Türkiye’de Evsizlik ve Evsizler Üzerine Bir İnceleme | Bir Politika Önerisi

evsizlik ve evsizler

ÖZ

Evsizlik olgusunun tanımlanması konusunda çeşitli fikirler mevcuttur. Kimi araştırmacılar evsizliği barınacak yeri, daimi bir ikametgahı olmama durumu olarak tanımlarken bazı araştırmacılar evsizlik kategorisine kamplarda yaşayan sığınmacıları, tehdit altındakileri ve barınaklarda yaşamak zorunda kalanları da eklemektedirler. Aynı şekilde evsizliğin nedenleri üzerinde de mutabık olunan bir tanımlama mevcut değildir. Evsizlik, kişisel kararlar ve tercihler üzerinden ele alınan bireysel nedenler teorisi ile kişiden bağımsız kurum ve kuruluşların evsizliğe sebep olduğu düşüncesine dayanan yapısal nedenler teorisi karşıtlığında ele alınmıştır. Bunlara ek olarak yeni teorik bakışlar her ikisini de göz önünde bulundurup bilim yapmayı şiar edinmişlerdir.
Bu çalışmanın amacı, dezavantajlı gruplar çerçevesinde evsizlik problemini incelemek, küresel düzeydeki evsizlik çalışmalarını irdeledikten sonra meseleye Türkiye boyutu ile bakmaktır. Bunu yaparken de daha önceden yapılmış saha ve teorik çalışmalar bu yazıya çerçeve oluşturması hasebi ile kullanılmıştır.

Anahtar Kavramlar: Evsizlik, Evsizler, Politika,


GİRİŞ

   Evsizlik kavramı, uzun süre özel dinlenme alanının, yemek hazırlama, çocuğa bakma olanaklarının olmaması; evin ve daimi ikametgah yerinin bulunmaması olarak tanımlanırken evsizler ise geceleri sığınacak bir yeri olmayanlar, herhangi bir yerde (köprü altları, kapı önleri vb.) bulunanlar, kalıcı veya geçici sığınaklarda, marjinal evlerde veya soğuk-harap mekanlarda yaşayanlar olarak tanımlanabilir. Ancak bu konuda muhtelif görüşler bulunmaktadır.                                                                                                                Keza evsizliğin sınıflandırılmasında da çeşitli görüş ayrılıkları mevcuttur. Evsizliğin nedenleri bir taraftan alkolizm ve madde bağımlılığı, psikolojik sorunlar ve ailevi problemler gibi kişisel nedenler ile açıklanırken diğer bir taraftan evsizliğin nedenleri işsizlik, sosyal dışlanma ve ekonomik yetersizlikler gibi yapısal nedenler ile açıklanmaktadır. Sosyal bilimlerdeki yapı-eylem ikiliği üzerinden anlaşılabilecek bu durumun bir sentezi de -Küçük’ün (2018: 521) belirttiği gibi- Yeni Teorik Yaklaşımla ele alınmaktadır.
Küresel düzeyde evsizlik sayıları, gelişmiş ve kentleşme açısından ilerlemiş şehirlerdeki evsizlerin ne boyutta olduğunu gözler önüne sermektedir. Bu başlık altında da işleneceği gibi küresel çapta, sokakta yaşayan insan sayısı 100 milyondan fazlayken bu sayıya barınaklarda, mülteci veya sığınmacı kamplarında yaşayan insanlar eklendiğinde evsiz insan sayısı 1 milyarı aşmaktadır.
Türkiye verileri göz önüne alındığında ise ülke genelinde 70 bin ila 100 bin evsizin varlığı göze çarpmaktadır. Bu sayılar, çeşitli kuruluşların yardımına başvurmuş ve göz önünde bulunan evsizleri kapsamaktadır. Türkiye’deki evsizlerin büyük çoğunluğunun hayatta kalmak için “hayır” adı altında yapılan yardımlara veya kağıt toplayıcılığı gibi ucuz ve enformel alanlarda istihdam edilmeye muhtaç olduğu da araştırmanın sonuçlarından bir tanesidir.
Bu çalışmanın ilk bölümünde evsizlik kavramının üzerinde durulacaktır. Aynı zamanda evsizliğin sınıflandırılması ve evsizliğin nedenleri de söz konusu bölümün insicamında bulunmaktadır. İkinci bölümde ise küresel düzeyde evsizlik sayıları saptanacak, bu sayıların genel nüfusa ve dünya popülasyonuna oranı ele alınacaktır. Nihayet üçüncü bölümde ise Türkiye’deki evsizlik istatistikleri yer alacaktır. Bu bölümde, ayrıca, Türkiye’deki evsizlerin durumu ve evsizliğin nedenleri de tartışılacaktır. Yazının sonuç bölümü, çalışmanın hülasası ve bir politika önermesi girişimini içerecektir.


 

1. EVSİZLİĞİN TANIMI

   Evsizlik kelimesi, evin olmamasını anlatmaktadır. Bu noktada ev ile konut arasında bir ayrıma gitmek gerekir. Ev, Oxford sözlüğünde kişinin ailesi ya da yakınları ile sosyal ilişkiler dahilinde yaşam alanı oluşturduğu yapı anlamına gelmektedir. Yani konutun çağrıştırdığı soğukluktan uzak bir yuvayı imlemektedir. Koşut olarak Türk Dil Kurumu sözlüğü de evi bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut, hane olarak ele almaktadır. Evsizlik tanımlarının odaklandığı noktalar genellikle yaşanacak konut, özellikle de uyuyacak yer ve aile bağlarının olmaması etrafında şekillenmektedir (İlhan ve Ergün, 2010: 81).
Evsiz (Homeless) kelime anlamı olarak, ekonomik zorluğun doğrudan sonucunda bir ev veya daimî ikametgahı olmayan bireyleri tanımlamak için kullanılan terimdir. Evsizlik ise genellikle yoksulluğun ve sosyal dışlanmanın bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır (Akyıldız, 2017: 69). Işıkhan’a göre birine evsiz denmesi için, geleneksel konutların dışında yaşaması gerekmektedir. Bundan kasıt ise evsiz barınaklarında ya da terk edilmiş evlerde yaşayan insanlar da evsizlik kategorisine dahildir (Işıkhan, 2006: 37).
Evsizliği çeşitli araştırmacıların perspektifinden sunan Özdemir; evsizliği, uzun süre özel dinlenme alanının, yemek hazırlama, çocuğa bakma olanaklarının olmaması; evin ve daimi ikametgah yerinin olmaması olarak tanımlarken evsizleri ise geceleri sığınacak bir yeri olmayanlar, herhangi bir yerde (köprü altları, kapı önleri vb.) bulunanlar, kalıcı veya geçici sığınaklarda, marjinal evlerde veya soğuk-harap mekanlarda yaşayanlar çerçevesinde değerlendirmiştir (Özdemir, 2010: 79).

1.1 Evsizliğin Nedenleri

   Evsizliğin nedenleri üzerine eğilen Özdemir (2010: 80), çalışmasında iki temel teoriden söz etmektedir: Sistematik nedenler teorisi ve kişisel yetersizlik teorisi. Sistematik nedenler, daha çok yapısal sebeplerin çerçevesinde gezinmektedir. Buna örnek olarak başarısız ruh sağlığı politikaları, yüksek işsizlik oranı ve yetersiz konut gibi imkanların azlığı gösterilmektedir. Diğer bir taraftan kişisel yetersizlik teorisi ise yapıdan çok eyleyene odaklanmakta ve alkolizm, madde bağımlılığı, akıl hastalığı, sosyal ilişkilerin olmaması, tembellik veya serbest yaşam biçimini evsizliğin nedenleri olarak sunmaktadır.
Koşut olarak Burt’un 1992 yılında evsizliğin büyümesi üzerine yaptığı çalışmada da evsizliğin nedenleri; sosyal ve bireysel olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Sosyal nedenler; politik formülasyonlar, ekonomik koşullar ve hükümet politikalarını içerirken bireysel nedenler ise, alkolizm, ruhsal bozukluklar ve madde bağımlılığına işaret etmektedir (Aktaran Özdemir, 2010: 82).


1Home kelimesinin ayrıntılı bir analizi için bakınız: https://www.oxfordlearnersdictionaries.com/definition/english/home_1?q=home                                   

2Ev kelimesinin ayrıntılı bir analizi için bakınız: https://sozluk.gov.tr

   Küçük’ün çalışmasında bireysel ve yapısal nedenleri birleştirme girişimleri Yeni Teorik Yaklaşımlar olarak adlandırılmıştır. Bu model, konuyu bütünsel olarak ele almayı amaçlamaktadır. Evsizlikle yüzleşmek ve varoluşunu açıklamak için sadece iki ayrı faktör düşünülmemesini öneren bu yaklaşım, evsizlik olgusunu açıklamak için ileri sürülen ‘yapısal faktörler’ ve yüksek risk altında olan insanlar için kullanılan ‘bireysel hassasiyetler’ birlikte ele almaktadır (Küçük, 2018: 521).
Türkiye’de evsizlik üzerine yapılan araştırmaları referans alan Işıkhan (2006: 37), evsizliğin nedenlerini işsizlik ve yoksulluk, ülke çapında özellikle düşük gelirli grupların erişebileceği ödenebilir konut açığının fazlalığı, bağımlılıklar ve zihinsel hastalıklar, son olarak da yoksul grupların, gelirlerinin büyük bir kısmını kira olarak ödemeleri olarak göstermektedir.
Bekaroğlu-Doğan’ın evsizlik kuramlarına eleştirel bir bakış sunduğu çalışması eski ve yeni evsizler olarak tanımlanan tasniflere bir tanımlama girişimi içermektedir. Yazara göre yüz elli yıl önce Amerika’da evsizliğin tanımı mobilizasyon ve işle kurulan ilgiye göre yapılmaktayken, evsizlik kategorisi içerisinde yer alan “Hobo (gezici rençber)” göçmen işçi, “tramp (avare, sokak serserisi)” göçmen işsiz, “bum (aylak, boş gezenin boş kalfası)” göçmen olmayan işsiz şeklinde kategorize edilmiştir. 1950’li yıllara gelindiğinde ise evsizlik kategorilerinin profili değişmiş ve evsizlik sokaklarla evsizler için hazırlanmış hizmet merkezleri arasında gidip gelen, çalışmayan beyaz, bekâr erkekler üzerinden tanımlanmaya başlanmıştır. Ona göre bu tanımlar yaşanan toplumsal gelişmelerin de etkisiyle yeniden farklılaşmıştır ve 1980’li yıllarda evsiz profili, evsiz kadınlar, gençler, kurumsuzlaştırılmış eski hastalar, Vietnam savaşı gazileri ve azınlıkların artan oranı ile değişmiştir (Bekaroğlu- Doğan, 2019: 179-80).
Aynı çalışmada yazar evsizliği anlamaya yönelik yaklaşımları eleştirmiştir. Evsizliği sadece bireysel olgulara indirgeyen yaklaşımlar nesnellikten uzak ideolojik tasarımlar olarak ön plana çıkarken, öte yandan sadece yapıya vurgu yapan yaklaşımlar da bireyselliği göz ardı ettiği için evsizlik olgusunu açıklayamamaktadır. Evsizliği sosyal bilimlerdeki yapı/eylem ikilemi üzerinden ele alan bu kuramlara ilk eleştiriler feminist ve postmodern/post-yapısalcı gelenekten gelmiştir. Bu geleneklere göre, evsizlik, en nihayetinde feministlerce patriyarkalizme ve toplumsal cinsiyetin yansımalarına dikkate çekerken, postmodern perspektifler evsizliğin tanımlarındaki ve evsizlikle ilgili sosyal politikalar ve hizmetlerdeki iktidar ilişkilerine vurgu yapmıştır (Bekaroğlu-Doğan, 2019: 198-99).

1.2. Evsizliği Sınıflandırmak

   Evsizlik üzerine yapılan literatür evsizliğin çeşitli sınıflandırmalara tabii olduğunu göstermiştir. Bunlardan ilki eski ve yeni evsizlik adlandırılmasıdır. Eski ve yeni evsizlik sınıflandırması evsizlerin tarihsel süreçte farklılıklar gösterdiği gerçeğine dayanmaktadır. Yapılan çalışmaların sonuçları göstermektedir ki; eski evsizler, büyük şehirlerde yaşamaktayken, yeni olarak nitelenen evsizler, kentleşmeyle birlikte ortaya çıkmış, yoksulluğun ucunda bulunan kişilerdir. Eski evsizler, erkeklerden oluşurken, yeni evsizler, kadınlar, çocuklar ve aileleri de içermektedir (Özdemir, 2010: 81).
Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu 2009 yılında yayımladıkları bildiride evsizliği iki ana kategoride sınıflandırmıştır: Birincil ve ikincil evsizlik. Birincil evsizlik kategorisindeki tanımlama sokakta ya da terkedilmiş meskûn mahallerde insana yaraşır bir yaşam alanı olmadan yaşayan bireyler için kullanmaktadır. İkincil Evsizlik kategorisine giren bireyler ise evsizler için düzenlenen geçici konaklama yerleri olarak düzenlenmiş (konutlar, sığınma evleri veya diğer yaşam alanları) yerlerde sıklıkla hareket eden, alışılmış ikamet yeri olmayan evsizler olarak karşımıza çıkmaktadır (Akyıldız, 2017: 69).
Evsizliğe dışarıdan bakan başka bir sınıflandırma da mevcuttur. Burada söz konusu evsizlik çeşitleri epizodik, geçici ve kronik olarak üçe ayrılmaktadır ve evsizlerin bizatihi kendisine odaklanmaktadır. Epizodik evsizliğe konu olanlar yoksulluk sınırının altında yaşayan ve düzenli bir gelirleri olmayan ve sürekli evsiz kalma riskinde olan kişilerdir. Geçici evsizler, süreli zamanda evsizlik riskiyle karşı karşıya gelen bireyleri tanımlamak için kullanılmaktadır. Özellikle aile ortamında ortaya çıkan sorunlar nedeniyle kaygı, depresyon belirtilerinin yanı sıra, alkol ve madde bağımlılığı olan bireyleri tanımlamak için kullanılmaktadır. Kronik evsizler ise sürekli olarak yani uzun süreli olarak sığınacak yeri olmadan yaşayan kişileri anlatmaktadır. Yaşam şekli olarak sokağı içselleştirmiş ve mevcut durumunu değiştirmek için çaba göstermeyen bireyler için kullanılmaktadır (Akyıldız, 2017: 70).
Mutlak evsizlik, göreli evsizlik ve gizli evsizlik kavramları da bir sınıflandırmayı içermektedir. Birleşmiş Milletlere göre, mutlak evsizlik dışarıda, araçlarda ya da terkedilmiş binalarda uyuyan insanları ifade eder. Gelişmiş ülkelerde mutlak evsiz olan birçok kişi, hükümet tarafından yönetilen örgütlerin yürüttüğü sığınaklarda barınmaktadır. Bunun yanında bir de göreli (nisbî) evsizlik ile gizli evsizlik kavramlarına bakmak gerekir. Göreli evsizlik, bir barınağa sahip olan sahip olduğu barınağı, temel sağlık, güven ortamı ve güvenlik standartlarını karşılayabilen şartlara uymayan ve/veya evlerini kaybetme riski bulunanları içeren geniş bir kategoridir. Gizli evsizlik, devamlılığın ortasındadır. Bunlar, kendilerine ait konutları olmayan, bir arabada, ailesiyle ya da arkadaşlarıyla ya da dönemsel olarak kurumda yaşayan kişileri ifade etmektedir (Yeter, 2018: 37).

KÜRESEL EVSİZLİK VERİLERİ

Dünyada evsizlik meselesinin küresel bir sorun haline gelmesi Akyıldız’a göre (2017: 71) son 20-25 yıllık bir sürece tekabül etmektedir. United Nations Economic Commission for Europe’un [UNECE] 2018 yılında yayımladığı panele göre dünya genelinde 100 milyondan fazla evsiz bulunmaktadır. Aynı panel bu sayının dünya popülasyonunun %2’den fazlasına takabül ettiğini belirtmektedir (UNECE, 2018: 2-3). Koşut olarak Chamie de Birleşmiş Milletler’in raporlarına dayanarak 2017 yılında yazıp 2020 yılında revize ettiği makalesinde dünyadaki evsiz sayısının 150 milyon insandan az olmadığını göstermektedir (Chamie, 2017).
Bu sayılar göz önüne alınarak, dünya genelinde nüfusuna oranla en fazla evsize sahip olan ülkelere bakmakta fayda vardır. Yeni Zellanda’da ülke nüfusunun %0,94’ü evsizdir ki bu da yaklaşık 41.207 kişi yapar, Avusturalya’da ise nüfusun %0,48’i evsizdir, yani bu da 116.427 kişi demektir. Diğer bir taraftan Avrupa’da ise Slovakya %0,44’lük oran ve 23.483 kişi ile başı çekmektedir. Diğer ülkeler ise şu şekildedir: Lüxemburg %0,37/ 2.059; Litvanya %0,35/6.877; İsveç %0,33/33.250. Amerika kıtasında ise ilk sırada %0,36’lik oran ve 129,127 kişiyi kapsayan evsizlik ile Kanada bulunmaktadır. Bu sayı ABD’de %0,17^dir, yani 552,830 insan ABD’de evsizlik ile mücadele etmektedir (OECD, 2020a).
Dünya genelinde görünen evsizlik olgusu, üç kategori çerçevesinde sıralanabilmektedir. Bunlardan ilki barınma yerine sahip olmayanlardan oluşmaktadır. İkincisi de geçici barınmaya sahip ancak devamlılığı olmayan yerlerde ikamet edenlerden oluşmaktadır. Sonuncusu ise yetersiz ve güvensiz konutlarda yaşayanlardır (Casey, 2019: 1). Birinci gruba dahil olanlar sokakta ya da açık kamu alanlarında barınmaya çalışmaktadırlar. İkinci grup barınaklarda, otel ya da pansiyonlarda gecelemektedir. Son grup ise genel olarak enformel alanlarda ya da slamlerde yaşamaktadır (Casey, 2019: 2).
Bu sınıflandırmalar evsizliğe bakışı şekillendirdiği gibi evsizlik üzerine mutabık olunan istatistikleri de etkilemektedir. Sözgelimi Unesco’nun 1987 yılında deklare ettiği rapor dünya genelindeki evsizlerin sayısının 100 milyon civarında olduğunu söylemektedir. Bunlar barınacak yerleri olmayan ve çeşitli kamusal alanlarda (parklar, merdivenler, köprüler vs.) hayatta kalmaya çalışan insanlardan oluşmaktadır. Ancak başka bir istatistik küresel çapta evsiz sayısının 1 milyar civarında olduğunu söylemektedir (Özdemir, 2010: 78). Söz konusu sayısal farkın sebebi, ikinci istatistikte ilkine ek olarak tehdit altında, barınaklarda, mülteci kamplarında yaşayan kişilerin de dahil edilmesinden ileri gelmektedir.
Akyıldız’ın çeşitli çalışmaları derlediği araştırmasında evsizliğin sayıları şehirler üzerinden verilmiştir. Buna göre Lizbon’da her sabah 300 insan evsiz olarak sokaklarda uyumaktadır. İnanç temelli barınakları ile nam salmış Indianapolis şehrinde yaklaşık 2.000 insan evsizlikten mustariptir. Diğer taraftan 2.500 evsiz ile listenin başlarında Rio de Janeiro bulunmaktadır. Bu sayı Washington ve Roma şehirlerinde 7.000 civarında iken Tokyo’da 5.000’den fazla insan kayıtlara evsiz olarak geçmiştir.
2009 yılında ekonomik krizler ile sarsılan Yunanistan’da evsizlerin büyük çoğunluğu Atina’dadır ve bu sayının 9.000 olduğu tahmin edilmektedir. Mumbai’de 25.000 kişi sokaklarda yaşarken Moskova’da bu sayı 10.000 ile 50.000 arasında değişmektedir. Evsizlerin sayıca en fazla olduğu şehir ise yaklaşık 60.000 kişinin barınma sistemleri ve geçici yerleşkelerde (sokak, merdiven, köprü vs.) hayata tutunmaya çalıştığı New York olarak kaydedilmiştir (Akyıldız, 2017: 72-73).

TÜRKİYE’DE EVSİZLİK VE EVSİZLER

  Türkiye’de evsizlere yönelik yapılan çalışmalar (literatürün gösterdiği kadarı ile) sınırlı sayıda bulunmaktadır. Bu konu ile ilgili belediyelerin yerel yardım kampanyaları ve sağlık hizmetleri alanında yapılan birtakım çalışmalar bulunmaktadır. İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’nin 2005 yılında başlatmış olduğu kış yardımı çerçevesinde sokakta yaşayan bireylere verilen hizmetlerden yararlananların sayısı 2005-2006 yılları arasında 500-600 arasında olarak belirlenmiştir. Bu sayı içerisinde kadınların oranı ortalama %3’tür. Yine aynı verilere göre sokakta yaşayanların sadece %30 ila %40’ı zaman ve mekân oryantasyonu noktasında problem yaşamamaktadırlar. Sokakta yaşayan kişilerin %90’ı 58 yaşın altındayken, sokakta yaşayanların yaş ortalaması yaklaşık %40’dır (Akyıldız, 2017: 73).
2010-2011 hizmet yılı verilerine bakıldığında ise; belediye merkezinden faydalananların sayısının 1010 kişi ile sınırlı kaldığı görülmektedir. 2005 yılındaki evsiz hizmetinden faydalananların sayısı 2010-11 döneminde faydalanan sayısının yarısı kadarken, 2011-12 yılında hizmetinden faydalananların sayısı 2005-2006 yılında hizmet alanların sayısının üç katından fazladır. Yine bir karşılaştırma yapıldığında, kadınların ve yabancı uyrukluların sayısında da fark edilir bir artış olduğu görülmektedir (Akyıldız, 2017: 74).
Akyıldız yine aynı hizmet döneminde yapılan saha araştırmasında kişilerin öz bildirimine dayalı verilerini şu şekilde paylaşmıştır:

“%67,9’u herhangi bir güvencesi bulunmadığını, %74,3’ü herhangi bir yardım almadığını, %60,8’i ailesinin olduğunu, %45,6’sı ise çocuklarının olduğunu ifade etmiştir. %24,9’u kronik hastalığı, %21,5’i ise psikiyatrik teşhisi olduğunu, %59,1’i ise herhangi bir sağlık hizmetinden faydalanmadığını ifade etmiştir. Kişilerin %39,2’si en az bir kere tutuklanma öyküsü olduğunu, %31,3’ü ise hüküm giydiğini” (Akyıldız, 2017: 74) söylemiştir.

   Türkiye’deki evsizlere yönelik yapılan bir başka çalışma da Meneviş’in 2006 yılında 206 evsiz ile yaptığı çalışmadır. Bu araştırmada aile içi şiddet öncelikli evsizlik nedeni olarak belirtilmiştir. Meneviş’in araştırmasına konu nüfusunun %55’ini erkekler, %36’sını kadınlar ve %9’unu ise çocuklar oluşturmaktadır Evsizlere yönelik geliştirilen bu çalışmada gerek çocuk gerek yetişkin evsizlerde madde bağımlılığının görülme sıklığını yüksek seviyelerde olarak saptamıştır (Meneviş, 2006: 65-66).
Türkiye’de yaşayan evsizlere yönelik yapılan bir diğer çalışma da Işıkhan’ın 1995 yılında araştırdığı ve 2002 yılında kitaplaştırdığı Kentlerin Gölgesinde Yaşayan Evsizler kitabıdır. Işıkhan’ın araştırması Ankara’da yaşayan 58 evsiz üzerinden gelişmiştir. Yaş aralıkları 9 ila 65 arasında değişen evsizlerin eğitim düzeyleri yetersiz ve düşük olarak saptanmıştır (Işıkhan, 2002: 35-41). Bu çalışmada Işıkhan evsizlerin sorunlarını ve nedenlerini bireysel olarak ele almıştır. Bu araştırmada evsizliğin nedenleri ruhsal ve bedensel sağlık sorunları, şiddet, evden uzaklaşmak, gelir düşüklüğü ve istihdam yetersizliği (işsizlik) ana sebepler olarak sunulmuştur (Işıkhan, 2002: 39). Yetişkin evsizlerin %33’ü sigara, uyuşturucu ve alkol bağımlılığından mustarip iken çocuklarda %92 civarında tiner bağımlılığı tespit edilmiştir. Evsizlerin hayatta tutunmak için kağıt ve plastik toplayıcılığı yaptığı da araştırmanın sonuçlarından bir tanesidir (Işıkhan, 2002: 40).
Literatüre bakıldığında Türkiye’deki evsizlerin durumunu belki de en iyi anlatan çalışma 2009 yılında Yağan tarafından evsizlerin ölüm nedenlerine eğilen Ankara’da Evsiz Ölümleri başlıklı çalışmadır. Bu çalışma, 1997 ile 2006 yılları arasında Ankara’da hayatını kaybeden 127 evsizin otopsi sonuçları ve kişisel bilgileri üzerinden yürütülmüştür. Araştırılan evsizlerin yaş aralığı 31 ila 60 arasında değişmekteyken söz konusu evsizlerin %91,3’ünün de erkek olduğu tespit edilmiştir (Yağan vd, 2018: 152). Araştırmada evsizlerde doğal olmayan ölümlerin daha fazla görüldüğünü ve doğal olmayan ölümlerin başında da alkole bağlı zehirlenmelerin geldiği belirtilmiştir (Yağan vd, 2018: 153).
Benzer bir çalışma da 1991-1995 yılları arasında Altun tarafından İstanbul’da yapılmıştır. Bu araştırma İstanbul adli tıp kurumunda söz konusu yıllarda yapılan otopsilere dayanmaktadır. 126 kişi üzerinden yapılan bu çalışma, evsizlerin %51’de kronik bir hastalık tespit edilmiş ayrıca bu durumun kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görüldüğü belirtilmiştir. Araştırmaya konu evsizlerin %75’i kamusal alanlarda bulunmuştur ve %87’sinde kimlik veya muadili bir belgeye rastlanmadığı belirtilmiştir. Ölüm sebeplerine bakıldığında ise kronik alkol kullanımı, siroz, kalp ve damar hastalıkları ve tüberküloza bağlı ölümlere rastlanmıştır (Altun, 1997: 13-28).
Hülasa Türkiye’deki evsizlerin sorunları ailevi problemler, bunalımlar, alkol ya da bilumum madde bağımlılığı gibi kişisel nedenler ile işsizlik, yoksulluk ve sosyal dışlanmışlık gibi yapısal problemleri kapsamaktadır. Bu insanlar geçimlerini enformel alanlarda çalışarak ya da çeşitli kurum ve kişilerin yardımlarına bel bağlamak zorunda kalarak idame ettirmektedirler. Literatürün gösterdiği, evsiz insanların normal ölümler dışında, alkol ya da maddeye bağlı ölümlerle veya solunum sistemi rahatsızlıkları, cilt hastalıkları, kronik akciğer hastalıkları, ağız ve diş hastalıkları, romatizma, karaciğer rahatsızlıkları hasebi ile hayatlarını kaybetmektedirler. Özellikle tüberküloz hastalığı evsiz insanlarda genel nüfusa oranla oldukça fazla görülmektedir. Bunun yanında güvenlik ve beslenme problemleri evsiz insanların en mustarip oldukları konunun başlarında gelmektedir.
Yazının bundan sonraki kısmında Türkiye’deki evsizlere dair yapılan politikalar ele alınacak ve onların hayatlarını kolaylaştırmak adına yeni bir politika önerisi sunulacaktır. Sonuç mahiyeti de taşıyan bu bölümde evsizliğin kendisinden çok evsizlere odaklanılacaktır.

SONUÇ
TÜRKİYE’DE EVSİZLERE YÖNELİK BİR POLİTİKA ÖNERİSİ

  Evsizlerin sayısının doğru tahmin edilmesi, evsizliğin üzerinde mutabık olunan bir tanımı olmadığından ve bu nedenle evsizleri saymanın zorlaşmasından mütevellit pek olanaklı değildir (Işıkhan, 2015: 469). Emek ve Adalet Platformu [EAP] 2011 yılında yayımladığı Türkiye’de Evsizlere Dair Rapor başlıklı yazısında -Şefkat-Der gönüllülerinin 15 yıllık çalışmalarına dayanarak- Türkiye’deki evsizlerin sayısının İstanbul’da 7 ila 10 bin, ülke genelinde ise 70 binden fazla olarak saptamıştır (EAP, 2011: 7). Diğer bir taraftan Bişkin’e göre ülkede sokakta yaşayan insan sayısı 70 ila 100 bin arasında (Bişkin, 2018). Ancak bu veriler çeşitli şekillerde temasa geçilmiş ve varlığından haberdar olunan evsizleri imlemektedir. Keza aynı yazı gizli evsizlerin bu sayılara dahil olmadığını da belirtmiştir.
Dünya çapında örnekleri zikredilen ülkelerde olduğu gibi, Türkiye’de de evsizler büyük şehirlerde bulunmaktadır. Evsizlik sorununun 1980 sonrası ekonomik politikalar ile 1990 sonrasındaki terör olaylarına dayalı olarak büyük bir hız kazandığını ve kırdan kente göçlere bağlı olarak artış gösterdiğini söyleyen Altun, evsizlik olgusunun İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli, Bursa gibi büyük şehirlerde görüldüğünü söylemektedir (Altun, 1997: 30).
Türkiye’de hayatta kalmaya çalışan evsizlerin sayısı yukarıda verilmiştir. Bu sayının, muadil ülkeler ile karşılaştırıldığında nicelik açısından daha az olduğu saptanmıştır. Işıkhan, söz konusu durumdan mütevellit evsizliğin bir toplumsal sorun olarak kabul edilmediğini ve dolayısıyla da evsizlere yönelik gerek sosyal gerek politik hizmetlerin yetersiz kaldığını söylemektedir (Işıkhan, 2015: 468). Evsizler ile ilgili kanuni ya da sosyal kuruluşların güdümü ile ilerleyen düzenlemeler ve girişimler, koşut olarak Türkiye özelinde yetersiz bulunmaktadır.
Küresel düzeyde evsizlere yönelik ulusal ve yerel stratejileri inceleyen OECD, Türkiye’nin hem ulusal hem de yerel seviyede evsizlere yönelik stratejisinin olmadığını söylemektedir (OECD, 2020b).
Hem anayasanın hem de evsizlere yönelik uygulamaların eksikliği, evsizlik sorununun ülke genelinde toplumu etkileyecek düzeye gelememesi, Akyıldız’a göre (2017: 84) evsizliğe yönelik çalışmaları “insiyatif düzeyinde ele alınmasını beraberinde getirmiştir”. Akyıldız’ın çalışması anayasada evsizlere yönelik açıkça maddelerin bulunmamasına rağmen aile üyelerinin desteklenmesi, konut edinme hakkı, şehit, dul ve yetimlerle ilgili maddelerin mevcut olduğunu ancak evsizlere yönelik düzenlemelere vurgu yapılmadığını vurgulamaktadır. “Ülkemizde der Akyıldız sorunların toplumsal boyuta ulaşması ve sonrasında müdahale etme anlayışı, anayasamıza da yansımış ve evsizlik sorununa ait özel düzenleme ihtiyacı günümüz şartlarında ortaya çıkmıştır” (Akyıldız, 2017: 80).
Evsizlik sorununu çözmeye yönelik ihtiyaçtan söz eden bir diğer çalışmacı da Işıkhan’dır. Sosyal hizmet kurumlarının en önemli görevlerinden bir tanesinin kent merkezlerinde, sokaklarda, yemek ve uyuyacak yer ararken karşılaşılan evsizlere yönelik projelerin ivedilik ile hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çizen Işıkhan, bu konu ile ilgili konutlar oluşturulması ve evsizlere psikiyatrik destek verilmesi gerektiğini de eklemektedir (Işıkhan, 2006: 41).
Diğer bir taraftan EAP’nin raporu, evsizlere yönelik yardımlarda bir takım sivil toplum kuruluşunun ön plana çıktığını göstermektedir. Bu kuruluşların başında gelen Şefkat-Der dahi organize ettiği mütevazi etkinliklerden başka düzenli bir sivil toplum faaliyeti yürütememektedir. Türkiye’de sokakta yaşayan on sekiz yaş üstü evsizler için düzenli faaliyet yürüten başka bir dernek ya da vakıf da bulunmamaktadır. Sokakta yaşayan çocuklar ile ilgili başta Umut Çocukları Derneği olmak üzere birkaç önemli dernek bulunmadığının altını çizen rapor, İslami duyarlılığa sahip birkaç dernek ve vakıfın da sokakta yaşan çocuklarla ilgili kimi ufak çaplı faaliyetlerde bulunduğunu belirtmiştir (EAP, 2011: 9).
Bu noktadan sonra evsizlere dair geliştirilmesi önerilen politikayı ele almak yerinde olacaktır. Öncelikle Türkiye’deki evsizlerin sayısının doğru tespit edilebilmesi için bir dizi kuruluşun göreve çağrılması elzemdir. Bunu yapabilmek için muadil ülkelerin kullandığı gibi (bkz, European Journal of Homelessness) araştırma kuruluşları oluşturulabilir. Bu kuruluşlar aynı zamanda evsizlerin hem münferit hem de genel ihtiyaç ve problemlerini de tespit edebileceklerdir. Bu tespit girişimi aynı zamanda evsizlerin yapabilecekleri işleri (hatta belki de uzmanlıklarını da) saptayarak onların topluma yeniden kazandırılmalarında önemli bir rol oynayacaktır.
Ülke genelinde evsizlik sayıları netleştikten sonra, işe evsizliğin bizatihi kendisi ortadan kaldırmak için evsizlere “ev” olabilecek barınaklar ya da sığınma evleri tahsis edilmelidir. Sadece kış aylarında ve sadece İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerde görev yapan kuruluşlar, yerel ve ulusal yönetimlerin desteği ile ülke çapında bir değişim yaratma potansiyeline sahiptir. Söz konusu barınaklar ve sığınma evleri evsiz insanların hem güvenlik ihtiyacını hem de beslenme ihtiyacını karşılayabilirler. Bu yerlerin yedi gün yirmi dört saat açık kalması ve günde üç öğün yiyecek sağlaması da söz edilen beslenme ve barınma ihtiyacına dahildir.
Evsizler için bir başka ihtiyaç da evsizlerin büyük çoğunluğunda saptanan alkol ve madde bağımlılığını gidermeye yönelik birtakım girişimleri içermelidir. Özellikle reşit olmayan bireylerin uyuşturucu ile arasındaki söz konusu ilişki, onları henüz hayata başlamadan toplumdan soyutlamaktadır. Bu sebeple, evsizler için kurulan yerel rehabilitasyon merkezlerine ihtiyaç vardır. Rehabilitasyon alanları evsizleri rehabilite ederken onları topluma tekrar kazandırmanın olanaklarını da ortaya çıkarmış olacaktır.
Rehabilitasyon meselesi sadece bağımlılıklar için değil, evsizlerin yaşadıkları psikolojik deformasyon için de elzem görülmektedir. Söz konusu kuruluşların psikolojik destek vermesi için de gerekli girişimler yapılmalı ve onların topluma yeniden kazandırılması için mesleki eğitimler verilmelidir. Bu sayede bireyi topluma dahil etmek olanaklı hale gelecektir.

Kaynak

  • Akyıldız, Y. (2017). Dünyada ve Türkiye’de Evsizlik Sorunu ve Çeşitli Uygulamalar. LAÜ Sosyal Bilimler Dergisi (VIII-I), 67-91.
  • Altun, G. (1997). 1991-1995 Yılları Arasında İstanbul’da Görülen Evsiz İnsan Ölümleri. Uzmanlık Tezi, Trakya Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı, Edirne.
  • Bekaroğlu-Doğan, Y. (2019) Evsizlik Kuramları ve Nedensellik: Eleştirel Bir Yaklaşım. Sosyoloji Divanı, Sosyoloji Dergisi, 13, 179-202.
  • Bişkin, H (2019, Aralık 26). İstanbul’un Evsizleri: İlk Sırada Kürtler Var. [Erişim Tarihi: 25.05.2020] https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2019/12/26/istanbulun-evsizleri- ilk-sirada-kurtler-var/.
  • Casey, L (2019). State of Homelessness in Countries with Developed Economies. Institute of Globak Homelessness. [Erişim Tarihi: 20.05.2020] https://www.un.org/development/desa/dspd/wpcontent/uploads/sites/22/2019/05/CAS EY_Louise_Paper.pdf.
  • Chamie, J. (2017). As cities grow, so do the numbers of homeless. Yale Global Online. [Erişim Tarihi: 21.05.2020] https://yaleglobal.yale.edu/content/cities-grow-so-do-numbers- homeless.
  • Emek ve Adalet Platformu [EAP] (2011). Türkiye’de Evsizlere Dair Rapor: Durum Tespiti, Avrupa Birliği Ülkelerinden Uygulama Örnekleri ve Taleplerimiz. [Erişim Tarihi: 20.05.2020]https://www.emekveadalet.org/wp-content/uploads/Evsizler-icinRapor.pdf
  • Işıkhan, V. (2006). Türkiye’de Evsizler Sorunu ve Sosyal Hizmet. Küreselleşen Dünya’da Sosyal Hizmetlerin Konumu Hedefleri ve Geleceği Sempozyum Sunum Kitabı. Antalya. 36-54.
  • Işıkhan, V. (2015). Homeless People In Turkey And Social Work
  • Interventions. 14 April 2015, 15th International Academic Conference, Rome: 468-477.
  • Işıkhan, V. (2002). Kentlerin Gölgesinde Yaşayan Evsizler, Ankara: Kardelen Ofset.
  • İlhan, N., ve Ergün, A. (2010). Evsizler ve toplum sağlığı. Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi, 20(20), 79-90.
  • Küçük, M. (2018). Evsizlik ve Evsizliği Açıklayan Teoriler. İDEALKENT, 9(24), 515-535.
  • Meneviş, B. (2006). Evsizler, Ankara: DPT ve Türk Ulusal Ajansı.
  • OECD (2020a) Hc3.1 Homeless Populatıon. [Erişim Tarihi: 20.05.2020] https://www.oecd.org/els/family/HC3-1- Homeless-population.pdf
  • OECD (2020b) Hc3.2 Natıonal Strategıes For Combatıng Homelessness. [Erişim Tarihi: 20.05.2020] http://www.oecd.org/els/family/HC3-2-Homeless-strategies.pdf.
  • Özdemir, U. (2010). Evsizlik ve Evsizlere Genel Bir Bakış. Toplum ve Sosyal Hizmet, 21(2), 77-88.
  • UNECE (2018) No One Should Sleep On A Newspaper: Rıght To Housıng Homeless No More. Geneva, Switzerland. [Erişim Tarihi: 21.05.2020] https://www.unece.org/fileadmin/DAM/hlm/prgm/other/2018_World_Habitat_Day/Pa nel_event_proposal_draft.pdf.
  • Yağan, M., Koçak, U., ve Demirol, B. (2018). Ankara’da evsiz ölümleri. Adli Tıp Bülteni, 28(3), 151-155.
  • Yeter, A. (2018). Sivil toplum kuruluşlarının evsizlere yönelik hizmetlerinin değerlendirilmesi: İstanbul örneği. Yalova Sosyal Bilimler Dergisi, 8(17), 34-60.

SÖZLÜKLER

  • Home kavramı için bakınız; [Erişim Tarihi: 18.05.2020] www.oxfordlearnersdictionaries.com
  • Ev kavramı için bakınız; [Erişim Tarihi: 18.05.2020] www.sozluk.gov.tr.

⇒ Yazar: Fırat Gündüz | İzmir Katip Çelebi Üniversitesi

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Sosyologer, tüm platformda sosyoloji çerçevesinde paylaşımlar yapan ve sosyologlara yayın imkanı tanıyan dijital bir platformdur. Dijital sosyoloji arşivi oluşturma amacı ile kurulmuştur.

Yorum yap