Sinema ve Popüler Kültür İlişkisi

sinema ve populer kultur

KÜLTÜR NEDİR?

◦Kültür en geniş biçimde, « insanın doğa karşısında, görece ayrı şekilde oluşturduğu çevre ve etkinliklerin tümü» olarak tanımlanabilir.

◦Bireylerin ortak kabulleriyle oluşan yasalar, semboller, gelenek-görenekler, makineler, bilim ve sanat gibi maddi ve manevi ürünlerin bütünü kültürü oluşturmaktadır.

Öğrenilen ve öğretilen, tarihi ve sürekli olan, belirli bir toplumsallığa sahip olan, bütünleyici ve sosyalleştirici bir gereksinim karşılama mekanizması olarak da görülebilecek kültür olgusu, değişim sürecine tabi biçimde varlığını sürdürmektedir.

POPÜLER KÜLTÜR NEDİR?

◦Bu kavrama birbirinden farklı anlamlar yüklendiği ve bunun da çoğunlukla ideolojik temelli olduğu göz önünde tutulursa, popüler kültürü « halka ait» olarak tanımlayan düşünürlerin bu kavrama pozitif değer yükledikleri görülecektir.

« Popülerin dilbilimsel temeli ve tanımlanması geç Orta Çağ dönemindeki ‘halkın’ anlamından, bugünkü egemen ‘birçok kişi tarafından sevilen veya seçilen’ anlamına doğru bir seyir izlemiştir. Bu kavramsal evrim, sivil toplumun evrimine karşılıktır.» ( ÇAĞAN, 2003:33)

◦Burjuva demokrasilerin giderek yükselmesiyle popüler seçim özgürlüğünün ortaya çıktığı ve bunun da popüler terimine çeşitli anlamlar yüklediği söylenmektedir.

Popüler kültür, toplumun büyük kesiminde kabul gören inançlar, pratikler ve nesnelerdir.

◦Popüler kültür bir nevi gündelik yaşamın kültürüdür. « Gündelik yaşamın kültürü olan popüler kültür geniş anlamıyla, belirli bir yaşam tarzının ideolojik olarak yeniden üretilmesinin ön koşullarını da sağlar. Gündelik ideolojinin yaygınlaşma ve onaylanma ortamını yaratır. Dolayısıyla denilebilir ki popüler kültür gündelik hayatın kültürü olmasından ve gündelik hayatın da bir iktidar mücadelesi olmasından dolayı, bu kültürel alan içinde uzmanlaşma güçleri ile direniş güçlerinin savaştığı ve de empoze edilen anlamlar/ zevkler/ sosyal kimlikler arasındaki çelişkilerin mücadele ile yok edildiği bir savaş alanıdır.» ( ÇAĞAN, 2003: 35) 

◦Fıske’ye göre popüler kültür iktidarın parçasıdır. Ancak yine de pop kültür ve iktidar arasındaki mücadeleyi kimin kazanacağının belli olmadığını söyler.

◦Fıske bu mücadelede egemenlerin güçlerini kabul etse de popüler taktiklerin bu gücü alt edebileceğine inanır.

«Popüler kültür tabiler ile güçsüzlerin kültürüdür bu yüzden de içerisinde daima toplumsal sistemimizin, dolayısıyla da toplumsal deneyimimizin merkezinde yer alan egemenlik altına alma ve tabi kılma güçlerini taşır» diyen Fıske, popüler kültürün kendi içinde hem iktidarın hem de direnmenin ürünü olmasından kaynaklı bir çelişki barındırdığını vurgular.

◦Popüler kültürü kültür endüstrisinden bağımsız olarak düşünmek hatalı olacaktır. Öncelikle geç kapitalizmin yaygın kültürü olması nedeniyle endüstriyel kültürle ilişkilidir.

◦Adorno’ya göre kültür endüstrisi, liberalizmin ve ona göre şekillenmiş toplumsal ilişkilerin ürünüdür.

◦Müzik, sinema, edebiyat gibi sanat dallarında kültürel öğenin metalaştırılmasıyla bu ürünlerin alınıp satılabilir nesnelere dönüşümü kültür endüstrisinin temelidir.

«Meta formunda bulunan kültürel ürünler, herhangi bir nesneden farksız olarak üretilir ve ardından tüketiciler tarafından satın alınmaları için mağazalara gönderilir. Bunlar bireyler tarafından satın alınmalarının ardından, kültürel etkinliklerin birer parçası olarak kullanılır, o toplumun kültürüne dahil olurlar/ edilirler.» (KULAK, 2017:91)

◦Bu paragraftan hareketle Gernot Böhme’nin, kültür endüstrisi ve kapitalizm arasındaki bağı nitelendirdiği estetik ekonomi kavramına değinmek faydalı olacaktır. Bu kavramla Böhme, yeni üretim ilişkilerinde estetize edilen nesnelerden oluşan dünyaya atıfta bulunur.

Kültür endüstrisini insanların arzuladıkları şeylere ulaştıklarını sandıkları ve gülerek doyum sağlamalarını olanaklı kılan bir kavram olarak görebiliriz.

«Bu noktada Adorno kültürel ürünleri şöyle niteler: Bu gösteri hiçbir zaman yerine getirilmeyecek bir vaatten ibarettir; tıpkı yemek yemeye gelen müşterinin menüyü okumakla yetinmesini beklemek gibi.» ( KULAK, 2017:93) 

Önerilen Yazı
Duygusal Emek Kavramına Sosyolojik Bakış

POPÜLER KÜLTÜR VE SİNEMA

◦7. sanat olarak ortaya çıkan sinema günümüzde popüler kültürün etkisinin en çok hissedildiği alanlardan birisi olmuştur.

◦Aslında sinema yeni dönemin yenisi olarak değişen dünyada yerini almıştır.

«Bütün 20.yüzyıl sanatına egemen olacak ve onu dönüştürecek sinema, teknolojisiyle, üretiliş biçimiyle ve gerçekliği sunuş tarzıyla tamamen yeniydi.» (ÇAĞAN, 2003: 219-220) 

Çok kısa sürede sinemanın tüm dünyaya yayılmasıyla bir yandan da modernizme ait yeni bir görsel dil gelişmekteydi.

◦Sinemacıların yaptığı sanat filmi/ popüler film ayrımına kısaca bakacak olursak; popüler filmlerin eleştirel filmler olmaktan öte tür filmleri olduğu görüşüne rastlarız.

◦Bir filmde esasın eğlence, kâr amacı, kısa süreli rahatlama ve verili değeri olduğu şekliyle kabullenme olması o filmin popüler kültür etkisinde bir film olduğunu gösteren etmenler olarak sayılır.

◦Bir filmi sanat filmi yapan hususlarsa genelde o filmin yeniden, deneysellikten, eleştiriden yana oluşu ve estetikten ödün vermeyişi ile belirlenir.

◦Tüm bunlara rağmen yine de sinemacıların çoğunluğu sanat filmi/popüler film ayrımının o kadar da net olmadığını savunmaktadırlar. Ruken Öztürk’ün Sinemada Kadınlar kitabında örneklendirdiği üzere Hollandalı Marleen Gorris’in 1995 yapımı Antonia  filmi, biçimce popüler bir çizgide olsa da içerik olarak yenilikçi ve eleştirel olması itibariyle sanat filmi olarak da ele alınabilmektedir.

Kenan Çağan sinemayı tanımlarken, endüstrisi olmasaydı hiçbir zaman sanat olamayacak sanat der.

Sinema, bu açıdan kimi düşünürlere göre onu yaratan ve pazarlayan endüstrisi ile birlikte anılmak zorundadır.

◦Sinemayı bir sektör olarak düşünürsek bu sektörün tam ortasında HOLLYWOOD olduğunu görürüz. HOLLYWOOD, Amerikan kapitalist ideolojisinin temel aygıtlarından biridir.

◦Çok uluslu yapısını iyi kullanan ABD, sinemada ortak bir dil yaratmayı hedeflemiş ve Amerikan sineması, ortak ürünler kullanımına sevk ederek ortak bir kültür oluşturarak popüler kültürü beslemiştir.

«Hollywood sinemasının 3 önemli kusuru olduğu düşünülebilir: İlki Amerikan oluşu ve bu yüzden siyasal açıdan damgalanması, ikincisi en bağnaz 19.yüzyıl anlatı geleneğinden gelmesi, üçüncüsü de endüstriyel bir olgu olmasıdır.» (ÖZTÜRK, 2000: 41)

◦Endüstrileşmiş sinema yalnızca filmleri satmakla kalmaz aynı zamanda belli imajları da satar. Amerikan sineması star system (yıldızcılık) yöntemiyle bireyi de metalaştırır ve istediği biçimde pazarlar.

◦Sadece filmler değil bu starlar da ideolojik birer aygıt haline gelir.

◦Gösteri dünyasının temellerinden olan sinema, W. Benjamin’e göre zindandan oluşan dünyayı saniyenin onda biriyle paramparça eden bir sanattır.  Ona göre sinema, insanların karşılaştıkları sorunları göğüsleyebilecek düzeydedir.

◦Benjamin, Frankfurt Okulu’nun diğer düşünürlerine göre sinemaya olumlu bakan tek isimdi. Bu sanatın geleceğinden daima umutluydu.

◦Frankfurt Okulu’nun Benjamin haricindeki isimleri diğer sanatlara takındıkları tavrı sinema için de takınarak bu sanatı kitlelerin etki altına alınması için kullanılacak bir araç olarak görmüşlerdir.

◦Burada Adorno özellikle çizgi filmler üzerinden gülme ediminin kahramanların zor duruma düştüğü anlarda var olmasıyla alakalı saptamalar yapar.

◦Adorno, çizgi filmlerde başkasının zor duruma düşmesinin alaya alınarak komikleştirilmesini eleştirerek, «Çizgi filmdeki Donald Duck ve gerçek yaşamdaki bahtsızlar dayak yesin ki onları izleyenler kendi yedikleri dayağa alışsınlar.» der. ( KULAK, 2017:110)

◦Adorno benzer bir eleştiriyi Charlie Chaplin filmlerine de getirir ve bunu da halkın parodisi olarak adlandırır.Sinemanın seyirci için alışılmış olanı inanılmaz şeylermiş gibi sunduğunu düşünen teorisyenler, seyircinin vereceği tepkilerin bile çeşitli efektlerle önceden belirlenmiş halde yansıtıldığını iddia ederler.

◦Adorno’ya göre seyirciden beklenen daima istendik biçimde hareket ederek sunulanı olduğu gibi kabul etmesidir.

«Polisiye ya da macera filmleri  gibi ‘sorun çözme odaklı’ türlerde bile seyircinin sadece olay örgüsünü takip etmesi, kendisine işaret edildiği yerde dehşete düşmesi, şaşırması ve tepki vermesi beklenir.» (KULAK, 2017: 113)

SONUÇ

Sonuç olarak, sinemanın bir sanat mı yoksa endüstri malzemesi mi olduğu tartışılagelirken aynı zamanda popüler kültürün bu alana etkileri günümüzde giderek belirginleşmektedir. Frankfurt Okulu teorisyenlerinin “metalaşmış sanatına” dair örnekleriyle sinema, milyonlarca insanı içine çeken büyülü bir dünya haline gelmektedir. Sinemanın yarattığı evrensel, görsel dil yadsınamaz biçimde var olmaktadır.

KAYNAKÇA

  • ÖZTÜRK, Ruken (2000), Sinemada Kadın Olmak, İstanbul: Alan Yayıncılık
  • MUTLU, Erol (2016), Globalleşme, Popüler Kültür ve Medya, Ankara: Ütopya Yayıncılık
  • ÇAĞAN, Kenan (2003), Popüler Kültür ve Sanat, Ankara: Altın Küre Yayınevi
  • KULAK, Önder (2017), Theodor Adorno: Kültür Endüstrisinin Kıskacında Kültür, İstanbul: İthaki Yayınları

İlginizi Çekebilir: Sanat Sosyolojisi Nedir?

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Yorumlayarak, anlayarak, çatışarak ve çalışarak öğrenme ve öğretme hevesiyle Ege Üniversitesi'nde Sosyoloji Yüksek Lisans eğitimini sürdürüyorum.

Yorum yap