Fatalizm (Kadercilik) Nedir? Felsefede Fatalizmin Temsilcileri ve Özellikleri

Fatalizm (Kadercilik) Nedir? Felsefede Fatalizmin Temsilcileri ve Özellikleri
+ - 0

Fatalizm, değişmez ve ezeli olan anlamına gelen ‘Fatum’ kelimesinden türemiş ve dilimize Latinceden (Fatalisme) geçmiş olan bir sözcüktür  (Kam, 1985:128). Fatalizm’e göre önceden belirlenmiş bir yazgı vardır ve bu alın yazısı hiçbir şekilde değiştirilemez. Aslında bu içinde birçok parametreyi barındıran bir inanç sistemidir. Yani yaşam içinde var olan her şey zaten bir planın parçasıdır ve doğaüstü bir gücün himayesinde belirlenmiştir. Bireyin değiştirme, müdahale etme, kontrol etme ve seçim yapma şansı bulunmamaktadır. Bu inanç sisteminin yani fatalizm kavramının Türkçedeki karşılığı ise yazgıcılık, kaderciliktir.

Fatalizm kavramı psikolojiden sosyolojiye, felsefeden antropolojiye, ilahiyattan mitolojiye birçok ana bilim dalının inceleme konusu olmuştur.

İlkçağdan bugüne insanlığın karşı karşıya kaldığı birçok doğal veya doğaüstü olay ve olgu fatalizm yani kadercilik öğretisi ile ifade bulmaya çalışmıştır. Bu anlamda kaderciliğin ilk örneğine Yunan mitolojisinde rastlamak mümkündür. Tarihi birçok anlatıya konu olmuş Oedipus efsanesinde, Oedipus babasını öldürür ve var olan tüm çabalara ve engellere rağmen annesi ile evlenir (Holton, 2013: 87-100). Bu kaderin önlenemeyeceği inancına verilen güzel örneklerden biridir ve fatalizmin inanç sistemini de başarılı bir şekilde yansıtmaktadır.

Fatalizm ve kader inancı dini birçok tartışmada yer almaktadır. Yahudilerde, tanrı tarafından seçilmiş olduğu inancı, Hristiyanlıkta, insanın kendine has irade özgürlüğüne sahip olduğu inancı fatalizmin İslam dışında birçok dinde de tartışma konusu olduğunu göstermektedir.

İslam tarihinde ise kaderciliği 2 (iki) şekilde görmek mümkündür. Bunlar;

1)Hayatta var olan her şeyi kadere bağlayan Cebriyeciler.

2)Hür irade ile gerçekleşen her şeyin Tanrı’ya değil insanın kendisine ait olduğuna inanan Kaderilerdir. Kaderiler, bu bakış açıları ile fatalizme karşı bir duruş sergilemektedir.

Fatalizmi, insanlığın ve toplumsallığın bir ürünü olarak antropoloji ve sosyoloji alanı ‘yoksulluk kültürü’ olarak değerlendirmiştir. Lewis, bu yaklaşımı aşağı sınıfın tepkisi ve koşullara uyma çabası olarak nitelendirmiştir (Gün, 2010).

Psikolojide ise fatalizmin çizgisini, psikanalisttik yaklaşımın kurucusu olan Freud’un şu sözünde bulmak mümkündür: ‘Anatomi kaderdir’ (Yıldız, 2015:137). Freud bununla cinsiyet rollerinin insanın kaderi olduğunu iddia etmiştir.

Kadercilik, Yazgıcılık veya fatalizm bu anlamda her çağda, her alanda kendine yer edinmiş önemli bir felsefi öğreti olarak karşımıza çıkmaktadır.

Felsefede Fatalizmin Özellikleri Nelerdir?

Fatalizmi, felsefe bağlamında ele aldığımızda birçok özelliğine rastlamak mümkündür. Bu özellikler sırasıyla şöyledir;

  •  Fatalizmi ve determinizmin benzer birçok özellikleri sebebi ile birlikte incelendiğini görmek mümkündür. Ama içerisinde önemli farkları barındırmaktadır.
  • İnsan, varoluşu boyunca hiçbir eylem üzerinde ‘irade’ sahibi değildir. Bu sebeple de ‘özgürlükten’ bahsedilemez.
  •  İradesi bulunmayan ve özgür olmayan bir insan dolayısıyla ne kendi eylemlerine ne de bir başkasının eylemlerine müdahalede bulunsa dahi sonucu değiştiremez ya da belirleme gücüne sahip olamaz.
  • Özgür olmayan insan, bu sebeple eylem ve eylediklerinden sorumlu tutulamaz. Zaten var olana gidilir.
  • Gerçekçilik ve sezgicilik akımı savunucusu filozoflar tarafından eleştirilmiş olup, bu akıma tamamen ters düşmektedir.

Fatalizmin Temsilcileri Kimlerdir?

Fatalizmin önemli temsilcileri sırası ile şöyledir:

  • Cehm bin Safvan. Safvan, bilindiği üzere fatalizmin kurucusudur.
  • Friedrich Nietzsche. Nietzsche, fatalizmi yazgıcılığın bir alt alanı olarak görmüş ve hatta ‘Türk Yazgıcılığı’ kavramının alan yazınına kazandırmıştır.
  • Franz Kafka. Kafka’nın eserlerinde yine ‘kader’ kavramını bürokrasi metaforu ile ele aldığını görmek mümkündür.
  • Arthur Schopenhauer. Alma filozof Schopenhauer, fatalizmin temelini oluşturan görüşü ile insanın istediğini yapabileceğini ancak istemek eyleminin özündeki durumu isteyemeyeceğini ifade eder.
  • Fatih Özgökman. Fatalizm üzerine yazdığı kitabı ile ülkemizde yer alan temsilcilerden biridir.

Fatalizmi Eleştirenler Kimlerdir?

Fatalizmi temsil edenler kadar eleştiride bulunanlarda olmuştur. Bunlardan önemli temsilciler sırası ile şöyledir:

  • Jean Paul Sartre. Sartre, insanı özgür ve belli başlı sorumluluk sahibi olarak görmüştür ve kurduğu Var oluşculuk (Egzistansiyalizm) ile fatalizme eleştirel bir bakış açısı getirmiştir.
  • Albert Camus. Camus, fatalist anlayışı reddetmekte ve özgürlüğe vurgu yapmaktadır.
  • Martin Heidegger. Alman filozof Heidegger’ın açık bir şekilde özgürlük ve özgürlük bağlantılı sorumluluğa yaptığı vurgu ile fatalizme karşı farklı eleştirel boyutlar getirmiştir.

Fatalizm Özgürlük Konusunda Ne Düşünmektedir?

Fatalizm, kesin bir dille özgürlük kavramının reddeder. İnsanın özgürlüğü diye bir gerçek yoktur. Çünkü her şey daha insan dünyaya gelmeden önce belirlenmiştir. Bu her insana bahşedilmiş bir yazgıdır. Ve herkes ancak kendi yazgısını yaşar.

Bu anlayışın temelinde insanı bir kukla olarak nitelendirmek mümkündür. İrade yoktur, özgürlük yoktur. Var olanı belirleme veya değiştirme gücü yoktur. Kısaca tanrı ve/veya tanrılar ne isterse o olur. Belirli bir inanış sistemi içerinde kısıtlanmaksızın kural açıktır. Olacak olan kaçınılmazdır, bellidir ve olur. Dolayısıyla bir sorumluluktan da söz edilemez.

Fatalizm İnancı Hangi Dönemde Ortaya Çıkmıştır?

Fatalizmin ortaya çıktığı dönemi, felsefi literatür açıdan inceleyecek olursak İlkçağ mitolojisinde yaygınlaştığını ve antikçağ yunan felsefesinin fatalizm izlerini yansıttığını Sofokles’in korosunda ya da Oedipus efsanesinde görebiliriz.

Müslüman toplum anlayışında ise özellikle ortaçağ sonları cebriye kader anlayışı ile hissedilir derecede yayıldığı görülmektedir. Cebriye’nin öncüsü fatalizmin kurucusu olan Safvan’a göre, her şey önceden bellidir ve kul eylemlerinde mecburdur.

İlginizi Çekebilir: Felsefe Ne Demek?

Fatalizmin Kurucusu Kimdir?

Fatalizmin kavramını dünya da ilk ortaya adan ve bu anlamda kurucu kimliği kazanan kişi Cehmiyye mezhebinin kurucusu olan Cehm Bin Safvan’dır.

Fatalizm ve Determinizm Farkı

Determinizm (Nedenselcilik), evrende var olan her şeyin bir nedensellik içinde gerçekleştiğine inanır. Her ne kadar bu noktada fatalizm ile ortak bir payda bulsa da, farklı olarak determinizm, nedenlerin bilindiğini ve müdahale edilirse sonucun değişebileceğini savunur. Oysaki fatalizm de olacak şeyler kaçınılmazdır, değişmez ve olur.

Yani determinizm için sebep-sonuç ilişkisi vardır ve sebep biliniyorsa sonuç değişebilir, karşılıklı etkileşim söz konusudur. Fatalizm ise kaderci bir yaklaşım içindedir, sebepler olası sonuçları asla değiştiremez.

İlginizi Çekebilir: Felsefe Nedir?

Fatalist Ne Demek?

Fatalist, kaderciliğe inanan kimsedir. Kaderci, yazgıcı olarak da tanımlanabilir. Fatalist, yaşamda olup biten her şeyin önceden belirlendiğine ve yaşadıklarının kendisinin alın yazısı olduğuna ve asla değişemeyeceğine inanandır. Dolayısı ile bu inancı savunan kişilere fatalist denir.

Kaynaklar:

  • GÜN, S. (2010). Yoksulluk döngüsü bağlamında sokakta çalışan çocuklar. Yayımlanmamış yüksek lisans tezi. Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
  • HOLTON, R. (2013). From determinism to resignation; and how to stop ıt. In decomposing the will, edited by Andy Clark, Julian Kiverstein, and Tillmann Vierkant. Oxford: Oxford University Press.
  • KAM, Ö.F. (1985). Dini Felsefi Sohbetler. 5. Baskı. Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları.
  • YILDIZ, F. (2015). Freud’da ahlak duygusunun kaynağı ve Kant’ın ahlak düşüncesi. Felsefe ve Sosyal Bilimler Dergisi. (19).

Yazarın Diğer Yayını: İdeal Tip

Yazar Hakkında

Merhabalar, ben Uzman Sosyolog Rabia Kıvrak. Pamukkale Üniversitesi Sosyoloji Lisans/Yüksek Lisans. Pamukkale Üniversitesi İşletme Lisans/Adnan Menderes Üniversitesi İşletme Yüksek Lisans. Marmara Üniversitesi Aile Danışmanlığı.

Yorum yap