tabakalasma-ve-esitsizlik

Tüm toplumlar boyunca eşitsizlik ve tabaka kavramı hep süregelmiştir. Bunu toplumun her anında görmek mümkündür. Bu çalışmada tabakalaşma ve eşitsizlik sorunları sosyolojik çerçeveler ile ele alınmıştır.

Toplumda hangi zamanı ele alırsak alalım hep bir eşitsizlikle karşı karşıya kalırız. Eğitimden, iş hayatının iş hayatından, sosyal hayata… İster sahip olduğunuz mal mülk İsterseniz de siyaset, sağlık… Her türlü toplumda hangi kesimden farklılık görünüyorsa orada tabaka ve eşitsizlik mutlaka vardır. Alttan üste doğru gidildikçe üst kademede bulunanlar daha çok haklara, imkanlara sahiptirler. Sosyolojiyi de sosyoloji yapan önemli etkenlerin başında bu tabakalaşma konusu gelir. Karl Marx’a göre de toplum iki yapıdan oluşmaktadır. Bunlar alt ve üst yapılardır. Alt yapı ve üst yapı birbirleriyle hep bir etkileşim içinde bulunurlar. Alt yapı her zaman üst yapıyı belirler.

Toplumsal tabakalaşma, toplumun düzeni ve içinde bulunan değişimleri inceleyen alandır. Bu makro alandan eşitsizlikleri inceleriz. Neden yoksul olunduğu, ırk ayrımlarının neden meydana geldiğini, orta sınıf bir çocuğunu sınıfa gelmesi için neler yapılabileceği gibi… Toplumsal tabakalaşmalar üç amacı kapsar. Birinci olarak sınıf ya da statülerin toplumda ne derece hakim olduğunu belirlemektir. İkinci hedefte sınıf, statü nasıl oluşur? Bunu belirlememiz gerekiyor. Son olarak da toplumsal tabakalaşma da grupların statü ya da sınıflarını nasıl koyduklarını kanıtlamaya gider. Eskiden beri süregelen toplumdaki eşitsizlikler, yaşam kalitesi, sahip olduğu haklar kimi insana göre daha elverişli olanaklara sahip yaşaması sebebiyle eskiden bugüne kadar eşitsizlik hep söz konusu olmuştur. Çünkü her insan eşit hak ve özgürlüklere sahip değildir. Kimi zengin, kimi fakir kimi cinsiyet farklılığından, kim öp farklılığından tabakaya tabi tutulmuş ve Buda eşitsizliğe yol açmıştır. Örneğin cinsiyet eşitsizliğine gelirsek şu an gündemimizde olan diyanet işlerinin açıkladı açıklama ile ayrışmalar olmuştur. Biz sosyologlar olarak toplumu ayrıştırmadan işimizi yapmalıyız. Cinsiyet farklılığından ve farklı tercihlerden dolayı toplumu ayrıştırmamalıyız. Tüm bireylere eşit haklar sunulmalı. Tabakalaşma insanların farklı durumlarda olmasından kaynaklanan bir eşitsizliktir. Tabakalaşma her toplumda görülür ve süreklidir. Tabakalaşma sadece ekonomik temelli değil ırk cinsiyet din gibi konular da vardır. Tabakalaşmanın her toplumda var olduğunu söylemiştik. Fakat bazı toplumlarda bu farklılık gösterebilir. Bazı toplumlarda açık kapalı ve açık olarak da bulunabilir. Kapalı olanlar katı kurallıdır ve kurallardan çıkılmaz. Yarı açık sistem de kapalı sistem bu kadar katı değildir açık kadarda gevşek değilmiş değildir.

Dört tabaka türü vardır:

  • Köleler: Köleler hiçbir hakka sahip olmayan başkasının emrinde olan kişilerdir. Kölelik eşitsizlik ve tabakalaşmanın olduğunun en açık örneğidir. Çünkü köleler mal gibi alınıp satılıyor her türlü işgücü onlara biliyor. Hiçbir söze ve hakka sahip olmadıkları için tüm haklardan mahrum bırakılırlar. Burada sınıf sistemi görülür. Sınıf sistemi tabakalaşma getirir. Tabakalaşma da eşitsizliği beraberinde getirir. Halbuki eşitlik tüm koşullarda bireyin eşit olmasıydı. Burada küreler her şeyden mahrum olurlar ve söz hakkına sahip değillerdir.
  • Kast: Bireyin içinde bulunduğu konumu ölene denk taşımasıdır. Yani kas sisteminde sınıflar arası geçiş yoktur. Köle olan ölene kadar köledir. Zengin ve soydular de öğlene kadar öyle yüksek statüde devam ederler. Burada büyük bir tabakalaşma vardır. İnsanlar elinde bulunmayan sebeplere göre kategorilendiriliyor ve ölene kadar ona mahkum bırakılıyor.
  • Zümre: Burada mülk sahibi olanlar ve olmayanlar olarak ayrılırlar.

Katmanlaşma Kuramları

Katmanlaşma kuramının üç ana özelliği vardır:

1- Bireyselciler

2- Tarihsel materyalciler

3- İşlevselciler

Bireyselcilere göre, bir mesleği olan talep arttığında ve saygınlık kazandığında bu meslek grubu üst katmanlar oluşturur. Örneğin dünya genelinde görülen Covid’ 19 İle birlikte sağlık materyallerine de ihtiyaç artmakta ve bu üretimde iş alanına oldukça rağbet görmektedir. Gecesini gündüzüne katan Emektar Sağlıkçılarımızdan bu iş için maske yapanına kadar… İhtiyaç olduğu için üretim çok olacak ve buna duyulan işgücü de artacaktır. İşçi sayısı arttıkça kazanılan emek de azalmaya gidecektir.

Tarihsel materyalcilerde; ekonomik gücü yüksek olanlar toplumun en saygın kişiler olarak görülürler. Üretim ve para gücü ellerinde olduğu için toplum tabakalaşmasında en üstte yer alırlar. Bununla beraber bunlara hizmet eden ve ekonomi kaynaklarını işlemeye yarayan işçi sınıfı da alt tabakada yer alır. Bununla beraber arz talep dengesini sağlayan arz ile talebi buluşturan arasını tabakada bulunan bireylerde vardır.

İşlevselci kuramlara göre ise; toplumda bazı Yetenekler işlevsel olarak diğerlerinden daha önemlidir. İşlevselcilik, toplumsal ve kültürel olguların sistem içerisinde yerine getirdiği işlevdir. Yapıları incelediklerinden dolayı da çoğu zaman yapısal işlevselcilik olarak da adlandırılırlar. İşlevselciler aile siyaset toplum gibi yapıları inceler. Toplumdaki yapılar birbirleriyle sıkı sıkıya bağlıdır ve dayanışma içindedir. Bu bozulursa dengesizleşme olur. İşlevselcilik üç sistem üzerinde durur:

1-Sistemin kısımlarının ilişkili olması

2-Sistemin denge durumu olmasın

3-Sistemin normal hale dönmesi için yeniden organize olması

Konuya çatışma kuramından ele alacak olursak:

Çatışma kuramı; toplumların genel yapısını çözülen bir yaklaşımdır. İşlevselciliğe karşıdır, alternatiftir. İşlevselcilik toplumu ve toplumsal kurumları Denge içinde organizma gibi etkileşimin içinde olduğu bir kuramdır. Çatışmayı reddetmezler. Ancak odaklandıkları şey bunların kaynağı değil denetimidir. İşlevselcilik birlik, uyum halin odaklı iken Taşımacılar mücadeleye ve rekabete yöneliktirler. Tamamen terstir. Yapısal işlevselciler toplumu düzenleyen olarak görür. Toplumun iyiliğini düşünür. Çatışmacılar ise toplumun iyiliği için değil kişinin çıkarlarını önemserler. Yani çatışmacılarda tabakalaşmadan doğan eşitsizlikleri gidermek yerine daha çok Eşitsizliğin olacağı ortam hazırlamaktadır. Marx’ın çerçevesinden baktığımızda; yaptığımız incelemelere değerlerimizi katmalıyız der. Çatışma olabileceğini fakat çatışma olmadan da bir toplumun olabileceğini söyler. Toplumda evet eşitsizlikler olabilir. Bu eşitsizliklerde ortadan kaldırıldığında toplumun yine işleyeceğinden bahseder. Weber’in çerçevesinden baktığımızda ise; daha nesnel yargılarla topluma bakılmalı. Çatışma olmadan toplum var olamaz der.

Marx, ekonominin üzerinde Kim varsa her şeyi belirleyen odur der. Weber de ekonominin yanında kişisel çıkarların da olabileceğini söyler. Yani statü, parti ve benzeri gibi. Burada bir nevi büyük balık küçük balığı yer. Toplumda var olan tabakalaşma da herkes farklı konumdadır. İş, para, makam, mevki gibi. Bu farklılıklar eşitsizlikleri doğuruyor. Bu eşitsizliklerden dolayı da toplum ayrışıyor. Tabakalaşma ve Eşitsizliğin açık bir ilişkisi vardır eşitsizlik bireylerin ayrışarak belli haklardan mahrum bırakılmasıdır. Sınıflar arasındaki ayrım, bireylere verilen hakların herkes tarafından eşit bir şekilde yaralanmasından ortaya çıkan eşitsizliktir. Tabakalaşma bireyleriz sınıflara sokar. Tabakalaşma sistemi işlevseldir. Çatışmacı yaklaşımdan olan Marx ve Weber’in görüşleri çerçevesinde sosyal sınıf kavramının olduğunu söylemişlerdir. İkisi de ekonominin yaratmış olduğu eşitsizlikten bahseder.

Sonuç

Sonuç olarak toplumdaki tabakalaşma bireylerde aynı imkanları vermediğinden eşitsizlik ortaya çıkıyor Ve bu sürekli birbirini tetikleyen bir ikilidir. Tabakalaşmanın olduğu her yerde ve toplumda eşitsizlik kaçınılmazdır.

Hazırlayan: Senanur Okumuş | Çankırı Karatekin Üniversitesi

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz