1. Ana Sayfa
  2. Değerlendirme Yazısı
  3. Thorstein Veblen’in Gösterişçi Tüketim Kavramı Üzerinden Günümüz Dünyası

Thorstein Veblen’in Gösterişçi Tüketim Kavramı Üzerinden Günümüz Dünyası

Günümüz dünyasındaki tüketim alışkanlıkları Thorstein Veblen'in "gösterişçi tüketim" kavramı çerçevesinden analiz edilmeye çalışılmıştır.

thorstein veblen

      Günümüz dünyası sürekli bir değişim ve yenilik içerisindedir. Var olan değişimler bizlere yeni yaşam koşulları sunar. Yaşam koşullarımız üretim araçları ile birlikte değişir ve gelişir. Üretim araçlarının gelişmesi teknolojik gelişmeye de ciddi bir katkı sağlar. Ancak burada asıl amaç bireylere daha iyi bir hayat koşulu sunmaktır. Çünkü bireylerde her zaman hayat koşullarını daha iyiye taşıma isteği vardır. Bu isteklerine en hızlı dönüş daima teknoloji ile gelir. Üretim ve teknoloji insanların ihtiyaçları doğrultusunda hareket ederler. Teknoloji, dünyanın her yerinde bireylerin yaşam standartlarını yükseltmeyi hedef alır. Bu süreçte teknoloji ile birlikte sürekli değişen ve yenilenen bir dünyada bireylerin ihtiyaçları da sürekli bir dönüşüm içerisindedir. Peki, ihtiyacımız olan bir şey değişen sistemle orantılı olarak nasıl değişir veya dönüşür? İçinde bulunduğumuz toplumun tüketim şartlarına baktığımız zaman asla duraksamadan ilerleyen bir moda, sürekli yeni modelleri çıkan telefonlar ve neredeyse gözlerimizi kapattığımızda bile asla kurtulamayacağımız reklamlara maruz kalıyoruz. Sürekli bir biçimde yenilenen bu sistemin hızına yetişemeyen yani endüstriyel ilerlemenin hızına ayak uyduramayan bilgi, gelenek ve hukuk gibi alanlar kültürel bir gecikmeye maruz kalıyorlar. Örneğin yeni model telefonların piyasaya sürülmesine baktığımızda, daha elimizde olan telefonun özelliklerini tam anlamıyla keşfedemeden sürekli bir üst modelin çıkması, “Yeni çıkan bu ürüne ihtiyacımız var mı?” sorusunu düşünmeden üst modeli satın almak zorunda hissediyoruz. Önceleri sadece ihtiyacımız olanı alan bizler şimdi nasıl oldu da ihtiyaçlarımızın kat kat fazlasını aldığımız halde, hala satın almaya devam ediyoruz?

Bizi devamlı olarak satın almaya iten bazı etkenler, bazı uyaranlar vardır. Hepimizin bir tık ile ulaştığı ve yanımızdan asla ayırmadığımız telefonlarımız, dizüstü bilgisayarlarımız ile beğendiğimiz ürünleri, hangi markayı takip ettiğimizi, hangisini etmediğimizi kısacası neyi sevip sevmediğimizi bizden daha iyi bilen akıllı-elektronik cihazlar sayesinde bizi tüketime daha çok bağlayabiliyorlar. Ancak bizi tüketime bağlayan en önemli etkenlerden birisini Thorstein Veblen 1899’da yayımladığı kitabı “Aylak Sınıfın Teorisi” adlı eserinde tüketimin gösteriş için de yapılabileceğini öne sürmüştür. “Veblen, gösterişçi tüketimin üst sosyal sınıf ve bunlara benzemeye çalışan diğer sınıflar tarafından gösteriş amaçlı olarak yapılan alışverişler olduğunu belirtmiştir” (Güleç, 2015: s.62). Bazen gösterişçi tüketim adına temel ihtiyaçlarımızı dahi yok sayabiliyoruz. Peki, neden ihtiyacımız olmadığı halde harcayıp başkalarına göstermek istiyoruz?  Bu durum da bireylerin “… tüketim davranışlarının ‘sosyal statüyü’ işaret eden bir araç olarak ele alınması da en temel hareket noktalarından biri olarak görülmektedir” (Güleç, 2015: s.70). “… Sahip olanın fiyatı o malın sağladığı faydaya göre daha fazla olmalı ki, diğer kişiler bunu gösterişçi tüketim olarak algılasın” (Güleç, 2015: s.72-73). Yani bir ürünün gösterişçi tüketim sayılabilmesi için fiyatının, faydasından çok olması gerekir. Şöyle bir örnekle açıklayalım. Bazı üst sınıfların evlerinde gördüğümüz üzere altın musluk kullanımı var. Oysa çelikten olan musluk ile aynı işlevi görmesine, aynı suyu iletmesine rağmen altın olanın değeri çok yüksek olduğundan bunun temelinde gösterişçi tüketim, toplumsal bir saygınlık ve beğenilme içgüdüsünün yattığını söyleyebiliriz. Ancak unutulmamalıdır ki gösterişçi tüketim ciddi bir israfa da sebep olmaktadır.

Son zamanlarda gösterişçi tüketimin insanlara nasıl yansıtıldığını televizyonlarda yayınlanan “Gelin Evi” gibi evlerinin içini, eşyalarını insanların beğenisine sunan programların çıkışı ve “Youtube” üzerinden günlük hayatını video şeklinde paylaşan kişilerde artış olduğunu söyleyebiliriz. Bunların hepsinin alt sınıflardaki insanlarda öykünmeye sebep olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Kitle iletişim araçlarının yanı sıra sosyal medya uygulamaları da insanların ciddi bir şekilde gösterişçi tüketim yaptığına tanık olabileceğimiz alanlardan biridir. Sürekli günlük hayatını resmedip nereye gittiğini, ne yediğini paylaşan insanlar düşünün ve bunlara boş merak duyan bizler de onların hayatını seyrettikten sonra aynısını yapıyoruz ve bitmek bilmeyen kimin hayatı daha iyi döngüsüne giren bir yarış sisteminin içerisine sürükleniyoruz. Sosyal mecralar sadece bununla da kalmıyor, bir de reklamları dayatıyorlar. Bu mecralarda gezindiğimiz her an reklamlarla sürekli içli dışlı olduğumuzu söyleyebiliriz. Reklamların bize sunuluş şeklinde de sürekli bir satın alıma yönlendirme, başkalarına öykündürmeye çalışma durumu söz konusudur. Türkiye’de ve dünya genelinde alışveriş merkezlerinin ciddi oranda artışının da tüketim çılgınlığından kaynaklandığını hatırlatmakta fayda vardır. Son yıllarda dünya genelinde markacılık kavramıyla birlikte gösterişçi tüketimin ciddi boyutlara ulaştığını söyleyebiliriz. Son olarak gösterişçi tüketimi Dövüş Kulübü (1999) filminden bir alıntıyla örnek verip sonlandıralım: “İhtiyacımız olmayan şeyleri, olmayan paramızla, sevmediğimiz insanları etkilemek için alıyoruz.”

Sonuç olarak toparladığımızda gösterişçi tüketim eşitsizliğe, sınıfsal farklılıkların arasındaki uçurumun derinleşmesine, sınırlı olan doğal kaynaklarımızın bilinçsizce kullanımına sebebiyet veriyor. Bunun sonucunda aşırı tüketim alışkanlıklarımızın çevreye verdiği zararın farkında olmalı ve bu zararı en az düzeye indirmeye çalışmalıyız. Çünkü bu dünyada yaşamak sadece bizim değil, bizden sonra gelecek olan nesillerin de hakkıdır.

 

Kaynakça

  • Güleç, C. (2015). Thorstein Veblen ve gösterişçi tüketim kavramı.
  • MILCHAN Arnon (Ya.) /FINCHER David (Yön.), Dövüş Kulübü (Fight Club), Art Linson Productions (Yap.) /Twentieth Century Fox (Dağ.), ABD 1999.
Yorum Yap

Yazar Hakkında

Merhaba, ben Merve. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü lisans öğrencisiyim. Toplumu anlamak ve kendimi keşfetmek için buradayım.

Yorum yap