Toplumsal Değişim Aracı Olarak Hukuk: Eğitim Örneği

toplumsal degisim araci olarak hukuk

Giriş

Hukuk normlarla toplumun düzenini sağlayan, her toplumun kendine göre mevcut olan kurallarını meşrulaştıran bir unsurdur. Hem topluma şekil verirken hem de toplum tarafından şekillenmektedir. Bu her ikisini yaparken toplumun kendi içindeki geleneklerini, ritüellerini göz önünde bulundurmaktadır. Hukukun toplum üzerindeki etkisi normlarla kendini gösterebilir. Bu norm toplumun değerlerinden uzak ya da toplumun değerlerine göre yapılmış olabilir. Bu durumda toplumun tepkisi değişiklik gösterebilmektedir. Hukuk bir etki aracı olarak toplumsal değişimlere de neden olmaktadır. Toplumda yapılmak istenen kısa ya da uzun süreli değişiklik için hukuk tercih edilebilir. Hukuk öyle bir araçtır ki, ona başvurmak ilk başta eğitime başvurmaktan, ekonomik gelişmenin ve yönlendirilmiş toplumsal değişimin diğer araç ve yollarına başvurmaktan daha ucuz ve hızlıdır (Işıktaç ve Koloş, 2020, s.185). Böyle bir durumda hukukun toplumsal değişim üzerinde etkili bir araç olduğu söylenebilir. Eğitimde getirdiği kurallar üzerinden toplumda değişimler yaratabilir. Bunu dolaylı veya doğrudan gerçekleştirebilir. Bu yazıda hukuk toplumsal değişim aracı olarak ele alınmıştır ve eğitimde yapılan yasalar üzerinden açıklanmaya çalışılacaktır.

Toplumsal Değişim

Hiçbir toplum durağan değildir. Her toplum değişmeyi dönüşmeyi içinde barındırır. Ancak toplumlardaki değişim hızı farklılık gösterir. Tam anlamıyla statik bir toplumun olmaması, geleneksel toplumlarda değişimin olduğu ama çok yavaş cereyan ettiği görülmektedir (Gündüz, 2005, s. 153). Geleneksel toplumlarda değişime, yeniliğe önyargı ile yaklaşılırken daha az gelenekçi diyebileceğimiz toplumlarda ise değişime, yeniliğe daha olumlu yaklaşılır. Yani toplumların değerlerin değişimine verdiği tepkiler farklıdır. Ayrıca toplumlar değişimin hepsini bir anda kabul etmeyebilir. Öncelikle kendi değerlerine yakın olanları kabul edebilirler. Daha sonra da zaman içerisinde diğer değişimleri de kabul edebilirler. Zamanın ilerlemesiyle toplumların tavrı değişiklik gösterebilir. Zamanla toplumların kapalılıktan kurtulup, başka toplumlarla etkileşim içinde olması, ayrıca toplumların değişim ve gelişim göstermesi toplumsal değişmeyi hızlandırmıştır (Gündüz, 2005, s. 165). Değişimler uzun ya da kısa süreli olabilir. Kısa sürede kendini gösterebilenler olduğu gibi uzun süreli olarak yaşanan değişimlerde vardır. Uzun döneme yayılmış değişimler reform olarak adlandırılır. Reformlar, uzun dönemde yavaş yavaş ve fark edilmeksizin toplumun değişimine yol açan bir dizi küçük değişimdir (Akçabay, 2012, s. 178).

