dışı bırakmıştır. Alınan bu kararlarlar ve anlaşmalar neticesinde yakın dönemlerde üretimde dış ticaret açığı ve ticaret hacminin daralması söz konusu olmuştur.

SONUÇ

1.Dünya savaşı sonrası yaşanan dönemlerde her devlet kendi adına düşen payı almış ve ekonomik anlamda kalkınmak için stratejiler hedeflemişlerdir. Yaşanan değişim ve kalkınmalar neticesinde bazı ülkeler gelişmiş sanayi ve üretim hedefine ulaşırken, bazıları da gelişmekte olarak hedeflerine devam etmiştir. Küreselleşme ile birlikte merkez çevre sistemi oluşmuş ve gelişmiş ülkeler merkez ülke konumuna gelirken, gelişmekte olan ülkeler ise çevre ülke olarak konumlanmıştır. Tarım politikaları devletlerin kendi kendine yetebilmesi için çok önemli rol üstlenmiştir. Her devlet için üretim yapma gerek kendi içinde, gerek ise ithalat için önemli olmuştur. 1980 sonrası küreselleşme ve devamı olarak neoliberal politikalar doğrultusunda gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ülkelere üretim yapan onların ticaret hacmini genişleten çevre olarak kullanılmıştır. Türkiye de gelişme olan hedefleri doğrultusunda öncelikle savaş sonrası kalkınma hedefleri belirlenmiş ve üretimi güçlendirici politikalar izlenmiştir. Daha sonrasında yaşanan ekonomik olumsuzluklar nedeniyle neoliberal politikalar kabul görmüş olup, tarımsal alanda dönüşümler yaşanmıştır. Tarımda alınan finansal ve fon desteği ile dışa bağımlı kapitalist ve özel sektörün hâkim olduğu üretim süreçlerine geçilmiştir. Bu süreç ile beraber üretim yapan küçük üreticinin hakları neredeyse kaybolmuş ve özel firmalar ve kapitalist üretim şekli içerinde üretime devam edilmiştir. Küçük üreticinin emeği metalaşmış ve Pazar piyasası haline dönüşmüştür. Günümüze kadar gelen kapitalist düzende artık küçük üretici ve çiftçiler topraklarında üretim yapmaktan vazgeçmiş veya ekonomik alanda bir getirisi olmadığından dolayı göç etmek durumunda kalmıştır.

Bu çalışmada yapılan araştırmalarda tarım politikalarının nasıl değişim ve dönüşüme uğradığı, neoliberal kararlar ile ülkelerin nasıl etkilendiği ne gibi kararlar almak durumunda kaldığı ve devletin etkisinin bu durumlarda nasıl olduğu belirtilmiştir. Ayrıca ülkemiz için yapılan değişimlerin küçük üretici ve çiftçiye nasıl katkıları ve zararları olduğu araştırılıp sunulmuştur.

Kaynakça

  • Aydın, M. K., & Bacaksız, M. A. (2020). Neoliberal ekonomi-Politik Düzenin Tarım Politikaları üzerine bir Değerlendirme. SAKARYA İKTİSAT DERGİSİ , 9 (4), 374-389.
  • Mavi, S. (2020). Bağımlılık Kuramı ve Türkiye Tarım Politikaları. TEAD, , 49-64.
  • ÖZKUL, M. F. (2021). Türkiye’de Tarımsal Ürünler Dış Ticaretindeki Yapısal Dönüşümde Neo Liberal Tarımsal Politikaların Rolü. Alanya Akademik Bakış Dergisi , 5 (3), 1329-1352.
  • Şahin, Ş. B. (2019). NEOLİBERAL EKONOMİ POLİTİKALARI UYGULAYAN ÜLKELERİN FİNANSAL KRİZLERE OLAN DUYARLILIKLARI: TÜRKİYE ÖRNEĞİ. Yükse kLisans Tezi .
  • Ankara: http://acikerisim.baskent.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11727/4105/10278729.pdf?sequence=1&isAllowed=y.

Nişantaşı Üniversitesi- Sosyoloji İstanbul Üniversitesi- Sosyal Hizmet

Yazarın Profili

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir