Öteki Olmanın Gölgesi Altında Var Olma Mücadelesi: “Ağır Roman”

Ağır Roman, Metin Kaçan'ın kaleme aldığı 97'de beyazperdeye uyarlanan edebi bir metindir. Kaçan, alt kültür gruplarının yaşantısını derinlemesine incelemiş ve okuyucuyla paylaşmıştır. Alt kültür gruplarının hemen her kimliğinin temsil edildiği söz konusu yazım "ütopik" bir eser olarak yorumlanabilir. Toplumsal "alt" yapının hem kendisinin hem de teorilerinin açıklanmasında da ayrı bir yeri vardır.

Öteki Olmanın Gölgesi Altında Var Olma Mücadelesi: “Ağır Roman”
0

“Ağır Roman” Metin Kaçan’ın kaleme aldığı ve edebiyat dünyasına kendini tanıttığı ilk romanıdır. Roman, 1980’lerdeki toplumsal ve ekonomik zorlukları, işsizlik sorununu ve suçun alt sınıflar arasında nasıl alternatifler oluşturabileceğine odaklanmıştır. Roman, toplumsal ve psikolojik derinliği olan bir hikâyeyi anlatır. Aşk, suç ve ceza gibi temalar sıklıkla işlenir. Romanın ses getirmesinin en büyük nedeni ise kullandığı üsluptur. Kaçan “alt sınıf” kültürünü anlatırken bizzat bu kültüre ait jargonu kullanmaktan çekinmemiştir. Roman gördüğü ilgi sebebiyle filme uyarlanmıştır. Romanın gördüğü ilgi akademik çalışmalara da konu olmuştur. Film, romanın başarılı bir aktarımı olarak değerlendirilebilir.

Roman, mekânsal olarak İstanbul Taksim’de Tayyare sokakta kurgulanmıştır. Bu sokak dışarıdakilere tayyare sokak içeride olanlaraysa “Kolera” dır. Tüm yazım boyunca kolerayı bir mahalle değil “cemaat” olarak düşünmek daha doğru olacaktır, ancak yeterli değildir çünkü yazım boyunca karakterlerin de vurguladığı gibi Kolera’da olmak bir yazgıdır da. Bu yazgı, ağır ve acımasız bir hayata karşı verilmesi gereken zorunlu mücadeleyi içerir.

“Tönnies’e göre, cemaat; insanların bir araya gelmesinin temel nedeninin duygusal bağlar, aile bağları, kökenler ve ortak değerler olduğu bir toplumsal yapıyı ifade eder. Bu tür toplumlar genellikle küçük topluluklar olarak tanımlanır ve üyeler arasında sıkı bir dayanışma ve bağlılık vardır.”

Roman alt sınıf kültürünü anlatmak üzerine kurgulanmıştır. Bu bağlamda da alt sınıfı temsil edebilecek her bir kimlik, her bir öge ustalıkla eklenmiştir. Romandaki tüm temalar literatürde 80’lerden çıkmanın 90’lardaki yanlış Batılaşmanın bir örneği olarak okunmuştur ancak tüm bu işlenen temalar (cinsel sapkınlık, toplumsal cinsiyet rollerinin çözülmesi, aile yapısının parçalanması, madde kullanımının yaygınlaşması, yabancılaşma, kimlik kargaşaları, homoseksüellik, hırsızlık) yanlış batılılaşmanın ötesinde toplumdaki tüm tabuları, anomileri yansıtması bakımından da okunmalıdır.

En çok işlenen tema ise “yabancılaşma” olmuştur. Romanda yabancılaşma bireysel ve toplumsal olmak üzere iki alanda görülür.

Sosyal bilimlerde tanımlama yapmak her ne kadar zor olsa da toplum genel hatlarıyla, belirli bir coğrafi alanda bir araya gelmiş insanların oluşturduğu sosyal bir yapıyı ifade eder. Bu insanlar, ortak kültürel, ekonomik, siyasi ve sosyal bağlarla birbirlerine bağlıdırlar. Toplum içindeki bireyler, belirli normlar, değerler ve kurallar etrafında bir arada yaşarlar ve etkileşim halindedirler.