Toplumsal değişim en basit itibariyle toplumun yapısında gerçekleşen değişimlerdir. Bu doğa, düşünce, hareket gibi şeyler olabilmektedir. Değişimin yapılabilmesi için o toplumun tanınması, değerlerinin bilinmesi gerekmektedir. Daha sonra değişimi gerçekleştirebilecek güce sahip olabilen olmalıdır. Değişme süreci tabandan tavana ve tavandan tabana şeklinde olabilir. Önemli olan, tabandan değişme için gereken bilginin ve gerekçelerin gelmesi, tavandaki otoritenin de bu değişmeyi sağlayacak gücü kullanabilmesidir (Kuyumcu ve Erdoğan, 2008, s. 248). Nitekim toplumsal değişmede bu gücü kullanabilecek olan devlettir. Devlet bunu birçok farklı araçla yapabilir. Bunlardan bir tanesi hukuktur. Değişim belli amaçlar, hedefler doğrultusunda yapılmaktadır. Devlet belli amaçlar için hukuk yoluyla meşruluk kazanarak değişim yapabilir. Hukuk aracılığıyla gerçekleştirilen her toplumsal değişimin gerisinde, kanun koyucunun sonuçta gerçekleşmesini umduğu temel bir düşünce, bir hedef, bir amaç mevcuttur (Akçabay, 2012, s. 289). Yani toplum üzerinde etkili olabileceği söylenebilir. Değişimin toplumsal formasyona yansıması ise toplumsal yaşam ilişkileri, düşünüş biçimleri ve ilişkileri ve toplumsal karar ve yönetişim biçimlerinin değişmesi şeklinde olacaktır (Işıktaç ve Koloş, s. 179). Toplumsal değişmeler olarak ele alınan değişimler olumsuz ya da olumlu sonuçlar doğurabilir. Yani değişimler toplumlar için faydalı da olabilir veya olmayabilir. Genelde toplumsal değişmeler, dengeli ve kusursuz bir toplum düzeni yaratmak arzusuyla başlar. Gözlemlendiği kadarıyla şimdiye kadar olan çoğu toplumsal değişmede, insan toplumlarındaki ayrıcalıklar biraz daha giderilmiş ve insanın özgürlüğü biraz daha kazanılmıştır (Kuyumcu ve Erdoğan, 2008, s. 241). Burada aslında bakıldığı zaman hukukun toplumdan etkilendiği söylenebilir. Eşitsizliğin, yoksulluğun ya da kadınların, çocukların olumsuz durumunun toplumda görülmesi üzerine hukukta değişimler yapılabilir. Toplumsal değer ve tutumlarda ki kendiliğinden ve aşamalı değişim, hukukta değişime yol açabilmektedir (Akçabay, 2012, s. 108).

Toplumsal değişimler için çok farklı yollara başvurulabilir. Bu yazıda ele alacağımız değişim stratejisi hukuk olduğu için bu bağlamda bakılacaktır. Toplumsal değişim stratejisi olarak hukuk, toplumsal değişimde araç olarak kullanılabilecek diğer toplumsal güçler ile kıyaslandığında belirli üstünlüklere ve sınırlılıklara sahiptir (Akçabay, 2012, s. 114).

Hukuk ve Değişim Arasındaki İlişki

Hukukun toplumda değişim üzerinde etkisinin olup olmadığı tartışmalı bir konudur. Bu konuda farklı düşünen taraflar bulunmaktadır. Bazıları toplumdaki değişimlerin hukuku etkilediğini düşünürken, bazıları da hukuku araç olarak görerek toplumda değişimler yarattığını düşünmektedir. Aslında bakıldığı zaman hukuk bu iki uç noktanın herhangi bir tarafına denk düşmemektedir. Yani hem değişime yol açmakta hem de toplumdaki değişimlerden etkilenerek kendi içinde değişim yapmaktadır. Ayrıca birçok kurum toplumda içi içe bir durumdadır. Birbirlerine bağımlı olan kurumların birindeki sosyal değişim diğerlerini anında etkilemekte olup, bunların da hemen değişerek, bağımlı oldukları kurumla intibak etmeleri gerekmektedir (Dalgın, 2004, s. 77).

Bu yazıda daha çok hukukun değişim aracı olması üzerinde durulacaktır. Özellikle hukukun araç olması günümüz dünyası için yani modern toplumlar için daha çok ön plandadır. Hukukun toplumsal kontrol fonksiyonu ile hukukun, toplumsal değişime yol açacak şekilde örgütlü bir toplumsal eylem aracı olarak gittikçe artan kullanımı, modern toplumun en önemli özelliklerinden biri sayılabilir (Işıktaç ve Koloş, 2020, s. 184). Modern toplumlarda hukuk daha çok araç olarak görülmektedir. Bunun başlıca sebebi modern toplumlarda her şey daha hızlı bir şekildedir. Hızlı olan bir yerde kalıcılık sağlamak istenebilir. Modern toplumlar sürekli değiştikleri gibi aynı zamanda bu değişimin devam etmesini istemektedirler. Bu nedenle, modern toplumlardaki hukuk kültüründe, hukuk aracılığıyla toplum mühendisliği önemli bir yer taşımaktadır (Akçabay, 2012, s. 112). Böyle toplumlarda belli bir amaçla yola çıkılarak yapılmak istenenler için en uygun yol olarak hukuk görülmektedir. Yukarıda daha önce de belirtildiği gibi belirli hedefler ve yapılmak istenenler doğrultusunda kullanılabilir. Günümüz toplumlarında hukuk, yalnız düzeni sağlayan bir öğe olarak değil aynı zamanda önceden belirlenmiş sosyal amaçları gerçekleştirmek ve topluma yön vermek için kullanılan bir araç ve itici güç olarak ele alınmalıdır (Sargın, 2003, s. 113). Burada modern toplumlarda merkezi bir gücün, iktidarın bulunması hukuku araç haline getirecek bir gücün olması anlamında önemlidir.  Modern devlet yapısında değişimin sistematize edilmiş halinde (Işıktaç ve Koloş, 2020) ilk olarak siyasi değişime uygun olarak yasa teorileri hazırlanmalıdır. İkinci olarak bu durum örgütsel etki yarattığından kurumların yeniliğe açık olması gerekmektedir. Son olarak yasa ve örgütlenmenin ortaya çıkaracağı sorumluluklar ve kurumları denetleme imkanı olmalıdır. Aksi takdirde bir gerilim, çatışma ortamı çıkabilir.

Burada önemli olan nokta hukuki kurallar ve kanunlar yardımı ile sosyal değişim arzulandığında, toplumsal değişime direnecek olan bazı olgular da göz ardı edilmemelidir (Dalgın, 2004, s. 78). Toplumun değerleri, alışkanlıkları, sahip olduğu kendince kuralları göz önünde bulundurularak yapılmalıdır. Nitekim bakıldığı zaman devam eden kurallar toplumun yapısına uygun olan kurallardır. Toplumun yapısına uymayan kuralların tutunması zordur.

Sonuç olarak birçok sosyal faktör, hukukun değişmesinde etkin olduğu gibi, hukuk da sosyal değişim üzerinde rolü bulunan kurumlar arasında yer almaktadır (Dalgın, 2004, s. 107).

Eğitim ve Değişim Arasındaki İlişki

Eğitimin değişimdeki etkisine dair dört görüş bulunmaktadır. Burada konu itibariyle sadece değişimde etkili olduğu görüşünde olana yer verildi. Eğitimi toplumsal değişimde etkili kurum olarak gören yeniden oluşumcu ve modernist görüşlere göre eğitim, özellikle gelişmekte olan ülkelerde ekonomik ve teknolojik gelişmeyi sağlayan, hürriyet, adalet ve eşitlik ilkelerine dayanan yeni bir toplumsal düzenin yaratıcısı olarak görülmektedir (Kuyumcu ve Erdoğan, 2008, s. 242). Bu anlamda toplumdaki değerlerin benimsenmesinde ve devam ettirilmesinde, toplumu ilerletecek yeni değerlerin kabul görmesinde eğitim önemli bir kurum olarak karşımıza çıkmaktadır. Fakat burada da hukuka benzer bir durumla karşılaşılır. Eğitim hem değişimde rol oynamakta hem de değişim karşısında kendi de şekillenmektedir. Neden-sonuç ilişkisinin karşılıklı olduğunu vurgulayan toplumbilimcilere göre, toplumsal değişmeler, eğitimi belirli bir yönde değişmeye zorladığı gibi, eğitim yoluyla toplumun hedeflenen bir plan doğrultusunda da değiştirmek olanaklıdır (Sağ, 2003, s. 14-15). Toplumların zaman içinde değişen isteklerine karşı eğitim kurumları değişikliğe giderek yeniden tasarlanabilir. Mesela bilgi toplumunda artan eğitim önemi doğrultusunda okulların yapıları, yeni alanlar açılması gibi değişimler olabilir. Okullar toplumsal değişim üzerinde etkilidir. Toplumun eğitim aldığı kurum olarak okullarda öğretilen bilgiler toplumun gelişimini etkileyebilmektedir. Okul, toplumsal değişmenin gerektirdiği yeni meslek sistemlerine hemen uyum sağlamakta, o meslek alanındaki bilgileri toplayıp sistemleştirerek öğrencilere vermekte, bu yolla toplumsal değişimi desteklemekte ve hızlandırmaktadır (Sağ, 2003, s. 24). Eğitim toplumsal değişime doğrudan etki etmese bile toplumsal değişime etki eden faktör olarak ele alınabilir. Toplumsal değişmenin planlı olarak gerçekleşmesi ve tabanda kabul görmesinde eğitimin etkin rolü görülmektedir. Eğitim yoluyla sosyal sınıf farklarının azalması, sosyal hareketliliğin ve bütünleşmenin artması söz konusudur (Kuyumcu ve Erdoğan, 2008, s.242).

Yukarıda hukukun modern toplumlarda araç olarak görülmesinin öneminden bahsedildi. Benzer durum eğitimin modern toplumlarda değişimde etkili olmasında da görülür. Modern toplum öncesi eğitimin belirgin toplumsal değişimlere neden olamamasının sebebi, daha önceleri toplumdaki sınırlı bir azınlığın bu imkândan yararlanması ve eğitimi araç haline getiren rasyonel bir merkezi iktidarın bulunmamasıdır (Akçabay, 2012, s. 291).

Sonuç olarak eğitim toplumda belli değerleri değiştirir, yenilerinin benimsenmesini sağlar ve toplumdaki değişimlerde etkili rol oynamaktadır.

Hukuk Aracılığı ile Eğitimin Toplumsal Değişime Etkisi

Yukarıda ayrı ayrı hukuk ve eğitimin toplumsal değişim üzerindeki etkilerinden bahsedildi. Aslında bir anlamda hukukun eğitimde yaptığı değişiklikler sonucunda toplumsal değişime neden olduğu ön hazırlık anlamında anlatılmaya çalışıldı. Öncelikle bu kısımda belirtilmesi gereken husus hukukun bir anlamda doğrudan olduğu gibi dolaylı olarak toplumsal değişime etki yapmasıdır. Yani eğitim konusunda yapılacak bir norm toplumsal değişime neden olabilir aynı zamanda eğitimde toplumsal değişime neden olabileceğinden dolaylı yolla gerçekleşme durumunun varlığını belirtmek gerekir.

