ÖZ

Bu yayın, Prof. Dr. Yaşar ERJEM ve Mustafa DÖNMEZ tarafından yapılan, Mersin Halkının Suriyelilere Dair Suç ve Suçluluk Algısı Bitirme Tezi’nin tartışma ve sonuç bölümünü kapsamaktadır. Araştırmanın, Suriyelilere dair suç ve suçluluk algısının yaratılmasında etkili olan motivasyonların analizini içermekte ve Sembolik Etkileşimcilik paradigmasından “kriminal Suriyeli kimliğinin” inşası çözümlenmeye çalışılmıştır.

Yaklaşık 9 yıldır Türkiye’de yaşamakla birlikte, 30 Nisan 2020 tarihi itibariyle Türkiye’de 3.580.263 Geçici Koruma Altında Suriyeli sığınmacı vardır. Mersin de ise 211.231 Geçici Koruma Altında Suriyeli sığınmacı mevcuttur. Geçen bu süreçte Suriyeliler olgusu Türkiye toplumuna özgü etkileri bağlamında pek çok boyutta ele alınmıştır. Bu araştırmaların genel hedefi sosyal entegrasyon olmakla birlikte, kendi içinde pek çok özel amacı barındırmaktadır. Dolayısıyla bu araştırmada pek çok araştırmanın ve tartışanın odağında olan Suriyelilerin, Mersin halkı gözünde suç ve suçluluk algısı ele alınmıştır. Böylece Suriyelilere dair toplumun suç ve suçluluk algısı analiz edilmiş ve bu algının yaratılmasında etkili olan faktörlerin tespiti amaçlanmıştır.

Araştırma, Mersin’in 8 ilçesinde yapılmıştır. 95’i kadın, 105’i erkek olmak üzere toplamda 200 katılımcıya, 39 soruluk bir anket uygulanmıştır. Araştırmanın verileri SPSS STATİSTİCS 20 programı aracılığıyla bulgulara dönüştürülmüş ve araştırmanın bulguları da betimsel olarak analiz edilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Suriyeliler, Mersin, Göç, Suç, Toplum, Algı

TARTIŞMA VE SONUÇ

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 30 Nisan 2020 tarihinde açıkladığı istatistik verilerine göre, Türkiye’de 3.580.263 Geçici Koruma Altında Suriyeli vardır. Barınma merkezlerinde kalan Suriyeli sayısı ortalama 63 bindir. Mersin de ise 211.231 Geçici Koruma Altında Suriyeli vardır. Mersin ilinin nüfusuna oranla Suriyelilerin yüzdesi 11,64’tür. Dolayısıyla dokuz yıldır Türkiye’de olan Suriyelilerin, özelde Mersin genelde de Türkiye toplumsalında yer aldığı görülür.

Pek çok parametreler söz konusu olmakla birlikte ekonomik, kültürel, güvenlik, sosyal faaliyetler ve hizmetler nezdinde yaşanan sorunlar-aksaklıklar-yetersizlikler “Suriyeliler” olgusunun pek çok alanda çalışılmasını gerektirmiştir. Bu anlamda Geçici Koruma Altındaki Suriyelilerin suç ve suçluluk algısı, Mersin özelinde araştırma nesnesi olmuştur. Araştırmanın bu bölümünde bulgular, araştırmanın literatürü ve kuramı çerçevesinde değerlendirilecektir.

Katılımcıların Suriyelileri tek bir kelime ile tanımlamaları çeşitlilik göstermektedir. Katılımcıların Suriyelileri “mülteci, sığınmacı, misafir, mağdur, vatan haini, fazlalık vb. gibi” sıfatlarla tanımladığı saptanmıştır. Hiçbir katılımcı Suriyelileri “Geçici Koruma” sıfatı ile tanımlamamıştır. Dolayısıyla araştırmanın bulguları, literatürde analiz edildiği gibi, Suriyelilerin tanımlanması meselesindeki karmaşıklık vurgusunu desteklemektedir. Toplumun geneline nüfuz eden, Suriyeli kimliği tanımlaması söz konusu değildir.

Geçici Koruma altındaki Suriyeliler, katılımcıların % 21’i için tamamen, en önemli sorundur. Katılımcılara göre, Suriyelilerin sorun olarak görülmesinde ekonomik, sosyal hizmetler, suç ve kültürel etkenler söz konusudur. Suriyelilerin toplumsal etkisi bağlamında araştırmanın literatürü desteklenir. Ancak, literatürde Suriyelilerin toplumsal anlamda olumsuz etkisi daha çok ekonomi temelli ele alınmış olsa da katılımcıların % 31,5’i Suriyelilerin suç işlediği ifadesine, tamamen katıldıkları için onları sorun olarak görmektedir. İç İşleri Bakanlığı istatistik verilerine göre, Geçici Koruma altındaki Suriyeli sığınmacıların Ocak-Eylül 2018 dönemi için suç oranı 1,46’dır. Yaklaşık iki yıl öncesinin istatistik verilerine dayanmak her ne kadar güvenilir olmasa da resmi kaynaklar, Suriyelilerin suç oranının düşük olduğuna vurgu yapmaktadır. Ancak katılımcıların %30’u, 2018’in suç oranına katılmadığı yönünde cevap vermiştir. Bu anlamda toplumun bir kesimi istatistik verilerinin şeffaf olmadığını düşünmektedir. Bu durum da literatürü desteklemektedir. Suriyelilerin suç oranlarını açıklayan verilerin yetersiz olması ve şeffaf olmaması; bilgi kirliliğini ve dolayısıyla da manipülasyonu beraberinde getirmektedir.

Geçici Koruma altındaki Suriyeli sığınmacıların Mersin özelinde ekonomik katkısı gözardı edilmese de Suriyelilerin suç anlamında da ön plana çıktığı görülmüştür. Katılımcılar Suriyeliler pek çok suçla ilişkilendirse de büyük çoğunluğu, Suriyelileri “hırsızlık” suçuyla ilişkilendirmiştir. Özellikle de Mezitli ilçesinin katılımcıları bu anlamda şikayetçidir.

Katılımcıların büyük çoğunluğu olmasa da bir kısmı, Geçici Koruma altındaki Suriyeli sığınmacıların “potansiyel suçlu” olduğu konusunda tamamen hemfikirdir. Araştırmanın hipotezlerinden birine dayanan konulardan birisi, Suriyelileri potansiyel suçlu olarak gören katılımcıların Suriyelilerle olan etkileşim durumudur. Bu anlamda katılımcıların %65’i, herhangi bir Suriyeli ile etkileşimi söz konusu değildir. Geçici Koruma altındaki Suriyeli sığınmacıların potansiyel suçlu olduğuna tamamen katılıyorum diyen katılımcıların %2,8’i herhangi bir Suriyeli ile etkileşimi vardır. Dolayısıyla araştırmanın hipotezi doğrulanmıştır. Yani katılımcıların Suriyeliler ile etkileşim düzeyi arttıkça, Suriyelilerin suç işlediğine dair toplumun algısı düşecektir.

Geçici Koruma altındaki Suriyelilerin suç ve suçluluk konusunda algısının yaratılmasında “medya, siyasetçiler, sosyal çevre ve araştırmacılar” etkilidir. Araştırmacılar bu algının yaratılmasında en düşük etkiye sahiptir. Araştırmacıların algı yaratımında etkili olması, katılımcılar tarafından, araştırmacıların güdümlü olarak görülmesinden kaynaklıdır. Katılımcılar için sosyal çevre, algının yaratılmasında en yüksek role sahiptir. Ardından medya ve siyasetçiler gelmektedir. Araştırmanın literatürü Suriyelilere yönelik suç ve suçluluk algısının yaratılmasında etkili olan faktörleri, medya ve siyasetçiler olarak sınırlandırmıştır. Ancak araştırma, Suriyelilere yönelik suç ve suçluluk algısının yaratılmasında etkili olan faktörlerin çeşitliliğini ortaya sermiştir.

Haber kaynağı noktasında katılımcıların %45’i Suriyelilerin suç işlediğini “sosyal medya” aracılığıyla öğrendiklerini ifade etmiştir. Ayrıca katılımcıların %30’u Suriyeliler konusunda en güvenilir bilgi kaynağı olarak “sosyal çevreyi” ifade etmiştir. Bu anlamda katılımcılar için sosyal çevre ve medya yanıltıcı olabilmektedir.

Katılımcılara göre, Suriyelilerin potansiyel suçlu olarak görülmesinin nedenleri çeşitlilik göstermektedir. Başat faktörler ekonomik, sosyal hizmetlerdeki yetersizlik, kültürel farklılık ve suç olsa da etnik farklılık, mezhepsel farklılık; Suriyelilerin nargile içmesi, grup halinde gezmeleri ve dilencilik yapmaları, onların potansiyel suçlu olarak görülmesine nedendir. Literatürde, Suriyelilerin suçlu ve sorun olarak görülmesinde daha çok ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal etkenler söz konusudur. Ancak bu araştırma bir algı çalışması olduğu için, bireylerin Suriyelilere dair yaklaşımları da göz önünde tutulmuştur.

Katılımcıların Suriyelilere dair algısı toplumsal sistem içinde inşa edilmiştir. Bu toplumsal sistem içerisindeki yapılar ve aktörler karşılıklı etkileşimde bulunarak, kriminal Suriyeli kimliğini yaratmıştır. Yani Suriyeliler salt bir biçimde suçlu değildir; ayrıca Suriyeliler sadece politik, ekonomik vb. gibi yapılar nedeniyle de suçlu değildir. kriminal Suriyeli kimliğine Sembolik Etkileşimcilik paradigmasından bakıldığında, toplum içerisindeki her bir grubun ve yapının karşılıklı etkileşimi söz konusudur. Örneğin, Türkiye’de ekonomik krizin nedeni olarak Suriyelileri görmek ve herhangi bir sorunun kaynağı olarak Suriyelileri günah keçisi yapmak, kriminal Suriyeli kimliğini anlamak açısından yetersiz olacaktır. Çünkü bu araştırmanın bulgularına göre kriminal Suriyeli kimliği, toplumun diğer üyeleri tarafından da işlenmektedir. Örneğin katılımcılara göre, “herhangi bir Suriyeliyi -tamamen katılarak- potansiyel suçlu olarak görüyorum,” diyenlerin %20’si -tamamen katılarak- bunun nedenini Suriyelilerin nargile içmesi olarak görmesidir. Dolayısıyla kriminal Suriyeli kimliğinin oluşumunda, toplumsal sistem içerisinde yer alan bireylerin veya grupların algısı etkilidir.

Toplumsal sistemi oluşturan bireylerin veya grupların Suriyelilere dair algıları bir süreçtir. Bu algılama süreci dinamik ve manipüle edilebilirdir. Hem algının oluşumunda hem de algının manipüle edilmesinde pek çok etken söz konusudur. Toplumsal yapıların ve aktörlerin karşılıklı etkileşimine dayanan bir süreç olan algı, daima fiziksel ve doğrudan etkileşime dayalı değildir. Bu anlamda katılımcıların %15’i herhangi bir Suriyeli ile ilişkisi olmadığı halde, tamamen katıldığını ifade ederek, herhangi bir Suriyeliyi potansiyel suçlu olarak görmektedir. Böyle durumlarda bireylerin veya grupların herhangi bir Suriyeliye dair suç ve suçluluk algısı dışsal etkenlerle şekillenmektedir. Araştırmanın bulgularına göre, doğrudan ve yüz yüze etkileşimin olmadığı algılama sürecine sosyal çevre, medya ve siyasetçiler dâhil olmaktadır. Dolayısıyla bu etkenler ve bu etkenleri var eden aktörlerin Geçici Koruma altındaki Suriyelilere dair kanaatleri dolaylı yoldan bireylere veya gruplara çıktı sağlamaktadır.  Böylece doğrudan deneyimlenmeyen tecrübeler genelleştirilerek; ön yargılı bir şekilde bireylerin zihninde veya grupların değerlerinde damgalanmış bir Suriyeli algısı yaratmaktadır.

Araştırmanın hipotezlerini değerlendirmek gerekirse, ilk olarak şunu söyleyebiliriz: Bireylerin herhangi bir Suriyeli ile etkileşim düzeyi ve niteliği arttıkça, bireyin herhangi bir Suriyeliye dair suç ve suçluluk algısı zayıflamaktadır. İkinci olarak söylenmesi gereken, bireylerin eğitim düzeyi arttıkça, herhangi bir Suriyeliye yönelik suç ve suçluluk algısı düşmektedir. Son olarak söylenmesi gerekenler, cinsiyet, yaş ve aylık ortalama gelir değişkenleri ile algı düzeyi arasında anlamlı bir ilişki yoktur. Ancak ekonomiye dair şu söylenebilir: katılımcıların %48’i, Suriyelileri ekonomik nedenlerden ötürü sorun olarak görüyorum, ifadesine –tamamen- katıldığını ifade etmiştir.

Sonuç olarak Geçici Koruma altındaki Suriyeli sığınmacıların tanımlanmasındaki çeşitlilik, bir karmaşaya sebebiyet vermekte ve bu da Geçici Koruma altındaki Suriyeli sığınmacıların herhangi bir zamanda ve mekanda tartışılmasında zorluk yaratmaktadır. Genel geçer bir tanımlamanın yoksunluğuna dayanan bu çeşitlilik, Suriyelilerin, diğer toplum üyelerinin algıları çerçevesinde tanımlanmasına yol açmaktadır.

Toplumun Suriyelilere dair suç ve suçluluk algısı yüksektir. Katılımcıların pek çoğu öznel deneyimlerine dayanarak bu kanaati edinmiş ve Suriyelilere dair kalıplaşmış bir önyargı oluşturmuştur. Doğrudan etkileşim düzeyinin ve niteliğinin zayıf olduğu deneyimlerde, Suriyelilere yönelik toplumun algısı sosyal çevre, medya ve siyasetçiler tarafından şekillendirilmektedir. Medyanın dili ve siyasi sermaye yaklaşımı, toplumsal algının yaratılmasında, şekillendirilmesinde ve yönlendirilmesinde etkilidir.

Algının manipüle edilmesine olanak sağlayan en temel unsur, katılımcıların resmi kurum istatistiklerine güvenmemesi ve kendileri için haber kaynağı olarak medyayı ve sosyal çevreyi görmeleri; en güvenilir bilgi kaynağı olarak da sosyal çevrenin deneyimlerine öncelik vermeleridir.

Sürdürülebilir sosyal entegrasyon için toplumun Suriyelilere dair suç ve suçluluk algısı kırılmalıdır. Bunun için yapılması gereken en temel şey, yerli halkın ve Suriyeli halkın daha çok etkileşime girmesidir. Çünkü Sembolik Etkileşimcilik paradigmasına göre, Suriyelilere dair suç ve suçluluk algısının oluşumu, her iki toplum üyelerinin karşılıklı algılamalarına dayanır. Aksi takdirde yerli halk ve Suriyeliler arasındaki dolaylı yoldan oluşan algı, toplumsal yapı ve aktörlerin karşılıklı geri bildirimine dayanır. Ayrıca uluslararası terminolojide karşılığı olan ve toplumun geneline nüfuz eden, genel geçer bir Suriyeliler kimliğine ihtiyaç vardır. Toplumun algısını manipüle eden yapı ve aktörlerin bu süreçte çıkarsız, siyaset üstü, genel geçer terminolojide ve güvenilir eksende hareket etmeleri elzemdir.

Mersin için Suriyeliler birer prekarya üyesidir. Bu anlamda Suriyelilere yönelik suç ve suçluluk algısının yüksek olması, her iki taraf için de gerilimi arttırmaktadır. Bu anlamda araştırmanın eksik yanı, Suriyeliler gözünden meselenin ele alınamamasıdır.

Kaynakça:

  • Dönmez, M. ve Erjem, Y. (2020). “Mersin Halkinin Suriyelilere Dair Suç ve Suçluluk Algısı” (Lisans Tezi, Mersin Üniversitesi).

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz