SOSYOLOJİK VE PSİKOLOJİK PERSPEKTİFTEN GUGUK KUŞU FİLM ANALİZİ

SOSYOLOJIK VE PSIKOLOJIK PERSPEKTIFTEN GUGUK KUSU FILM ANALIZI

SOSYOLOJİK VE PSİKOLOJİK PERSPEKTİFTEN GUGUK KUŞU FİLM ANALİZİ

Guguk Kuşu filmi, McMurpy’nin bir kıza tecavüz etmesiyle bir ceza niteliğinde çalışma kampına gönderilmesi, McMurpy’nin söz konusu kampta uygunsuz tavırlar sergilemesi, gereksiz konuşması ve benim için önemli bir noktası olan otoriteye karşı gelmesi gibi durumlardan akıl hastası olup olmadığı konusunda emin olmak için akıl hastanesine gönderilmiştir. Film akıl hastanesinde başlıyor diyebiliriz.

Filmin psikolojik analizine geçelim. Filmde McMurpy’nin “Antisosyal kişilik bozukluğu”nun olduğunu düşünüyorum diğer bir adıyla ve daha çok bilinir adıyla “sosyopat” olarak nitelendirilir. Sergilediği davranış biçimlerinden bu durum açık bir şekilde görünmektedir. Sosyopat; empati duygusu olmayan, insanlarla iletişimi iyi olmayan, duygulardan yoksun, insanları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmayı seven, sadece akıl ile hareket eden, bireylerin duygu ve düşüncelerine önem vermeyen kişilere sosyopat denir. Örneğin; tutuklanmasının, sık yalan söylemesinin, sinirli ve saldırgan tavırlar sergilemesinin, kendisine ve çevresine kötü davranmasına rağmen herhangi bir pişmanlık duymama gibi durumları  McMurpy’nin antisosyal kişilik bozukluğunun olduğunu kanıtlar vaziyettedir.  Bu durumlara filmdeki sekanslardan örnekleyip daha da derinleştirirsek; doktorlar ve hemşirelerle sürekli çatışma halinde olması, Beyzbol maçının izlemek isteyip ve bunun sonucunda da istediğini alamaması durumunda uygunsuz hareketler yapması, hastanenin iyi bir yer olmadığının iyileşmek yerine kaçılması gereken bir yer olduğunun aşılamaya çalışır. Bu tip durumlar açık bir şekilde söz konusu rahatsızlığa işaret ettiğini söyleyebiliriz.

Bir diğer önemli olan karakterimiz Billy’dir. Filmde Billy’nin açık bir şekilde kekeleme rahatsızlığının olduğunu görüyoruz. Kekeleme; konuşurken seslerin ve hecelerin uzatılması, tekrarlanması, ritminin doğru olmaması gibi durumların olmasıdır. Birçok olguda, kekemeliğin nedeni olarak belirgin bir nöropatoloji bulunamamış; migren, yüksek bunaltı düzeyi ve diğer ruhsal zorlanmaların etken olabileceği, birlikte anksiyete ve depresyonun da gözlenebileceği ileri sürülmüştür (Fışıloğlu,1996:144). Kekemeliği olan çocukların ebeveynlerinde kişilik özellikleri olarak obsesif- kompulsif kişilik özelliklerine, hatta nevroza sık rastlanmaktadır (Köroğlu E, Bayraktar  2010). Billy’nin ayrı olarak göze çarpan bir diğer özelliği ise çekingenlik diyebiliriz. Örneğin; Billy’nin bir kızdan çok hoşlanmasına rağmen ona bir türlü açılamaması sosyal kaygı bozukluğuna da işaret ettiğini söyleyebiliriz. Bu şu demek olmuyor; Herkes sevdiği birine, sevdiğini söyleyemeyebilir fakat Billy, McMurpy’nin akıl hastanesine geldiği zamanki tutumu da çekingen tavırlar sergilediğinin işaretidir. Dolayısıyla bu davranışlar bütünlüğünün sosyal kaygıya işaret ettiğini söyleyebiliriz.

Bir diğer karakterimiz olan Şef; oldukça yavaş hareketleri olan, geceleri uykuya dalmakta güçlük çeken, düşük enerjili, toplumla çok iletişime geçmeyen bir karakterdir. Bütün bunlar depresyona işaret olduğunu söyleyebiliriz. Depresyonun temel belirtileri arasında; karamsarlık, hayata dair hiçbir beklentisi olmaması durumu ya da hayattan zevk alamama, umutsuzluk, herhangi bir konuda ilgisinin az olması veya çok çabuk dağılması, önemli bir belirti olarak da uykusuzluktur diyebiliriz. Dolayısıyla Şef’in çoğu özelliğinin depresyonla örtüştüğünü gözlemlemekteyiz. İnsomnia, yani uyku bozukluğu olabilme ihtimali de vardır.

Filmde kullanılan tekniklere değinirsek; grup terapisi yoğun olarak kullanılmıştır. Biyolojik tedavi çeşitlerinden olan Elektrokonvulsif (EKT) söz konusu yöntem daha çok depresyon gibi rahatsızlarda vücudun şakak bölgesinden belirli bir volt elektrik verilmesiyle oluşan bir tedavi yöntemidir. Filmde kapanış sekansında McMurpy’e uygulanmıştır.

Film, genel çerçevede değerlendirildiğinde hastalıklar önemli ölçüde iyi tasvir edilmiş ama bazı durumlarda bence yanlış lanse edilmiştir. Örneğin; McMurpy’nin son sahnesindeki yani Elektrokonvulsif sahnesindeki elektrik voltajı yüksek verilmesiyle beraber hastanın önemli bir şekilde etkilendiğini ve olduğundan kötü bir duruma gittiğini görüyoruz. Gerçekte fazla bir volt verilmesi gibi bir durum söz konusu olamaz.

Filmde psikolojik unsurların olduğundan bahsettik önemli bir ölçüde de sosyolojik açıdan mesajların olduğunu da söyleyebiliriz. Bu sosyolojik mesajlar nedir? Kısaca anlatalım.

Filmde, delilik teması işlenmiştir. Bu konu hakkında önemli ve çarpıcı bilgileri ünlü sosyolog Erving Goffman, söz konusu durum üzerinde kapsamlı çalışmalarda bulunmuştur.

Filmde beyaz ışıklar, beyaz üniformalar, beyaz dolaplar yani bunların hepsi bir metaforik olarak soğukluğu temsil etmektedir. Hemşire olan Ratched, otoriteyi temsil etmektedir. Filmin önemli sahnelerinden biri olan; Mcmurpy beyzbol maçı izlemek ister. Hemşire, izlememesi gerektiğini söyler fakat yine de oylamaya sunar. Oylama yapılır, oylama sonucu izlememe yönünde çıkar. O sahne aslında oy kullanmamız bir şeyleri değiştirmeyeceğinin bir örneği olarak karşımıza çıkmaktadır. Biz istesek ya da istemesek de var olan, belirli bir düzenin içinde olduğumuzun bir niteliğidir aynı zamanda. Filmde bir de ilaç verme sahnesindeki dikkat çekilmek istenen; ilaç firmalarının, bize ihtiyacımız olmasa da bize ihtiyacımız olduğunu düşündürüp zorla empoze edilmesidir. Mcmurpy’nin erkek kavramını; kumar, alkol, sex ile bağdaşlaştırmışlardır. O yüzden arkadaşlarına kumar, sex, alkol gibi eylemlere davet eder; normal erkekler böyledir görümü verilmek istenmiştir. Yani toplumsal kodlamalarda erkek rolünün üstlendiği bir çeşit kimlikler bütünüdür. Billy’nin kadınla birlikte olduktan sonra hemşire Ratched, bu konuyu annene söyleyeceğim demesi de dikkatimi çekmiştir. Billy, anne kelimesini duyunca kekelemeye başlamıştır. Bu sahnede  annenin baskıcı yanına vurgu yapılmıştır. Annelerin düzenleyici ve disiplin edici tavırları çocukları için iyi sonuç doğurmadığını da söylememiz mümkündür.

Goffman’a göre bütüncül kurumların ikinci olanı yani kendilerine bakamadıkları ve toplum için tehdit oluşturdukları düşünülen insanların, bir kuruma kapatılmasıdır. Örneğin, tımarhanelerdir. Filmde otorite olan hemşire Ratched, hastanedeki bütün hastalara aslında hasta olmadıkları halde hasta rollerini icra etmelerini ister ve onlara soru sorarak aslında onların sorunlarını çözmek yerine onları daha kötü etkilemeyi, onların iyi olmadıklarını düşündürmeyi sağlamıştır. Olayın geçtiği hastaneyi bir hayat olarak düşünebiliriz. Yasalara göre şekillenen normlar ve çıkılmaması istenen yasalardan çıkılırsa ceza alınacağı bir düzeni temsil eder. Mcmurpy ise bu düzene uymayıp bu işleyişin dışında kalmışlığın temsilidir. Mcmurpy’nın ilk uyarısı olarak  elektrik verilmesi, düzene uyum sağlaması için bir baskı olarak sunulmuştur. Mcmurpy’nin kaçış planı, bu çökmüş düzendeki herhangi biri olmak değil de dışarıda özgür bir birey bir benlik olarak yaşama çabasıdır. Goffman için tımarhaneler iyileştirmekten ziyade onları bir rakam olarak gördüğünü yani işleyen bir mekanizmanın devam ettiğini söylemiştir. Filmde de bu durum vardır. Hastaların fikirlerini duymazdan gelip, deli damgasını vurduklarından dolayı onları görmezden gelmişlerdir. Metaforik olarak, Mcmurpy’nin ikinci bir elektrik verildiğinde ise bir akıl öğütme makinesi metaforudur. Sonuç olarak; Mcmurpy aklını yitirir ve otoritenin istediği durum olmuştur. Şefin orada özgürlüğü temsil ettiğinden dolayı Mcmurpy’i öldürür. Çünkü ancak bu düzenden ölerek kurtulacağımızı anlatmaya çalışmaktadır. Filmden çıkaracağımız ana düşünce; yasaların karşısında hiçbir varlığımızın değeri olmadığı istesek de değiştiremeyeceğimizi anlatmaktadır.

KAYNAKÇA

Fışıloğlu, A. ( 1996) Akıcı Konuşma Bozukluğu: Kekemelik Tanısı ve Sağaltımı. 3P Dergisi 4.

Köroğlu, E. Depresif Bozukluklar (2010).: Psikiyatri Temel Kitabı.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

U.Ü Sosyoloji bölümü öğrencisi.

Yorum yap

Yorumlar (2)

  1. Aleyna Şeker

    Meraklandıran bir yazı olmuş, ilk fırsatta filmi izleyip bu analize yeniden göz atacağım. Emeğinize sağlık :)

  2. Erdal Telli
    Erdal Telli 1 hafta önce

    Teşekkür ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.