Türkiye’de Sınıfsız Bir Toplum Mümkün Mü?

sınıfsız toplum mümkün mü

Bu makalede sınıfsız toplum tartışmalarına tarihsel bağlamda kısa bir cevap verilmiştir. Yazının sonunda ise sınıfsız toplum mümkün mü? Sorusuna kişisel bağlamda cevap verilmiştir.

Türkiye’nin iktisat tarihi Osmanlı Devleti’nde de var olan reaya ve ülke sultanın durumu çerçevesinde şekillenmiştir. Bu durum da beraberinde küçük üretim organizasyonu doğurmuştur.Tımar sistemi ile şekillenen Osmanlı ekonomisinde, devletin ön planda olmasından dolayı feodalite tarzı şeyler görülmez. Çünkü devlet otoritesi buna müsade etmemiştir bu da o dönemlerde Avrupa’dan farklı olmamıza neden olmuştur. Devletin üretim farktörleri (emek,sermaye) üzerindeki kontrolü devletten bağımsız yerel güçlerin oluşmasını engellemiştir. Bu sebeple de özel girişimci sınıf olmamıştır. Klasik dönem Osmanlısının bu yapısı köyden kente göçü engellemiştir ayrıca sınıflar arası farklılaşmanında önünü kapatmıştır.

Osmanlı’da iktisadi güçten ziyade siyasal statü önemli görülmüştür. Bu da elitlerin özel girişimciliklerinden ziyade daha çok siyasal statü ile ilgilenmelerine neden olmuştur. Tabii bununla ilgilenen elitler zamanla ortadan kaybolmuştur.

Mültezimler, ayanlar gibi zamanla reayadan farklılaşmıştır. Bu gruplar gücü siyasal statüde gördükleri için kapitalist anlayışı sağlamlaştıracak yatırımda bulunmamışlardır. Aksine devletin küçük kopyası yerel yönetimler oluşturmaya çalışmışlardır. Tabii bu durum 19.yüzyılda devletin gücü tekrar ele almasıyla oldu. Devlet gücü tekrar alınca sanayi hamlesi yapıldı ve sanayi devrimi başarıya ulaştı. Bu durum da dışarıya da açılan pazarımız oldu ve bu bağlamda yeni bir ticaret ağı ortaya çıktı. Bu ticaret ağıyla yeni finans burjuvazisi de ortaya çıktı.Bu dönemde yeni sosyal grup olan işçilerde ortaya çıkıp sesini duyurmaya başlamıştır. 20.yüzyıl ilk yarısında, İttihat ve Terakki Partisi’nin de başa gelmesiyle birlikte iktidar yanlısı gruplar zenginleştirilmiş böylece milli bir burjuvazi oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu milli burjuvazi oluşturma çabası Osmanlı’da görülmemiştir.

Türkiye, her ne kadar kağıt üstünde özel sektöre teşvik edici adımlar atsa da bu adımlar daha çok kağıt üstünde kalmıştır. Çok partili hayata geçildiğinde Demokrat Parti iktidarlığındaki Türkiye’ye baktığımız da toplum içinde dönüşümler olmuştur. Devletin verdiği imtiyaz ve teşviklerle burjuvazi güçlenmeye başlamıştır. Bunun karşısında kentleşme ile birlikte de işçi siteleri de oluşmaya başlamış 1960’lara doğru da işçi sınıfının da etkinliği artmıştır. Erken cumhuriyet döneminde olan milli burjuvalaştırma devam etmiştir fakat daha farklı gruplara doğru… Bu hamle ekonomiyi geniş kitlelere açmak yerine dar kitle de bırakmıştır. Bu da eşitsizliğin devam etmesine yol açmıştır. Her ne kadar iktidar değişse de politikalar değişse de devletin ekonomideki ağırlığı değişmemiştir.

Tarihsel bir perspektifle baktığımızda Türkiye’de sınıflar arası mücadeleye dayalı klasik kapitalist sistemin gelişimine pek uygun olmadığı görülmektedir. Yaşanan krizler karşısında Türkiye’nin sürekli gelişmekte olan ülkeler statüsünde kalmasının nedeni sosyal sınıfların ve sivil toplumun zayıflığıdır.

Son olarak da görüyoruz ki Cumhuriyetin erken döneminde Devletçilik ile birlikte hayal edilen ‘’sınıfsız toplum’’ hayalde kaldı.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Merhaba, ben Erel Alkan. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi'nde eğitim görüyorum. Web ve Seo işleri ile ek olarak yakından ilgileniyorum. Dijitalleşen dünyada ''dijital olanı'' sosyoloji ile entegre etmek istiyorum. Bu kapsamda da bu platformu kurma ihtiyacını duydum.

Yorum yap