1. Ana Sayfa
  2. Kitap-Film Analizi
  3. Çocuklar Duymasın Dizisi Söylem Çözümlemesi

Çocuklar Duymasın Dizisi Söylem Çözümlemesi

cocuklar-duymasin-dizi-analizi (1)
1

1. GİRİŞ

Söylem analizi dersi kapsamında bir televizyon dizisi olan Çocuklar Duymasın dizisini analiz edeceğiz. Analizimize başlamadan önce söylem analizine dair kavramlar açıklanacak, çalışmanın amacı, veri kaynağı, bulguları, çalışmanın ders bağlamındaki önemi gibi başlıkları çalışmada sunulacaktır. Öncelikle söylem nedir? söylem analizi nedir? Göstergebilimsel söylem analizi nedir, toplumsal cinsiyet nedir? Geleneksellik- modernlik nedir? Kavramları açıklanacaktır.
Söylem gerek yazılı gerekse sözlü olarak hemen her disiplinde çok fazla kullanılan bir kavramdır. Söylem, karşılıklı iletişimin temel unsurudur. Bu sebepten ötürü söylem kavramını disiplinler arası bir kavram olarak değerlendirmek mümkündür. Söylemler, dilin kullanımına özgü sistematik yapı içerisinde duygularımızın, düşüncelerimizin, fikirlerimizin telaffuz ve ifade ediş biçimleridir. Söylem kavramını birçok sosyal bilimci ele almış ve tanımlamalarda bulunmuştur. Bir başka tanımlamaya göre söylem, toplumsal bir pratik olarak karşımıza çıkar. Bu bağlamda taraf ve tarafsızlığın ifadesi, suçlamalar, kültürel alanlardaki insan ilişkilerini yansıtan eylemlerin, pratiklerin sergilenmesi olarak değerlendirilir. İnsanlar günlük yaşamlarındaki tutum, inanç, fikir gibi birçok konuyu söylem pratikleriyle ortaya koyar. Bu yönüyle de toplumsal bir pratik olan söylem, insanların hayata ilişkin tanımlamalarında, anlamlandırmalarında önemli bir rol oynar.
Söylem çözümlemesi veya söylem analizi, bir uygulamalı dilbilim alanı ve sosyal bilimlerde kullanılan nitel, yorumlamacı bir araştırma yöntemidir. Bu yorumlama faaliyeti dolayısıyla “eleştirel söylem çözümlemesi” veya “eleştirel söylem analizi” biçimlerinde de kullanılır. Söylem çözümlemesi eleştirel bir yaklaşımla; söylem aracılığıyla konuşucu tarafından gerçekleştirilen, aktarılan mesajı ve bununla beraber söylemi ortaya koyan kişi veya yapının ideolojisini açığa çıkarmakta kullanılır.
Göstergebilimsel söylem; Göstergebilim, dilbilimsel yöntemleri nesnelere uygulayan ve her şeyi dille betimlemeye ve dil dışı olguları kendi dil eğretilemesine dönüştürerek açıklamaya çalışan bir düşünce yaklaşımıdır. Göstergebilim, yalnızca dilsel göstergeleri değil, anlamlı bir bütün oluşturan her şeyi ele alıp inceler. Düşünce içerikli eserlerde, şiirde, romanda, afişlerde, reklamlarda, tiyatro ve sinemada iletişim belli bir türden dil ile sağlanmaktadır. Dil yalnızca işitim imgesi ve harflerden oluşan bir şey değildir. Göstergebilimde dilsel göstergeler, dil dışı göstergeler ile bir arada işlemektedir. Yapısalcı ekol, yazıları önemli kılan etkenin, yapıtın iç düzeni olduğunu öne sürmüştür. Barthes, kendine özgü yaklaşımla burjuva toplumunun moda, giysi, otomobil, şehir vb. kültürel öğelerini çözümlemiştir.
Toplumsal cinsiyet; Toplumsal cinsiyet, kadın ve erkeklerin beklentilerini, değerlerini, imajlarını, davranışlarını, inanç sistemlerini ve rollerini tanımlayan fikirlerin sosyal yapılanmasıdır.
Geleneksellik; Gelenek, sosyal bilimlerde, özellikle de sosyoloji ve antropolojinin bünyesinde yer alan önemli kavramlardan birisidir. … Gelenek bir toplumu oluşturan kuşakların tecrübeleriyle irtibatlıdır ve yaşanan şartların değişmesi, geleneği de değiştirir.
Modernlik; Modern kültürde sözcük “eski” ile karşıtlık içinde “yeni” olanı anlatır. Zamansal olarak yeni olan kültürel olarak eski, çok eski olabilir. Gerçekte çağdaş dünyanın çoğu kültürel olarak çağdışıdır ve homo sapiensin bütün bir kültürel türlülüğünü neredeyse eksiksizliği içinde sergileyen bir örnekler bolluğu ile doludur.
Çalışmanın amacını; toplumdaki kadın erkek rolleri medyada nasıl yorumlanır ve topluma nasıl aktarılır sorusu oluşturmaktır.? Bu çalışmada günümüz aile yaşantısının önemli medya aracı olan televizyonda yer alan Çocuklar Duymasın dizisi analiz edilecektir. Bu çalışmanın amacı, kadına ve erkeğe toplum tarafından atfedilen kadınlık ve erkeklik rollerinin, geleneksel ve modernlik çatışmalarının diziler üzerinden aktarılmasını söylem analizi yöntemiyle ortaya koymaktır. Araştırmamız; kadının ve erkeğin üstlendiği roller ve bunların medya ile topluma iletilmesi, geleneksel baba figürü ile modern anne figürünün birlikte bir evde yaşaması, iki arkadaştan bir tarafta ataerkilliğin sunumu mevcutken, diğer tarafta daha fazla anaerkillik sembollerinin görüldüğü bir çalışmadır.
Çalışmanın veri kaynağını youtube, kaynakçamızda beliren bilimsel makaleler ve televizyon kanalları oluşturmaktadır. Çocuklar Duymasın’ın ilk bölümü 16 Ocak 2002’de TGRT’de yayınlandı. Yayınlanan 13 bölümün ardından 16 Nisan 2002’de ATV’ye geçti. 2 sezon ATV’de yayınlandıktan sonra 3. sezonu Eylül 2003’te Star TV’de yayınlandı. Dizi yıllar boyunca televizyon ekranlarının sevilen dizisi olarak karşımıza her sezon çıkmaktadır. Günümüzde dahi televizyonlarda oynatılmaktadır. Biz çalışma dahilinde 6. Sezon olarak atv’de yayınlanmış olan bölümleri analiz edeceğiz.
Çalışma Türk toplumda belirlenen kalıplaşmış cinsiyet rollerini keskin bir şekilde topluma aktarmasıyla, tavır, duruş, uslüp ve söylemlerle toplumda erkek ve kadını ayırması bakımından önem taşımaktadır. Bir toplumun kadına nasıl baktığını öğrenmek için birçok yöntem bulunmaktadır. Ve bu yöntemlerin en önemlisi medyadır. Bu çalışma televizyonda kadının nasıl sunulduğu, bir anlamda Türkiye’de kadına bakış konusunda bize ipuçları vermesi açısından önemlidir.

Önerilen Yazı
Post Yapısalcılık Nedir?

2. VERİ KAYNAĞININ ÖZETİ

Çocuklar Duymasın, Türk aile komedi televizyon dizisi. MinT Motion Pictures tarafından hazırlanan dizinin yönetmenliğini Bora Tekay yapmaktadır. Dizide birbirine katlanamayan, ayrılığın eşiğinde yaşayan karı-koca ve onların evli kalmalarını zorunlu hale getiren iki çocuğuntan oluşan bir ailenin, birbirleri ve dostlarıyla olan ilişkileri anlatılır.
İlk bölümü 16 Ocak 2002’de TGRT’de yayınlandı. Yayınlanan 13 bölümün ardından 16 Nisan 2002’de ATV’ye geçti. 2 sezon atv’de yayınlandıktan sonra 3. sezonu Eylül 2003’te Star TV’de yayınlandı. Başrol oyuncularından Pınar Altuğ ve Tamer Karadağlı’nın özel hayatlarından dolayı diziden ayrılmaları sonucunda dizinin 4. sezonu Çocuklar Ne Olacak adıyla yayınlandı ve dizi Mayıs 2005’te sona erdi. 2009’da FOX’da yeniden başlaması planlandı; fakat ekonomik kriz nedeniyle dizi bir süreliğine ertelendi. Ardından 5 Ağustos 2010’da 5. sezonuyla yeniden atv’de yayınlanmaya başladı. Yeni bölümleri çekilmeye başladı. 2013 Eylül ayında Fox TV ekranlarında 3. defa başladı. Dizi 160. bölümde sona ermiştir. 2017 yılında yeniden Kanal D’de gösterilmeye başlanılmıştır.
Dizideki aile yapımı Türkiye´nin ne modern profiliyle ne milli kimliğiyle, nede dini aile yapısıyla bağdaşıyor. Aile dizisi olarak karşımıza sunulan bu dizi, Türk ve İslam aile anlayışının tam tersini, ailenin problemli ve zorluklar içinde olduğunu gösteriyor. Çocuklar Duymasın dizisi özel olarak, bilinçli ve belli amaçlar arkasında gizlenmiş bir eğitim dizisi. Her bölümde 2-3 belli sosyal bir problem tartışılır. Her zaman tartışma kadınlar ve erkekler arasında olur. Tartışmaların hepsi kesinlikle sosyal hayat ile ilgili. Ve dizinin kadın başrollerinden olan Meltem Hanım iki fıkra arasında, çok eğitici bir söz söyler. Bu sözü söylerken, birden kamera sadece Meltem Hanımı çeker. Ses tonu değişir. Hatta görüntü bile değişir. Kamera yalnız Meltem Hanımı gösterir. Meltem Hanım eğitici sözünü söylerken kimse konuşmaz. Kamera onu alttan çeker, daha büyük, sanki bir baba gibi, gözüksün diye. Ve bu söz, ana mesaj, iki espri arasına gizlenir. Bütün erkek oyuncular sorunlu, anormal tipler. Haluk Bey tam post-modern, gerici, çağ dışı bir erkek. Eşi tarafından her bölümde defalarca, olumsuz özelliklerle tanımlanan, duygusal ve romantik olmayan bir insan. En çok kullandığı kelime “Ben anlamadım ve ne gerek var.” Emine’nin eşi Hüseyin sürekli agresif, adamı hasta etme diye gezinen, tüm tartışmaları kavgayla çözeceğini düşünen biri. Yardımcısı Şükrü tam bir aptal tiplemesinde. Zero lakabındaki Tuna güya hiç kimseye güvenmeyen, herkesten korkan, bağımsız ve hür olamayan bir korkak. Selçuk Bey aşırı ve gerçek dışı bir şekilde cimri. İsmail Bey Karadenizli, tek düşüncesi kadın olan bir insan tipinde ve o kadar gerçek dışı ki kendi kadın meslektaşlarını bile, iş esnasında taciz eden, sürekli ”Fashion TV “´den bahseden biri. Bazen bürosundan çıkar, ahlak dışı bir espri yapar ve odasına geri döner. Hem patronuna hem Yasemin Hanıma asılır. Havuç olarak nitelendirilen Emre, bir kız arkadaşı edinmek için, her türlü soytarılığı yapmaya hazır olan bir çocuk rolünde. Engin Bey saçlarını düşünen, yakaladığı her fırsatı, maaşını yükseltmeye, kendi çıkarları için kullanan, her an patronunun arkasından onunla dalga geçen, gerçek anlamda bir egoist. Haluk Beyin kayınpederi Kemal Bey eski müsteşar olmasına rağmen akıl dışı hareket eden bir şahsiyet. Aklına olur olmaz fikirler gelir.
