“Beyza’nın Kadınları” Filminin Beden Sosyolojisi Bağlamında Okuması

2006 yapımlı Beyza'nın Kadınları filmi üzerinden; cinsellik ve bedene müdahale, elbise ve bedene müdahale, imaj kültürü ve bedene müdahale ve kişiliğin bedene yansıması konuları beden sosyolojisi bağlamında incelenmiştir.

beyzanin kadinlari sosyolojik analiz

Beyza’nın Kadınları Filmi’nin Künyesi

  • Yönetmen: Mustafa Altıoklar
  • Oyuncular: Demet Evgar, Tamer Karadağlı, Levent Üzümcü, Arda Kural, Berrak Tüzünataç, Engin Hepileri, Engin Altan Düzyatan, Mine Çayıroğlu, Damla Başak, Yıldırım Öcek, Salih Güney
  • Senaryo: Mustafa Altıoklar, Ebru Hacıoğlu, Nükhet Bıçakçı
  • Müzik: Fahir Atakoğlu
  • Yapımcı: Mehmet Altıoklar, Cüneyt Ortan, Elif Dağdeviren
  • Yapım: 2006-Türkiye
  • Türü: Gerilim, Polisiye, Psikolojik
  • Gösterim Tarihi: 17 Mart 2006

Beyza’nın Kadınları Filmi’nin Konusu: İstanbul’un çeşitli semtlerinde bulunan kesilmiş bacaklar yüzünden şehri seri katil korkusu sarmıştır. Cinayetleri araştıran komiser Okan (Tamer Karadağlı) ve Figen (Berrak Tüzünataç) kendilerini bu işte yardımcı olacak psikiyatrist Doruk Türker (Levent Üzümcü) ile tanışırlar, Doruk bu davada seri cinayet uzmanı olarak görev almaktadır. Doruk’un eşi Beyza Türker (Demet Evgar) ise ana sınıfı öğretmenliği yapmaktadır. Zaman zaman kendini nasıl gittiğini bilmediği yerlerde bulan Beyza’da; Ayla, Dilara ve Rabia isimlerinde 3 farklı kişiliği barındıran dissosiyatif kişilik bozukluğu yani çoğul kişilik bozukluğu veya kişilik bölünmesi denilen bir durum söz konusudur. Beyza bu durumla ancak öldürülen kurbanlar arasında bir ilişki olduğunun çözülmesiyle yüzleşir ve katilin Beyza olduğu anlaşılır.

2006 yapımlı Beyza’nın Kadınları filmi üzerinden; cinsellik ve bedene müdahale, elbise ve bedene müdahale, imaj kültürü ve bedene müdahale ve kişiliğin bedene yansıması konuları çerçevesinde ve beden sosyolojisi bağlamında film okuması yapılacaktır.

Filmde öldürülen ve katili aranan kişilerin Beyza’nın kişilikleriyle bağlantıları vardır. Bunlar çocuk pornosu suçu olan bir avukat, Beyza’ya çocukken cinsel istismarda bulunmuş olan öğretmeni ve çocuğunun yanında fahişelik yapan bir kadın olmak üzere 3 kişidir. Beyza aslında yetiştirme yurdunda büyümüş olan Ayla adında bir kız çocuğudur, sonrasında onu evlatlık alan ailesi tarafından ismi Beyza olarak değiştirilmiştir. Dönem dönem Ayla’nın kişiliğine bürünen Beyza bu zamanlarda tıpkı bir çocuk gibi davranır, hatta öğrencisi Elif (Damla Başak) ile arkadaşlık kurar ve yine çocukluğunda ona cinsel istismarda bulunan öğretmenini hatırlayarak önce çocuk pornosu suçu olan bir avukatı ardından da öğretmenini bulup öldürür. Cinsiyet ve cinsellik üzerinden bedene müdahale, çağdaş toplumun köklü problemlerindendir (Okumuş, 2009:7). Buradaki durumda çocuk bedenine cinsel müdahale söz konusudur. Yaşı itibariyle henüz rızasıyla cinsel ilişki yaşayacak olgunluğa erişmemiş bir beden ve kandırılmaya müsait bir mantık gelişimi söz konusudur. Ülkemizde özellikle kız çocukları üzerindeki namus kavramının baskısı burada da gösterilmektedir. İstismar edilen çocuk bedeni korkutulmuş, susturulmuş ve bu baskı sonraki yaşamını etkileyen psikolojik bir sorun ortaya çıkarmıştır.

Beyza’nın diğer kişiliklerinden biri Dilara’dır. Dilara Beyza’nın okulda müzik dersine giren bir öğretmenidir. Bakımlı, güzel, çekici, hayatı kendi doğrularıyla yaşayan Dilara, Beyza’ya o dönemdeki baskı ve içe kapanıklığından bir çıkış yolu gibi gözükmektedir. Dilara’nın kişiliğine büründüğün dönemlerde Beyza’nın daha açık kıyafetler giyindiği, yolda yürürken sakız çiğneyip sigara içtiği ve insanların ona nasıl baktıklarını umursamadığı, geç saatlerde başka bir erkekle dışarda vakit geçirdiği ve eşini aldattığı görülmektedir. İmaj, bedenin açılmasına izin vermektedir. Elbiseler, insan bedenini her şekle sokabilecek şekilde dizayn edilmektedir. Beden, imajlarla tüketimin konusu yapılmakta aslında bu şekilde müdahaleyle tüketilen, bedenlerin kendisi olmaktadır (Okumuş, 2009: 9). Demet Evgar’ın canlandırdığı Beyza ve Dilara karakterlerinin kıyafetlerinin kişiliklerine göre değişmesi ile bu durum açıkça görülmektedir. Ne giydiğimiz ne yaptığımızı ve kişiliğimizi yansıtan bir özelliğimizdir. Diğer yandan Beyza’nın üçüncü kişiliği olan Rabia ise aslında Ayla’nın kaldığı yurdun sahibi ve zaman zaman onları ziyaret eden dindar ve nüfuzlu bir kadındır. Ve bu özellikleri doğrultusunda Beyza’nın Rabia’nın kişiliğine geçtiği dönemlerde başını örttüğü, kapalı kıyafetler tercih ettiği, cami ziyaretleri yaptığı ve son cinayeti olan çocuğunun yanında fahişelik yapan Serap’ı (Mine Çayıroğlu) bu kişilikteyken öldürdüğü görülmektedir. Küçük savunmasız bir çocuk olarak Ayla, kadınlığı bir güç olarak kullanan Dilara ve ahlaklı olması özelliğiyle öne çıkan Rabia karakterleri ile aslında aynı kadın olan bu 3 kişiliğin her birinin birbirinden taban tabana zıt kıyafetler ve buna paralel yaşam tarzları tercih ettiği görülmektedir.
Görüldüğü üzere bedene müdahale dış kaynaklı veya bireysel olarak gerçekleştirilebilir. Dış kaynaklı müdahaleler film örneğinde de olduğu gibi istismar, şiddet, psikolojik şiddet vb. şekillerde olabilir. Bireysel müdahale ise kişinin kendi kararıyla bedeni üzerinde gerçekleştirdiği müdahalelerdir. Günlük hayatta da farkında olmadan kişilerin kıyafet tercihlerine, ayakkabı tercihlerine, aksesuar tercihlerine ve ağırlıkla kullandığı renklere bakarak yaptığımız çıkarımlar aslında elbise ve bedenin yani beden sosyolojisinin ana konularından biridir.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Yorum yap