Bourdieu’nun Sosyal Sermaye, Kültürel Sermaye ve Simgesel Şiddet Kavramları

sosyal kültürel sermaye

Sosyal Sermaye Nedir?

Bireyin sosyalizasyon sürecinde edindiği sermayedir. İlişki ağları (tanıdıklarımız, ahbaplarımız, aile, iş arkadaşları, üniversitedeki hocamız vb.) içerisinde olan bir şeydir. Tanıdık çoksa sosyal sermaye daha geniş, tanıdık azsa sosyal sermaye buna bağlı olarak azdır. Dolayısıyla kimin ilişki ağı genişse diğeriyle arasında doğal olarak bir eşitsizlik alanı oluşturuyor. Bireyin ilişki alanı güçlüyse eşitsizliği daha fazla üreten konumda oluyor. Ayrıca sosyal sermayesi zayıf olan ile sosyal sermayesi güçlü olan kendi içerisinde bir örgütlenme biçimi oluşturuyor ve o örgütlenme biçimi sosyal sermayeler arasında mesafeler oluşturuyor. Her birimizin sermayesi birbirinden farklıdır. Bu da eşitsizlik alanı oluşturuyor.

Kültürel Sermaye Nedir?

Genel anlamda kaynağı eğitimdir, eğitim yoluyla açığa çıkan sermaye biçimidir. Kültürel sermayenin başladığı alan ailedir. Birey aile içerisinde bulunduğu andan itibaren kültürel sermayeyle yüzleşir. Her bir bireyin, ailenin, yapının kültürel sermayesi birbirinden farklıdır. Bu da eşitsizliğin başlangıcıdır. Okullarda eşitsizliğin üretildiği alanlardır. Okulla ilişkili faktörler, kitaplar, öğretmenle kurulan temas vs. bunlar kültürel sermayeyi artırır. Örneğin; ailesi öğretmen olan çocuk diğer çocuklara kıyasla okula, sınıfa daha çabuk adapte olur. Bu da eşitsizliği doğurur. Dolayısıyla eşitsizlik üzerinden okula gelen öğrencilerin okul içerisinde eşit olmaları mümkün değildir. Kültürel sermayesi daha fazla olan kişi okula daha kolay adapte olur.

Simgesel Şiddet Nedir?

Bourdieu’ya göre şiddete maruz kalan kişi eylemin şiddet olduğunu bilmiyor, eylemi yaşamaktan keyif alıyor, estetik ve esnek bir şiddet söz konusudur. Kişi kendisine uygulanan şiddeti, yapılan eşitsizliği meşru görüyor. Örnek verecek olursak; ‘Ayşe, sınavdan düşük puan almıştır, Fatma ise yüksek puan almıştır. Öğretmen derste sorun sorduğunda her ikisi de parmak kaldırıyor fakat öğretmen her defasında Fatma’ya söz hakkı veriyor. Ayşe şöyle düşünmeye başlıyor; Fatma çalışkan olduğu için öğretmen ona söz hakkı veriyor.’ Bu durumda Ayşe başarısızlığını meşrulaştırıyor ve Fatma’yı başarılı görüyor. Kişi simgesel şiddet uygulamayı kendisinde meşru görüyor. Okulun kendisi şiddetin meşrulaştığı, öğrencinin içselleştirdiği bir alandır. Bu şiddet okulun tüm enstrümanlarıyla öğretmenden sıraya kadar öğrenciye yansır. Bourdieu’nun simgesel şiddet kavramı eğitimden medyaya, gündelik yaşam pratiklerinden kadın-erkek arasındaki güç ilişkilerine kadar hayatın pek çok alanına yansıyor.

Önerilen Yazı
Pierre Bourdieu Sosyolojisi

Yorum Yap

Yorum yap