1. Ana Sayfa
  2. Kitap-Film Analizi
  3. İstanbul ve Anadolu’dan Sınıf Profilleri Kitabının Değerlendirilmesi

İstanbul ve Anadolu’dan Sınıf Profilleri Kitabının Değerlendirilmesi

Tabakalaşma ve sınıf profilleri bağlamında yapılan araştırma bulgularının sosyolojik perspektifle, en sade şekilde değerlendirildiği bu yazı umarım sizlere de bir farkındalık kazandırır.

İstanbul ve Anadolu'dan Sınıf Profilleri Kitabının Değerlendirilmesi

  Boratav’ın amacı 1990’larda arkadaşlarıyla birlikte yaptığı, toplumsal sınıfların kır-kent ayrımı, sosyal hareketlilik, hayat tarzları vb. konuları içeren ampirik araştırmasının bulgularını tablolarıyla, tarihsel bağlamı içerisinde, dönemsel geçişlerle bize sunmaktır ve bunu başarmıştır. Kendince teorik bir bağlama sahip, bu çerçevede verileri yorumluyor. Kitap özellikle mesleklerin/sınıfların avantaj-dezavantajları, şehir-köy farkları bağlamında farklı bir pencere sunuyor. Dili sade, anlaşılır ancak yazarın tekrara düştüğü yerler var.

  Kırsal- kentsel tabakalaşma, sosyo-ekonomik farkların hayat tarzlarına, refaha etkisi hem Marksist hem Weberyan yaklaşımla değerlendirilecektir. Eğitim, sağlık, kültür, ev sahibi olma, sosyal hareketlilik, çalışma koşulları, işsizlik konularında yerleşim yeri, gelir, dönem, meslek değişkenleri etkilidir. Refah zamanla yükselmekteyken işsizlik artmaktadır, yüksek gelirliler daha geniş imkânlara sahipken belirsiz/ düşük gelirliler güvencesizdir.

  Kentsel sınıflar:

  • Ücretli-Maaşlılar(Beyaz/Mavi yakalı, Yüksek nitelikli/Niteliksiz hizmet işçileri),
  • Kendi işine sahip olanlar(Esnaf),
  • İşverenler(Küçük/Orta/Büyük burjuvazi),  
  • İşsizler,
  • Emeklilerdir.

 Marx’taki gibi beyaz yakalılar kafa emeğine dayanan, çeşitli mesleklerde uzmanlaşmış hizmet işçisidir. Mavi yakalılar, kol işçisidir, fabrika, inşaat vb.de üretimi sağlar(Sunar,2018). Goldthorpe da sınıfları meslek üzerinden oluşturur, işverenleri işçi sayısına göre ayırır(Sunar,2018).Yukarıdaki ilk 3 grup, Goldthorpe’un 3 temel iş pozisyonuna, son ikisi Wright’ın ara konumlarına benzer(Sunar,2018).  

Kırsal sınıflar :

  • Çiftçi(Kapitalist, Zengin) ,
  • Köylü(Zengin, Orta, Küçük, Yoksul),
  • Tarım işçisi, Rantiye.

 Zengin çiftçinin kapitalistten farkı, daha küçük tarla işlemesidir. Zengin köylüler işçi çalıştırır,  çoğu emek ihraç etmez. Orta köylülerin çoğu işçi çalıştırmaz, emek ihraç eder; küçük köylüden farkı, traktörünün olmasıdır. Wright sömürünün temellerini; emek gücü, üretim aracı, beceriye bağlamıştı burada doğrulanıyor(Sunar,2018). Zengin köylünün haricindeki köylüler kırsal nüfusun %62’sini oluşturuyor yani çoğunluktalar.

 Kenttekilerin çoğu köyde tarla, konut sahibidir. Gelir getiren tarla sahipliğinde nitelikli ve beyaz yakalıların oranı yüksektir. Buradan ailenin maddi durumunun yüksek olduğu, çocuğun eğitimini önemsediği çıkarılabilir. Bourdieu’nun “ekonomik sermaye” kavramı çoğu durumda olduğu gibi bunda da etkilidir.  İşsiz ve mavi yakalıların köyde konut sahipliğinin yüksek olması şaşırtıcı değildir bu kişilerin köyle bağlantısı vardır. Kırdakilerin %30’u kentte çalışmıştır, bunların %90’ı ücretlidir. Bunun da etkisiyle kırdakilerin çoğunluğunun kentte kalacak yeri vardır. Büyük oranda kapitalist, zenginlerin evleri vardır; köylü, tarımcının ise kalacak yeri yoktur. İktisadi, sosyal farklılıklar(mülkiyet) görülür(Sunar,2018). İstanbulluların %60’ı kendi evinde oturuyor, en önde sırasıyla emekliler, işverenler, nitelikliler, esnaflar gelmektedir; beyaz yakalılar en düşük oranda. İşverenler ve emekliler kira getiren konuta diğerlerinden daha yüksek oranla sahip. Konut fiyatlarının, kredi faizlerinin yükselmesiyle yeni neslin mülkiyet sahibi olmakta zorlandığı anlaşılabilir.

 Beyaz yakalı, niteliksizler(hizmet) kamuda, mavi yakalılar(sanayi) özelde çoğunluktayken nitelikliler ikisinde yakın oranda bulunur. Ücretlilerin yarısı sanayidedir. En kalabalık yerlerde mavi yakalılar(belki iş refahı, maaş bundan düşük), 1-2 kişilik yerlerdeyse niteliksizler çoğunluktadır. Durkheim’ın dediği gibi sanayileşmeyle kentlerde “organik dayanışma”, farklılaşma, iş bölümüne dayanarak doğmuştur, işsizlik artmıştır zamanla. Köylerde ise herkes her işi yapar, mekanik dayanışma sayesinde işsizlik de görülmez(Sunar,2018). Behice Boran da tabakalaşmanın iş bölümünde uzmanlaşmayı, farklılaşmayı doğurduğunu böylelikle mesleklerin çeşitleneceğini, niteliklerinin değişeceğini söyler(Sunar,2018). Kenttekilerin yarıya yakını işsizliği deneyimlemiştir( En çok niteliksizler, esnaflar). Mavi yakalılar 1-2 aya yeni iş bulurken yüksek nitelikli, beyaz yakalı, işsiz, emeklilerde bu süre 1 yılı geçiyor. En uzun süreli işsizlik 31-39 yaşlarındadır.  Bu işlevsel farklılaşmadandır, belli gruplara daha çok ihtiyaç vardır(Sunar,2018). Kurumsallaşmış farklılaşma görülür; hizmet kurumu farklılaşmaya sebep olur, niteliklileri üst konuma koyarken niteliksizleri alta koyar(Sunar,2018).

 Kitapta bahsedilen iş yasaları, Goldthorpe’un “hizmet ilişkisi”(profesyonel, yönetici) gibi çıkarları karşılıklı korur, “iş sözleşmesi”(alt konumdakiler) ise çalışma koşulları, ücreti belirler(Sunar,2018). İzin, ek çalışma ödeneği konularında yasalar keyfi uygulanırsa Wright’ın dediği gibi baskıyla sömürü görülür, Goldthorpe’un bahsettiği “hizmet akdi” bozulur(Sunar,2018). İş kazalarına en çok mavi yakalılarda rastlanır. Ücretlilerin %20’si iş kazası geçirdiğinden koşulları güvencesizdir.