Osmanlı eğitimi değişen toplum karşısında işlevini yitirmiştir. Bu nedenle Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerinde değişiklikler yapılmıştır. Yapılan bu değişiklikler ile toplumda bazı durumlar değiştirilmiştir. Eğitimde laikleşme başlar ve vakıfların eğitim kurumları ile ilişkileri kesilir. 3 Mart 1924’te Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkarılarak, okul ile klasik medrese arasındaki ikilem ortadan kaldırılır (Sağ, 2003, s. 20). Bu açıdan bakıldığında eğitimde köklü değişiklik yapılarak toplumun tabanı değiştirilmek hedeflenmiştir. Daha önce de değindiğimiz gibi belli amaçlar doğrultusunda hukuk kullanılarak yenilikler yapılabilir. Bu değişikliklerin yanı sıra Medeni Kanun kabul edilmiştir. Bununla beraber Latin harfleri kabul edilir. Bayanların eğitimine önem verilerek, bay ve bayanların birlikte okuduğu, karma eğitime geçilir. Köydeki çocukların eğitimine gereken önem verilmeye başlar (Sağ, 2003, s. 20). Bunların toplumdaki değişimlerine bakacak olursak kadınların toplumda önemli görülmesi, toplumsal yaşamda kendilerini gerçekleştirebilmesi adına önemlidir. Ayrıca karma eğitim ile toplumsal cinsiyet ayrımına katkısı ve köydeki çocukların eğitime erişebilmesi, eğitimdeki eşitsizliği azaltmak için önemli olarak görülebilir. 1924 Anayasası ile ilköğretimin zorunlu hale getirilmesi de hukukun araç olarak toplumsal değişime yol açtığı söylenebilir. Okuma-yazma oranlarındaki artış toplumun daha bilinçli, ülke gelişimine katkı yapması ve toplumun gelişip ilerlemesi için önemlidir. Bu noktada, temel kabul insanların rasyonel varlıklar olduğu ve bilgi verildiği takdirde davranışlarını yeniden başka bir doğrultuda yönlendirebilecekleridir (Akçabay, 2012, s. 48). Eğitimdeki bu değişikliklerin uzun vadeli gerçekleşen toplumsal değişime neden olduğu görülmektedir. Bir anlamda bugüne baktığımızda bunu söylemek pek de zor değildir.

Hukukun araç olarak kullanımı, toplumdaki belirli davranış ve uygulamaları değiştirmek için ihtiyatlı, rasyonel ve bilinçli bir çabanın varlığının göstergesidir (Akçabay, 2012, s. 114). Bu anlamda zorunlu eğitime baktığımız zaman topluma bir şeylerin kazandırılmaya çalışılması ve toplumsal bir değişikliğin olması gerektiği düşünülebilir. Zorunlu eğitim sayesinde eğitim kurumları, toplumda var olan işgücü niteliğini yükselmesini sanayileşmeye ve modernleşme düzeyinin artmasını sağlar. Tüm bu gelişmeler ise tartışmasız şekilde toplumsal değişimin en belirgin yansımalarıdır (Akçabay, 2012, s. 129). Bu gelişmelerin yapılmak istenmesi doğrultusunda hukuk bir araç olarak kullanılarak zorunlu eğitim kuralıyla değişimler yapılmak istenmiştir.

Eğitim ile bireylerin gelişimi desteklenebilir. Bu gelişimde toplumda bir şeyleri değiştirerek toplumsal değişime neden olabilir. Yenilikçi ve değişmeyi sağlayıcı elemanlar yetiştirmek de eğitimin işlevlerindendir. Gelenekçi ve tutucu toplumların baskılarını azaltıp, bireyi özgür ve entelektüel bir çevreye kavuşturmak, bireyi yeniliklere ve değişmeye hazırlamak, eğitimin işlevlerindendir (Sağ, 2003, s. 13).

Eğitim aynı zamanda toplumsal değişiklik yaratacak bireyleri de yetiştirmektedir. Her toplum, toplumsal yapı içerisinde değişiklikleri hazırlayıcı ve başlatıcı girişimlere gereksinim duyar. İşte toplumdaki değişikliği bireylerin oluşturulması ve bunların toplumsal değişmeyi oluşturur hale getirilerek hazırlanılması eğitimin işlevlerindendir (Sağ, 2003, s.14). Burada hukukun araç olarak eğitimde yaptığı değişiklik doğrudan değil de eğitim yoluyla yani eğitimin işlevi ile toplumsal değişiklik yarattığı söylenebilir. Toplumsal değişim sürecinde eğitim, belirleyici bir faktör olarak iki fonksiyonu vardır. Birincisi nedensellik fonksiyonu ile bir durumdan başka bir duruma geçiş sağlanırken, tamir edici fonksiyonuyla da toplumsal barışın sürekliliğini sağlamaktadır. İkincisi kültürel değerleri yeni nesillere aktarmaktadır (Gündüz, 2005, s. 156).

Sonuç

Toplumlarda değişim kaçınılmaz bir durumdur. Durağan bir toplumdan asla bahsedilemez. Değişimler toplumdan topluma farklılık göstermektedir. Geleneksel toplumlar yeniliğe daha uzak dururken, daha az geleneksel olanlar yani modern toplumlar yeniliğe daha yakındırlar. Toplumlar değişimi tamamen kabul etmeyebilirler veya zamanla kabul edebilirler. Değişimde önemli olan toplumun değerlerine uygunluğudur. Yani kabul edilen değişimler toplumun değerlerine yakın olanlardır. Değişimler kısa ve uzun süreli olabilmektedir. Toplumsal değişim ise en basit şeklinde toplumun yapısında gerçekleşen değişimlerdir. Toplumsal değişimler genelde uzun süreli olmaktadır. Toplumsal değişimlerde topluma uygun değişimler olması önemlidir.

Hukukun değişim aracı olup olmaması konusu tartışmalı bir konudur. Bununla beraber hukuku değişim aracı olarak görenler vardır. Hukuk normlar, kurallarla toplumun yapısını değiştirebilme özelliği taşımaktadır. Devlet toplumda değiştirmek istediği şeyleri, topluma yön vermek istediklerinde hukuku değişim aracı olarak kullanmaktadır. Burada hukukun üstünlüğünden söz edilebilir. Toplumsal değişim aracı olarak hukukun üstünlüklerinin, toplum tarafından hukukun genel olarak meşru, az ya da çok rasyonel, geçerli ve kurumsal kabul edilmesi; uygulama ve yaptırım mekanizmaları tarafından desteklenmesi olduğu söylenebilir (Akçabay, 2012, s. 287). Toplumda yapılan değişimlere karşı duracak unsurlar elbette mevcuttur. Bu noktada hukuk normların topluma uygunluğuna dikkat ederek toplumdaki gerilimi önlemesi önemlidir.

Hukukun eğitim üzerinde yaptığı değişikliklerle toplumsal değişime neden olduğu söylenebilir. Hukuk eğitimde kurallar getirerek toplumu değiştirebilir ve ona yön verebilir. Toplumda sanayileşmenin, modernleşmenin gelişmesini hedefleyerek eğitimle ilgili kurallar getirilerek topluma yön verilebilir. Özellikle başlarda ilköğretimin zorunlu olması, kızların okula gönderilmesi ve daha sonraki zamanlarda olan eğitimde zorunluluk bireylerin gelişmesini ve okuma-yazma oranlarını arttırmaktadır. Tüm bunlar toplumun bilinçlenmesini, daha gelişmiş bir toplum olmasını, ülkenin ilerlemesini sağlaması açısından uzun süreli toplumsal değişikliklere neden olmuştur.

Kaynakça

  • Akçabay, F. C. (2012). Toplumsal Değişim ve Hukuk İlişkisi Çerçevesinde Zorunlu Eğitim. (Yayımlanmamış doktora tezi). Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı. İstanbul.
  • Dalgın, N. (2004). Değişim Stratejisi Açısından Hukuk ve İslam Hukuku. Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 16(16), 111-128.
  • Gündüz, S. (2005). Eğitim ve Toplumsal Değişme. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 1(10), 149-168.
  • Işıktaç, Y. (2020). Hukuk Sosyolojisi (3. baskı). İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.
  • Kuyumcu, A., ve Erdoğan, T. (2008). Yükseköğretimin Toplumsal Değişmeye Etkisi Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 35: 240-250.
  • Sağ, V. (2003). Toplumsal değişim ve eğitim üzerine. C.Ü. Sosyal Bilimler Dergisi, 27(1), 11-25.
  • Sargın, İ. (2003). Değişim ve Hukuk. KSÜ İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2, s.103-115.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Merhaba, ben Serap Noyan. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sosyoloji bölümü lisans öğrencisiyim.

Yorum yap