1980 Darbesi ile Yayın Organlarına Gelen Sansür

1980 darbesi sansur

Giriş

Demokratik bir toplumun temelini bireylerin özgür bir iradeyle düşünmesi ve kararlarını baskı altında olmadan paylaşması yer alır. Bireylerin ifade özgürlüğü hakkı bazı kısıtlamalar yüzünden koruma altını alınmıştır. Bu korumalar genellikle iktidarı koruma adı altında birleşir.  Genel olarak devlet tarafından uygulanan, özgürlüğü kısıtlayıcı bir kavram olarak kullandığımız sansür kavramı bu çalışmada irdelenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada teknolojinin gelişmesiyle birlikte sansürün oluşmaya başlaması ve 1980 darbesinde yaşanan sıkıyönetim uygulamalarının baskısı sonucu basın üzerindeki sansürün etkisini örnekleyerek açıklamaya çalışılmıştır.

Teknoloji ve İnternet Sansürü

Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte günümüz yaşam standartlarında da gelişmeler gözlenmiştir. Hızla gelişen teknoloji ve internet aracılığıyla Bu gelişmelerin avantajları olsa da dezavantajları da bulunmaktadır. Gelişen imkanlar doğrultusunda mesleki değişkenlerin yanı sıra toplumsal değişkenlerin de etkisiyle şekillenen kullanım farklılıkları, paylaşım ve erişim unsurlarının öneminin artmasını sağlarken diğer yandan olumsuzlukların yaşanmasına da sebep olmaktadır. İletişim ve haberleşme olanaklarının özellikle internet platformu üzerinden hızla ilerlemesi ülkeleri güvenlik ve zararlı içeriklerden korunmak amacıyla çeşitli önlemler almaya yöneltmiştir. Bu çerçevede güvenli internet ve black list uygulamaları gibi zararlı içerikler bulunan ve internet platformu üzerinden yayın yapan web sayfalarına erişimin kısıtlandığı görülmektedir. İnternet sansürü olarak ifade edilirken, engelleme gibi anlamları barındırarak devam etmektedir.

Günümüzde internet siteleri dil engeline takılmadan istediği bilgiye anında ulaşabiliyorlar. Bu bağlamda istedikleri bilgiye ulaşmada geniş bir yelpazeye sahiptir. Günümüze internet erişiminin ulaşabildiğimiz bazı içeriklere hukuka aykırı ilkesi gelmiştir. Yani bu siteler zararlı olarak görülmüştür. Devletlerin bazı internet sitelerine erişiminin yasakladığını bu erişimler ifade özgürlüğüyle ilişkisi incelendi (Akdeniz, Altıparmak, 2008).

Gelişen teknolojiyle birlikte internet alanına yönelik değişimi öngörmek ve bu bağlamda oluşacak sorunlara yönelik çalışmalar gelişen teknoloji karşısında geçerliliğini çabuk yitireceğinden anlık çözümler yerine farklı disiplinlerin desteğini alan esnek, çözüme odaklı, teknoloji bağımlılığından ziyade diyaloğa dayalı çözümler üretilmesi önemli görülmektedir (Akgül, 2009:401-417). İnternetin kontrolsüz yapımı sansür uygulamalarını getirmiştir. İnternetin içinde barındırdığı özelliklerinden dolayı erişimin zaman ve mekan engeline uğramadan aranan bilgilerin anında erişime sunulması sansür kavramının ortaya çıkmasını sağlamaktadır. İnternetin kontrolsüz yapısı gençlerin uyuşturucu maddelere yönelme ve silah kullanmaya özendirme gibi sitelere ulaşması gençleri olumsuz etkilemeye yönlendirmiştir. Bu bağlamda olumsuz gelişmeler yüzünden bu tarz sitelere yasal düzenlemeler getirilerek sansür uygulanmaya başlanmıştır.

1980 Darbesi ile Yayın Organlarına Gelen Sansür

12 Eylül 1980 yılında, askeri bir darbe sonucu hükümet devrilmiş ve askerler yönetime el koymuştur. Darbeciler öncelikle sıkıyönetimi ilan ederek bütün yurda yaymaya çalışmıştır. Parlamentonun yetkilileri; Genelkurmay Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı, Hava Kuvvetleri Komutanı, Deniz Kuvvetleri Komutanı ve Jandarma Genel Komutanı’ndan oluşan Milli Güvenlik konseyine geçmiş ve sıkıyönetim konusunda değişikliklere gidilmiştir. Yayın yasaklarını kaldırmada hukuki bir görünüm vermek için anayasadaki bazı maddeleri değiştirme yoluna gidilmiştir. Bu değişimler ile yeni oluşan maddede haberleşmeye sansür koyma yetkisi tanınmıştır. Bu maddenin b fıkrasında “Türkiye Radyo- Televizyon Kurumunun yayımları dahil olmak üzere telefon, telsiz, radyo, televizyon gibi her çeşit araçlarla yapılan yayım ve haberleşmeye sansür koymak, kayıtlamak veya durdurmak ve hizmetin gerektirdiği ahvalde bunlardan öncelikle faydalanmak.” Hükmüne yer verilmiştir (Resmi Gazete 21 Eylül 1980: 17112). Basının sürekli sıkıyönetim tarafından denetime tabi tutulması o dönemin belirli özelliklerindendir. Kamuoyu oluşmasında en önemli araç olan basın üzerine hakimiyet kurmak istenmiştir. Basının bu bağlamda önemli oluşu yüzünden muhalif seslerin susturulmasını sağlamak amacıyla sansür uygulanmıştır.

Darbe sürecinde birçok yayın organları sansüre uğramıştır. Darbe aleyhtarı gazeteciler ve yönetimin yanında yayın yapmakta olan gazetecilere de sansür uygulanmıştır. O dönemde yayın yasağı konulmuş ve gazeteler kapatılmıştır. Yayın yapmakta olan gazetecilere de hapis cezaları ile tehdit edilmiştir (Cemal, 1992:56). “Darbe yanlısı haber ve yazılarıyla süreci destekleyen sağ basının temsilcilerinden Tercüman da muhalif tavırlar da gözlemlenmiştir. Gazete yazarlarından Nazlı Ilıcak, darbenin hemen ertesindeki yazısında, basın özgürlüğüne vurgu yaparak, gazetecinin görevinin sadece alkışlamak olmadığını, ancak özgür olduğu sürece mesleğini yerine getirebileceğini belirtmiş, askeri darbe ile basın özgürlüğünün mümkün olamayacağını vurgulamıştır” (Yılmaz, 2011: 20). Demokratik bir devlette gazetecilik mesleğinin özgür iradeyle yapılması gerekir. Darbe sırasında uygulanan baskı ve sansürün etkisiyle gazetecilerin iktidarı denetleme gücünü ortadan kaldırmaya çalışılmıştır. Gazetecilik toplumun karar almasına etki eden bir güçtür ve bu nedenle yayından kaldırılmamalı ve sansür uygulanmamalıdır.

Sıkıyönetim zamanlarında gazeteler en zor dönemlerinden geçmiştir. Medya gibi kuruluşların ayakta kalması askeri yönetimle bağlı kılınmıştır. Yayın durdurma gibi cezalar gazetecilere verilmiştir(Tekin, 2006:576). Darbeyle birlikte gelen sıkıyönetim yetkilileri bildiriler yayınlamıştır. Bu bildirilerde yazılmayacak olan konuları gazetecilere bildirerek sansür uygulamaya çalışılmıştır. Sıkıyönetimin oluşturduğu kararları veya yasakları tartışmaları önlemek için sansür uygulanmıştır. Sansür uygulamaların yeterli görülmediği o dönemde gazeteler kapatılmaya başlanmıştır. Süreli yayın durdurma cezaları da uygulanmaya başlanmıştır. Kararlara uymayan pek çok gazeteci tutuklanmıştır(Kabacalı, 1994: 334-335).

1980 darbesi ile gelen baskıcı politikalar en çok medya alanında görülmeye başlanmıştır. Sansür o dönemde gazeteciler için normal bir olay haline gelmişti. Günden güne de artmaya devam etmekteydi. Gazeteciler işlerini yapamaz hale gelmiş ve haber yaparken dikkatli olmaya başlanmıştır. Çünkü sıkıyönetimin uyguladığı politikalara uyma zorunluluğu vardı. Aksi takdirde baskıcı yönetim olayları bastırmak için gazeteleri kapatma ve gazetecileri tutuklatma yetkisi verilmiştir.

Sonuç

Demokratik toplumlarda iktidarı denetleyen en önemli güç kamuoyudur. Kamuoyunun oluşumunu sağlayan en büyük faktörlerden biri de basındır. Basın özgür bir şekilde hareket ettiği zaman ulaştıkları bilgileri aktarır. Medya aracılığıyla halka haberlerin doğru bir şekilde aktarılması sağlanır. Medya kamuoyuna özgür bir şekilde hizmet sağlayabilmesi için baskı ve sansürün olmaması gerekir. Ama geçmişte ve günümüzde baskı ve sansürün devam ettiği görülmüştür. Türkiye de 1980 yılında yapılan askeri darbenin sonucu bireylerin temel hak ve özgürlükleri kısıtlanmıştır. Yayın organlarına kısıtlamalar getirilmiştir. Ülke içerisinde sıkıyönetimim kararları alınmış, iç karışıklıklar gösterilerek hukuk kuralları ihlal edilmiştir. Darbe döneminde sıkıyönetim kuralları ile askerler kendi isteği doğrultusunda basını yönlendirmeye çalışmıştır. Ülkenin ihtiyacı olan bilgilere ulaşılmaması sağlamak için anlayışlarına uygun olmayan haberlere sansür uygulanmıştır. Baskı ve sansür etkisiyle gazeteciler işlerini yapamaz hale gelmiştir.

Kaynakça

  • Akdeniz, Y. ve Altıparmak, K. (2008). İnternet: Girilmesi Tehlikeli Ve Yasaktır, İstanbul: İmaj Yayıncılık
  • Akgül, M. (2009). İnternet Yasakları: Bir Hukuk ve Adalet Faciası Mı ?. TBB Dergisi, 84, 401-417.
  • Cemal, H. (1992). 12 Eylül Günü: Tank Sesiyle Uyanmak, Ankara: Bilgi Yayınevi.
  • Kabacalı, A. (1994). Türk Basınında Demokrasi, Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları.
  • T.C. Resmi Gazete, 21 Eylül 1980, sayı 17112.
  • Tekin, A. (2006). Türk Basınında Kayan Yıldız: Haldun Simavi’nin Günaydın’ı, İstanbul: Doğan Kitap.
  • Yılmaz, İ. (2011). 12 Eylül 1980 Döneminde Türkiye’de Basın Özgürlüğü ve Sansür(Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Gazi  Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Gazetecilik Ana Bilim Dalı, Ankara

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Sinop Üniversitesi sosyoloji lisans öğrencisiyim. Sosyolojiye dair paylaşımlar yaparak bilgilerimi başka insanlara ulaştırmak için içerikler üretmeye çalışıyorum. İletişim sosyolojisi alanına ilgi duyuyorum. Soru, öneri ve eleştiri için mail adresim: enes12421907sa@gmail.com

Yorum yap

Yorumlar (2)

  1. Emeğine sağlık güzel bir yazı olmuş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir