1. Ana Sayfa
  2. Ders Notları
  3. Emile Durkheim Kimdir? Sosyolojisi Nedir?

Emile Durkheim Kimdir? Sosyolojisi Nedir?

Emile Durkheim hakkında bilgiler verilip sosyolojisine değinilmiştir. Ders notu niteliğindedir.

Emile Durkheim

Emile Durkheim, Fransız sosyolog, sosyolojinin kurucularından sayılmaktadır. Sosyolojiyi, felsefe ve psikolojiden ayırmak istemiş ve bilim haline getirmek için büyük bir çaba sarf etmiştir. Sosyolojiye bilimsel eğilim ve bütüncül bir yaklaşım kazandırmasıyla sosyoloji alanının üst sıralarına adını yerleşmiştir. Sosyolojiyi gerçek manada sosyoloji yapan, üniversitede bir kürsü haline getiren kişidir. Sosyoloji yönteminin kurallarını belirleyip bir yöntembilim yaratmış ve sosyolojinin bir bilim haline dönüşmesine büyük katkı sağlamıştır. “Toplum bilimcilerin de tıpkı fen bilimciler gibi metotlarla toplumu inceleyeceklerini iddia etmiştir.” Ama toplum bilimci toplumu nasıl inceleyecekti? Bu durum toplumsal olguları şeyleştirerek olacaktı. Sosyolojik açıdan toplumsal olguları şeyleştirmek, toplumsal olguları gözlemleyebilmemizi sağlar.” Onun sosyolojisinde toplum başlı başına bir gerçekliktir. Toplumu büyüyen, hareket eden, gözlenebilen bir şey olarak görmüştür.“Toplumsal olgular ancak toplumsal olgularla açıklanır.” demiştir. Örneğin, sosyolog inancı maddileştirirse işleyebilir. Anlaşılacağı üzere toplumsal olguları anlamak için onu nesne olarak algılamamız ve buna göre ampirik incelemeyi yapmamız gerekmektedir. Böylelikle olguların asıl doğasına ulaşmış oluruz.

Çeşitli bilim adamları, felsefeciler düşünmüşlerdir. Kimileri intihar eden kişinin biyolojisinden kaynaklanan sorunlara dayandığını ya da ruhsal âleminde sorunlar olması dolaysıyla olduğunu açıklamışlardır kimileri intiharı çevresel faktörler yani iklim şartları, hava basıncındaki ani değişmeler nedeniyle olabileceğini söylemişlerdir. Durkheim ise intiharın sosyolojik temelli olduğunu savunur ve toplumsal olgular ancak toplumsal olgularla açıklanabilir yani intihar bir toplumsal olgudur ve biz bunu başka nedenlerle açıklayamayız. Buna göre Durkheim intihar edenlerin istatistiklerine (yaş, cinsiyet, inanç vs.) bakarak bunlarla intihar arasında bir ilişki kurar. Düzenleme ve bütünleşme adı altında bir bağlantı kurar. Bir şeyin azı veya çoğu insanı intihara sürükler. Bir toplumla çok fazla bütünleşirseniz de intihar edersiniz az bütünleşirseniz de intihar edersiniz. Bir toplum sizin üstünüzde çok güçlü ve sıkıysa da intihar edersiniz çok az ya da hiç yoksa da intihar edersiniz.

Bencil (Egoist) İntihar:

Özellikle geleneksel toplumlarda rastlayabileceğimiz ama zamanla modern toplumlarda da sıkça rastladığımız bu intihar; bireyin toplumsal çevresinden kendini soyutlaması, çevresiyle bütünleşememesi ve bağlanamaması sonucu oluşan bir intihar türüdür. Aile bağlarının zayıflamasından ya da bireyin cinsel eğiliminden ötürü meydana gelen durumları örnek olarak verebiliriz.

Altruist (Özgecil) İntihar:

Bencil intiharın zıddıdır. Kişinin toplumla fazla bütünleşmesiyle ortaya çıkan intihar türüdür. Bulunduğu grup veya çevre tarafından kontrol edilen birey grubun çıkarları doğrultusunda kendini adar. Bu noktada gönüllü olarak kendi canına kast edebilir. Gönüllü olarak orduya yazılanlar, intihar bombacıları ve Japonyadaki Kamikaze pilotlarını örnek olarak verebiliriz. Ayrıca Durkheim araştırmalarında özgecil intihara en fazla Hindistan’da rastlamıştır çünkü Hindistan’da insanların dinlere karşı tutumu, bağlılığı onları intihara sürüklemiştir. Ayrıca Hindistan’ın bazı yerlerinde halkın, dul kadınların cenazede yakılan kocalarının ateşinde kendilerini yakmalarını beklemeleri bir özgecil intihar örneğidir.

Önerilen Yazı
Karl Marx Kimdir? Sosyolojisi Nedir?

Anomik (Kuralsızlık) İntihar:

Durkheim’e göre toplumdaki normların çözülmesinden ve toplumdaki iç yapışkanlığı sağlayan etkenlerin bozulmasından kaynaklanır. Ani ekonomik krizler, aniden iflasa düşen insanlar ya da zenginliğin verdiği olumsuz etkilerden etkilenen bireylerde anomik intihara rastlarız. Örneğin, kapalı bir toplum içinde yaşayan, aşırı gözetim ve kontrol altında olan bir birey, bir anda şehre geldiğinde, alışık olduğu düzen ve normlardan uzaklaştığından ötürü burada hiçbir kontrolle karşılaşmadığından normsuzluk yaşar. Başka bir örnek ise, yakın zamanda İstanbul’da siyanürle intihar eden 4 kardeşin üzücü ölümleri üzerinedir. Dönemin de ekonomik şartlarını göz önüne alırsak, bu dört kardeşin ekonomik sıkıntılardan dolayı intihar ettikleri söyleniyor. Ani bir krizin yani toplumsal bir sorunun bir aileyi yok etmesinin örneğini görmüş oluyoruz.

Fatalist (Kaderci) İntihar:

Diğerlerine kıyasla daha az değindiği, sadece dipnot olarak gördüğümüz intihar türüdür. Kaderci intihar da anomik intiharın zıddıdır. Bu sefer de toplumdaki kuralların aşırılığından, baskıcılığından intihar görülür. Özellikle köleci sistemde doğumdan ölüme kadar köle olma durumu vardır. Durkheim örnek olarak Amerika Birleşik Devletlerindeki köle intiharlarını örnek göstermiştir. Bunu bir kader olarak gördüğünden ve bunun dışına çıkamayacağını bildiğinden bireyi intihara sürükler ya da Hindistan’da kast sisteminde, sistemler arası evlilik, statü veya geçiş durumu yasak olduğundan birey intihar eder.

Önerilen Yazı
Durkheim ve İntihar


Durkheim toplumsal düzenin nasıl kurulduğunu ve varlığını nasıl sürdürdüğünü, yoğun ve hızlı bir değişme dönemi ardından nasıl yeniden kurulduğunu, geleneksel toplumların modern toplumlara nasıl evrildiklerini analiz etmeye çalışmıştır. Toplum düzeninin ve dayanışmasının kaynağı nedir? sorusuna yanıt aramıştır. Bunu da ilk çalışması olan “İş Bölümü” üzerinden yapar. Ona göre toplumdaki düzen ve dayanışmanın kaynağı işbölümü ve uzmanlaşmadır. Bunun için de toplumsal değişimi anlamak için iki tane kavram kullanır. “Mekanik Dayanışma” ve “Organik Dayanışma”

Mekanik ve Organik Dayanışmayı göstermeye çalışırken bunun mihenk taşı olan hukuk tiplerini ele alıyor. Yani bir baskıcı hukuk bir de onarıcı hukuk dediğimiz tip vardır. Baskıcı hukuk, cezayı ön planda tutar. Bir davranışı veya suçu yaptığına pişman ettirme, acı çektirme gibi bir sistemdir. “Bir de onarıcı hukuk dediğimiz daha modern zamanlarda olan, bireyi işlediği suç veya davranışı nedeniyle toplumun dışına atmak değil onu rehabilite etmek, onu yeniden kazanmaya dayalı olan bir sistemdir.” Buradan yola çıkarak bir toplumun organik mi yoksa mekanik mi olduğunu anlayabileceğimizi söylüyor.

Mekanik Dayanışma:

Mekanik dayanışmacı toplumun en önemli özelliklerinden bir tanesi; ortak normlar, tutumlar, değerleri davranışlar üzerine kurulmuş, bunların baskın olduğu bir konsensüstür. Bu konsensüse dayalı toplum kolektif bilinç olarak adlandırılıyor. Bu dayanışmanın olduğu toplumda iş bölümü doğal ve basittir. Bu toplumlarda yaşayan insanlar çoğunlukla benzer işlerde bulunurlar. Kapalı ekonominin olduğu toplumlar buna en iyi örnektir. Ortak yaşam tarzı, ortak alınmış gelenekler ve adetler vardır. Geleneksel bir toplumu gözümüzde canlandıralım. Köyde nüfus sayısı azdır. Bu toplumda insanlar geçimlerini tarım ve hayvancılıkla sağlarlar. Çatınız aksa veya borunuz patlasa gidip birini çağırma ihtiyacında bulunmazsınız çünkü kendiniz yaparsınız. Odununuzu kendiniz kırar, meyvenizi kendiniz yetiştirirsiniz fakat bu sıcak ve samimi ilişkinin baskıcı tarafı da vardır çünkü sıkı normları vardır. Yaşanan bir olay tüm topluma sirayet eder ve toplumdaki sapmalar kolektif olarak cezalandırılır. Ortak bilince karşı işlenen aykırılıkların toplum tarafından suç sayılması durumunda toplumun ortak bilinci tarafından bastırılmaktadır. Örneğin, köyde genç bir kızla genç bir oğlanın alenen bir şekilde beraber görülmesi ayıptır ve köylü tarafından yanlış karşılanır bunun yüzünden genç kızla genç oğlan gizli saklı buluşurlar. Köylüler tarafından damgalanmak istemezler.

Yavaş yavaş nüfus artar ve fabrikalar açılır. Toplumlar gelişip modernleşirken, insanlar köyden kente göç halindeyken artık mekanik dayanışma işlevsiz kalır ve onun yerini organik dayanışma alır.

Organik Dayanışma:

Bu toplumsal düzende kolektif bilinç zayıflamış ve bireyselleşme artmıştır. Benzerlikler yerine farklılaşmalar artar. “İnsanların birbirine bağlı olma nedenleri uzmanlaşmadan kaynaklanan ihtiyaçlardır çünkü artık çatınız aksa veya borunuz patlasa kendi başınıza halledemezsiniz tamirci çağırırsınız.” Organik dayanışmalı toplumlarda insanlar arasında farklılıklar vardır ve insanlar farklı görev ve sorumluluklara sahiptir. Örneğin; mekanik toplumda aile kendi kendine yeter iken organik toplumda yaşamını sürdürebilmek için fırıncı, bakkal, polis, öğretmen gibi uzman kişilere ihtiyaç duyar. Artık insanlar birbirlerinin kontrolleri altında da değillerdir. Yani geleneksel toplumdaki gibi sizin hareketlerinizi takip eden gözler bulunmaz ve gelenekler sizi takip edip dayatmacı bir durumda bırakmaz. Geleneksel toplumdaki baskıcı hukukun yerini sistemli bir hukuk sistemi almıştır. İşlediğiniz suç toplumun bütününe değil bireye işlenmiş olarak görülür. Bu yüzden cezalar çok sert değildir.

Önerilen Yazı
İşlevselcilik Nedir? Temsilcileri, Tanımı ve Özellikleri

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji bölümü öğrencisiyim.

Yorum Yap