Kadınlar ise “çağdaş” ve “medeni”. Her konuda, dizinin sonunda, kadınlar haklı çıkıyor. Geri kalmış olarak nitelendirilen erkekler her zaman haksız ve olumsuz çıkıyor. Bir anneye yakışmayan kıyafetleriyle, kesinlikle dar giyinen, ya aşırı derece dar bir pantolona ya da kolu açık olan, her problemi çözücü ve durmadan “Hallederiz” diyen bir tip. Meltem Hanım kocası hariç herkes ile uyum içindeydi ve eğitici bir anne, sevimli ve yardımsever bir iş arkadaşı. Ama her neyse kocasıyla hiçbir konuda anlaşamıyor. Ve gerçek dışı bir hareket ile, hemen her konuyu, özel hayatını bile, psikoloğuyla paylaşıyor. Psikoloğa gitmek güzel bir şey. Ama her küçük bir meselede, bir uzmana baş vurmak ve aile hayatından en gizli olayları bile anlatmak aşırı derecede, haddinden fazla, gerçek dişi ve Türk Aile Yapımıyla hiç mi hiç alakası olmayan bir hareket. Dizideki diğer kadınlarda hep pozitif ve olumlu insanlar. Emine geçim sıkıntısı çekmemek için temizlikçilik yapan bir eş. Kocası bütün kazancını kumara harcasa da Emine Hanım sadakat ile sabır gösterir. Gönül Hanım kadın haklarını her şeyden üstün tutan ve hiçbir zaman ezilmeyen bir kadın. “Modern” kelimesi adeta diline yapışmış. Durmadan “modern” kelimesini kullanır. Meltem Hanımın kızı Duygu çalışkan ve çağdaş bir genç kız. Nurten hanım, kocasının akıl dışı hareketlerine sabır ile karşılık veren dominant ve akıllı bir hanım. Halukun iş arkadaşı Yasemin Hanım çalışkan ve yardımsever. Hiçbir sahnede onun çalışmadığını göremezsiniz. Her zaman kesinlikle işiyle uğraşır. İşyerindeki bütün erkekler istediği zaman gelip, gider, gırgır yaparlar, kaytarırlar ama nedense, Yasemin Hanim bir saniye bile olsun boş durmaz. Aynısı işyerinin patronu Canan Hanım için geçerli. Disiplinli, akıllı ve boş iş yapmayan Amerikalı Canan Hanım erkek işçilerinin bütün gerçek dışı hareketlerini hoş görüyor. Kendisi Amerikan iş sistemini yaşayan bir karakteri canlandırdığı halde, tamamen bu sisteme ters düşen erkek işçilerinin hareketlerine hiç karışmaz. Yani çalışkan, akıllı, hoşgörülü bir patron. Dizideki tek kapalı giyinen Emine Hanım temizlikçilik yapıyor. Diğer karakterler “iyi maaşlı” işlerde ve evleri de büyük ve modern. Emine Hanım’ın kocası kumarcı ve karısını dövüyor. Tek yapabildiği iş çaycılık.
Bu dizideki aile ortamı, güya Türk Ailesini canlandırıyor. Halbuki burada canlandırılan aile tiplemesi Türkiye´nin %5’i. Bu diziyi izleyen Türkiye´de ki bir aile zannediyor ki, “Demek benim komşum, bir problem olunca, bu problemi bu şekilde çözüyor.” Diziyi izleyen insanın bilinç altına bunlar giriyor. Çünkü dizideki canlandırılan mekanlar sosyolojide dediğimiz birinci ve ikinci dünya. Birinci dünya insanın kendi evi. İkinci dünya insanın çalıştığı yer. Bu dizide bilinçli olarak bu mekanlar seçilmiş. Bu mekanlarda geçenler normalde insanın komşusuna gizli. Yani kimse, komşusunun ailevi sorunlarını nasıl tartıştığından haberdar değil. Sanki ailenin temeli çatışma üzerine kurulmuş. Bizim kültürümüzde Ailede tartışmalar olabilir. Bunlar tadı, tuzudur! derler. Ama bu dizi resmen tartışmayı, çatışmayı ailenin kaynağına oturtuyor. Dizideki olaylar öyle bir şekilde anlatılıyor ve gösteriliyor ki, küçük bir çocuğun zihnine yerleştiriliyor: “Aile problem, tartışma ve çatışma demektir!”. Bunu ispat etmek çok kolay. Dizinin başlangıç sözlerine bakın: Aynı gemide yol alır. Ayrı dümen tutarız bu evde. Sır dolu şu halimiz oynatır bizi. Her gün yeni bir oyun içinde. Her gün yeni kurnazlık peşinde. Aman şşşt sakın. Kimse uyanmasın. Gizlice ayrılalım. Çocuklar duymasın.” Devamlı kavga eden eşler ve adeta hiçbir konuda anlaşamayan, uzlaşamayan bir çift (Haluk ve Meltem). Kadınlar hem dürüst hem olumlu. Erkekler problemli. Kadınlar kendi aralarında asla tartışmazlar. Erkekler hem birbirleriyle çatışan hem de eşlerini üzen tipler. Adeta bir feministlik havası esiyor her bölümde.

3. VERİLERİN ANALİZİ

3.1. HTTPS://WWW.YOUTUBE.COM/WATCH?V=NGBGRV-75CQ&LİST=WL&İNDEX=48&T=190S. (02.15)
Meltem: Aa Haluk! Sana aldığım şu kazağı hala giymedin, bugün giysene.
Haluk: (Gözlerini uykudan yeni açmış ve gözlerini kamaştırarak) Meltem sen renk körü falan mısın? bu resmen pembe!
Meltem: Aa! Ne olmuş canım pembeyse, bence gayet güzel. Bak.
Haluk: (Gözlerini kısmış ve garip bir tavırla) Tutma şunu gözüme, bakarken bile gözümü acıtıyor.
Meltem: Ay saçmalama haluk bir kere ben buna çok para verdim, çok iyi bir marka.
Haluk: Ellerini havaya kaldırarak banane, delikanlı adam böyle renk giymez. Resmen pembe bu.
Meltem: Ay delikanlı adam onu giymez, delikanlı adam bunu giymez. Yık şu tabularını artık Haluk.
Haluk: Her şeyi yıkabilirim ama pembeyi yıkamıyorum.
Meltem: Bak Halukcum bu düşünceler seni yiyor, bitiriyor. (Haluk Meltem’in tavırlarından rahatsız olmuş şekilde kafasını sallar). Seni beni hatta hepimizi çok etkiliyor. Ya bu tabuları yıkmamız lazım. Bunun içinde bu kazağı giymen şart.
Haluk: Peki millete nasıl anlatacağız? Haluk beye bakın pembe giymiş! Ee bugün tabuları yıkıyoruz idare edin artık mı diyeceğiz.
Meltem: Ah işte senin sorunun bu. Sen millet ne der acaba.. Ay etraf ne der acaba… Bence senin kendine güvenin yok.
• Dizi içerisinde bu sahneyi toplumsal cinsiyet rolleri ve toplumun baskısı kavramları çerçevesinde yorumlayabiliriz. Görüldüğü üzere dizi içerisinde taş fırın olarak bilinen Haluk. Pembe rengi kadınlara ait görmekte ve erkeklerin giymekten çekineceği bir renk olduğunu topluma aktarmıştır. Dizi içerisinde Meltem’in gerek tutumu olsun gerek Haluk’u ikna etme biçimi olsun oldukça sabırlı ve mücadeleci bir tutum sergilemiş oluyor. Meltem burada haluk kendi düşüncelerinden çok toplumun düşüncelerinden etkilediğini söylemektedir. Bu davranışın ardından haluk, bir günlüğüne şartlar sunarak Meltem’in teklifini kabul etmiş ve pembe kazağı giymiştir. Bölümün sonrasında ise Haluk korktuğu tavırla karşı karşıya kalmıştır. Evin hizmetçisi olan Emine, haluk beyin kazağını görünce “beraber, değiştirerek giyeriz kazağı” demiştir. Burada da görüyoruz toplum renkleri bile kadın- erkek olarak ayırmıştır. İnsanlar olgunlaşsa da algıları ve korkuları hep onlarla olmuştur. Ve toplumun bireyi etkilediğinin en güzel örneğini bu sahne bize açıklamıştır.

3.2. https://www.youtube.com/watch?v=-rgiA1aKdh4&list=WL&index=46
3.2.1. ÇOCUKLAR DUYMASIN DİZİSİ 37. BÖLÜM 24.23 SAHNESİNİN ANALİZi

Gülfidan: Erkek egemenliği altında ezilen kadınların hakları aranacak, dile getirilecek. Muhakkak katılmanız lazım.
Haluk: Ana!
Meltem: Aaa! Katılırız tabi gülfidan hanım. Niye katılmayalım? İnternetten araştırırız nerde ne etkinlik var, geliriz bizde demi gönül?
Tuna: Gönül bizde katılalım mı?
Haluk: Tuna’ya döner. Sanane!.dünya kadınlar günü diyor. Dünya zero erkekler günü demiyor ki. Ayrıca nerden çıktı bu dünya kadınlar günü.
Meltem: Haluk yeni bir şey değil ki yıllardır var.
Gönül: Kadınlar arasındaki dayanışmanın, kadın haklarının ve beklentilerinin günüdür 8 Mart dünya kadınlar günü haluk.
Haluk: Mimiklerini değiştirerek. Aman ne önemli. Ulan yediğiniz önünüzde yemediğiniz arkanızda hala tutturmuşsunuz dünya kadınlar günü, ne gerek var ya? Öyle şeylere.
Gönül: Zaten 8 Mart dünya kadınlar günü, 9 martta ne gerek var haluk günü ilan edilecek yakında.
Araya farklı bir bölüm girdikten sonra muhabbet dakika 26.39’dan şu şekilde devam eder.
Meltem: Ya hani kadınlar bütün haklara sahip onu mu demeye çalışıyorsun Haluk?
Haluk: Ee tabi. Oy kullanma hakkınız var ondan sonra çalışma hakkınız var, bilmediğiniz halde araba kullanma hakkınız var.
Gönül: Aaa bak, onu dünyada kabul etmem. Bir kere kadınlar erkeklerden çok daha iyi araba kullanır.
Haluk: Sesli bir kahkaha atar ve daha park etmeyi beceremiyorsun sen şu pencereden dışarı bak park yerine hangi arabaları kadın park etmiş hangi arabaları erkek park etmiş anında anlarsın. Haluk bak der ayağa kalkar pencere önüne gider ve arabaları sayar. Ve düz olanlar erkek yamuk olanlar kesin kadın ha.
Meltem: Bravo ya haluk.
Haluk: Ee öyle.
Meltem: polise hangimiz daha çok yakalanıyoruz bakalım istersen.
Haluk: Ya ne alaka ya.
• Bu sahnede değinilen nokta; toplumda birçok kişinin duyarsız kaldığı kadınlar gününün toplumda medya aracılığıyla yansıtılması olmuştur. Burada toplumumuzda olduğu gibi iki çeşit düşünce yapısında sahip insanlar tartışmaktadırlar. Haluk, kadınlar gününün neredeyse saçma olduğunu düşünen bir bireydir. Tuna ise erkek ama kadının değerinin öneminin farkında olan bir bireydir. Tartışma öncesinde kadınlar günü için yapılacak etkinlikle başlamış daha sonrasında kadın- erkek ayrımı doğrultusunda ilerlemiştir. Haluk burada biz ve onlar olarak kadınları(onları) çeşitli noktalarda kadının başarısını küçümser. Araba kullanmak eylemini dahi erkeklere özgü kabul etmektedir.

3.2.2. ÇOCUKLAR DUYMASIN DİZİSİ 37. BÖLÜM DAKİKA 29.00 ANALİZİ

Gönül: Birleşmiş Milletler tarafından yapılan araştırmaya göre dünyadaki işlerin %66’sı kadınlar tarafından görülür. Ama toplam gelirin ancak %10’unasahip kadınlar. Ee hani nerde eşitlik. Buyur.
Emine: Birleşmiş Milletler az bile söylemiş mesela işin %100! ünü ben yapıyorum. Ama gelirin %100’ünü Hüseyin cebe indiriyor.
Gönül: Sonra kadınlar dünyadaki mal varlığının sadece %1’ine sahiplermiş Halukcuğum. Haberin var mı acaba bundan. Geriye kalan %99’u erkeklerinmiş.
Emine: %100 deyin siz ona. Bir de Birleşmiş Milletler gelsin Hüseyin’le beni araştırsın.
Tuna: Sen ne dersen de Haluk bu dünya erkeklerin dünyası. Biz yüzyıllardır kadınlara haksızlık ediyoruz. Demi gönül?
Haluk: Başkaları beni ilgilendirmez Zero. Ben bugüne kadar hiçbir kadına haksızlık etmedim.
Gönül: Aşağılanmak, hor görülmek kadında.
Meltem: Eee töre cinayetlerine kurban gitmekte kadında.
Emine: Adamı hasta etme Emine diye azar işitmek kadında.
Gülfidan: Dövülmekte kadında ama ben hariç. Ben dövdüm dövdüm boşadım sefamız olsun.
• Bu kesitte haluk bir önceki kesitte kadınları park yapma konusunda aşağılayıp, küçümsesede bu sahnede ben aşağılamam diyerek konudan çekilmeye çalışmaktadır. Gönül bu sahnede sayısal verileri ortaya koyarak kadınların ayrıcalıklarının gerçek yüzünü göstermiştir. Kadının toplumda yaşadığı sorunları açıklayan bu sahne bizlerde bilinç uyandırmayı hedeflemiştir. Ayrıca sahnede Tuna’nın günümüzde kadınların göz ardı edildiğine değinmesi de oldukça önemlidir.

3.2.3. ÇOCUKLAR DUYMASIN DİZİSİ 37. BÖLÜM DAKİKA 31.01 ANALİZİ

Gönül: Mesela çok çirkin bir laf var. Karı gibi gülme!. Ya kadını bundan fazla aşağılayan bir laf olabilir mi? (Meltem bu sırada el kol hareketi yaparak haluka bakar)
Haluk: Ne? ben öyle şeyler demem ki.
Tuna: Sen demezsin ama diyenler var haluk.
Meltem: Arkadaşlar ona bakarsanız bir erkek başka bir erkeği aşağılamak istediğinde hemen kadınlarla ilgili başka bir laf eder. Sana etek giydiririm falan filan. Ne iğrenç ne maço bir tavır. Neyse ki Türk Dil Kurumu artık sözlüklerden kadınları aşağılayan bu deyimleri ve atasözlerini kaldırıyor.
Gönül: Peki bilim adamına ne demeli? Hiç mi bilim kadını yok yani? Ha birde şeye sinir oluyorum, insanoğlu. Sanki insan kızı yok. Sanki bunlar böyle klonlanarak çoğalmışlar. (Haluk aman dermişçesine el hareketi yapmaktadır.)
Gülfidan: Ee bunlar çok yanlış yok, canım hepimizi dünyaya getiren bir kadın değil mi? İnsan anasını hor görür mü? Yanlış yapıyorsunuz haluk bey.
Haluk: Ya ben ne yaptım. Ben bütün erkekleri temsil etmiyorum gülfidan hanım. Benden ne istiyorsunuz?
Meltem: Ee taş fırınsın haluk.
• Bu sahne aslında, toplumda kadının hor görülüşünün, kadının toplumda bir bireyin başka bireyi küçümsemekte kadın kavramını kullandığını söylemektedir. Konu boyunca haluk duyarsız kalmayı hedeflemiştir. Gönül’ün değindiği bilim adamı, insanoğlu gibi söylemler toplumda bir kavram yaratılırken özellikle erkek cinsin temel alındığının bariz örneğidir. Bu örnekler çoğaltılabilecek şekilde fazladır.

Önerilen Yazı
Aile Kurumunun Toplumsal İşlevleri

3.2.4. ÇOCUKLAR DUYMASIN 37. BÖLÜM 33.20 DAKİKA ANALİZİ

Haluk: Bende kadınlara yanlış olmaz. Boşuna anlatmayın. Ben kadın-erkek eşitliğinden yanayım.
Meltem: Kadın-erkek eşitliğinden yana mısın? Madem öylesin niye kapının zilinde Haluk Çetinoğlu yazıyor?
Haluk: Ana! bunca yıldır bunu dert ettin şimdi de bunun fırsatını buldun çevirip bunu mu söylüyorsun bana
Gülfidan: Ataerkil toplum düzeni meltem hanım. Haluk bey gibi okumuş erkekler kadın-erkek eşitliğini içlerine sindirememişler daha.
Haluk: Kapıya erkek ismi yazılır.
Tuna: Hani kadın erkek eşitliğine inanıyordun haluk. Kadın erkek eşitliğine gerçekten inansaydın o zilin üzerine hem kendinin hem de karının ismini yazdırırdın.( ev içerisinde ki bütün kadınlar bunu kafa hareketleriyle onaylar.)
Haluk: Saçma sapan konuşma zero. Yani o küçücük zile ikimizin adı nasıl sığsın.
Tuna: Madem öyle kendi ismini değil, soyadınızı yazdırırdınız. Yani o zilin üstünde Çetinoğlu ailesi yazardı. Ne şiş yanardı ne de kebap. Demi gönül?
Gönül: Aynen öyle.
Haluk: İcat çıkarma başımıza zero, icat çıkarma.
Meltem: Çok iyi fikir çok iyi fikir. (Haluk’un gözleri tam açılır).
Haluk: Yahu kapıya aile reisinin ismi yazılır.
Gönül: O konulara hiç girmeyelim istersen haluk. Medeni kanuna göre erkek aile reisidir diye bir şey yok artık.
Haluk: Ana! Reislikte gitti yani artık.
Gönül: Gitti.
Emine: Hep erkekler aile reisi olacak diye bir şey yok ki canım. Mesele bizim Hüseyin’den aile reisi falan olmaz. Ondan olsa olsa temel reis olur.
Haluk: Ya hadi kalkın kalkın benim uykum geldi. Uğraşamayacağım sizinle.
• Dizinin bu sahnesinde, Haluk her ne kadar kadın erkek eşitliğini savunduğunu söylese de bu eşitliği içten içe bir türlü kabul edememiştir. Aile de erkeğin ön planda olmasını kadının arka planda kalmasını düşünmektedir. Eşi Meltem’in kapıya isminin yazılmasını kendisinin aile reisi olması açısından kabul etmemektedir. Sadece erkeklerin aileyi temsil etmesi gerektiğini düşünmektedir. Haluk eşitliği savunduğunu dile getirmektedir fakat bunu bir türlü kabul edememektedir.

3.3. https://www.youtube.com/watch?v=S16CvQNdKl8

3.3.1.ÇOCUKLAR DUYMASIN DİZİSİ 44. BÖLÜM 40.33 DAKİKA ANALİZİ

Orçun: Bütün arkadaşlarım stada maçı izlemeye gidiyor. Ben daha hiç maça gitmedim.
Gönül: Bak ben bu yaşa geldim bende hiç gitmedim.
Orçun: Annecim sen kadınsın, ben niye maça gitmiyorum. Ben kadın mıyım?
Gönül: Oğlum bizde gideriz.
• Dizinin bu sahnesinde Orçun annesini kadın olduğundan ötürü bir spor aktivitesinden dışlayıcı konuşmaktadır. Aslında toplumumuz çocuk yaşta bile bize birçok aktiviteyi, oyunu, rengi ve işi kadın- erkek ayrımcılığı kapsamında düşüncelerimize empoze etmiştir. Orçunun daha küçük yaşında bunu böyle düşünmesinde toplumun etkisi oldukça fazladır.

3.3.2.ÇOCUKLAR DUYMASIN DİZİSİ 44. BÖLÜM 48.52 DAKİKA ANALİZİ

Berke ve Duygu yıldırım nikahı kıymıştır.
Haluk: Ananız babanız yıllarca başka nikahlara gidip böyle altın taktılar. Niye? Gelsin onlarda bizim oğlumuzun nikahında altın taksın diye. Ama sizin hiç düşündüğünüz yok.
Nurten: Ama çok iyi etmişler. Aferin benim kara kafalı oğluma. Evlenivermişler.
Menderes: Valla üstümden büyük yük kalkttı. Düğün masrafı gözümde büyüyüp duruyordu.
Gülfidan: feodal toplumların adeti düğün. Modern toplumlarda düğün diye bir şey yok ki. Bence nikaha bile gerek yok zaten.
• Bu sahne de Haluk evlenen kızının nikahını doğru bulmamaktadır. Eski kafayla düşündüğü için bir düğün yapılması gerektiğini ve herkesin altın takması gerektiğini düşünmektedir. Nurten, Haluk, Menderes, Gülfidan onunla aynı fikirde değillerdir. Haluk’a göre bu yanlış bir davranıştır. Diğerleri ona göre daha modern düşünmektedir.

3.3.3. ÇOCUKLAR DUYMASIN DİZİSİ 44. BÖLÜM 53.12 DAKİKASI ANALİZİ

Meltem: Sonuna kadar yanındayım gönül. Ayrıca bütün bunları yapmak için hayatında bir erkek olması gerekmiyor. Sen bir kadın olarakta bütün bunların üstesinden gelebilirsin. İstersen beraber yaparız. Hissettirmeyiz Orçun’a babasının yokluğunu.
• Dizinin bu sahnesinde, Meltem arkadaşı Gönül’e destek olmuştur. Bir çocuğun anne ve babası ayrıyken de büyüyebileceğini, bir kadının eşi olmadan da geçimini sağlayabileceğini, kendi ayakları üzerinde durabileceğini anlatmaktadır.

3.3.4. ÇOCUKLAR DUYMASIN DİZİSİ 44. BÖLÜM 1.16.50 DAKİKA ANALİZİ

Haluk: Gönül ablan deplasmana gidecek ona yardımcı ol.
Emre: Deplasmana mı? Sivas’a mı?
Gönül: Evet, Orçun’a söz verdim. Götürmem lazım.
Emre: Yapma gönül abla. Deplasman zor iştir. Yapamazsın sen oralarda.
Meltem: Ay ne demek deplasman zor iş sen yapamazsın, yani kadınlara gelince mi zor iş oluyor?
Haluk: Tabi.
Gönül: Emrecim sen bana nasıl yapıldığını anlat. Gerisini ben hallederim. Bu dünyada kadınların yapamayacağı hiçbir şey yoktur.
• Bu sahne de Haluk’un oğlu olan Emre de kadınların bazı spor aktivitelerini yapamayacağını düşünmektedir. Haluk genelde yaptığı gibi kadınları aşağılamaktadır. Haluk’un kadınlara karşı bu tutumu oğlu Emre’yi de etkilemiştir.