Önerilen Yazı
Michel Foucault – Hapishanenin Doğuşu Kitap Analizi

 Kuşaklar arası sosyal hareketliliği anlamak için çocuk-baba kıyaslanır. Golthorpe da sosyal hareketliliğin arka planında ailenin önemini vurgular(Sunar,2018). Çocuklar genelde babalarına benzer konumdalardır, içsel türeme yüksektir, sosyal hareketlilikse az. Burada Carchedi’nin “proleterleşme” kavramı, emeğin vasıfsızlaşmasıyla orta sınıfın işçileşmesi, orta sınıfın kaybolmasıyla sosyal hareketliliğin azalması görülebilir(Sunar,2018). Bulgulara göre babalar çoğunlukla köylüdür, nitelikli, beyaz yakalılar azınlıktadır. Niteliksiz, mavi yakalı babaların oranı da yüksektir. En az hareketliliğe yüksek nitelikliler sahip. Tarım işçisindense hiç yüksek nitelikli, orta-büyük işveren çıkmamıştır, işsiz, esnafları beslemişlerdir bu yoksullaştıklarını gösterir. Çiftçilerin kente taşınmasıyla çocuklarının hizmet, sanayiye geçmesi yukarı hareketliliktir. Kuşak içi hareketliliğe baktığımızda konumun yine çok değişmediğini görürüz. Çoğu ilk konumunda kalmış özellikle nitelikli, beyaz yakalılar.(Diğerlerinde az da olsa aşağı/yukarıya hareketlilik görülüyor.) Tarımcılar babalarından çok tarla kalmadığından ücretli çalışır, çiftçilere ise babadan büyük tarlalar kalmıştır. Kırda hareketlilik daha düşüktür.

 Kırdaki eğitimde de yine babanın konumu, kentleşme derecesi(yaşanılan yer) etkilidir bir de cinsiyet etkileyebilir. Bourdieu da sermaye konusunda baba mesleği, yaşanılan yere önem verir(Sunar,2018).  Bourdieu’nun “maskülen baskınlık” kavramı, konumu ne olursa olsun kadın geri planda, görülebilir, kız çocuğu okula gönderilmeyebilir(Sunar,2018). Köyün gelişmişliği, zihniyeti anlaşılır.  Kadının konumunu eşi belirler. Kırda eğitimsizlik daha fazladır. Ama dönemsel olarak her yerde yükselmesi, refahın göstergesidir. Kırsalda üniversiteli kadın hiç yok, lisedekiler de çok az, yarısı okuma yazma bile bilmiyor bu, kentte %20’ye düşüyor. Günümüzde zorunlu eğitimle bu eşitsizlik azaldı. Kentte de kırda da ilkokul düzeyindekiler çoğunluktadır. Tarımcı babaların çoğu okula gitmemiştir. Kentteyse çoğunlukla işsiz(%49) ve emekliler ilkokul, yüksek nitelikliler(%64),orta-büyük işverenler(%24)  üniversite, diğer hizmet grubundakiler lise, esnaf ve işverenler ortaokul düzeyindedir. İşsizlerin %21’i hiç okula gitmemiş,%3’ü üniversiteye gitmiştir.  Bourdieu’nun “edinilmiş, kurumsallaşmış eğitim”(kültürel) sermayesinin önemi burada görülüyor; okul, eşitsizliği yeniden üretiyor(Sunar,2018). Kentsel grupların çoğunluğu(işsizler, niteliksizler) köyde doğmuştur. Yüksek nitelikli, orta büyük işverenlerin çoğu metropolde(İstanbul, Ankara, İzmir) doğmuştur. Eğitim, doğum yeri, sınıf(yüksek nitelikli-orta büyük işveren) arasındaki benzerlik metropollerde eğitimin statüyü yükseltmesindendir. Bu Turner’in statü tutarlılığıdır, statü; eğitim, gelir, kökenle uyumludur. (Sunar,2018) Ganzeboom Uluslararası Sosyo-Ekonomik Endeksinde(ISEI) mesleği, eğitimle gelir arasındaki araç olarak görür, eğitim-gelire göre meslekleri sıralar(Sunar,2018). Duncan da SES endeksinde meslek, eğitim, geliri aynı düzlemde görmüştür; mesleki statüde eğitim, baba mesleğinin etkisini gösterir. Gelir, eğitime, mesleğe bağlıdır(Sunar,2018).

 Sağlık göstergesi en iyiler, nitelikliler, beyaz/ mavi yakalılar, kapitalistlerdir; güvencesiz işlerdeki niteliksizler, esnaflar, köylülerse sağlıksızdır. Kırda sağlık sigortası yoktur, sağlık göstergeleri düşüktür. Köyde hamilelikte, doğumda %75’i doktora gitmiyor bu sırada ölen kadınlar ve düşükler bu yüzden fazladır. Burada geleneksel, bilgisel, ekonomik farklılaşmalar rol oynuyor(Sunar,2018). Geleneksel tıpta şifalı bitkilerin kullanılmasıyla iyileşileceği/doktorun gereksizliği inancı, bazı bitkilerin düşükleri tetiklemesi mesela. Yaşa göre baktığımızda sağlığın yükselmesi refah devletinin, gelişmişliğin göstergesidir ama bu tamamen eşitliğin sağlandığını göstermez. Şimdi Covid-19la mücadelede de sağlık alanında sınıfa göre erişim zorlukları bulunmaktadır. Bourdieu’nun “habitus” kavramı eğitim, sağlık, kültürel etkinlikler, tatil yapma konusunda benimsediğimiz alışkanlıklarda sermayemizi, konumumuzu gösterir. (Sunar,2018)

 En çok gazete okuyanlar, beyaz yakalılar, yüksek nitelikliler, çiftçiler, orta köylüdür. Metropol doğumlular daha çok gazete okuyor büyük ihtimalle kitap okuma oranları sorulsaydı yine benzer sonuçlar ortaya çıkardı çünkü burada meseleye gazete değil okumak olarak bakılmalı. Bourdieu’nun nesneleşmiş(kitap),içselleştirilmiş(beğeni) kültürel sermayesidir bunlar. (Sunar,2018) Yaşayış olarak beyaz yakalılar hem modern hem gelenekseldir. Mavi yakalı ve niteliksizlerse tatillerini benzer şekilde geçirirler, geleneksel akraba ziyaretiyle, yıllık izinde İstanbul’da kalma konusunda yüksek orandadırlar. Nitelikliler, orta büyük işverenler ise çoğunlukla yıllık izin kullanırlar, modern tatil yaparlar; benzer kültürel faaliyetlere katılırlar, çeşitli etkinliklere en yüksek oranda katılırlar. Herkesin en çok katıldığı düğün-pikniktir onu sırasıyla maç, konser/halk geceleri, sinema/tiyatro, gazino izler. Niteliksizler ve işsizler en az kültürel faaliyette bulunan gruptur, çeşitlilik de azdır. Bourdieu’nun ekonomik sermayesinin önemi görülür tabi kültüre göre de değişebilir. Weber’in dediği gibi “yaşam tarzı”, eğitim, mesleki/doğuştan prestij kişinin statüsünü, iktisadi durumu sınıfını belirler (Sunar,2018). Turner’in “yaşam tarzı olarak statü” kavramı, tatile gitme, beğeniler gibi pratikleri kapsar (Sunar,2018). Etkileşim skalalarında, sınıfın yaşam fırsatlarını ve eğitimi belirlediği görülür (Sunar,2018).

 Sonuç olarak işsizliğin yayıldığını, ailenin gelir, eğitim, sınıf konumunun çocuklarını da etkilediği, sınıflarına göre hayat tarzlarının ve daha birçok durumun değiştiğini bunların meslekle bağlantılı olduğunu söyleyebiliriz. Giddens’ın dediği gibi hayatta seçenekler eşit sunulmuyor, iktisadi duruma bağlı(Sunar,2018).

KAYNAKÇA

Boratav, K.(2014), İstanbul ve Anadolu’dan Sınıf Profilleri, İmge Yayınları: Ankara

Sunar, L.(2018), Sosyal Tabakalaşma:kavramlar, kuramlar ve temel meseleler, Nobel Akademik Yayıncılık: Ankara

Önerilen Yazı
Tüfek, Mikrop ve Çelik Kitabı Analizi
Yorum Yap

Yazar Hakkında

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi

Yorum yap