toplumsal cinsiyet kuramlari

Toplumsal cinsiyet ile ilgili farklı farklı pek çok kuram bulunmaktadır. Kuramlar, olayların ve durumların, psikoloji de nasıl ve niçin ortaya çıktığını inceler. Kuramlar ortaya atılan terimleri daha net açıklarken aynı zamanda birbiriyle çelişmez ve birbirini destekler niteliktedirler (Dökmen, 2018).

1. PSİKANALİTİK KURAM

Sigmund Freud tarafından 1930’lu yıllarda geliştirilmiş olan bu kuram toplumsal cinsiyetin insanda nasıl geliştiğini anlatan ilk kuramdır (Yogev, 2006; aktaran: Özkazanca, 2018). Freud, toplumsal cinsiyet oluşumuna ilgin bu kuramı libidoya dayandırarak açıklar. Libido biyolojik ve toplumsal cinsiyeti organize eden biyolojik temelli bir cinsel enerji olarak tanımlanmaktadır. Freud bu noktada libidoyu penise bağlayarak açıklamaktadır (Dökmen, 2018). Freud’a göre her çocuk büyürken psikoseksüel gelişim basamaklarından geçmektedir. Bu basamaklarda çocuğun gelişimi ve duygularıyla bağlantılıdır (Paludi ve Doyle, 1998; aktaran: Bilgili, 2016).
Freud’un psikanalitik kuramına göre insan kişilik gelişimini belirli aşamaya göre şekillendiğini söyler. Bu kurama göre birey beş dönemde psikoseksüel gelişimini tamamlar.

Bu aşamalar:

• Oral Dönem (0-1 yaş)
• Anal Dönem (1-3 yaş)
• Fallik Dönem (3-6 yaş)
• Latent Dönem (6-11 yaş)
• Genital Dönem (11-13 yaş) (Dal, 2009; aktaran: Özkazanca, 2018).

Oral dönemde bebeğin ilgisi ağız bölgesindedir ve ağızla ilgili hareketler (emme) ön plandadır. Anal dönemde, ilgi anüstedir, burada dışkılama ve ilgili süreçler önemlidir. Fallik dönemde ilgi, henüz yetişkin bir birey kadar bilinçli olmasa bile, cinsel organa yöneliktir. Latent dönemde cinsel ilgiler azalır ve hatta yok olmuş gibi gözükebilir. Genital dönemde ise cinsel dürtüler cinsel organ odaklı ortaya çıkar ve bu dönemde ortaya çıkan ilgi fallik dönemden farklı olarak yetişkin cinsel ilgilerine benzemeye başlar. Bu dönemlerin hemen hemen her birinde psikolojik enerji ve cinsel ilgi bedenin belirli bir bölgesine yönelir ve bireye bağlı olarak diğer döneme geçiş devam eder.
Freud’un psikanalitik kuramına göre, toplumsal cinsiyetin kazanımına ilişkin üç dönem görülür.

Bu dönemler:

• Çocukların cinsiyetler arasındaki farklılıkların farkında olmadıkları dönem.
• Çocukların cinsiyetler arasındaki farklılıkları anlamaya çalıştığı dönem.
• Ödipal dönem (Gökçay, 2018).

2. SOSYOBİYOLOJİK KURAM (EVRİM PSİKOLOJİSİ)

Sosyobiyoloji, sosyal davranışı açıklamak için kullanılır. Sosyobiyoloji günümüzde sosyal antropoloji ve sosyal psikoloji alanlarını etkilemiştir. Darwin de bu teoriyi doğal ayıklanma ilkesinde kullanmaktadır. Doğal ayıklanma insanın bireysel düzeyde hayatta kalma mücadelesini içerir. Bunların yanında eş seçimi, yakın ilişkiler, kıskançlık, saldırganlık gibi konularda da sosyobiyolojik açıklamalar yapılmaktadır (Dökmen, 2018).
Sosyobiyoloji, sosyal davranışın biyolojik süreçlerden ve genetik faktörlerden etkilendiği görüşünü ileri süren disiplindir (Dökmen, 2018, s.53). Bu disipline göre, insan kendi genlerini geleceğe taşıyabilmenin, genetik özelliklerini diğer kuşaklarda yaşayabilmesinin yolunu bulmuştur. Burada toplumsal cinsiyet rolleri de var olmuştur. Sosyobiyologlar, kadınların sadece doğum yaptığını, erkeklerin ise kadınlara göre daha güçlü olup savaşçılık ve avcılık rolünü üstlendiğini belirtir. Sosyobiyologlara göre günümüzde yer alan geleneksel cinsiyet rolleri, insanoğlunun hayatta kalabilmek ve genlerini soylarına aktarabilmek adına geliştirdiği bir sistemdir (Dökmen, 2018).
Bu yaklaşım geleneksel erkek rolünün, geleneksel kadın rolüne kıyasla daha çok kabul gördüğünü öne sürer. Sperm çoktur, kolaylıkla bulunur; fakat yumurta sınırlı sayıdadır ve kolay ulaşılamaz. Erkekler birden çok kadını dölleyebiliyorken, kadınlar sadece bir erkekten döllenebilirler. Buda erkeklerin daha saldırgan, kadınların ise daha nazlı olduğunu gösteren bir ifadedir (Dökmen, 2018).

3. SOSYAL ÖĞRENME KURAMI

Sosyal öğrenme kuramı Bandura’nın öğrenme süreçlerini temel alarak kadın ve erkeklerin cinsiyet rolü davranışlarının nasıl şekillendiğini ifade eden kuramdır (Erzeybek, 2015; aktaran: Özkazanca, 2018). Kuramda iki farklı öğrenme sürecinden bahsedilmektedir. İlki olan edimsel koşullanma, ödüllendirilen ya da olumlu sonuçlar ile karşılık verilen davranışların ilerde tekrarlanma olasılığı artar. Cinsiyetine uygun bulunan davranışlar ödüllendirilirken, cinsiyetine uygun olmayan davranışlar cezalandırılır. Ödüllendirilen davranış bireyin zihninde yer ederken, ödüllendirilmeyen davranış bireyin zihninde bulunmaz ve tekrarlanmaz. Örneğin ağlayan bir kız çocuğu öğretmeni tarafından susturulmaya çalışılırken ağlayan erkek çocuğuna öğretmeni aynı tepkiyi vermez. Saldırgan olan erkek çocuğu aile bireylerinde daha normal karşılanıyorken saldırgan olan kız çocuğuna tepki gösterilmektedir (Dökmen, 2018). İkincisi olan model alma ve taklit, birey etrafında gözlemlenen bireyler (anne, baba, kardeş, öğretmen gibi) zamanla taklit edilmeye başlanır. Cinsiyet rollerinde ise bu durum genellikle kız çocukları annelerini örnek alıyorken, erkek çocukları babalarını örnek almaktadır (Zeyneloğlu, 2008; Atış, 2010; Dökmen, 2016; Türkmenoğlu, 2016; aktaran: Gökçay, 2018). Bu öğrenme sürecinde çocuğun cinsiyetine uygun davranışları ödüllendirme, cezalandırma veya model alma yoluyla öğrenmesi önemlidir. Kendilerine uygun buldukları kadın ve erkek rollerini edinmeye çalışırrken, erkekler güç gerektiren dış aktivitelere yönelirken; kadınlar genellikle ev içi aktivitelere yönelmektedirler (Arslangiray, 2013; aktaran: Bilgili, 2016).
Sosyal öğrenme kuramına göre birey, önce cinsiyetler üzerinde sınıflandırılmış davranışları öğrenmekte daha sonra kendi cinsiyetine uygun olan davranışı alıp uygulamaktadır. Bu kurama göre cinsiyet, kız ya da erkek olarak doğmanın bir sonucu değildir, öğrenme farklılıkları sonucu oluşmaktadır. Yani kadınlık ve erkeklik kültürel değerler üzerinden bireylere yansıyan normların tamamıdır (Bilgili, 2011; aktaran: Bilgili, 2016).

4. SOSYAL BİLİŞSEL KURAM

Bandura tarafından geliştirilip, Bussey ve Bandura tarafından cinsiyet gelişimi ve farklılaşmasını açıklamak üzere uyarlanan bu kuram sosyal davranışı biyolojik evrimleşmenin bir sonucu olarak görüp, tek yönlü evrimi reddeder (Bussey ve Bandura, 1999; aktaran: Dökmen, 2018).
Sosyal bilişsel kurama göre toplumsal cinsiyet üçlü karşılıklı nedensellik ile açıklanmaktadır. Üçlü karşılıklı nedensellik, kişisel faktörler, davranış örüntüleri ve çevresel olayların etrafında incelenmektedir. Kişisel faktörler duygusal ve kişisel olayları, cinsiyet kavramlaştırmalarını içerir. Davranış örüntüleri cinsiyete bağlı etkinlikleri içerir. Çevresel faktörde ise günlük yaşamda bireyin karşılaştığı sosyal ağların tümünü göstermektedir (Dökmen, 2018).

5. BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMI

Bilişsel gelişim kuramı Jean Piaget’in öğrenme kuramından oluşmuştur. Öğrenme kuramına göre çocuk doğduğu ilk andan itibaren dünyayı anlamaya çalışmaktadır ve Piaget çocukların dünyayı anlama çabasında ise deneyler yaptığını öne sürmektedir. Deneyler yaparak dünyayı anlamlandırmaya çalışan çocuklar kendilerine yeni kuramlar çıkarır. Piaget’te bu durumlara “şema” adını verir. Piaget’e göre çocuk zihninde öğrendikleriyle bir şema oluşturur, ardından yeni elde edilen olgular şemalar ile anlaşılmaya çalışılır. Varolan şema ile yeni bilginin birleşmesine ‘özümseme’, var olan şemanın yeni bilgi karşısında yetersiz kalmasına ise “uyum sağlama veya uyma” denir (Küçükkaragöz, 2012; aktaran: Özkazanca, 2018).
Bilişsel gelişim kuramına göre bilişsel gelişim basamaklarını sırasıyla izleyip, bilişsel olgunluğa ulaşan çocuklar zihinlerinde cinsiyet kategorileştirmesi yapmaktadırlar. Bu kategorileştirme ile çocuk kendi cinsiyetine uygun olan davranışları sergilemektedir (Özkazanca, 2018).
Bilişsel gelişim kuramcılarından olan Kolhberg, çocukta cinsel gelişimin üç basamak halinde gerçekleştiğini söylemektedir:

1. Cinsel Kimlik (2-4 yaş): Çocuğun cinsel kimliğini fark ettiği dönemdir. İki yaş civarlarında kız veya erkek olduğuna dair zihinsel gelişimi başlayan çocuk, üç yaşına geldiğinde cinsiyetine verilen adı bilmektedir.
2. Cinsiyet Stabilitesi (4-5 yaş): Çocuğun var olan cinsiyetinin değişmeyeceğini anladığı dönemdir. Bu dönemde çocuk erkek ise büyüdüğünde erkek olacağını, kız ise büyüdüğünde kadın olacağını anlamaya başlar. Yani aslında bu dönemde toplumsal cinsiyetleri kavramaya başlar.
3. Cinsel Tutarlılık (5 yaş ve üstü): Çocuğun kendi cinsinden olanlarla ortak özellikleri olduğunu, farklı cinsten olanlar ise farklılıkları olduğunu anlamaya başlar. Bu dönemde toplumsal cinsiyet çocuk zihnine net bir şekilde oturmaya başlar ve toplumsal cinsiyetin değişmez olduğunu kavrar (The Open University, 2005; aktaran: Özkazanca, 2018).