Toplum dediğimiz olgu kendi içerisinde ast-üst ilişkisine sahiptir, bu ilişkinin varlığıysa toplumdan topluma değişen; toplumsal tabakaları meydana getirmektedir.

Toplumsal tabakaların toplumdan topluma farklılık göstermesi her bir toplumun kendine özgü dinamiklerinin ve değerlerinin (kültür manasında) büyük oranda benzeşmemesinden kaynaklanmaktadır.

Toplumsal tabakalar geçirgen ya da katı kurallarla belirlenmiş olabilir. Birey içerisine doğduğu topluma gözlerini henüz açmadan onlarla irtibat halindedir. İster toplum katı bir kasta isterse geçirgen bir tabakalaşma sistemine tabii olsun.

thumbnail
Yazarın Diğer İçeriği
“Yedinci Adam” Üzerine, Göç Sosyolojisi Bağlamında; Öznel Bir Değerlendirme:

Bireyin kazandığı kimlik iki aşamalıdır, ilki; doğumla birlikte kazandığı birincil kimliğidir diğeriyse sonradan kazandığı kendi kimliğidir. Tüm bu kimliklerin ardında birey “özne” olma bilince erişebilir veya erişemeyip kaybolup yabancılaşabilir. Cinsiyetiniz de doğum yolu ile kazandığınız bir diğer kimliktir. Toplumsal görev ve sorumluluklarınız genellikle cinsi kimliğinize bağlı olarak gelişecektir.

Toplumsal cinsiyet modern toplumun bir problemi olarak okunsa da bence yanlıştır. Toplumsal cinsiyet rolleri tarihsel bağlamı olan esnek süreçleri ifade eder. Bu roller lineer bir düzlemde dönüşmez. Rollerin oluşumu, dönüşümü ve kabulü devrim esasına dayalıdır. “Ağır Romanda” toplumsal cinsiyet temasının incelikle işlendiği, erkek karakterlerin öne çıkarılmaktan korkulmadığı bir yazımdır. Erkeklerin sorumlulukları net biçimde gösterilmiş ancak kadınların “kötü yola düşme öyküleri” üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda da “ahlak” tartışmaları ve “ahlaki çöküntüye” bol bol vurgu yapılmıştır.

“Ağır Roman” tüm bu tartışmaları toplumun alt sınıfına mensup bireylerin tecrübeleriyle açıklayan önemli bir eser olarak çizmeye çalıştığım çerçevelerle incelenmelidir. Ağır romanın bir sanat yapıtı olarak bu tür konuları anlamamızda yardımcı olabilmesi şaşırtıcı değildir. “Marks’a göre, “Sanat yapıtı, gerçeklik karşısında, sanatçının sübjektif ve yaşantılarından, duyum ve duygularından oluşturduğu bir varlıktır ve bu varlık gerçekliğin sübjektif karşılığını gösterir.””

Ağır roman, çöküntü bölgelerde yaşayıp var olmaya çalışan insanların, hayatlarını sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel yapılarını ahlaki değerlerini ve yaşayış tarzlarını anlatır. Kimlik arayışı kimlik arayışı içerisindeki toplumsal bir grubun sorunlarını eleştirel ve sokağın ağır diliyle işlemiştir. “Toplum, kendini yer yer tüketirken bazı zamanlarda ise devletin aksayan mekanizmasının çarkları tarafından çiğnenir.”

“Kaçan, eserlerinde simgesel bir anlatımla endüstriyel mekanizma içinde kendini ve kendilik değerlerini kaybetmiş insanların yalnızlığını, kent yaşamının bireyleri yozlaşan ve ötekileşen düzlemi içinde ele alır.’’ (Şahin, 2016, s. 11)

Kolera cemaati ütopik bir evreni ya da yozlaşmış bir toplumu temsil etmektedir ve yozlaşmış toplumda “ayıp” olacak bir durum söz konusu değildir. Kolera’da Müslüman olanlar ve olmayanlar bir arada yaşar. Kolera’da bir genelev bulunur, yasak aşkların yaşanması cinselliğin bu denli konuşulabilir olması şaşırılacak bir şey değildir. Tüm bu rahatsız edicilik yeraltı edebiyatının yaratımı gibi de okunabilir ancak böylesi bir okuma şüphesiz ki eksikliklerle dolu olacaktır. Toplumun aksayan ve yozlaşan yanları ile yüzleşmek için Koleralıların öyküsü anlaşılmalıdır.

Romanın kahramanları ve temsil ettikleri kimlikler şu şekildedir: “Gıli Gıli Salih: Romanın ana karakteri olarak karşımıza çıkar. Salih, yaşadığı kimlik bunalımlarından sıyrılmaya çabalamakla beraber, kendini içerisinde yaşadığı topluma kanıtlamaya çalışan ve kendine has tarzıyla, yaşadığı hayal kırıklıklarının üstesinden gelen, kabadayılık hastalığına yakalanan bir karakterdir. Ailesi ve çevresi tarafından yüklenen sorumlulukların arasında yoğrularak içerisinde bulunduğu topluma karşı kendi benliğinden ödün veren sahte bir role bürünmüştür. Abisi Reco’nun kitapları, babası Berber Ali’nin öğütleri, dostu Tina’nın ihaneti, arkadaşı Tilki Orhan’ın (kendince) utanç verici homoseksüelliği, bitirimlerin baskı ve yönlendirmeleriyle kimlik bunalımları yaşayan Salih, kendi benliğini yaratmıştır. Daha fazla dayanamayan Salih, çareyi intihar etmekte bulur. Berber Ali: Zamane kabadayılığının tozundan yutmuş baskıcı ve otoriter bir karakterdir. Çocukları Salih ve Reco’ya karşı sergilediği şiddetli tutum ve davranışlar, çocukların evden kaçmasına sebep oluşu, onu bir baba modelinden uzak tutar. Kendi arzu ve istekleri doğrultusunda oluşturduğu baba modeli, evrensel ve modern anlamda kabul görmemektedir. Çapkınlık yapabilmek için kendisine zemin hazırlaması, bu doğrultuda karısına bir daha sokağa adım atamayacak derecede korkunç hikâyeler anlatarak psikolojik baskı kurması, çocuklarının yokluğunda deliren karısına uçucu maddeler kullandırtarak kendi rahatlığını gözetmesi, Madam Eleni ile gayrimeşru bir ilişki içerisinde olması, uyuşturucu satıcılığı yapması karakteri kötü ve yozlaşmış bir kimliğe büründürür. Fakat buna rağmen yeraltı edebiyatının ‘‘kötü’’ karakter süzgecinden geçerek romanda sevilen ve saygı duyulan bir karakter olarak vitrindeki yerini almıştır. Kendisine yüz verilmediğini anlayan Eleni, polislere Berber Ali’nin toz işini anlatır. Bunun sonucunda işkenceler gören Ali, delirir. Tina: Hayat kadınlığı yaparak para