“Türkiye’de ve Dünya’da Yaşlılara Yönelik Sosyal Politikaların Genel Görünümü ve Hizmetlerin Geliştirilmesi İçin Atılacak Adımlar.”

featured


“Türkiye’de ve Dünya’da yaşlılara yönelik sosyal politikaların genel görünümü ve hizmetlerin geliştirilmesi için atılacak adımlar.”

 Politika,devletlerin herhangi bir amaca ulaşmak için uyguladığı yöntemdir ve politikalar iyileştirme ve kolaylaştırma amacına hizmet eder.Aynı zamanda politika sosyal devlet olmanın bir gereğidir.Politika,toplumda meydana gelen önemli değişmeler sonucu toplum yapısının değişmesi,değişen ihtiyaçların karşılanamaması noktasında devletin bir şeyler yapmalıyız dediği noktada ortaya çıkmıştır.Sanayi devrimi politikanın gelişimini etkileyen en önemli olaylardan biridir.Devrimle birlikte makineleşme ve uzmanlaşanın artması  köyden-kente göçü hızlandırmıştır ve göç;aile yapısının dağılmasına sebep olmuş,ağır koşulların kişide yarattığı psikolojik sorunları tetiklemiştir.Ağır çalışma koşulları insancıl düzenlemelere gereksinimi ortaya koymuştur.
           Devletler,politika oluştururken birtakım hususları göz önüne alırlar.Bunlar:Ülkenin genel nüfusu,genel nüfus içerisinde politika kapsamına girecek nüfus yoğunluğunu,politikanın gereklerini,isteklerini ve varılmak istenen nokta olabilir.Türkiye de gelişmekte olan bir ülkedir ve gerek gelişmesini hızlandırması gerekse AB uyum süreci için, yaptığı politikalar önem arz etmektedir.Türkiye’nin diğer ülkelere kıyasla çok fazla yaşlı nüfusu olmamakla birlikte yaşlı nüfus oranı giderek artış göstermektedir.TÜİK verilerine göre;”Yaşlı nüfus (65 ve daha yukarı yaş) 2013 yılında 5 milyon 891 bin 694 kişi iken son beş yılda %17artarak 2017 yılında 6 milyon 895 bin 385 kişi oldu. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ise 2013 yılında %7,7 iken, 2017 yılında %8,5’e yükseldi. Yaşlı nüfusun %44’ünü erkek nüfus, %56’sını kadın nüfus oluşturdu.”
            Dünya Sağlık Örgütü’ne göre,80-99 yaş arası yaşlı olarak ele alınır.Kronolojik yaş tanımı 65 yaş üzerinedir.Bu sınır belli dinamiklere göre değişim gösterebilir.Her insanın doğması akabinde büyümesi ve giderek yaşlanması doğal bir durumdur.İnsan yaşam boyu gelişim gösteren bir varlıktır ve gelişim her zaman ilerleyen bir seyir göstermez.Kimi zaman durur,kimi zaman da yavaşlar ve geriler. Yaşlılık dönemi ise gelişimin yavaşladığı bir dönemdir.Gelişim de çok boyutludur ve kendi içerisinde bireysel farklılıklar barındırır.Kimi yaşlılar,sosyal içermeye daha yatkındır ve sosyal gelişimi olumlu yönde ilerlerken fiziksel olarak kaybedilen fonksiyonlara da uyum sağlamak zorundadır.Bu dönemde yaşlılar çevrelerindeki insanları teker teker kaybetmeye başlarlar ve yalnızlık psikolojisi yaşarlar.Azalan sosyal destek mekanizmaları sebebiyle kendi kendilerine yetemezler ve bu noktada sosyal devlet olmanın gereği politikalarıyla devlet devreye girer.Yaşlı nüfusu 6 milyon 895 bin 385 kişi olan Türkiye için de bu durum böyledir.
            Türkiye’de yaşlılara yönelik politikalar kurumlar(SHÇEK),dernekler ve vakıflar aracılığıyla yürütülmektedir.Bunlar arasında emeklilik sigortası,65 yaş aylığı,evde bakım hizmeti,yeşilkart(GSS altında birleştirildi),ücretsiz ulaşım,sağlık hizmetine ulaşmada öncelik,ekonomik yardım,yiyecek-yakacak yardımı,huzurevi hizmeti yer almaktadır.Aynı zamanda yaşlılar için rehabilitasyon da sağlanır.Sosyal güvence sigorta sistemin dayanır ve emeklilik de primli bir ödenektir.Yararlanmak için gereken yaş ve primi doldurmak gerekir.65 yaş aylığı,modern yardım grubunda yer alır ve “65 yaşını dolduran,muhtaç,Türk vatandaşına aylık bağlanması ya da 65 yaşını doldurmayan fakat malül olduğunu kanıtlayana verilen bir aylıktır.Aylık tutarları devletin ekonomisinde ki gelişmelere,enflasyona göre belirlenir.Evde bakım,bireyin bakım gereksinimlerinin ev ortamında karşılanması ve resmi-özel kurum tarafından gönderilen görevlinin kişiye günlük rutinlerini yapmada yardımı ve biyo-psiko-sosyal desteğini içerir.Bu hizmet yaşlının takibini kolaylaştırır.Aynı zamanda yaşlılara hizmete erişmede de öncelik tanınmıştır.Huzurevi,60 yaş üzeri muhtaç yaşlıları korumak,bakmak vb. görevi üstlenen kurumdur.Türkiye de yaşlılara yönelik sosyal politikaları değerlendirecek olursak;neo-liberal düşünceyi benimsemiş olmamız politika uygulamalarında devletten çok özel sektörü teşvik etmiştir.Örn,devlete ait olan huzurevi sayıları azalmış ve yerel yönetimler bakım görevini üstlenmeyi azaltmıştır.Özel sektörde bu hizmet artan fiyatları ve kalite düşüklüğünü beraberinde getirmiştir.Uygulanan politikalar hak değil,ihtiyaç analizine dayalı olmuş ve klientelist işlerlik üzerine kurulmuştur.Böylece insanlar hak temelli yardım anlayışından yoksun kalmış ve metalar olarak görülmeye başlanmıştır.Politikaların temelinde hak değil hayırseverlik anlayışı ve geleneksel  ahlaki zorunluluk düşüncesi,görevi her zaman devletten önce aileye yükleyen bir hal almıştır.”Devlet son çare olarak görülmüştür.”Devlet politikalar uygulasa da organize iş birliği,sağlam alt yapı sağlanmadan oluşturulan politikalar sürekliliği,kapsayıcılığı açısından sorunlar yaratmıştır.
            Dünyada ise 962 milyon yaşlı nüfus vardırJaponya ise en yüksek yaşlı nüfusa sahip ülkelerdendir.Teknoloji,tıp alanındaki gelişmeler yaşlı nüfusu giderek arttırmakta ve bağımlı hale getirmektedir.Japonya da uygulanan emeklilik sistemi Türkiye’ye kıyasla herkesi güvence altına almakta ve bakım hizmeti de yine Türkiye’ye kıyasla bakım sorumluluğunu  aileye yüklememektedir.Fakat artan yaşlı nüfusuna karşı Japonya’da yaşlılarını nitelikli bir hale getirmelidir.Politikalarda benimsenen refah devleti modeli de önemli bir etkiye sahiptir.Örn,İsveç;yaşlılara yönelik refah önlemleri kamu hizmetidir ve kişiye hangi hizmetten yararlanması gerektiği seçmesi kişinin isteğine kalmıştır.Kişileri bağımsız kılmaya ve kendine yetebilen bireyler olmalarını sağlamaya çalışır.Hizmetler ücretsiz ve kamu tarafından karşılanır.Almanya da ise muhtaçlık kavramı söz konusudur.Türkiye de olduğu gibi ve muhtaç olan-olmayan analizi kişilere karşı ayrımı besler.Devlet politikalarında önceliği aileye verir ve telafi eden rolünü üstlenir.İngiltere’de ise emeklilik  aylığı asgari düzeyi sağlayacak şekildedir ve devlet daha az harçsın anlayışı hakimdir.Yaşlı köyleri,yaşlıların tek olmadığını göstermek açısından olumludur.Çünkü;grup çalışması yöntemiyle düşünürsek birbirlerine olumlu geri bildirimler verebilir,tek olmadıklarını anlamalarına yardımcı olabilirler ve destek mekanizması oluştururlar.
           Sonuç olarak;Türkiye’de ve Dünya’da yaşlılara yönelik uygulanan politikalara baktığımızda;her ülke kendi bulunduğu konumuna göre politikalar oluşturur ve uygular.Örn,Japonya’nın artan yaşlı nüfusu zamanla her şeyin paro isimli robotlarla yapılmasını sağlayacaktır.Bu politikaların olumlu ve olumsuz yanları olabilir.Esas olan,politikaların hayır değil hak temeline oturtulması,sağlam alt yapı üzerine sıkı iş birliğiyle kurulması önemlidir.Politikalar oluşturulurken disiplinler arası analiz yapılmalıdır.Politikalar ihtiyaç analizine dayalı olmamalı ve ayrımı beslemeyen eşitlikçi yapıya sahip olmalıdır.Sadece sosyal güvenlik dışında kalanları değil,herkesi kapsamalıdır.Konuyla ilgili kanunlar yeterli hale getirilmeli kanun boşlukları doldurulmalıdır.Artan özel sektör eğiliminin, hizmeti ticarileştirmesine karşı kalite ve denetimler artan sıklıkta yapılmalıdır.Görünmeyen gruplar görünür hale getirilmeli ve sosyal dışlanmayla mücadele edilmelidir.Dışlanmaya karşı dayanışma,birlik duygusuyla sosyal içerme sağlanmalı ve toplum incinebilir gruplara karşı duyarlı ve bilinçli hale getirilmelidir.
 
GİZEM BOSNA – YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ
          
Yorum Yap

Yazar Hakkında

Sosyologer, tüm platformda sosyoloji çerçevesinde paylaşımlar yapan ve sosyologlara yayın imkanı tanıyan dijital bir platformdur. Dijital sosyoloji arşivi oluşturma amacı ile kurulmuştur.

Yorum yap