Talcott Parsons Sosyolojisi

Bu yazı, Talcott Parsons (1902-1979)'ın sosyolojisi hakkında kısa bir bilgilendirme yazısıdır. Özellikle sosyal eylem ve sosyal sistem teorilerine değinilmiş olup, bunlarla beraber yapısal işlevselci bakış açısı da ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Parsons sosyolojisi

Talcott Parsons, 1902 yılında A.B.D.’de dünyaya gelmiştir. Eğitimli ve entelektüel bir ailesi vardır. Uzun yıllar Harvard Üniversite’sinde sosyoloji profesörlüğü yapmıştır. En önemli eserleri: Toplumsal Eylemin Yapısı (1937) ve Toplumsal Sistem (1951)’dir. Amerikan sosyolojisinin ve işlevselci paradigmanın en önemli temsilcilerindendir. Çalışmaları üç farklı boyutta incelenebilir: Toplumsal eylem, yapısal işlevselcilik, modern sistem kuramı.

Parsons Toplumsal Eylemin Yapısı adlı eserinde Durkheim, Marshall, Pareto ve Weber gibi kuramcıların düşüncelerinden bir sentez oluşturup tek bir kuramda bir araya getirmeye çalışmıştır. Parsons, toplumsal eylem bağlamında bireyi aktör olarak ele alır. Yani birey kendi işlevini(rolünü) yerine getirmekle sorumludur. Rol, aktörlerin etkileşiminin bir sonucudur. Aktörler sisteme eylemleriyle dahil olurlar. Bir davranışın, toplumsal eylem olabilmesi için dört şartı sağlaması gerekir. Parsons bunları Dörtlü Eylem Şeması olarak kavramsallaştırmıştır.  Belli bir amaca yönelik olması gerekir, toplumun norm ve değerleri tarafından düzenlenmiş olması gerekir, enerji ya da motivasyon yatırımı içermesi gerekir ve belirli bir durumda gerçekleşmesi gerekir. Parsons’ın toplum anlayışı da bu şema ile çok benzerdir, hatta Toplumsal Sistem adlı eseri bu düşünce üzerine oturtulmuştur denilebilir. Bu yüzden bahsi geçen iki eser birbirinin tamamlayıcısı niteliğindedir. Kendisi bir grand teorisyen olduğu için de kavramları birbirine bağlanabilmektedir ve bu bağlardan anlamlı çıkarımlarda bulunulabilmektedir. Yukarıda sözü geçen dört özellikle doğrudan ilişkili olarak toplumların kendi kendilerine yetebilmeleri ve varlıklarını sürdürebilmeleri için de dört işlev bulunmaktadır. Yapısal ölçekte zorunlu olarak nitelendirdiği bu dört işleve AGIL Modeli denmektedir.

Önerilen Yazı
Frankfurt Okulu ve Eleştirel Teori

AGIL kısaltması dört işlevin İngilizcelerinin baş harflerinden gelir: Adaptation (uyum), Goal Attainment (amaca ulaşma), Integration (bütünleşme), Latent Pattern Maintenance (örüntüyü sürdürme/kalıp koruma). Uyum (adaptation), sistemin çevresi ile olan ilişkilerinin düzenlenmesi işlevidir. Ekonomik alt sisteme karşılık gelir. Amaca ulaşma (goal attainment), sistemin çevresiyle kurduğu ilişki sayesinde belirli hedeflere ve amaçlara ulaşmasını sağlayacak kaynakların harekete geçirilmesi ve bu amaçlar içinde öncelikli olanların belirlenmesi işlevidir. Politik alt sisteme karşılık gelir. Bütünleşme (integration), sistemin kendisini oluşturan bütün parçalarının etkin bir şekilde işleyebilecek şekilde bir arada tutulması ve parçalar arasındaki karşılıklı ilişkilerin düzenlenmesi işlevidir. Toplumsal alt sisteme karşılık gelir. Örüntüyü sürdürme/kalıp koruma (kısaca latency), belirli bir düzene ve norma göre sistem içerisindeki eylemin devamlılığının ve düzenliliğinin sağlanması işlevidir. Kültürel alt sisteme karşılık gelir. Bu dört işlev her toplumda olmalıdır. Fakat her toplumda eşit ölçüde bulunmaz. Her toplumda bir işlev (ve karşılık geldiği alt sistem) baskındır. Baskın olan, toplumu diğer işlevlerden (ve karşılık geldikleri alt sistemlerden) daha fazla etkisi altına alır ve daha fazla belirleyicidir.

Parsons, daha çok 1. Dünya Savaşı sonrası A.B.D. toplumu üzerine incelemeler yapar ve kuramını bu toplum üzerinde test eder. Toplumu, birbirine bağlı alt parçalardan oluşan bir sistem olarak tahayyül eder. Evrimsel biyolojiden etkilenmiştir ve bu doğrultuda toplumu da evrimsel ve biyolojik bir organizmaya benzetir. Organizmanın ögeleri nasıl ki işlevselse yani her biri üzerine düşen görevi yerine getirip bütünün devamlılığını sağlıyorlarsa toplum da aynen öyle bir sistemdir, der. Sistemin ögeleri (toplumsal kurumlar) arasında karşılıklı işlevsel ilişkiler vardır. Her biri birbirine bağımlıdır. İşlevsel olarak sorunlu olan patolojik ögeler de olabilir. Bunların olması Parsons’a göre normaldir. Aynın şeklide toplumsal tabakalaşmayı da olağan karşılar. Çatışma yerine uzlaşıyı tercih eder. Önemli olan uyum, denge ve ahenktir. Uyumlu olanlar toplumda üst tabakada, uyumsuz olanlar ise alt tabakada olurlar. Toplum değişmeye, gelişmeye mecburdur fakat bu gelişim yavaş olur. Yani (Marx’ın söylediği tarz) kargaşa ile büyük değişimlerle olmaz. Parsons, bu durumu aynı canlıların evrimi gibi düşünür. Sosyoloji literatürüne çok önemli katkılarda bulunan ve halen sayısız çalışmanın kuramsal çerçevesinde yer alan Talcott Parsons, 1979 yılında Almanya’da hayata gözlerini yummuştur.

Kaynakça:

  • George Ritzer. (2012). Modern Sosyoloji Kuramları. Ankara: De Ki Yayınları, 100-112.
  • Margaret M. Poloma. (2010). Çağdaş Sosyoloji Kuramları. Ankara: Gündoğan Yayınları, 147-170.
Önerilen Yazı
Parsons ve Dahrendorf Perspektiflerinden Sosyal Düzen Ve Sosyal Değişime Bakış

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Merhaba, ben Onur Kıvrak. Akdeniz Üniversitesi sosyoloji bölümü lisans öğrencisiyim. Hayatı anlamlandırmaya ve kendimi gerçekleştirmeye çabalıyorum.

Yorum yap