1. Ana Sayfa
  2. Nedir?
  3. Sekülerizm Nedir? Sosyolojide Sekülerizm Kavramı

Sekülerizm Nedir? Sosyolojide Sekülerizm Kavramı

sekulerizm-nedir

Sekülerizm, dinsel inançların, kurumların ve pratiklerin toplumsal önemlerini yitirdiği bir anlayış olarak görülmektedir. Seküler kelimesi Latince ‘sauculum’ dan gelmektedir. ‘Çağ’ ya da ‘Çağın ruhu’ anlamına gelmekte, dünyaya ve dünyevi şeylere ait olma ve ibadethaneler ile din ilişkilerinden uzaklaşmak demektir. Bu sebeple ilahi dinlerin itibarını zedeleyici bir tehlike olarak görülmektedir. Özellikle modern toplumlarda, dinin bireysel ve sosyal hayattaki hakimiyetinin azalması ve daha global merkezli düşünceyi ve yaşamayı ifade eden sekülerleşme, deistik bir inanca sahip olmanın, diğer taraftan Batılılaşmanın veya modernleşmenin doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır (Gündoğar, 2020:7).

Sekülerleşme Süreci Nedir?

Sekülerleşme süreci, özellikle Rönesans ile birlikte insanların, klasik inanç merkezli dünya görüşüne ve evren anlayışına şüphe ile bakmaya başlaması ve inanç merkezlerini eleştirmesi ile başlamaktadır. Akılcı düşünme, toplumların, din adamlarının vaat ettikleri ‘cennet’ hisselerinin gerçekliğinden şüphe duyma eğilimi göstermelerine neden olmuştur. Din adamlarına karşı duyulan güvenin sarsılması ile başlayan bu süreç, modernizmin yarattığı değişim ile birleşince daha farklı sekülerizmin gelişimini ve meşrulaşmasını da beraberinde getirmiştir. Sınıfsal farklılıkların yaşam refahı bakımından dönüşümü, ihtiyaç kavramında meydana gelen değişimler, toplumların dini ve toplumsal yaşam önceliklerini etkilemiştir. Modernizmin getirdiği ‘bireycilik’ anlayışı ile birlikte ibadet ve inanç özgürlüğü de kişisel haklar arasında yer almaya başlamıştır.

İngiliz Tipi Sekülerizm Ne Demek?

İngiliz tipi sekülerizm, dinin geri planda olmadığı hatta din ve devletin uyumlu olarak yönetildiği bir düşünce modelidir. Bu haliyle ‘Laiklik’ kavramı ile benzerlik göstermektedir. Ancak klasik sekülerleşme ile arasında çok büyük farklar yoktur, İngiliz Tipi Sekülerleşme’de din devlet bir alt kurumu olarak uyum içinde varlığını sürdürmektedir.

Klasik Sekülerleşme Nedir?

Klasik sekülerleşme, dinin ve dinsel ritüellerin yerini dünyevi yaşamın almasıdır. Dinsel yaşam modelinden uzaklaşmak ve dünyadaki yaşama odaklanmak, yaşamın kendi haz ve nimetlerinden faydalanmak anlamına gelmektedir. Bir dengeden bahsetmek olanaksızdır, bu noktada dine ve dinsel faaliyetlere bireysel ve toplumsal bağlamda dünyevi faaliyetlerden daha az zaman ayrıldığını söylemek mümkündür.

Klasik sekülerleşme teorilerine ilk olarak Saint‐Simon ve Auguste Comte’un yayınlarında rastlanmaktadır. Bu iki düşünürün fikirlerinde bazı farklılıklar görülse de “tekamülcü toplum görüşü” en temel ortak nokta olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanlık tarihinin belli aşamlardan geçerek geliştiğini belirten Simon ve Comte, bürokratikleşmiş bir devlet yapısının ve bilimin artan etkisiyle geleneksel din gücünün yavaş yavaş yok olacağını iddia etmektedirler. Bu iddiaların, daha sonra Marx, Durkheim ve Weber’in fikirlerine ve beyanlarına da yansıdığı görülmektedir.

Marx, kapitalizmin en nihayetinde sınıfsız bir topluma evrileceği ve dinin sosyal amacını ve statükoyu koruyucu fonksiyonunu yitireceğini ve toplumdan atılacağını savunmaktadır. Durkheim ise modern toplumlarda dinin sosyal öneminin yok olacağını ifade etmektedir. Geleneksel toplum tiplerinde dinin sosyal birliği ve dirliği sağlayıcı fonksiyonunun yerini modern toplumlarda daha farklı kurumların yerine getireceğini öne sürmektedir. Weber de Batı’da reform hareketinin dinin hakimiyetine zarar verecek bireyciliğe ve aynı zamanda akılcı düşünceye yol açtığını ifade etmektedir.

Seküler Zihniyet Nedir?

Seküler zihniyet, modernleşme ve bireyselleşme ile birlikte düşünce tarzının da yaşamın dünyevi faaliyetlere dönmesi gerektiğini savunan düşüncedir. Bu noktada yalnızca temel yaşamsal faaliyetlerden bahsetmek yetersiz kalacaktır; bilimsel çalışmalar, sanatsal etkinlikler, turizm ve seyahatler de bu düşünce tarzında din temelli olmaktan çıkmaktadır. Ruhani ve manevi yön kendini reel dünyanın hazlarına ve zevklerine bırakmaktadır.

Seküler Devlet Nedir?

Seküler devlet, seküler esaslara dayalı devlet olarak tanımlanmaktadır. Bir devlet biçimi olarak, teokrasi yerine seküler bir devlet biçiminin tercih edilmesi, savunulması anlamına gelmektedir. Bu devlet biçiminde, dinsel ögelerin devletin işleyişinde aktif bir rol olmayacağı savunulmaktadır. Ancak tamamen ayrılmasının mümkün olmadığı, tanımlamalarda yer verilebileceği (dini İslam’dır gibi) yalnızca yönetim karar ve uygulama metotlarının dinsel kararlara ve inançlara bağlı olamayacağı belirtilmektedir. Bu görüşe göre devletin varlık sebebi ve ana rolü, yurttaşlarına bir hayat tarzı belirlemek veya bu hayat tarzını dayatmak değildir.

Bugün Pozitivizmin kurucusu olarak kabul edilen Auguste Comte, istikrarlı ve başarılı devlet yönetimi için seküler bir yapının benimsenmesi gerektiğini ifade etmektedir (Slattery: 2010).

Seküler İnsan Ne Demek?

Seküler insan, seküler zihniyete sahip, bu düşünce modelini benimseyen ve buna göre yaşayan insandır. Bireyseldir, olaylara ve yaşama daha akılcı bakmayı hedefler. Günlük yaşam rutininde, din temelli faaliyetler azdır. Din de birey için bireyseldir ve tercihe dayalıdır. Herhangi bir kurum ya da kuruluşun, toplumun dinsel dayatısına karşıdır, kabul etmez.

Sekülerizm Nasıl Ortaya Çıktı?

Sekülerizmin ortaya çıkışı, sanayi toplumlarının ve kültür modernleşmesinin yükselişinin bir sonucu olarak tanımlanmaktadır. Başta reform hareketleri olmak üzere, akılcı düşünmenin yayılımı, bilim ve teknolojilerin gelişimi ile birlikte dinde sorgulamalar başlamıştır. Sorgulamalar, bazı din adamları ve kurumlara karşı duyulan güvenin yıkılmasını da beraberinde getirmişti. Modernizmin hakimiyeti ile birlikte toplumsal dönüşüm ve bireysel ihtiyaç kavramında yaşanan değişiklik, dinin ‘birey ve Tanrı’ arasında sınırlı kalmasına yol açmıştır. Bireysel hakların önem kazandığı post-modern dönemde ise, kurumların ve toplumun dayatıları reddedilmekte ve dini özgürlük bir hak olarak tanımlanmaktadır.

Sekülerizm ve Laiklik Farkı

Türkçedeki laiklik kavramı, politik sekülerizm kavramının yerine çokça kullanılmaktadır. Sekülerizm, daha çok Anglosakson veya Protestan mezheplerine bağlı ülkelerde yaygın olarak kullanılırken, laiklik Fransa ve İtalya gibi Katolik ülkelerde daha yaygın olarak kullanılmaktadır. Fakat sekülerizm ve laiklik düşünce biçimlerinin dine yaklaşım tarzları arasında farklılıklar mevcuttur (Ian: 2015).

 

 

Laiklik

 

Sekülerizm

Devlet ve toplumsal hayatın bütününü kapsayan bir ifadedir.Çoğunlukla bireyin kendine ait bir durumunun ifadesidir.
Laiklik devlet yönetiminde var olması istenilen bir dönüşümü kapsamaktadır.Sekülerleşme hali hazırda var olan toplumsal dönüşümün bir süreci ve sonucudur.
Devletin politikası ile başlayan ve değişime uğrayabilen bir yönetim modelidir.Kendiliğinden ortaya çıkmakta ve daha sonra da geri dönüşü olmayan bir süreçtir.
Devlet içerisinde ‘din’ bir kurum olarak bulunmaktadır, ancak temel yönetim ve organizasyondan ayrı tutulmaktadır.Toplumda ve bireyde ‘Din’in yerini dünyevi yaşam almaktadır.

 

Sekülerizm ve İslam

Sekülerizm, dini ilahî olan bir yapı olarak kabul etmemekle birlikte bilim ve akıl yoluyla yorumlama ve ispatlama çabasının da bir ürünüdür. Oysa İslâm iman etmeyi ve doğrudan inanmayı temel almaktadır. Bu sebeple birbiri ile uyumlu ya da ilişkili iki kavram olduğunu söylemek doğru olmayacaktır. Aynı zamanda sekülerizm doğum, yaşam ve ölüm temelli bir düşüncedir. İslâmda var olan ölümden sonraki yaşamı akılcı bulmamakta ve buna yönelik faaliyetleri reddetmaktedir.

Sekülerizm ve Ateizm Arasındaki Fark Nedir?

Ateizm, Tanrı’nın varlığı sorgulamaktadır. Sorgulamalarının sonucunda bilimsel bir ‘varlık’ belirtisi göremediklerinden de Tanrı’nın varlığını reddeden bir görüş olarak tanımlanmaktadır. Birçok kaynakta ise ‘Tanrıtanımazlık’ olarak da isimlendirilmektedir. Ateist bakış açısında reddedilen yalnızca Tanrının varlığı değildir, tüm metafizik inançlar ve varlıklar da reddedilmektedir. Sekülerizm ise dini otoritenin, kurum ve din adamlarının, dünyevi işlerde söz sahibi olup olmayacağını sorgular. Seküleristleri dünyevi işlerin ve dinin ayrı işlemesi gerektiğini savunmaktadır.

Seküler Ahlak Nedir?

Seküler ahlak, bireyin ‘insani’ değerlerine karşı hoşgörülü, anlayışlı olması ve bu konuda özverili davranmasıdır. Koruyucu temellidir, kişinin kendi değerlerini koruduğu gibi karşısındaki bireyin de kendi değerlerini korumasına ve buna göre yaşamasına saygı göstermektedir.

Seküler Kelimesinin Eş Anlamlısı?

Seküler kelimesi daha önce de değinildiği gibi, ‘çağ’ veya ‘çağın ruhu’ anlamına gelmektedir. Bugün birçok kaynakta ise, ‘Dünyacılık’ veya ‘Dünyevileşme’ olarak da kullanılmaktadır.

Kaynakça

  • GÜNDOĞAR, Hamdi (2020), Deizm ve Sekülerzm, Journal of Analytic Divinity International Refereed Journal.
  • HUNTER, Ian (2015), Secularization: The Birth of a Modern Combat Concept, Modern Intelectual History.
  • HABERLE, Lothar, HATTLER, Johannes (2017), Islam-Sakularizmus- Religionsrecht, Frankfurt.
  • SCOTT, Joan Wallach (2019), Der Neue und Der Alte Französische Sakularismus, Wallstain, Hamburg.
  • SLATTERY, Martin (2010), Sosyolojide Temel Fikirler, Sentez Yayınları, İstanbul.
Önerilen Yazı
Fordizm Nedir? Fordizmin İlkeleri ve Özellikleri
Yorum Yap

Yazar Hakkında

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi sosyoloji Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Medya ve Kültürel Çalışmalar Anabilim Dalı. ebrumelistumbul@gmail.com

Yorum yap