kazanan, Salih’in saplantılı olduğu, şoförü tarafından yüzünden jiletlenmesine ve kalıcı bir yara almasına karşın albenisini kaybetmeyen bir karakterdir. Cinsel arzularının esiri olan Tina, Salih’in yokluğunda Fil Hamit ile dost hayatı yaşar. Bu karakterin ihanetle suçlanması ironik bir durumdur. Zira hâlihazırda hayat kadınlığı yapan Tina’nın her gece sayısız erkekle birlikte olması yadırganmamıştır. İhanet olarak görülen şey, mahalledeki biriyle yani Fil Hamit ile ilişki yaşamasıdır. Tilki Orhan: Olaylar içerisinde yer alan ve Salih’in arkadaşı olan eş cinsel karakterdir. Salih başlarda bu durumu kabullenemese de sonraları alışmıştır. Gaftici Fethi ile cinsel arzularını tatmin eden Tilki Orhan, yangın sonucu kafasına aldığı kalıcı yara izlerinin etkisiyle bulunduğu yerlerde ilgi göremez, hâlihazırda bulunan cinsel arzu ve isteklerinin kıskacından kurtulamayarak “Vazgeçmişler Kerhanesinde” bulur kendini. Reco: Salih’in abisi olan Reco, romanda eğitimin aksaklığını anlatmak için kurgulanmış bir karakterdir. Yaptığı çizimlerin ilgi görmemesi, üstüne üstlük yaptığı çizimler yüzünden geri zekâlılar sınıfına atılması da bu durumun bir sonucudur. Okulda hak ettiği değeri ve ilgiyi göremeyen Reco, yaptığı çizimlerin kazanç getirdiği görünce yaptığı işe dört elle sarılır ve okulla arasına mesafe koyar. Puma Zehra: Mahallenin habercisi olan eski bir konsomatristir. Kendini Kolera’nın cahil kadınlarını her anlamda eğitmeye adamış bir karakterdir. “Kolera Canavarı” tarafından parçalara ayrılarak katledilmiş ve cinsel organı çalınmıştır. Arap Sado: Salih’in örnek aldığı yegâne kişidir. Sado, mahalleye dadanan ve haraç toplamaya çalışan kabadayılar karşısında Kolera’nın savunucusudur. Gençlerin örnek aldığı ve ilahlaştırdığı bir rol modeldir. Ölümü esnasında bıraktığı çakısıyla varisi olarak Salih’i göstermiştir. Salih, Sado’ya benzemeye çalışmıştır. Bitirimler: Salih’i yönlendiren en büyük unsurlardan biridir. Salih’in yaptığı her hareketi incelerler ve söyledikleri sözlerle baskıcı bir tutum sergilerler. Fakat bu tutum fiziksel bir tutumdan ziyade psikolojik bir baskıdır. Eleştirilerin odağı olan Salih, bu eleştirilerden kurtulmak için otoritelerin beklentilerini kendine has tarzıyla gidermeye çalışır. Kolera Canavarı Taner: Tüm Kolera’ya korku salan ve işlediği cinayetlerle gündemden düşmeyen bir karakterdir. İlkokulun önünde tatlı satarak para kazanan Taner, cinayetlerinin sebebini ‘‘yavşaklar ve kevaşelerin kendi yaptığı tatlıyı beğenmemesi’’ olarak açıklasa da aslında içten içe onların birer günahkâr olduğunu ve bu yüzden ölmeleri gerektiği düşüncesini taşır. Kulakları Salih tarafından kesildikten sonra Koleralılar tarafından linç edilir. Ayrıca Puma Zehra’nın cinsel organı Taner’in cebinden çıkmıştır.”

Her hayatın bir ağırlığı olduğu kabulüne dayanan roman üst sınıfın duvarlarıyla çerçevelenmiş bir alanda, kendine özgü adalet ve hukuk kurallarını geliştirmiştir. Bir arada yaşayabilen tüm bu farklı kimliklerin bir aradanlığını sağlayan alışılmış ortak kurumsal bir yapı yoktur. Mahalledeki racon, kendiliğinden bir adalet sistemi kurmanın tezahürüdür. Kabadayılığın üst bir makam olması, bu kültürün devamlılığı için kabadayıların kimden el aldığı önemlidir. Kabul edilebilir kabadayılığın kuralları homojen olmayan topluluk tarafından belirlenmiştir.

thumbnail
Önerilen Yazı
İçerik Analizi Nedir? Nitel Araştırma Tekniği

Arap Sado, kabadayılığın ötesinde mahallede insanlığı; insani değerleri hatırlatan bir figür olarak konumlandırılmaya çalışılsa da durum öyle değildir. Gelişmiş sosyal sermayesi sayesinde bir hayat kadınına ev bulabilme potansiyeline de sahiptir. Sado’nun ölümü birçok açıdan trajiktir. Hakimiyet kurmak isteyen diğer bitirimler tarafından öldürülmüştür. Mahalledeki polislerin yetersizliği, hiçbir cinayetin çözülememesi bu cinayette de gözlenmiştir. Sado’nun ölmesiyle birlikte mahalleye bir kumarhane açılması da düzenin değişeceğinin göstergesi olarak izleyiciye ve okuyucuya gösterilmiştir. Sado’nun ölümüyle birlikte bizlere daha net gösterilen şey ise “kabul edilebilir bağımlılıktır” Sado’nun cenazesinde kavrulan helvanın içerisine uyuşturucu maddeler eklenerek helvalar servis edilmiştir. Her bir köşede madde kullanımının normal karşılandığını gördüğümüz yazımda en ilginç olanı ise “ortak madde kullanımıdır.” Literatürde bağımlılık çok net biçimde ifade edilen türlerinin de açıkça belirlendiği bir alandır ancak toplumdan topluma bağımlılığın ne olup-olmadığı konusunun açıklanmaması büyük bir eksiktir. Bağımlılık türleri kendisini yer yer kültürel örüntülerin içinde gösterebilir, buna aşinayız. Bağımlılık olarak değerlendirdiğimiz tüm düzenli alışkanlıkların “ne zaman normal olmadığı” açıkça bilinmemekle beraber dozu, aktörü ve eyleyenin de ne derece özgür olduğu bilinmemektedir. Literatürdeki bir diğer eksik ise bağımlılık yaratıcı maddelerin kullanımının tüketim kültürü ile açıklanmamasıdır. Ağır Roman, bağımlılık yaratıcı maddelerin kullanımına ve erişimine ilişkin ciddi bir pazar olduğunun ve madde tüketiminin su, ekmek gibi tüketildiğini göstermesi bakımından çarpıcı ve değerlidir.

Maddenin sığınak olarak tanımlanması yaşanılan hayatın zorluğunu vurgulamak için kullanılmış olabilir ancak madde kullanımı özellikle kolektifse bu kadar kolay tanımlanamaz. Madde kullanımından ziyade satışının da yapılması kolay para kazanma hırsının yalnızca hileli zarlı kumarlarla, genelevlerde çalışarak kazanılan para gibi değil yeni bir alan olarak açılmasına yol açar. Böylesi durumlar yoksulların hayatta kalma stratejisi olarak okunursa iyimser olacaktır. Kolera her ne kadar ahlaki çöküntüleri barındırsa da kendine has toplumsal kontrol mekanizmaları, baskı türleri vardır. Güçlü olmak, erkek olmak.

Salih ve Reco’nun öyküsünü başka bir açıdan da değerlendirmek mümkündür. Göç sosyolojisinde – ki burada Kolera bir getto olarak değerlendirilirse- ikinci kuşağa ilişkin açıklamalar mevcuttur. Reco gettodan çıkmaya, üst-orta sınıfa geçmeye cesaret edip çabalarken Salih, daha muhafazakâr bir tutum sergilemektedir.

İntihar, Kolerada acıyla karşılansa da yabancı olunmayan bir ölüm biçimidir. İntihar yalnızca kişinin kendi bireysel bir kararı olarak okunamaz. “Toplumsal şartlar sağlanmadan birey intihar edemez.”

“İnsan, toplumdan koptuğunda kendini kolaylıkla öldürdüğü gibi, onunla aşırı biçimde bütünleştiğinde de kendini öldürmektedir.” (Durkheim, 2002, s. 245). Elcil intihar, “ben’in kendisine ait olmadığı, davranışlarının hedefinin kendisinin dışında, içinde yer aldığı kümelerden birinde bulunduğu durumu anlatır.” (Durkheim, 2002, s. 250). Salih bu durumu yaşar. Ne davranışları kendi ben’ine aittir ne de hedefleri. Olunması beklenilen kişi ile olmak istediği kişi arasında kalan, baskın güç olarak toplumun istediği hedeflere odaklanan Salih, dolayımlayıcısı Arap Sado’nun kişiliğine ulaşmak isterken kendi kişiliğinden soyutlanır ve son noktada geldiği yer bir başkasının hayatını yaşamak durumudur.”

Romandaki olayların genel olarak işlendiği yer Koleradır. Kolera birçok kimliği içinde barındıran bir mekandır. Esnaflar, hayat kadınları, zanaatkarlar ve soyguncular bir arada yaşamaktadır. Çatışmaların olduğu yozlaşmış bir bölgedir, bu bölgeyle birlikte dönemin Türkiye’sinin eleştirisi yapılmaktadır.

Toplumun değer yargılarına öteki kişi ve toplumu oluşturan bireyler kendisi ve değerleriyle ne kadar çatışırsa kişi kendini o kadar güvensiz, yalnız, ötekileşmiş ve yalıtılmış hisseder. Toplumsal anlamda sosyal ortamların toplumu oluşturan bireyleri tüketmesi, dünyanın yaşanabilir ikliminin bozulmasıdır. İklimin bozulmasıyla birlikte anomiler daha sık görülür ve daha öncesinden tecrübe etmediğimiz türlü mekanizmalar oluşur.

Kaynakça:

  • Arslan, S. B. (2009). Michel Houellebecq ve Metin Kaçan’da çağdaşçılık sonrası yaklaşımların karşılaştırmalı olarak incelenmesi: Kuşatılmış yaşamlar ve Ağır Roman (Doktora tezi). T.C. Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Fransız Dili Eğitimi Anabilim Dalı.
  • Çavuş, B. (2022). Rene Girard’ın üçgen arzu modeline göre Metin Kaçan’ın Ağır Roman’ında erkeklik arzusu. Korkut Ata Türkiyat Araştırmaları Dergisi.
  • Evsen, T. Ağır Roman adlı eserin yeraltı edebiyatı bağlamında sosyolojik açıdan incelenmesi. Gaziantep Üniversitesi.
  • Kaçan, M. (1999). Ağır Roman. Metis Yayınları.
  • Şahin, V. (2016). Sosyolojik açıdan ağır hayatın Ağır Roman’ı ve Metin Kaçan. Mecmua Dergisi.

Merhaba! Ben Ülker Sudem Naç. Sosyoloji alanında tutkulu bir öğrenci ve sosyal bilimlerin insanların yaşamlarını anlamak ve toplumu dönüştürmek için güçlü bir araç olduğuna inanıyorum. İstanbul Üniversitesi'nde Sosyoloji Bölümü'nde eğitim görmekteyim ve 2024 yılında mezun olmayı hedefliyorum.Sosyoloji eğitimim boyunca, toplumun çeşitli dinamiklerini ve sorunlarını inceleme fırsatı buldum. Akademik olarak, bağımlılık olgusu ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi konulara odaklandım ve bu alanlarda derinlemesine bir anlayış geliştirdim. Aynı zamanda, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nda gönüllü staj yaptım ve İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Araştırma Merkezi'nde saha araştırmacısı olarak çalıştım.Beni en çok heyecanlandıran şeylerden biri, toplumun dönüşümüne katkıda bulunmak için sosyolojinin gücünü kullanma fırsatıdır. Profesyonel kariyerimde, toplumsal sorunlara duyarlı ve yenilikçi çözümler üretmeye odaklanmak istiyorum. Ayrıca, sosyal adalet ve insan hakları gibi konuları desteklemek için aktif olarak çalışmayı ve toplumsal değişimi teşvik etmeyi amaçlıyorum.

Yazarın Profili

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir