1. Ana Sayfa
  2. Deneme
  3. Ölümün Sosyolojik Tezahürü

Ölümün Sosyolojik Tezahürü

olumun-sosyolojik-tezahuru

İnsanlığın ortak ve nihai tecrübesi olması bakımından ‘ölüm’  yeryüzü ölçeğinde yankı bulan bir gerçekliktir. Bireyler ölüm karşısında sadece duygusal tepkiler geliştirmemiş bunun yanı sıra toplum içerisinde zamanla yerleşik hale gelen ve kutsal sayılan bazı davranış kalıpları da oluşturmuşlardır. Toplumdan topluma ve kültürden kültüre değişse de ritüellerin hepsinin ortak teması bu eylemlerin kutsal olarak adlandırılması , son vazife algısı, Tanrıyla veya atalar ile birleşme şeklindedir. Kısmen hayatın ölümle sonlandığını düşünen ve bu sebeple herhangi bir ritüeli de olmazsa olmaz olarak görmeyen bir oran da mevcuttur ancak biz geniş ölçekli bakacağımızdan bu çalışmamızda bu orana yer vermeyeceğiz.

Önerilen Yazı
”Şimdi”nin Varoluşu

Türk toplum yapısında ölüm algısı bir son değil sonsuzluğa açılan bir geçit, zorunlu bir süreç olarak algılanmaktadır. Bu nedenle sevdiklerini kaybeden insanlar da bir gün buluşacakları kıymet verdikleri insanlara karşı son vazifelerini titizlikle yerine getirmek istemektedir. Bir de buna modern dönem iş ve hayat koşulları sebebi ile aile büyüklerine ‘yeterince’ ilgi ve alakanın gösterilememesi de eklenince(Özellikle maddi unsurların detaylıca karşılandığı huzurevi  gibi kurumlara emanet edilen bazı yaşlılar konforu değil yakınlarının manevi sevgisini istediklerini ifade etmişlerdir.[1] ) bu bireylerde bazen tramvatik sonuçlar da doğurmaktadır. Hattı zatında atalarından işittiklerine göre bireyin babasının ve ya annesinin büyükleri bireyin kendi evinde çocuklarının ve torunlarının yanında huzurla son nefesini verirken modern birey aynı imkanı ebeveynine sunamamanın azabının da taşımaktadır.  Genel olarak Türk toplumunda ölüm olgusuna bakacak olursak cenaze namazının kılınması, defin ve taziye dileklerinin iletilmesi şeklindedir. Bu süreç herkes için eşit işlerken toplumsal sınıf ve ekonomik ölçütlerin de sürece dahil olduğunu gözlemlemekteyiz. Ünlü bireylerin cenazesinin hep aynı camiden kalkması, mezar yerlerinin konforu,  cenaze namazına katılan birey sayısının ölen kişinin niteliğine göre değişmesi gibi bu durum bize şunu gösteriyor ki ölüm mutlak olsa da toplumlar ölümü statüleştirmiştir. Bu durum dünyanın hemen hemen her bölgesinde böyledir Hindistan’da bir brahma ile paryanın cenazesinin aynı olmadığı  gibi. Yine evrensel ölçekte söyleyebiliriz ki yakınlarını kaybeden kişiler sevdikleri  ile iletişim kurmaya çalışmışlardır; ruh çağırma seansları,meditasyon(yoga aslında Brahmanizm’de Tanrı ile birleşmek için yapılan bir ibadet biçimidir Om şeklinde çıkarılan ses ise sadece zihni boşaltmaya yarayan melodik bir ses değil aynı zamanda Yaratan Tanrı Brahma, Devam Ettiren Tanrı Vishnu ve Yıkan Tanrı Shiva’yı temsil etmektedir) ölen kişilerin etlerinin yenmesi(bugün hala Tanrı Şiva ile birleşmek için ölü eti yiyen aghorilerin varlığı bilinmektedir), ataların ruhları için onlara ait bir köşe ayırarak atalar kültünün geliştirilmesi(özellikle Japonlarda hala önemli bir uygulamadır, bir köşe hatıraları ve eşyaları ile doldurulur her sabah gün doğumunda ziyaret edilir), rüyalarla haber alma, ölünün makyajlanması(burada ölen kişi ölüm gerçeğinin korkunçluğundan sıyırarak hiç ölmediği varsayılmaktadır belki de )… Bu yollarla fert bir önceki nesli unutmadığı gibi kendinden sonraki nesle de kültürel olarak bu kodları aktararak kendisinin de unutulmasını  engellemiş olmaktadır. Anma merasim ve törenler de toplumlardaki yerleşik unsurlardandır. Yılın belirli günlerinde veya aylarında kaybın matemi tutulur töreni yönetecek dini nitelikli bireylere ihtiyaç duyulur. Bunlar bize gösteriyor ki ölüm her ne kadar bir kayıp olarak algılansa da kalıcı nesneler ortaya koymaya bununla ilgili kültür oluşturmaya ve insanları bir araya getirerek dayanışmayı artırmakta ve  aynı zamanda toplumdaki ekonomik döngüyü canlandırmakta (yapılan yardımlar ve hayır işleri gibi)  ve yeni mesleklerin oluşmasını sağlamaktadır.

Faydalanılan Kaynak:

[1] AKGÜL, Mehmet: Karaman müftülüğü konuşmaları

Önerilen Yazı
Din Sosyolojisi Bağlamında Muhafazakarlık Ve Modernite
Yorum Yap

Yorum yap