Kent Sosyolojisi ve Loïc Wacquant

Kent Sosyolojisi ve Loïc Wacquant
0

Loïc Wacquant, çağdaş sosyolojide Bourdieu’nun miras bıraktığı sosyolojiyle ilgilenmiş ve aynı zamanda araştırmalarının içeriği ve teorik bütünlüğü bakımından çok yönlü olmasıyla tanınmıştır. Bütüncül ve disiplinler arası çalışmaları ilgi görmüştür. Wacquant, kentsel eşitsizliğin karşılaştırmalı analizine yoğunlaşmış ve belirli ana temalar üzerinden ilerleyen kavram setleri inşa etmiştir. Bu kavram setlerine ve ana temalara geçmeden önce bunu nasıl yaptığıyla başlamak yerinde olacaktır. (Hancock, 2009’dan akt. Akçaoğlu, 2022: 334).

Kent sosyolojisi üzerine yoğunlaşan Wacquant, bu eylemini ırksal ve sınıfsal ayrımlar, kentsel mekan, toplumsal yapılar ve bilişsel kategoriler kaynağında tasarlamıştır (Flint ve Powell, 2019’dan akt. Akçaoğlu, 2022: 334). Wacquant’ın ele alınan iki eseri bu metne kaynak olmuştur. Bu eserlerden birincisi “Kent Paryaları”, ikincisi ise “Ruh ve Beden” olmuştur. Wacquant, kentsel yoksulluğunu ele alan bir araştırma gerçekleştirmiştir. Burada yoksulluğun toplumsal yapıdaki köklerine yoğunlaşmıştır. ABD’de bulunan siyahi gettoların dönüşümüne odaklanmıştır. Wacquant’ın başlangıç noktasının Kent Paryaları eseri olduğunu da eklemek gerekir (Wacquant, 2015’ten akt. Akçaoğlu: 2022: 334).

Wacquant’ın bu çalışmada ele aldığı kavramlardan hareket etmek gerekirse ilk olarak komünal getto kavramına bakmak gerekir. Bu kavramsallaştırma siyahilerin belirli bir mekâna kapatılıp emeklerinin sömürülmesine atıfta bulunur. Diğer yandan içerdiği dayanışma ilişkilerini içerir ve buradan hareketle de dış dünyaya karşı korunma mekanizması geliştiren paralel kurumların aracılık etmesiyle açıklanmaktadır. Wacquant’a göre 1980 sonrasında komünal getto işlevini yitirmiştir. Burada, siyahilerin çalışma şartlarının değişmesini ve siyahilerin kronik işsizliğin yaygınlaşmasında etken olduklarını belirtmiştir. Bu topluluğun karşılaştığı bir diğer olumsuz durum ise refah devletinin verilen destekleri azaltması ya da bu desteklerin belirlenmesini belirli koşullara bağlayarak bu insanları elimine etmiş olmasıdır. Wacquant’ın kavramsal inşasından hareket etmek gerekirse ileri marijinalliğin beslendiği ilk eylem komünal gettonun çöküşü ve hiper-gettoya uzanan geçiştir. Bu noktada Wacquant bölgesel damgalama kavramı kullanır. Birçok kurum tarafından beslenen bölgesel damgalama sonucunda siyahiler getto dışındaki varlıklarını gün geçtikçe kaybederler. İş imkânları daralır, işe girme olasılıkları azalır ve getto sakinleri mevcut sınırların dışında var olma mücadelesiyle karşı karşıya kalırlar. İş imkânlarının azalması ve dayanışma ağının çökmesi sonucunda bireysellik devreye girer. Bu şekilde komünal getto yerini hiper-gettoya teslim eder. Hiper-getto enformal sektörü ön plana alır, suça itilme söz konusu olur ve düşük ücretli işler sistematik olarak dolayımdadır. Wacquant’ın “Kent Paryaları” eserinden bir pasajla hiper-gettonun açıklamasını yapabiliriz:

Komünal gettonun yerini yüzyılın sonunda hipergetto diyebileceğimiz bir yapı geçmiştir. Hipergettonun mekânsal düzeni, kurumsal tertibi, nüfus içeriği, kent toplumundaki yapısı ve işlevi oldukça yenidir. Dahası, gettonun Amerikan toplumundan ayrışması sadece görünürdedir: Habermas’ın üzerinde durduğu kavramsal ayrımı kullanmamız gerekirse, bu ayrışma ‘yaşam dünyası’ seviyesine aittir, bir ‘sistem’ farklı değildir. Bu ayrışma, getto sakinlerinin somut deneyimleriyle, somut ilişkileriyle ilgilidir, onları metropol topluluğuna, dışlayıcı bir tarzda da olsa, sıkıca demirleyen dip bağlarıyla ilgili değildir” (Wacquant, 2010: 60).

Wacquant, araştırmasında Bourdieu sosyolojisinin temelinde yer alan epistemolojik ihtiyat ilkesinin nasıl çalıştığını denemiştir. Bu eylemi de sınıf-altı kavramıyla ele almıştır. Wacquant’a göre, sınıf-altı kavramı; “Siyahların yoksulluğunu bireysel nedenlere indirgeyerek ve böylelikle siyah nüfusu yaftalayarak tahrip edici etkiler üretir” (Akçaoğlu, 2022: 335). Wacquant, sınıf-altı kavramına ırksal ve sınıfsal dışlama özelinde yaklaşır. Ona göre durum, “işsizlik ve ekonomik dışlamanın, dramatik oranlara erişmiş bir hiper-gettolaştırma sürecini tetiklediğidir” (Erkilet, 2011: 140).

Wacquant’ın değinilecek diğer bir araştırmasını “Ruh ve Beden” adlı eseri içermektedir. Etnografik bir araştırma olan “Ruh ve Beden”, içeriğinde Wacquant’ın sosyolojisinin ilkelerini daha görünür kılmaktadır. Wacquant’ın sosyolojisinin temelinde dört temel ilke olduğundan söz etmek mümkündür: Epistemolojik ihtiyat, Bourdieu sosyolojisi, araştırma aracı olarak habitus ve sabit-fikirleri hedefine yerleştiren eleştiri.

Epistemolojik ihtiyat, araştırmacıyı hazırda bulduğu gündelik dile, medyaya, bürokrasiye ve akademiye ait kavramları hiç sorgulamadan kullanmak yerine, araştırma nesnesini inşa etmeye davettir. İleri marjinallik, bölgesel damgalama, komünal getto, hiper-getto ve anti-getto gibi kavramlar, epistemolojik ihtiyat ilkesinin somut örnekleri olarak görülebilir. Wacquant’ın esin kaynağı, tahmin edilebileceği gibi Pierre Bourdieu’dur” (Akçaoğlu, 2022: 335).

thumbnail
Önerilen Yazı
Kentsel Dönüşüm, Çöküntü Alanları ve Soylulaştırmanın Sebepleri, Sonuçları ve Türkiye Üzerindeki Uygulama Alanlarının İncelenmesi

Wacquant, Bourdieu’nün kavram setinden olduğu gibi yararlanmaz. Bu kavramları ele alarak genişletir ve ele aldığı konular bağlamında marjinalleştirir. Bu marjinalleştirmeye örnek olarak Ruh ve Beden eserinde “habitus” kavramını etnografik bir araç olarak kullanmasını gösterebiliriz. Wacquant açısından sosyolojik eleştirinin ulaşmak istediği hedef, anlamı faile geri vermektir. Kent Paryaları adlı eserinden devam etmek gerekirse, Wacquant’ın kentsel eşitsizlik ekseninde merkeze aldığı üç temel kavramdan söz etmek mümkündür: İleri marjinallik, bölgesel damgalama ve komünal getto, hiper-getto ve anti getto.

İleri marjinallik, kentsel eşitsizliğin yeni bir formudur. Ekonominin yeni sektörlerinden beslenir. İleri marjinalliği besleyen unsurlar politika ve ekonomik dönüşümlerle sınırlı değildir. Wacquant, Goffman’ın “örselenmiş kimlikler” yaklaşımı ile Bourdieu’nün “bürokrasi” kavramını sentezlemiştir. Wacquant’a göre getto sakinleri bölgesel olarak damgalanır. Bu damgalamanın temelini yerel ve merkezi yönetimler, medya ve akademi ortaklaşa olarak üretir. Siyah gettosu suç ve sapkınlık ile lekenir. Bölgesel damgalamayla lekelenen siyah gettosu, iş imkânlarının daralmasıyla karşılaşır. Dolayısıyla, siyah gettosu sakinleri sistematik şekilde enformel sektöre itilmiş olur. Wacquant’a göre Avrupa devletlerinde refah politikaları gettolaşmanın önüne geçmektedir. Ayrıca Avrupa kentlerindeki gettolaşma söylemi ırksal ve sınıfsal kökenlere dayanmadığı için getto olarak adlandırılamaz. Dolayısıyla, ona göre Avrupa kentlerindeki sınıfsal ve etnik zıtlıklar anti-getto kavramıyla açıklanabilir. Wacquant’ın kent sosyolojisine dair bir katkısı da yeni bir yaklaşım önermesidir. Ona göre kent sosyologları kenti çalışmıyor, kentteki siyaseti ya da toplumsal cinsiyeti çalışıyor. Wacquant, kentteki eşitsizliğin sınırlı analizini sunan yaklaşımların sınırlarını Bourdieu’nun kavramsal çerçevesiyle aşmanın ufuk açacağını belirtiyor.

Sonuç olarak, Wacquant’a göre sosyoloji epistemolojik bir uğraştır. Buradan hareketle sosyoloğun hazır bulunan kavramları benimsemek yerine kavramlar inşa etmesi gerekmektedir. Kent sosyolojisi araştırmalarında kent, iktidar mücadelesinden ve faillerin bedensel eğilimlerinden kopuk şekilde ele alınamaz. Wacquant’ın diğer bir vurgusu Bourdieu’nun kavram setinin kent çalışmaları için yeni imkanlar sunmasıdır. Wacquant, kent çalışmalarında Bourdieu’nün kavram setini kullanır ancak genişletip marjinalleştirir. Bunun yanı sıra Weber, Goffman, Polanyi, Schmitt ve Koselleck gibi düşünürlerin yaklaşımlarıyla sentezler. Wacquant’ın vermek istediği üçüncü mesaj, kuramın kutsanacak bir şeyden ziyade kullanılacak bir şey olduğunu hatırlamaktır. Son olarak ise, Wacquant’ın etnografi açısından sunduğu yaklaşım, araştırmacının araştırılan konuyla eklemlenmesi ve araştırma nesnesiyle süren ilişkinin usta-çırak ilişkisine benzemesidir. Wacquant’ın sosyolojisinin önemli bir boyutu da yaklaşımının kent çalışmaları için esin kaynağı olmasıdır. Hazırlanan bu çalışma, ders kapsamında yapılmış bir sunumdan hareketle oluşturulmuştur. Dolayısıyla, ilgili kavramlara ve konunun içeriğine dair detaylı ve kapsamlı bir giriş niteliği barındırmamaktadır.

thumbnail
Önerilen Yazı
Türkiye’de Kentin Dönüşümü

KAYNAKÇA

Akçaoğlu, A. (2022). “Loïc Wacquant’da Kent ve Toplum Kuramı”, TroyAcademy, Cilt: 7, Sayı: 3, s. 333-350.

Erkilet, A. (2011). “Sınıf-Altı: Kuramsal Tartışmalar ve İstanbul Tarihi Yarımada’ya Uygulanma İmkânları”, Öneri Dergisi, Cilt: 9, Sayı: 36, s. 137-146.

Wacquant, L. (2008). Kent Paryaları, (Çev.: Mehmet Doğan). Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi. İstanbul.

Yazı Kaynakları
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2570241
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/165774

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sosyoloji bölümünde yüksek lisans öğrencisiyim.

Yazarın Profili

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir