Yemek Sosyolojisi Nedir?

Yemek sosyolojisine dair bir giriş yazısı.

Yemek sosyolojisi
1

Yemek Sosyolojisine Giriş    

İnsanın beslenmesi biyolojik bir eylemdir. Beslenmeye bu tür yaklaşımda insan metabolizmasının besin, enerji ihtiyacının karşılanması sürecine gönderme söz konusudur. Ancak söz konusu enerjinin sağlanması için gerekli besinlerin temini, insan tüketimi için uygun hale getirilmesi ve tüketim davranışları süreci, beslenmeyi salt biyolojik bir eylem olmaktan çıkarmakta, kültürel bir olgu haline dönüştürmektedir.(Beşirli, 2010)

Yemeğin fizyolojik boyutunun yanında birçok farklı boyutu toplumsal değişme sürecinde karşımıza çıkmaktadır. Yemeğin sağlanması için gerekli olan tüm koşulları göz önünde bulundurduğumuzda ve toplumların kültürel farklılıkların yemekler aracılığı ile anlaşılabilmesi sosyolojik boyutunu ortaya çıkarmıştır. Yemeğin dağılımı, tüketimi, çeşitleri ve bireyin kimliğinin oluşumundaki etkileri göz ardı edilemeyecek kadar önemli olup sosyolojinin de inceleme alanına girmeye başlamıştır. Yiyeceğin geçirdiği süreçler en çok sanayileşme birlikte daha fazla farklılık ve çeşitlilik göstermesiyle birlikte bu toplumlarda yemeğin toplumsal ve kültürel öneminin artmasına yol açmıştır. Yemek başlıca antropoloji olmakla birlikte birçok alanda araştırılmışsa da sosyolojinin alanına girmesi yeni sayılmaktadır ve yaşadığımız toplumdaki ilişki biçimlerini, alışkanlıkları, kurumların işleyiş biçimini anlamamıza ışık tutacağı için büyük önem taşımaktadır.

Yemek Sosyolojisi

Yemeğe sosyolojik bakış, yeni bir alan olarak karşımıza çıkmasından dolayı yemek sosyolojisi kavramına direkt olarak rastlanmamaktadır. Sosyoloji sözlüğünde ‘sosyolojik yiyecek incelemeleri’ başlığı bulunan Gordon Marshall’ın(1999) yemek sosyolojisi ile ilgili cümlelerle karşılaşmamız bu konuda yazılmış olan ilk kavram olarak karşımıza çıkmakta ve başlangıç oluşturduğu anlaşılmaktadır. Yemeğin toplumsal ve kültürel anlamda öneminin günümüz toplumlarına gelirken giderek artması, yaşadığımız toplumda farklılaşmış olan tüketim alışkanlıklarımızda yemeğin sembolik rolü, yemeğe sosyolojik bakış açısını daha da anlamlı kılmaktadır.

1980’li yıllardan sonra sosyolojinin yemeğe olan ilgisinin artmaya başlaması söz konusudur. “Bir dönem büyük ölçüde üretim süreçlerinin analiziyle ilgilenmiş bir disiplin artık yönelimini tüketimin toplumsal örgütlenmesine ve çok çeşitli biçimlerde görülen tüketiciliğin ideolojik temelleri üzerine çevirmiştir” (Beardsworth, Keil 2011: 19). Tüketim toplumuna dönüşmüş olduğumuz yapı içerisinde yemeğin tüketim alanına girmesi, değişimini ve dönüşümünü kaçınılmaz olarak gerçekleştirmesine yol açmıştır.

Sanayileşme ile birlikte hızlı bir yaşam temposu içerisine katılan bireylerin yemek alışkanlıkları da dönüşüme uğramış ve yemeği geçiştirmek durumunda kalmışlardır. Hızlı yemek insan ilişkilerinde yemeğin iletişimsel yönünü ortadan kaldırma tehlikesi barındırıp aynı zamanda toplumunda kültürel yapısını bozmaktadır. Dışarıda yemek olgusu sanayileşme, küreselleşme süreçleri ve bu süreçlerin sonucu olan modernleşmeyle birlikte Batı Avrupa’da ortaya çıkmıştır. Sanayileşme ve kentleşme olgusu ile birlikte bireylerin seyahat etme sıklıkları, evlerinden uzakta beslenme ihtiyaçlarını karşılama zorunlulukları, dışarda yemek yemenin ticari bir faaliyete dönüşmesine neden olmuştur (Akarçay, Suğur 2015: 3). Bu da aslında sanayileşmeden sonraki toplumsal yaşamdaki tüm faaliyetlerin sosyolojinin alanına girmesinin zorunluğunu göstermektedir. Bunlarda yemek sosyolojisinin varlığının önemini ortaya koymaktadır.

Önerilen Yazı
Sağlık Sosyolojisi Nedir?

Baskı grupları, mesleki gruplar ve devlet, besinsel standartlar, gıdaların saflığı ve hijyeni, üretim yöntemleri ve standartları, hayvan hakları, beslenme ve sağlık arasındaki bağlantılar ve düşük gelirli aileler gibi birtakım hassas grupların gıda alımının besinsel açıdan yeterliliği gibi konularda birçok tartışmayla meşgul olmaktadır (Beardsworth, Keil 2011: 19). Tüm bunlarla ilgili yapılan çalışmalar hem siyasi politikaların hem de sivil toplum örgütlerinin alanına dahil olarak yemeğe bakışın önemini artırmıştır.

Bunların hepsini kapsayacak bir yemek sosyolojisi tanımı yapacak olursak; gıdanın ya da yemeğin üretim, dağıtım, bölüşüm ve tüketim aşamalarını, kültürel boyutlarını kır ve kent ölçeğinde tüm yönleriyle araştıran bir sosyoloji disiplinidir.(Akarçay, 2015)

Toplumsal Değişme Bağlamında Yemeğin İncelenmesi

Toplumlar, her dönem farklı değişim dinamikleri ile karşılaşmıştır. Hayatın devamlılığı ile birlikte toplumsal değişmeler de kaçınılmazdır. Bu değişimler yaşamımızda birçok alanı etkilemekte ve farklı biçimlerde karşımıza çıkarmaktadır. Daha önce farkında olunmayan, değişmelerin ve geri dönüşü mümkün olmayan sanayileşme gibi büyük toplumsal farklılaşmaların yaşandığı bir yapıda karşımıza incelememiz ve üzerinde düşünmemiz gereken yeni alanlar çıkmıştır. Bunlardan biri yemeğin sosyolojik bakış açısı ile incelenerek sosyolojinin konusu olarak ele alınmaya başlanmasıdır.

Yemek, sanayileşmenin beraberinde yaşamımızda hızlanmanın zorunlu olduğu bireylerin sürekli yetişmeye çalıştıkları bir yaşantı içerisine girmesiyle birlikte farklılaşmaya uğramış yemeğin toplumsal ve kültürel özelliklerinin kaybolma tehlikesini ortaya çıkarmıştır. Küreselleşme, bireylerin her şeye hızlıca ulaşmasına ve tüm dünyada ortak bir Pazara hitap etmesi gereken bir kitle oluşmasına yol açarak kültürel farklılıkları ortadan kaldırıp yalnızca haz ve tüketim odaklı bir yaşantıyı ortaya çıkarmıştır.

Önerilen Yazı
Eğitim Sosyolojisi Nedir? Ele Aldığı Konular Nelerdir?

Kitle iletişim araçları da teknolojik gelişmelerle birlikte kullanımının artması ve herkesçe daha kolay ulaşılabilir olmasıyla birlikte, bireylerin kendilerinin tüketim yoluyla var etmesine neden olmaktadır. Yemeğin rolü yalnızca beslenme değil bireyin eğlence biçimine ve kimlik oluşumuna etki eden bir sembolik araç haline gelmiştir. Yalnızca ihtiyaca yönelik yaşam biçiminden aşırı tüketim odaklı yaşam biçimine dönüşüm, yemeğin tüketilme şeklindeki farklılıklara neden olmuştur. Yemek, beslenmenin dışında psikolojik, sosyal ve ekonomik boyutlarda bireyin aradığı doyuma ulaşmanın da bir parçasıdır. Sürekli tüketen bireyler sürekli daha yeniyi istemekte, kendini mutlu etmeye çalışmakta ve ruh halinde iyileşmeye çözüm aramaktadır. Bu çözümü ise yemeğin psikolojik boyutuyla karşılamaya çalışmaktadır. Bunun özel alandan kamusal alana çıkışı ve dışarıda yemeğin kafelerin artması, tüketiminde hızlı bir artışına sebep olmaktadır. Dışarıda sosyalleşen bireyler, yemek üzerinden sosyal etkileşim kurmakta ve çevresinde bunun üzerinden bir sosyal statü elde etmeye çalışmaktadır. Bundaki çözümü ise yemeğin sosyal boyutu aracılığıyla gerçekleştirir.

Yemeğe Sosyolojik Yaklaşımlar

3.1 İşlevselci Yaklaşım

İnsan vücudundaki her organın nasıl tüm vücudu ayakta tutmak için bir görevi varsa toplumdaki tüm ögelerin de toplumu devam ettirmek için bir bütün halinde çalıştığı görülür. İşlevselcilik, bu şekilde toplumsal yapıyı tanımlar ve içerisindeki kurum ve niteliklerin devamı olarak bütün halinde görür(Gültekin, 2019).

Yemeğin üzerindeki en büyük etki olarak kültürel etkiyi söylemek mümkündür. Kültür, beslenme tarzını etkileyerek yemeğin üzerinde oldukça belirleyici bir etken haline gelir. Aynı ülkede dahi bir yerden farklı bir yere geçildiğinde yemek kültüründeki farklılıkları görmemiz mümkündür. Dinsel açıdan baktığımızda da yine farklı dinlerde farklı yemek yeme tercihleri ve yasaklarını görebiliriz. Yemek, kişinin sosyalleşmesine yardımcı olan duygu ve düşünceleri ortaya çıkaran toplumsal bir işlev üstlenmektedir. Yemeğin duyguları ifade etmede toplumsal bir işlevi vardır. Tüm bunlar eşliğinde işlevselciliğin, toplumdaki birçok işlevin yemek üzerindeki etkisini görmekteyiz.

3.2 Yapısalcı Yaklaşım

Fransız antropolog Levi- Strauss’un yapısalcı yaklaşımı, insan zihninin yapısı ile insan toplulukların yapısı arasında benzerlik ve bağlantı olduğunu varsaymaktadır. Mutfağa yapısalcı yaklaşımında çiğ yemeklerin pişirilmesine yönelik olan analizi mevcuttur.“Strauss’un çiğ ve pişmiş yemek arasındaki ayrımı, doğa ve kültür arasındaki ayrımla ilişkilendirmeyi insan düşüncesinin evrensel bir niteliği olarak ileri sürdüğü düşünülünce, yemek pişirme etkinliğinin son derece önemli olarak görüldüğünü söyleyebiliriz” (Beardsworth, Keil 2011: 107). Yemeğin pişirilmesi kültürün var olduğuna işaret eder. Çiğ ise doğal yaşamda olur.

3.3 Yapısal-İşlevselci Yaklaşım

Yapısal işlevselci yaklaşıma göre yiyecek-içecek bir toplumu bir arada tutan, onun devamlılığını sağlayan en önemli unsurlardan biri olarak kabul edilir. Yiyeceğin paylaşımı, toplum içinde istikrarın sağlanmasına yardımcı olur. Yiyecek-içecekler tarladan soframıza gelene kadar bir dizi süreçlerden geçmektedir. Bunlar; tarlada üretimden, dağıtıma, mutfakta hazırlama, pişirme ve sofrada tüketimine kadar birkaç aşamalı süreci kapsamaktadır.

3.4 Sembolik Etkileşim

Bu bakış açısıyla yiyecek-içeceğin kendisi zaten semboldür. Yiyecek-içeceğe atfedilen semboller, insanların toplumdaki yerlerini, sınıflarını ve statülerini belirleyen göstergelerdir. Yeme-içme eylemi bir toplumdaki grup aidiyetini belirleyen ve güçlendiren, estetik, kültürel ve gösterge bilimsel kod olarak da sembolik işleve sahiptir.

KAYNAKÇA

  • Akarçay, E., Suğur, N., & Kani, İ. (2015). Dışarıda yemek: Eskişehir’de yeni orta sınıfın fast-food yeme-içme örüntüleri.
  • Beşirli, H. (2010). Yemek, kültür ve kimlik. Milli Folklor22(87), 159-169.
  • Beşirli, H. (2012). Yemek sosyolojisi. Yiyeceklere ve Mutfağa Sosyolojik Bir Bakış, Phoenix, 1-184.
  • Dönmez, F. G., &Bekar, A. Tüketicilerin  dışarıda yemek yeme nedenlerine ilişkin bir     değerlendirme. Social Sciences11(1), 1-15.
  • Ertürk, M. (2018). Tüketicilerin dışarıda yemek yeme nedenleri. Gaziantep University     Journal of Social Sciences17(3), 1203-1224.
  • Gültekin, H. (2019). Yemek sosyolojisi bağlamında üniversite öğrencilerinin yemek yeme  alışkanlıklarının değerlendirilmesi: cumhuriyet üniversitesi örneği (Master’s thesis, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi-Sosyal Bilimler Enstitüsü).
  • Gürhan, N. (2017).  Toplumsal değişme ve yemek kültürü üzerine sosyolojik bir çözümleme: mardin örneği. Journal of International Social Research10(54).
  • Kıstak, D. (2013). Yemek sosyolojisi. İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi2(2),  281-284.
Önerilen Yazı
İletişim Sosyolojisi Nedir?
Yorum Yap

Yazar Hakkında

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Yüksek Lisans Öğrencisi, Aile Danışmanı, Yemek Sosyoloğu

Yorum yap

Yorumlar (2)

  1. gayet bilgilendirici bir yazı olmuş yazanın ellerine sağlık

  2. bekirbugrahan 8 ay önce

    Elinize sağlık. Başarılarınızın devamını dilerim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir