Yemek Sosyolojisi Bağlamında Ritzer’in McDonaldlaşma Kavramını Okumak

mcdonaldlasma nedir

Öz

Yemek yemek yalnızca fizyolojik bir ihtiyaç olmamakla birlikte toplumda yer alan bireylerin kimliklerini bir sonraki aşama ile de daha geniş kapsamda toplumun kimliğini etkileyen bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Yerel, evrensel, coğrafi, dini, siyasi, sınıfsal ve toplumsal birçok yönden etkileri olan bir olgudur. Çalışma, yemeğin toplumda olan yerini,değişimini ve bu bağlamda McDonaldlaşma kavramını kısaca açıklamaya yönelmiştir.

Anahtar Kelimeler: Toplum, Yemek Kültürü ,Modernleşme, McDonaldlaşma

Yemek yemek daima bir temel ihtiyaç olarak kendini göstermiş ve gösteremeye de devam edecektir. Her toplum coğrafi, dini, kültürel ve ekonomik şartları neticesinde kendine özgü yemek kültürlerini oluşturmuştur. Toplum kimliğini oluşturmada önemli bir kavram olduğundan bahsettiğimiz yemek yeme alışkanlıkları da bahsi geçen toplum hakkında sanılanın ötesinde ipuçları vermektedir. Toplumun hiçbir alanda durağan olmayışı, sürekli olarak değişim gösterişi yemek kültürleri üzerinde de etkisini sürdürmektedir. Bu değişim düşünüldüğünden daha hızlı bir şekilde yaşanmaktadır. Yemek yeme tarzı, yeme alışkanlıkları ve yenilen yemeklerin başkalaşması birçok farklı alandaki değişme ve gelişmelerle de açıklanabilmektedir.

Toplumların kendine özgü oluşturduğu bu yeme alışkanlıklarını yerel yemek kültürü olarak tanımlamak da mümkündür. Ancak bu yerel yemeklerin de bahsedilen değişim ile ortadan kalktığını ya da yapılarında değişiklikler yaşandığını görmek olasıdır. Türk toplumundaki yeme-içme alışkanlıkları da tarihin ilk zamanlarından bu yana değerlendirilecek olursa bu şekilde bir örneği ülkemizde de görme imkânı vardır.

Yemek yeme eyleminin de toplumsal olguların tamamında olduğu gibi değişime uğramasının birçok nedeni sıralanabilmektedir. Bu gerekçelerden önemli olan bir madde, toplumsal cinsiyet algısı ve bu algının değişimi olarak belirlenebilir. Yine kendi toplumumuza ait bir örnek gösterecek olursak, farklı coğrafyalara göre değişebilmekle birlikte kimi bölgelerde et yemenin eril bir eylem olduğu inancı hakimken, sebze kadın gıdası ve ikinci sınıf besin olarak değerlendirilmektedir. Bunun yanında sofra kültüründe de erkeklere yemek yeme eylemini gerçekleştirmeleri için öncelik tanınması durumu söz konusu olmuştur. Erkekler için bir sofra kurulmakta ardından kadın ve çocuklar için yemek vakti başlamaktadır. Yaşamsal faaliyetler içerisindeki birçok değişimin, toplumsal cinsiyet algısını farklılaştırması üzerine akabinde yemek kültürlerine de yansımış olduğu fikri yanlış bir düşünce olmayacaktır. Yani, toplumsal cinsiyet algısındaki gelişmelerle birlikte yeme kültüründe de değişimler görülmektedir.

Eğitim, kadının iş hayatında daha aktif yer alması, yaşam koşullarının değişmesi, uğraşların artması ve boş vaktin sınırlılığı gibi sebepler yeme kültürü üzerinde etkili olma durumunu ortaya çıkarmıştır. Tarihsel olarak geriye doğru baktığımızda yemek yapma yine toplumsal cinsiyet bağlamında kadının görevi olarak görülürken kadından beklenen; ev işleri, çocuk bakımı ve yemek yapma gibi eylemlerdi. Bu şekilde kadın vaktinin birçok kısmını yemek yaparak geçirmekteydi. Bu aşamada daha önce sıralanmış olan gelişmelerle kadın iş hayatında daha aktif rol almaya başlamış ve mutfak faaliyetleri öncesine nazaran değişmiş ya da sınırlanmıştır. Ekonomik anlamda güçlenen kadının rolleri değişmeye başlamış bu durum da mutfak kültürünün ya da yemek yeme tarzlarının değişimi konusunda etkili hale gelmiştir.

Eğitimde yaşanan gelişmeler de farklı kültürlerle etkileşimlere zemin hazırlamış, değişimin hızını arttırmıştır. Modernleşmenin getirmiş olduğu faktörler de gerek gıda çeşitliliği gerekse de bunların farklı şekillerde tüketimi ya da yemek yeme biçimleri hususunda büyük etki kazanmıştır.

Tüm bu değişimler yemekler üzerinde yaşanırken kimlik belirlemede büyük etkisi olduğunu söylediğimiz yemek kültürünün değişiminin diğer olguları da nasıl dönüştürdüğünü gözler önüne sermiştir.

Ailenin bağlılığının beşiği olarak görülen sofra kültürü de kalabalık yapısını yitirmeye başlamış, yerini bireysel ve pratik olmaya bırakmış ya da bırakma yolunda ilerlemiştir. Genellikle geniş ailelerde görülen ve ailenin birbirine bağlılığını sembolize eden büyük sofraların yerini dahi çekirdek-bireysel sofralar almaya başlamıştır. Bu durum sofra adabı ve sofra kuralları çerçevesinde de çözülmelere zemin hazırlamıştır.

Ritzer’in McDonaldlaşma tezinin de bahsettiğimiz değişim sürecinin bir devamı olarak görülmesi mümkündür. McDonaldlaşma kavramı George Ritzer’in modern toplumun rasyonel-bilimsel karakterini yansıtan bir tezi olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada da Ritzer yemek yeme kültürüne ait değişimde bahsedildiği gibi bu modernleşmenin(!) aile, sağlık, eğitim, iş vb. Gibi neredeyse her alanda toplumu içine aldığını aktarmaya çalışmaktadır. McDonaldlaşma genel olarak aslında fast-food restoranlarına karşı yapılmış bir analizi içermektedir.

Burada yemek ve toplum bağlamında bizi daha çok ilgilendiren kısım, gündelik yaşamda evrensel ya da yerel olarak tüm gelişmelerin yemek yeme alışkanlıklarını dolayısıyla tüm toplumsal birimleri nasıl etkilediğini anlamaya çalışmaktır.

Ritzer’e göre McDonaldlaşma olarak adlandırılan sistem belirli kurallar çerçevesinde kurulmuştur. Sistemin hedefi en az maliyetle en çok müşteriye ulaşmaktır. Bu sisteme ait zincirin müşteriye dahi iş yaptırmayı amaçladığını belirtmektedir. Ritzer, McDonaldlaşmanın temel boyutlarını saptamıştır. Bunlar; verimlilik, hesaplanabilirlik, öngörülebilirlik, denetim ve rasyonelliğin irrasyonelliği (Ritzer,2013.s.584-585)olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kısaca bahsedilen boyutlarda, zaten kısıtlı vakti olan kişilere kısa sürede hizmet sunmak, insanlarda daha az para ödeyerek daha çok ürüne sahip olma algısı oluşturmak, hangi restorana gidilirse gidilsin bir sürprizle karşılaşmayacağından emin olmalarını sağlamak, sistem sayesinde kolay denetim yapabilmek gibi içerikler yer almaktadır.

Toplumun sürekli değişimi ve giderek karmaşıklaşması insanları hazır, kolay, düşük maliyetli, çabuk ulaşılabilir ve memnun edici seçeneklere yöneltmektedir. Toplumda küçükten büyüğe her yaş grubundan insanların bu seçenekler ile tanışması her boyutta etkili olmaktadır.

Toplumsal alanda özellikle yemek kavramı çerçevesinde değişimlerin yaşanmasında teknolojik gelişmeler, hızlı yaşam koşulları, reklamlar, boş vakitlerin sınırlılığı, AVM’ler, bu tür mekanlara ulaşılabilecek yolların varlığı ve modernleşmenin rolü birtakım nedenleri oluşturmaktadır.

Sonuç

Toplumlarda yemek kültürlerindeki değişim birçok alanda olduğu gibi modernleşmenin etkilerinden ayrı ilerleyememiştir. Bu değişimlerin farklı unsurlar ile ele alınması mümkün olmuş ve birkaç kavram etrafında değerlendirilmiştir. Buna bağlı olarak hayatın içerisinde birçok alanda kendine yer edinmiş ve birçok alanla ilişkilendirilmiştir. Bu değişimlere bağlı olarak da olumlu ya da olumsuz sonuçlar doğurmuştur.

KAYNAKÇA

  1. http://yenimedya.info/2019/11/22/mcdonald/


Yazar: Gözde Karaağaç – Kırklareli Üniversitesi

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Sosyologer, tüm platformda sosyoloji çerçevesinde paylaşımlar yapan ve sosyologlara yayın imkanı tanıyan dijital bir platformdur. Dijital sosyoloji arşivi oluşturma amacı ile kurulmuştur.

Yorum yap