YANLIŞ ANLAŞILANLAR I – KARL MARX

featured

YANLIŞ ANLAŞILANLAR I
KARL MARX

“Deneyimle sabittir ki, en mutlu insan
en çok insanı mutlu edendir.”

Yaşadığımız dünyanın üzülerek dile getirdiğimiz acımasız kanunlarından bir tanesi bir fikrin yücelme aşamasında başka bir fikrin daima ezilmesidir. Bu kanunun, yaşanılan her yüzyılda geçerli olmasından dolayıdır ki hemen hemen her yüzyılda milyonları yahut bir iki kişiyi peşinden koşturan bir takım akımlar meydana gelmiştir. Ancak çıkan hiçbir akım, hiçbir şekilde bir zümreye yahut şahsa indirgenemez. Evet, bazı akımlar fikriyatının içinde sınıf kavramını ön plana çıkarmış olabilir, bazı akımlar ise ırk kavramını ön plana çıkarmışta olabilir. Ama bu demek değildir ki bu akım(lar) bir zümreye yahut kişiye indirgenebilir.
Ortaya çıkmış bütün akımlar derince incelendiği vakit görülür ki o akım, ilk paragrafta da bahsettiğimiz ezilen, daha doğrusu ezilmeye mahkûm kalmış fikirlerin destekçileri tarafından ortaya atılmıştır. Burada kullandığımız fikir kelimesi, akımın doğuşunu daraltmış gibi durmasın, kullanılan fikir kelimesi gerçekleştiren her türlü eylemi içinde barındırmaktadır.
Bu yazı serisinin ilk inceleyeceği isim ise Komünizm (communism) akımı ile ismi özdeşmiş olan Karl Marx. Marx sadece Türkiye Cumhuriyeti topraklarında değil, tüm dünyada komünizm ile özdeşleştirerek, (eğer komünizm düşüncesine yakın bir kitle baskın değilse) hiçe sayılmaktadır. Yahut bunun tam tersi olarak, yoğun bir biçimde yüceltildiği fikirlerde, vakıflarda, partilerde sürekli “Marx” ismi geçer, lakin bu “Marx” kelimesinin onlara derin bir ilham vermesi gerekirken, yanlış anladıkları için onları kısıtlar.
Komünizm akımı, Sanayi Devriminden sonra iş gücü kullanımın abartılması ve işçilerin yahut çocuk işçilerin insanlık dışı çalışma saatleri dolayısıyla işçilerin birleşme ve isyan fikirleri ile ortaya atılmış bir akımdır. Ancak dünyada yaşamakta olan yahut milâdını tamamlamış tüm akımlarda olduğu gibi, bir akım herkesle doğar, yazmayı bilen insanlarla yücelir. Komünizm akımı da Marx ve Engels’in ellerinde yücelmiştir. Komünist Manifesto, yazıldıktan ve dünya ülkelerinde çevrilmeye başladıktan sonra öylesine etki göstermiş ve Marx ve Engels’in fikirleri öylesine doğru okunmuş ve o zaman bu fikirlerin başarılı ve haklı olacağına öyle inanılmıştır ki, dünyada büyük bir ses getirmiştir. Komünist Manifesto kitabı bu durumu “Gerçekten de Manifesto’nun ilkeleri bütün ülkelerin işçileri arasında dikkat çekecek kadar önemli gelişmeler göstermişti.” şeklinde aktarır. Hatta kitabın ilk cümlesi olan “Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor, Komünizm hayaleti.” Hâlihazırdaki komünizmin kalem tutmayı bilen eller aracılığıyla çoktan yayılmaya başladığının işaretini vermiştir. Marx, fikirleriyle, işleriyle ve yapmaya çalıştıkları ile ciddi manada önemsenecek bir insandır. Her ne kadar komünizmin ilk ortaya atıldığı zamanlar, komünizm akımını biraz daha vizyonlu hale getiremese de, ayrıyeten halihazırda bulunan fikirleri yaymaya çalışırken kapitalizme tekme atmayı unutmuş olsa da, tüm dünyadaki ve Türkiye’deki “Komünizm” dolayısıyla okunmasa da, Marx, ciddi ve mühim bir kişiliktir.
Yazdığı eserler, yaptığı işler dışında da Marx, peşinden giden birçok insanı etkilemiştir. Her ne kadar Jon Elster “Marx’ın hayatı hakkında bilgiyi yalnızca yapıtlarından edinebiliriz.” dese de, Marx’ın nasıl bir insan olduğunu, hayat hikayesine bakarakta anlayabilir. Hatta bu husus Marx’ın yanlış anlaşılan kişiler listesinden olmasının başlıca sebeplerinden bir tanesidir. Çünkü dünya üzerinde Marx ismi geçtiği zaman herkesin aklına Sovyet Rusya’sı tarafından oluşturulmuş “acımasız komünizm” gelmektedir. Oysa ki komünizm akımını kalemiyle yaymaya çalışmış olan Marx adlı bu şahıs ilginç ve ciddi manada sürprizlerle dolu bir hayata sahiptir. Bugün Marx’ı örnek aldığını söyleyen ve komünist olduğunu iddia eden gençlerin bildiği aksine Karl Marx, kendi içinde kavgalarla dolu, aşkla dolu, kederle dolu bir hayat geçirmiştir. Öylesine ilginçtir ki hayatı, lisede aşık olduğu kızın (sonraları evlendiği) önünde ağlayarak şiir okumuş, üniversite tahsil yıllarının ortasındayken kasabaya dönerek babasına onunla nişanlanmak istediğini söylemiştir. Bu olayı Ord.Prof.Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, Karl Marx ve Sistemi kitabında “Bir gün kolejli Karl’ın, von Westfalen’in kızı Jenny için yazdığı şiiri kızın önünde göz yaşları ile okuduğu ve bir buhran geçirdiği yayılınca hakim, bitmek üzere olan kolej tahsilinin arkasını ve oğlunun mesleğini ciddiyetle düşünmeğe başladı.” diyerek Marx’ın şiir anısını, “…Bu esnada Marx’ın kasabaya döndüğünü, Jenny ile nişanlanmak arzusunda olduğunu, babanın da hayatını kazanmadan evvel böyle bir maceraya atılmasını doğru bulmadığını ve tahsilini bitirmesini teşvik eylediğini, bu maksadın elde edilmesi için de onu nişanladıktan sonra Berlin’e gönderdiğini görüyoruz.” diyerek Marx’ın erken nişanlanma arzusunu anlatmıştır.
Bir insan, verdiği eserler, yaptığı işler yüzünden eleştirilmeden, hiçe sayılmadan önce mutlak ve mutlak hayatı incelenmeli ve tek bir noktada yaptığı işlere değil, bütün yaptığı işlere bakılmalıdır. Evet, Marx, işçi sınıfının ortaya attığı Komünizm fikriyatının kalem tutan askeriydi. Evet, komünist idi. Lakin bunlar yüzünden birçok önemli çalışması, birçok önemli fikri ve bir çok önemli hamlesi olan Marx’ı hiçe sayamayız. Saymamalıyız.

KAYNAKÇA:

Fındıkoğlu, Ziyaeddin Fahri. Karl Marx ve Sistemi. İstanbul: Ötüken Neşriyat, 1976.
Marx, Karl ve Friedrich Engels. Komünist Manifestoç. İstanbul: Maviçatı Yayınları, 2018.
Marx, Karl. Zincirlerimizden Başka Kaybedecek Neyimiz Var?. İstanbul: Aylak Adam, 2016.
Elster, John. An Introduction to Karl Marx. Ebook: Cambridge University Press, 2005

SORU , GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN : tarikemrekaragul@yahoo.com

Tarık Emre KARAGÜL-ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ

Gebze, 2019

 

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Sosyologer, tüm platformda sosyoloji çerçevesinde paylaşımlar yapan ve sosyologlara yayın imkanı tanıyan dijital bir platformdur. Dijital sosyoloji arşivi oluşturma amacı ile kurulmuştur.

Yorum yap