3.4. ÇOCUKLAR DUYMASIN DİZİSİ 72. BÖLÜM 56.32 DAKİKA ANALİZİ

Duygu: Lütfen berke ama saçmalıyorsun.
Berke: Kapatır mısın lütfen şu konuyu duygu lütfen kapat.
Duygu: Ya neden izin vermiyorsun?
Berke: Hayır diyorum duygu hayır. Hayır. Of bitti ya.
Duygu: Ya ama lütfen ne olur.
Berke: Duygucum hayırdan sen anlamıyor musun? Hayır bitti duygucum hayır.
Duygu: Aman izin vermezsen verme ben yinede yapıcam.
Berke: Parmaklarını havaya kaldırarak. Eğer yaparsan sonra varya çok kötü şeyler olur söyleyim sana. ( o sırada Haluk kanepeden konuşmaları dinler.)
Duygu: Ama bak
Berke: Hayır.
Duygu: Ama bağırmana gerek yoktu Berke.
• Bu sahnede, evli olan duygu ve berke arasında yaşanan bir tartışma verilmiştir. Duygu, aslında özgür olmayı, erkek egemenliği altında yaşamayı reddetse de Berke’nin izni olmadan istediği şeyleri yapamamaktadır. Berke, Haluk kadar baskın olmasa da sözünü dinletmek isteyen bir erkektir. Dizinin bu sahnesinde de erkeklerin kadınlara yaptığı baskıyı görmekteyiz.

3.5. ÇOCUKLAR DUYMASIN DİZİSİ https://www.youtube.com/watch?v=BLhk9035y7M SAHNESİNİN ANALİZİ

Tuna: Şimdi sonuç olarak herkes buraya geliyor. Ee kutuyu açıyoruz. Kutunun içinden mavi çıkarsa erkek işte pembe çıkarsa kız mı oluyor?
Gönül: Evet aynen, anladın mı şimdi? Peki senin içinden ne geçiyor?
Tuna: Benim içimden aslına bakarsan, kız geçiyor ama erkek hissediyorum sanki. Aa güldün.
Merve: Baba ne alakası var ya?
Tuna: Coşkuyla ayağa kalkarak erkek demi? Söyle hadi söyle
Merve: Saçmalama ya öyle şey olur mu ya?
Tuna: Merve’yi göstererek, mavi giymiş gönül kesin erkek. Doğruyu söyle bak doğruyu söyle.
Merve: Baba öğrenmeden önce giydim bunu demi. Allah Allah. Orçun hadi gel çıkmamız lazım.
Orçun: Geldim geldim. Öğrenebildin mi sen?
Merve: Öğrendim.
Orçun: Söyle.
Merve: Ben sana söylerim ama şuraya geç.

Ev hazırlanmış süslenmiş herkes gönül ve Tuna’nın evinde toplanmaya başlanmış evin bir kısmı mavi diğer kısmı pembe renklerle süslenmiş.

Merve: Hepiniz Hatice abla ve şükrü abinin ilk bebeği potitonun cinsiyet açıklama partisine hoş geldiniz. Şu anda potitonun cinsiyetini yalnızca Orçun ve ben biliyoruz.
Ev halkı hep birlikte: Söyle, söyle.
Merve: Söyleyeceğiz de hep birlikte tahminleri alalım.
Orçun: Evet bakalım kimler ne diyecek? Hüseyin abi?
Hüseyin: Tabi erkek olacak onu maçlara götüreceğiz.
Emine: Aman inşallah kız olur, erkek olur da bunların eline düşerse yazık olur.
Hüseyin: Ne dedin sen Emine.
Emine: Bir şey demedim amigo Hüseyin.
Orçun: Anne sence?
Gönül: Öncelikle sağlıklı olsun tabi. Ama benim içimden sanki kızmış gibi geliyor. Bir de çok güzel kız kıyafetleri var, inanılmaz nasıl cici?
Orçun: Tuna abi?
Tuna: Bende içimden kız geçiyor. Kız olursa daha mutlu olcam gibi içimde öyle bir şey var.
Hüseyin: Erkek adamın erkek evladı olur.
Tuna: Kim demiş onu, olur mu öyle şey? Saçma sapan bir şey yani.
Merve: İnsanın insan evladı olarak düzeltelim biz onu.
Orçun: Şükrü abi?
Şükrü: Hatice’m, benimde içimden kız geçiyor.
Merve: Kutuyu eline alır ve açıyorum. Hazır mısınız?
Ev halkı: Aç hadi sabırsızlanıyoruz. Merve kutuyu açar ve içinden yeşil balonlar çıkar.
Gönül: Bu ne Mervecim.
Şükrü: Yeşil. Potitom yoksa uzaylı mı Hatice?
Hatice: Uzaylı mı? Vay başıma gelenler diyerek dövünmeye başlar.
Merve: Tamam tamam sakin olun bir sorun yok. Açıklayacağım ben her şeyi.
Hüseyin: Ben hiçbir şey anlamadım Emine. Mavi erkek pembe kız dediniz kutudan yeşil çıktı.
Merve: Bakın erkek ve kadın ayrımı daha insanlık dünyaya gelmeden başlıyor. Kadınlar pembe renkle, erkekler mavi renkle temsil ediliyor.
Orçun: Ya aslında renklerin cinsiyeti yoktur. Renkleri cinsi anlamlar yükleyen biziz. Bizde böyle bir organizasyon yapıp size bunun hiçbir önemi olmadığını göstermek istedik.
Merve: Hatice abla şükrü abi, sizin kızınız da olsa oğlunuzda olsa bütün renklerle büyüsün. Kız olursa mavi de giysin, yeşil de giysin, pembe de giysin. Erkek olursa da pembeden kaçmasın kız rengi diye. Küçükken pembeden kız rengi diye kaçan erkekler; büyüdüklerinde kız sporu, kız rengi, kız işi diye ayrımcılık yapıyorlar.
• Dizinin bu sahnesinde toplumsal cinsiyet açısından halka çok önemli bir mesaj verilmiştir. Dizideki erkek karakterler, erkek adamın erkek oğlu olur düşüncesindedirler, kız çocuğunun olması onları fazla memnun etmeyecektir. Tuna ve Gönül’ün çocukları Merve ve Orçun büyüklerinden daha bilinçli olarak onlara küçük ama önemli bir ders vermişlerdir. Toplumsal cinsiyet ayrımının çocuklar daha dünyaya gelmeden başladığını ve bunu büyüklerin yaptığını anlatmaya çalışmışlardır. Büyükler bunu kabul edebilirlerse erkek ve kız çocukları eşit olacaklardır, eşit büyüyeceklerdir. Böylece kadın-erkek eşitliği mümkün olacaktır.

SONUÇ

Bu çalışma da Çocuklar Duymasın dizisi analiz edilmiştir. Çalışmamızın amacı, kadına ve erkeğe toplum tarafından atfedilen kadınlık ve erkeklik rollerinin, geleneksel ve modernlik çatışmalarının diziler üzerinden aktarılmasını söylem analizi yöntemiyle ortaya koymaktır. Söylem analizi yöntemini kullanarak amacımızı gerçekleştirdik. Çalışma Türk toplumda belirlenen kalıplaşmış cinsiyet rollerini keskin bir şekilde topluma aktarmasıyla ve söylemlerle toplumda erkek ve kadını ayırması bakımından önem taşımaktadır. Çalışmamızın önemi toplumsal cinsiyet rollerindeki eşitsizliği açıklamaktır. Analizini yaptığımız dizi toplumsal cinsiyet ayrımı ve eşitsizliği açısından çok önemli bir örnektir. Çalışmamızın veri kaynağını Youtube, çalışmamızda belirtilen bilimsel makaleler ve dizinin yayınlandığı TV kanalları oluşturmaktadır. Çalışmada kullanılan kavramlar giriş bölümünde açıklanmıştır. Yapmış olduğumuz çalışma Türkiye’de kadına bakış açısı konusunda bize bir örnek niteliği taşımaktadır. Ataerkil sistemin geçerliliğini ve baskınlığını anlatmaktadır. Dizide erkek karakterlerin kadın karakterlere göre daha doğru kararlar verdiğinin düşünüldüğü sahneler vardır. Evde erkek bireylerin her zaman sözünün geçmesi gerektiği düşünülür. Geleneksel aile yapısının sunulmasına rağmen evde hizmetçi çalıştırılarak modern yapıya kayılması durumu söz konusudur. Dizideki kadın erkek eşitsizliği çalışmamızda toplumsal cinsiyet açısından değerlendirilmiştir.

KAYNAKÇA

• ÇELİK, H. ve EKŞİ, H. (2018). Söylem Analizi. Marmara University Atatürk Education Faculty Journal of Educational Sciences, 27(27), 99-117.
• GEZGİN, S. (Ed.). (2018). Medya ve iletişime diyalektik bakış. KONYA: Eğitim Yayınevi
• ŞAHİNÖZ, C. (2004). Çocuklar Duymasın Sosyolojik Bir Değerlendirme. Ayasofya Dergisi,8(1).

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Aksaray Üniversitesi Sosyoloji lisans öğrencisiyim.

Yorum Yap

Yorumlar (6)

  1. mustafa01_avatar
    2 ay önce

    Çok kapsamlı bir çalışma olmuş. Tebrik ederim. Çalışmalarınızın devamlılığını diliyorum.

  2. gozdegngr1_avatar

    Emeğine ve ellerine sağlık. Yazının başlığı dikkatimi çekti baştan sona da okudum. Ancak yazım dilinle birlikte geliştirmen gereken birkaç nokta olduğunu düşünüyorum. Kendi görüşlerini kattığın kısımlar analizden çok kişisel değerlendirmeye girmiş. Özellikle ikinci bölümde karakterlerin tanıtımında. Örneğin : “ bir anneye yakışmayan kıyafetlerle…” cümlesi bana bir tahlil geldi. Kime göre neye göre ? Dizideki eşi tarafından düşünüldüğünü anlatılmaya çalışılıyorsa bu belirtilmeli. “ Ve gerçek dışı bir hareket ile, hemen her konuyu, özel hayatını bile, psikoloğuyla paylaşıyor. (…) Ama her küçük bir meselede, bir uzmana baş vurmak ve aile hayatından en gizli olayları bile anlatmak aşırı derecede, haddinden fazla, gerçek dişi ve Türk Aile Yapımıyla hiç mi hiç alakası olmayan bir hareket. “ cümlesinde de yine aynı hataları görüyorum maalesef. Psikoloğa giden kişi zaten özel hayatını paylaşmak amacı ile gider ki danışmanlık alabilsin. Ayrıca “haddinden fazla” nitelemesi yine kime göre neye göre sorgulamasını ortaya koyuyor. Umarım verdiğim örneklere bakarak yazının devamını da incelersin. Tekrar ellerine sağlık.

    • gozdegngr1_avatar
      2 hafta önce

      Uyarılarınızı dikkate alacağım. Uyarılarınız eşliğinde çalışmaya baktım değişiklik yapmam gereken şeyler olduğunu farkettim teşekkür ederim.

  3. kubranurkizilesik_avatar
    2 hafta önce

    Beğenerek okudum. Gerçekten kapsamlı ve verimli bir çalışma olmuş. Bilinçlenmek ve bazı şeyleri görmek için okunması gereken bir analiz ortaya çıkarmışsınız. Tebrik ederim. İyi çalışmalar. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir