Toplumun Mcdonaldlaştırılması; Çevre Kirliliği Bağlamında Eleştirel Bakış

Bu yazıda Mcdonaldlaştırılmış sistemlerin çevreye verebileceği potansiyel zararlara eleştirel bir bakış açısıyla bakılacaktır. Eleştirel sorular sorularak bir değerlendirme sunulacaktır.

toplumun-mcdonaldslastirilması

 Giriş

 Bu çalışmada çevre sosyolojisi bağlamında toplumun Mcdonaldlaştırılmasıyla çevre kirliliği arasındaki ilişki açıklanmaya çalışılacaktır. İlk olarak Mcdonaldlaştırmanın ilkelerinden ve kuramsal alt yapısına dair genel bir bakış sunulacaktır. Daha sonra Mcdonald’s zincirinin çevre kirliliği ile ilişkisi incelenecektir. Sonuç kısmındaysa Mcdonald’s ve türevi şirketlerin çevreye zarar vermeden varlığını sürdürüp sürdüremeyeceği tartışılacaktır.

 Mcdonaldlaştırma nedir ve kuramsal alt yapısı nedir?

 Mcdonaldlaştırma George Ritzer tarafından ortaya atılmış bir kavramdır. George Ritzer’e göre Mcdonaldlaştırma; “Fast-food restoranlarının temelindeki ilkelerin, (verimlilik, öngörülebilirlik, denetim, hesaplanabilirlik) Amerikan toplumuna ve dünyanın geri kalan kısmına gitgide daha fazla egemen olma süreci.” olarak tanımlanmıştır. (Ritzer.G;2011) Toplumun geri kalan kısımları olarak bahsedilen kavramı toplumun kurumları ve toplumsal etkileşimler olarak düşünebiliriz. Ritzer Toplumun Mcdonaldlaştırılması kitabında özellikle eğitim ve sağlık kurumlarının dönüşümünden bahseder. Ritzer eğitim kuramındaki değişimi şu şekilde ifade eder;

“Eğitimde nicel olguya giderek daha fazla vurgu yapmaya başlandı.Odak noktası, öğrendiklerinin ve eğitim deneyiminin kalitesi değil,kaçöğrencinin (“ürunler”) sistemden geçtiği ve hangi notları aldığıdır. (Hesaplanabilirlik) Yüksekokullar,yüksek lisans okulları ve meslek okulları, bir öğrenciyikabul edip etmemeye karar verirken üç ya da dört rakam üzerindeyoğunlaşabilir. Öğrenciler ise reytingi nedeniyle bir üniversiteyi seçebilirler. Ülkedeki en iyi on üniversiteden biri mi? Fizik bölümü ilk on içindemi? Potansiyel işverenler notları, sınıf sıralaması ve mezun olduklarıokulların sıralaması temelinde mezunları işe alıp almamayakarar verebilirler.” (Ritzer.G;2011)

 Keller’e göre ise Ritzer’in kuramı; McDonaldlaştırmanın ilkelerinin, doğumdan ölüme kadar olan önemli süreçleri kuşatarak gıda, medya, eğitim ve sağlık endüstrilerine kadar uzanan çok geniş alanları yeniden yapılandırdığını göstererek, Weber’in incelemesine çok sayıda fenomen ilave etmektedir. (Karahan.J; 2012) Bahsedildiği üzere aslında Ritzer’in kuramı Weber ile bağlantılı noktalara işaret etmektedir. Weber daha çok incelemelerini rasyonelleşme ve bunun sonucunda bürokratik sistemlere geçişten bahsederken Ritzer burada rasyonelleşme ile fast-food rastoranı olan Mcdonald’s arasındaki ilişkiden bahseder. Dolayısıyla Ritzer’in Mcdonaldlaştırma kuramını anlamak için Weber’in rasyonelleşmesinin ne olduğunu bilmemiz gerekir.

 Weber ve rasyonelleşme kavramı; “Dünya’nın büyüsünün her gün biraz daha bozulması,  gizem, duygu, gelenek ve duygusallığın yok olması ve tüm bunların yerini akılcı hesabın alması anlamına gelir. Akılcılaşma süreci iktisadi yaşamı, hukuku, idari yapıyı ve dini etkilemiştir. Akılcılaşma Kapitalizmin, bürokrasinin ve hukuk devletlerinin ortaya çıkışının temelini oluşturur. Akılcılaşma sürecinin özü; toplumsal aktörlerlerin kişisel olmayan ilişkiler bağlamında, çevrelerindeki dünya üzerinde daha fazla denetim kurmak için bilgiye giderek daha fazla baş vurmalarıdır. “(Marshall.G; 2020)

 Ayrıca Ritzer bize Mcdonald’s şirketinin ve türevlerinin dünyanın diğer bölgelerine başarılı bir şekilde nasıl yayıldığını, nasıl stratejiler izlediğinin bir analizini de bize sunmaktadır. Yani Mcdonaldlaştırma şirketlerin nasıl küreselleştiğini de anlatmaktadır. Bu süreçte Ritzer’in Mcdonald’s üzerinden temellendirdiği bazı ilkeler vardır. Diğer bölümde bu ilkelere değinilecektir.

 Mcdonaldlaştırma İlkeleri

 Mcdonaldlaşma ilkeleri Ritzer’in kitabında 4 ana başlıkta incelenmektedir. Bunlar; Öngörülebilirlik, hesaplanabilirlik, denetlenebilirlik, verimlilik şeklindedir.

 a) Verimlilik

 Ritzer’e göre; McDonaldlaştırma, sayıları gittikçe artan ve farklılaşan toplumsal ortamlarda maksimum verimlilik arayışının artışına gönderme yapar. Verimlilik, belirli bir amaç için optimum araçları seçmek anlamına gelir. (Ritzer,G;2011) Yani verimliliği optimum durumu sağlamak için bir arayış olarak görebiliriz. Verimlilik kaygıları bazı durumlarda çevrenin yok sayılmasına yol açabilmektedir. Konuyu biraz daha somutlaştırmak anlaşılması açısından daha iyi olacaktır. Ritzer kitabında bu durumdan şu şekilde bahsetmektedir. Örnek;

“Bugün fast-food restoranları menüde yer alan yiyecekleri, uzmanlaşmışişler yapan insanların (örneğin burger “sosçusu”) çalıştığıbir tur montaj bandında hazırlıyorlar. Montaj bandının fastfoodişindeki son uygulaması, Burger King’in taşıyıcı bandıdır:Donmuş durumdaki çiğ hamburger, altında ateş yanan bir bandın üzerinden yavaşça hareket eder, doksan dört saniye sonra diğeruçtan tam olarak pişmiş şekilde çıkar.”(Ritzer,G;2011) Burada montaj hattı göndermesi önemli bir yer tutmaktadır. Taylorizmde ve fordizmde kullanılan işlerin küçük parçalara bölünmesi, vasıfsız ve hataya yer bırakmayacak şekilde düzenlenmesiyle verilen örneğin benzerlik taşıdığını görürüz. Bunların yapılmasında temel kaygı “verimlilik” kaygısıdır.

 Mcdonaldlaşmış yapıların kullandığı diğer bir verimlilik taktiğinin işleri başkalarına yaptırmak olduğunu söyleyebiliriz. Hatta Ritzer kitabında Mcdonalds’ın “Sizin yerinize biz her şeyi yaparız” sloganıyla çıkmasının çelişkisinden de bahseder. Kitapta bu durum şu şekilde ifade edilir; 

“Birkaç yıl önce fast-food zinciri McDonald’s “Sizin yerinize her şeyi biz yaparız” sloganıyla ortaya çıktı. Aslında McDonald’s restoranlarında her şeyi biz onların yerine yapıyoruz. Kuyruğa giriyoruz, yiyecekleri masaya getiriyoruz, çöpleri atıyoruz, tepsilerimizi yerine koyuyoruz. İşgücü maliyeti arttıkça ve teknoloji geliştikçe müşteriler çoğunlukla işin daha fazla kısmını yapıyor. (Ritzer,G;2011) Burada üretimin ve tüketimin iç içe geçtiğini görüyoruz. Literatürde bu kavram Üre-tüketici olarak geçer. Bu taktik de verimliliği arttıran ve maliyeti düşüren bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

 b) Hesaplanabilirlik

 McDonaldlaştırma, hesap edilebilen, sayılabilen nicelleştirilebilen şeylere vurgu yapar. Aslında nicelik (özellikle büyük bir miktar-) niteliğin yerine geçme eğilimindedir.” Niceliğe yapılan vurgu hem işlemlerle (örneğin üretim), hem de son ürünlerle (örneğin mallar) ilgilidir. İşlemler açısından vurgu hızdadır (genellikle yüksek), son ürünlerde ise odak noktası üretilen ve servisi yapılan ürünlerin sayısıdır (genellikle çok). En başından itibaren niceliğin bilincinde olan McDonald’s bunu çeşitli biçimlerde vurguladı. En önemli üç vurgulama yolu şunlardır: Ürünlerin niteliği yerine niceliğinin öne çıkarılması, miktar hakkında yanılsama yaratılması ve üretim sureciyle servisin rakamlara indirgenmesi.” (Ritzer,G;2011) Ritzer burada duyguların ve değerlerin yok olması, geriye sayılabilen sayıların kaldığını anlatır gibi gözüküyor. Örneğin bir mezbahada kesilen hayvanın acı çekmesi önemsenmeyebilir, önemli olan günün sonunda ortaya çıkan sayı olabilir. Ritzer kitabında buna benzer bir örnek olarak yahudi soykırımını örnek verir. Yahudi soykırımı örneğiyse duygularından arındırılmış, sayıya indirgenen insanların nasıl katledildiğini açıklamaktadır. Önemli olan günün sonunda kaç kişinin katledildiğidir. Nitelik ve özünden ayrılmış, artık başkaları için bir duygu ifade etmeyen sayılar…

 c) Öngörülebilirlik

 Akılcılaştırma, bir yer ya da zamandan diğerine öngörülebilirliği sağlamaya yönelik artan çabayı içerir. Bu nedenle, akılcılaştırılmış bir toplum disiplin, düzen, sistematiklik, formalizasyon, rutin, tutarlılık ve metodik işleyiş gibi şeyleri vurgular. Böyle bir toplumda insanlar birçok ortamda ve birçok zaman neyle karşılaşacakları bilmeyi tercih ederler. Sürprizleri ne ister ne de beklerler. Bugün sipariş verdikleri Big Mac’in dun yedikleriyle ve yarın yiyecekleriyle aynı olacağını bilmek isterler. Bir gün özel sos kullanılıp başka bir gün kullanılmazsa ya da tadı farklı olursa rahatsız olurlar. (Ritzer,G;2011) Burada Mcdonalds’ın standart kaliteye vurgusunu görürüz. Aslında standartlaşma bir noktada işi ruhunu ve heyecanını öldüren bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır.

 d)Denetim

 Artan denetim, insanın yerine insansız teknolojinin geçirilmesiyle bağlantılıdır. Aslında insanın yerine insansız teknolojinin geçirilmesinin ardındaki itici güç, çoğunlukla daha fazla denetim isteğidir. Her tür akılcılaştırma sisteminde en büyük belirsizlik, öngörülemezlik, verimsizlik kaynağı insandır; ister çalışanlar, ister hizmet verilenler olsun. Dolayısıyla denetimi arttırma çabalayan genellikle insanı hedef alır. McDonaldlaştırma, hem çalışanlar hem de müşteriler üzerinde artan denetim kurmaya yönelik araç arayışını içerir. Yıllar boyu insanları denetlemeyi amaçlayan çeşitli teknolojiler geliştirildi ve kullanıldı. Dahası ve daha aşırısı, insansız teknolojiler akılcılaşmış ortamlarda çalışan insanların yerini düzenli olarak aldı; çünkü diğer şeylerin yanı sıra robotlar ve bilgisayarları denetlemek insanları denetlemekten çok daha kolaydır. Burada teknoloji geniş anlamıyla ele alınmış, yalnızca makine ve aletleri değil, malzeme, beceriler, bilgi, kural ve yönetmelikler, işlem ve teknikleri içerecek şekilde kullanılmıştır. Dolayısıyla teknolojiler robot, bilgisayarlar ve montaj bandı gibi yalnızca gözle görülür olanı değil; aynı zamanda bürokratik kurallar, benimsenen işlem ve teknikleri açıklayan elkitapları gibi daha az belirgin olanı da içermektedir”. (Ritzer,G;2011) Burada Ritzer rasyonel sistemlerin içindeki bireyin özgürlüğüne vurgu yapılmaktadır. Ritzer’in burada tartıştığı konunun Weber’in “iron cage” kavramıyla benzer bir doğrultuda ve mantıkta olduğunu söyleyebiliriz.

 Rasyonelliğin İrrasyonelliği

 Ritzer’in kullandığı anlamıyla bu kavram rasyonel sistemlerin kendi içindeki çelişkiyi işaret eder. Marx’ın kapitalizm içindeki olduğunu varsaydığı ve sonunda sistemin kendisini yok edecek çelişkiye benzer bir mantıktadır. Ritzer bu kavramı şu şekilde açıklamıştır; “Akılcı sistemler, kaçınılmaz olarak akılcılıklarını sınırlayan, sonunda tehlikeye sokan ve hatta belki yok eden bir dizi akıldışılıklar geliştirmiştir. En genel düzeyde akılcılığın akıldışılığı, McDonaldlaştırmanın birçok olumsuz yanı ve etkisi için yalnızca bir etikettir. Daha özel olarak ise bu akıldışılık, akılcılığın ve onun çeşitli boyutlarının karşıtı kabul edilebilir. Yani McDonaldlaştırmanın verimsizlik, öngörülemezlik, hesaplanamazlık ve denetim kaybına yol açtığı düşünülebilir. En özel olarak da, akıldışılık, akılcı sistemlerin, bu sistemlerin içinde çalışan ya da bu sistemlerin hizmet verdiği insanların insanlıklarını, insan aklını inkar eden mantıksız sistemler olduğu anlamına gelir.” (Ritzer,G;2011) Ritzer kitabında bir sürü alt başlıkta bu kavramı genişletmiştir. Bu irrasyonel sonuçlara Mcdonalds’ın yarattığı yüksek kolestrol gibi insan sağlığıyla ilgili olumsuz sonuçlar ve çevreyle alakalı olumsuz sonuçlar girer. Konumuz bağlamında çevre zararı incelenenecektir.

 Mcdonald’s ve Çevre Kirliliği

 Mcdonalds’ın hızlı tüketim yapısı çevreye zarar veren bir potansiyel taşımaktadır. Hızlı tüketim ve sürekli daha fazla tüketmek fast food endüstrisinde yaygındır. Bu bakış açısı doğa kaynaklarının zarar görmesine yol açar. Ritzer kitabında bu zararları şu şekilde ifade etmiştir; “Fast-food sanayisi yalnızca beslenme uzmanlarım değil, çevre bilimcileri de endişelendiriyor. Bu sanayi, bir kısmı geri kazanılamayacak dev miktarlarda çöp üretiyor. Fast-food yemeklerinden geriye kalan çer çöp yığınları kırsal bölgede kötü bir manzara oluşturuyor. Yalnızca yok edilemez olan strafor, dolgu arazilerde birikerek doğaya zarar veriyor. McDonald’s restoranlarının her yıl gereksindiği kağıdı sağlamak için binlerce olmasa bile yüzlerce kilometre kare ormanın kesilmesi gerekiyor. Bazı kağıt kapların yerini strafor ve diğer ürünler alsa da, fast-food sanayisi ormanları yutuyor. Aslında bügünkü eğilim kağıt ürunlere dönmek olabilir, çünkü yaygın strafor kullanımından dolayı fast-food sanayisine karşı daha da büyük bir eleştiri yöneltilmiş durumda. Fiilen sonsuza kadar olmasa bile yıllarca orada kalacak çöp dağları yaratıyor.” (Ritzer,G;2011)

 Mcdonalds Sürdürelibirlik Raporu

 Mcdonalds Türkiye’nin çıkarmış olduğu sürdürülebilirlik raporu konumuz için önemlidir. Mcdonalds’ın çevreciler tarafından baskı altında tutulması ve çevresel kaygılar Mcdonalds’ın bir takım adımlar atmasına yol açmıştır. Mcdonald’s yapmış olduğunu iddia ettiği bu adımları raporlaştırarak internet sitesine yüklemiştir. 2014’ten 2017 yılına kadar birkaç rapor hazırlamıştır. Bu rapora göre Mcdonald’s;

1) Sosyal açıdan: 15 bin + toplam istihdam yaratığını, 2 milyon TL Mcdonald’s çocuk vakfının yardımlar yaptığını ve 250 bin çocuğa ulaştıklarını belirtmişlerdir.

2) Çevre açısından: Kullanılan yağların %30’unun geri dönüştürdüğünü, %54 oranında ambalaj atıklarının geri dönüştürüldüğünü, enerji verimliliğini sağlamaya çalıştığını , su yönetimini, atık yönetimiyle ilgili çalışmalar yaptığını belirtmiştir.(Mcdonald’s Türkiye;2017) Ancak tüm bunlara rağmen Türkiye’de 2017’den sonra yayımlanan herhangi bir rapor olmadığını belirtmemiz gerekir. Bu rakamların ne kadar doğru olduğu ya da amacına ne kadar hizmet ettiği tartışmayı açık bir konudur.

 Yeşil Göz Boyama mı? Çevrecilik mi?

 Her ne kadar Mcdonald’s çevreci baskılardan etkilenip daha çok çevreyle ilişkisini yeniden düzenlemeye gitse de üzerinde hâlâ bazı şüphelerin olduğunu söyleyebiliriz. Bu noktada bir ikilem mevcuttur ve bu ikilem Mcdonalds’ın gerçekten çevreci mi olduğu yoksa bunun bir göz boyama mı olduğuyla alakalıdır. Bbc’nin göz boyamayla alakalı haberinde Mcdonalds’ın da yer aldığını görmekteyiz. Habere göre; 2018’de McDonald’s, restoranlarında tek kullanımlık plastik pipetler yerine kağıt pipetlere geçiş yapacağını duyurmuştu. Ancak bir sonraki sene, pipetlerinin aslında geri dönüştürülebilir olmadığı ortaya çıkınca “yeşil badana” ile suçlandı. (Timmins,B;2021, 10 Kasım). Birkaç haberden şirketin bütün çevreci projelerine bir aldatma gözüyle bakamayız ancak araya mesafe koyup şüpheli bir şekilde yaklaşmakta fayda vardır. Yavuz’a göre ; “Bir kurumun çevreci olabilmesi için kuruluş felsefesinde, misyonunda ve vizyonunda çevreye karşı saygı, duyarlılık ve çevreyi korumak konusunda duyulan bir sorumluluk olması gerekmektedir. Aksi taktirde halkla ilişkiler ve pazarlama araçları kullanılarak yaratılmaya çalışılan yeşil kurum imajları yeşil beyin yıkama suçlamaları tehdidi altında kalacaktır.” (Yavuz, Ş.; 2009) Dolayısıyla Mcdonalds’ın şirket felsefesin düşünmemiz gerekir. Mcdonaldlaştırma ilkelerine bakarsak acaba kâr mı önemlidir yoksa çevre mi? Goerge Ritzer’in bahsettiği ilkelere baktığımızda bu ilkelerin çevreyle çatışan çelişkili bir durum yarattığını görürüz.

 Sonuç

 Sonuç olarak Mcdonald’s kurumsallaşmış ve büyük çapta üretim yapan büyük bir şirkettir. Dolayısıyla bu kadar büyük çapta üretim yapan bir şirketin çevreye verebileceği zarar bu çalışmada tartışılmıştır. Mcdonalds’ın rasyonelliğin irrasyonelliğine yol açtığı ve çevreye zarar verdiği belirtilmiştir. Mcdonalds bazı olumlu ve pozitif adımlar atsa da son zamanlarda herhangi bir rapor yayınlamamıştır ve çevreci olduğunu iddia ettiği bazı adımların aslında pek de çevreci olamadığı ortaya çıkmıştır. Bu çalışmadan çıkarmamız gereken yegane sonuç küreselleşmiş şirketlerin, Ritzer’in kavramıyla Mcdonaldlaştırılmış şirketlerin çevreyle ilişkisine eleştirel bakmamız gerektiğidir. Çünkü Ritzer’in de dediği gibi bu rasyonel sistemler kendi içinde irrasyonelliklerini de taşır. Bu yüzden bizlere düşen de bu şirketlere eleştirel bir gözle bakabilmektir. Bu noktada düşünülebilecek bazı eleştirel sorular mevcuttur; Hızlı tüketim ve Mcdonaldlaştırma ilkeleri çevreci felsefeyle ne kadar bağdaşıktır?” Verimlilik ve kazanç kaygıları çevreyle ne kadar uyumlu olabilir? Çevre için yapılan faliyetler kapitalist sistem içindeki diğer şirketlerle rekabet için midir ? Çevreci adımlar atmak tüketicileri tutmak için bir strateji midir? Bir tür günah çıkarma mı, yoksa samimi bir toplumsal sorumluluk mudur? Bütün bu sorular üzerinde düşünülmesi gereken önemli sorulardır. 

 Kaynakça

 Ritzer,G.(2011).Toplumun Mcdonaldlaştırılması.İstanbul:Ayrıntı yayınları

 Karhan, J. (2018). Fast-Food İmparatorluğunun Zihiyetini Ritzer’in “Mcdonaldlaşma” Kavramı üzerinden okumak. Bingöl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (BUSBED)8(16), 405-432.

 Marshall,G.(2020).Sosyoloji sözlüğü.Ankara: Bilim ve Sanat yayınları

 Timmins,B. (2021, 10 Kasım). İklim krizi ve greenwashing: Göz boyamak için ‘yeşil’ görünen şirketler nasıl tespit edilir?

   https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-59221651

 Yavuz, Ş. (2009). Yeşil halkla ilişkiler ve ikna. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi| Istanbul University Faculty of Communication Journal, (37), 128-143.

Mcdonald’s Türkiye.(2017).Sürdürülebilirlik Raporu

https://www.mcdonalds.com.tr/surdurulebilirlik-raporu

Yorum Yap

Yorum yap