6. TOPLUMSAL CİNSİYET ŞEMASI KURAMI

Sandra Lipsitz Bem’in ortaya attığı çocukların cinsiyet kavramını nasıl öğrenip geliştirdiğini içeren, toplumsal cinsiyet rolü ölçümünü sağlayan bir envanter ile bu kuramı geliştirmiştir. Kuram sosyal öğrenme ve bilişsel gelişim kuramı birleştirilmesi, toplumsal cinsiyet şeması ve androjenlik kavramı olmak üzere üç başlıkta incelenmektedir (Bilgili, 2016).

a) Sosyal Öğrenme Ve Bilişsel Gelişim Kuramın Birleştirilmesi

Bem, toplumsal cinsiyet şema kuramına ek olarak sosyal öğrenme kuramı ve bilişsel gelişim kuramı da katmıştır. Bilişsel gelişim kuramı gibi toplumsal cinsiyet şema kuramı da sosyalleşme esnasında çocuğun aktif rol üstlendiğini söyler. Sosyal öğrenme kuramında olduğu gibi de cinsiyetleri gruplandırmak ya da değiştirmek zor değildir (Koca, 2001, Arslangiray, 2013; aktaran: Bilgili, 2016).

b) Toplumsal Cinsiyet Şeması

Bem’e göre çocuk, çocuk toplumun kadınlık ve erkeklik tanımlarını öğrenir (Dökmen, 2018, s.69). Çocuk cinsiyete dayalı bu bilgileri öğrenirken, sadece öğrenmekle kalmaz her gelen yeni bilgiyi de var olan bilgiye göre değerlendirir ve özümser. Kısacası çocuk gelen her bilgide bir toplumsal cinsiyet şeması aracılığı ile bilgiyi kodlamayı öğrenir.

Şema, bilişsel bir yapıdır. Bireyin algılarını organize edip, onları yönlendiren bir ağdır. Bir şema gelen bilgiyi özümseyerek, o bilgiyi diğer bilgilerle iliştirmeyi amaçlar. Şematik bilgi belli düzeyde bilgiyi özümsemekten ziyade o bilgileri sınıflandırarak özümser. Bilgiyi toplumsal cinsiyet şemasına göre özümsemekte ise, kadınsı ve erkeksi kategorilerine ayırmaya başlar. Örneğin “nazik” kavramı şemada kadınsı kısmında yer alırken ‘atılgan’ ya da ‘kartal’ gibi kavramlar erkeksi kategoride yer almaktadır (Dökmen, 2018).

c) Cinsiyetleri Tipleştirme (Ayrıştırma)

Cinsiyet tipleştirme ve ayrıştırma sürecinde çocuk hem kendilik kavramını oluşturur hem de dünyayı algılarken içselleştirdiği bu cinsiyet şemasını kullanır. Gelen bilgileri cinsiyet şemasına göre algılar, kodlar ve örgütler (Dökmen, 2018, s.70). Yani bu durumda kız çocuğu zayıf olarak, erkek çocuğu da kuvvetli olarak algılanır. Çocuk bu şema ile kendisinin bir kişi olarak yeterliliğini değerlendirmeyi, kişilik özelliklerini ve davranışlarını bu şemada oluşan prototipe göre oluşturmayı öğrenir ve cinsiyetleri ayrıştıran/tipleştiren bir birey olur (Dökmen, 2018).

Cinsiyet ayrıştırması/tipleştirmesi yapan bireyler yalnızca ne kadar erkeksi ya da kadınsı olduklarını değil, ayrıca benlik kavramlarını cinsiyet temeline göre ayarlayıp ayarlamadıkları arasındaki farkı da görürler. Cinsiyet tipleştirmesi/ayrıştırması yapmayan birey, kendilerini tanımladıkları özellikleri ile cinsiyetleri arasında bir bağlantı kurmazlar. Örneğin tipleştirme yapmayan bir birey, cinsiyetinden ziyade içinden geldiği için insanlarla ilgilenir, nazik davranır. Tam tersine cinsiyet tipleştirmesi yapan bireyler özellikle yaptıkları hareketleri cinsiyetleri ile tanımlarlar. Örneğin, bir kadın yaptığı cinsiyet tipleştirmesi ile bir kadının nazik, kırılgan olduğu görüşünü benimsediği için kendinden ve diğer kadınlardan bu davranışı sergilemelerini bekler. Cinsiyetleri ayrıştırma/tipleştirme kuramına göre, eğer toplumsal cinsiyete bağlı ortaya atılmış terimler sınırlandırılmış olsaydı, çocuklar muhtemelen daha az cinsiyet ayrıştırması yapan bireyler olurdu (Dökmen, 2018).
Bem, cinsiyet ayrışması/tipleştirmesi kuramına uygun bir ölçek geliştirmiştir: Bem Cinsiyet Rolü Envanteri. Bu envantere göre bireyler kadınsı ve erkeksi özellikler bakımından dört farklı gruba ayrılmaktadır:

• Kadınsı: Erkeksi özellikleri daha az taşıyan bireyler,
• Erkeksi: Kadınsı özellikleri az taşıyan bireyler,
• Androjen: Hem kadınsı hem erkeksi özellikleri eşit ve yüksek oranda taşıyan bireyler,
• Belirsiz cinsiyet tiplemeleri: Kadınsı ve erkeksi özelliği de az gösteren bireyler (Bilgili, 2016).

d) Androjenlik Kavramı

Androjenlik Yunanca’da erkek anlamına gelen “andro” ve kadın anlamına gelen “gyne” kelimelerinin birleştirilmesinden oluşturulmuş bir terimdir (Bilgili, 2016, s.44). Androjenler gerektiğinde erkeksi davranışlar sergileyebiliyorken gerektiğinde kadınsı davranışlar da sergilemektedir (Bem, 1975; aktaran: Bilgili, 2016). Aslında androjenlik kavramı, kadınsılığın nezaket, incelik, sevgi gibi olumlu yanlarının erkeklikle bütünleşebileceğini ve erkekliğinde güçlülük, kararlılık gibi olumlu yanlarının kadınsılık ile bütünleşebileceğini ortaya koyan bir cinsiyet rolüdür (Dökmen, 2018).

7. SOSYAL ROL KURAMI

Eagly’ye göre toplum içerisinde kadın ve erkeğe verilen farklı statüler vardır ve bu statüler içerisinde erkek daha üstte yer almaktadır. Bu farklılıklar kadın ve erkek için belirlenmiş kalıpyargılar sunar ve bu durumda bireylerin davranışlarını etkiler. Böylece farklı olan sosyal roller kadın ve erkek arasında da farklılıkları oluşturur (Eagly ve Steffen, 1984; aktaran: Dökmen, 2018).
Sosyal rol kuramı cinsiyet farklılıklarına yol açan genetik farklılıkları da değerlendirmektedir. Erkeğin fiziksel olarak kadına kıyasla daha iri ve güçlü görünüyor olması, kadının çocuk doğurması, emzirmesi önemli birer faktördür. Çünkü toplum genetik faktörler aracılığı ile cinsiyet farklılıklarına yol açmıştır. Sosyal rol kuramında toplumsal cinsiyet rollerinin oluşması en önemli süreçtir. Bu roller ev içi ve sosyal hayat olarak gelişir. ‘Ev hanımı’ ve ‘ailesini geçindiren’ roller kadın ve erkeğin ayrışmasına yol açar (Dökmen, 2018).

KAYNAKÇA

Bilgili, B. (2016). Kadınların Cinsiyet Rolleri ile Gösterişçi ve Statü Tüketim Davranışları. Ankara: Detay Yayıncılık.
Dökmen, Z. (2018). Toplumsal Cinsiyet, Sosyal Psikolojik Açıklamalar. İstanbul:Sistem Yayıncılık.
Gökçay, G. (2018). Kadınların Toplumsal Cinsiyet Rollerine İlişkin Tutumların Belirlenmesi. Kafkas Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Kars.
Özkazanca, M. (2018). Çocuk Dergilerinde Toplumsal Cinsiyer Rolleri. Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Samsun.

Yorum Yap

Yorum yap